Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/18629 E. 2014/4051 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maluliyet oranı↗ kusur tespiti↗ kusur oranı↗ taşıma sözleşmesi↗ taşıyıcı↗ maddi tazminat↗ kusur↗ avans faizi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; olayın meydana gelmesinde davalı kurumun %20, davacının ise %80 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, 43.256.73 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 01.04.2008 tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan avans faizi ile davalıdan tahsiline; manevi tazminat konusunda ise, davacının sosyal ve mali durumu, maluliyet oranı, kusur durumları göz önüne alınarak, davacının çektiği ve çekeceği elem ve ızdırabın biraz olsun dindirilmesine matuf değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle, takdiren 21.500.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Kazanın meydana gelmesinde tren işletmecisi davalının %20 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının kendi iddiasına göre bindiği trende etrafını saran tanımadığı kimselerle münakaşa ve kavgaya girişmesi üzerine bağırıp yardım isteme çağrılarına, trendeki görevliler tarafından duyulmaması nedeniyle kimsenin yardımına gelmemiş olduğu iddiasının gerçek olduğu hususunun mantıki ve kabul edilebilir olduğu kanaatine varıldığı yönünde görüş bildirilmiştir. Ancak, davacının söz konusu kimseler tarafından gasp edildikten sonra trenden atıldığı iddiası dosyadaki mevcut delillere göre kanıtlanamamıştır. Davalı yolcunun hareket halindeki trenden düştüğü kabul edildiğinde, taşıyıcı davalının, teknolojik gelişmelere uygun tren işletmesi yapmaması, hareket halindeki trenin vagon kapılarının açılmasını engelleyici tedbirleri almama konusunda kusurlu olduğu bir gerçektir. Esasen, Dairemizin istikrar kazanmış kararlarıyla da davalının açıklanan yönlerde işletme kusurunun varlığı kabul edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda ise bu hususta değerlendirme yapılmamıştır. Bu sebeple, taşıyıcının hareket halindeki trenin kapısının açılmasını engelleyici tedbirleri almama konusunda kusur oranı araştırılarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde varsayıma dayalı bir değerlendirme ile kusur tespiti yapılan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5575 E. 2010/11529 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanık beyanı · eksik inceleme
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı taraf 27.10.2002 tarihinde davalıya ait trene bindikten sonra trenin hareket etmesi sonucu açık olan kapıdan düşerek yaralandığını ileri sürmüş ve buna ilişkin olarak «tanık beyanlarına» ve hastane kayıtlarına delil olarak dayanmıştır.
… arda kaza sonrası davacının tedavi amaçlı gittiği hastanede trenden düşerek yaralandığını beyan etmesi, bu beyanın olayın hemen sonrasında sıcağı sıcağına olması ve «tanık beyanlarının» da davacının bu beyanını destekler mahiyette bulunması ile olay tarihinde henüz 12 yaşında olduğu göz önüne alındığında davacının yalan beyanda bulunduğunun kabul …
Bu itibarla, mahkemece, davacının trenden düşmek suretiyle yaralandığının kabulü ile işin esasına girilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13015 E. 2014/19396 K.
Ortak:kusur oranı · taşıma sözleşmesi · maddi tazminat · kusur
İncelediğiniz kararda… nen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; olayın meydana gelmesinde davalı kurumun %20, davacının ise %80 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, 43.256.73 TL «maddi tazminatın» olay tarihi olan 01.04.2008 tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan «avans faizi» ile davalıdan tahsiline; manevi tazminat konusunda ise, davacının sosyal ve mali durumu, «maluliyet oranı», «kusur» durumları göz önüne alınarak, davacının çektiği ve çekeceği elem ve ızdırabın biraz olsun dindirilmesine matuf değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle, takdiren 21.50 …
Bu sebeple, «taşıyıcının» hareket halindeki trenin kapısının açılmasını engelleyici tedbirleri almama konusunda «kusur oranı» araştırılarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde varsayıma dayalı bir değerlendirme ile «kusur tespiti» yapılan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda3- Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «kusur oranının» belirlenmesi amacıyla ..
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında da belirtildiği üzere demiryolu kazalarında tarafların «kusur oranlarını» belirlemek teknik incelemeyi gerektirdiğinden mahkeme tarafından tarafların kusur oranları belirlenemez.
Kaldı ki, mahkemece bu konuda 2 kez bilirkişi raporu alınmış olup, raporların çelişmesi halinde «kusur oranının» mahkemece de belirlenebileceğine karar verilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekile tebliğ · adli yardım · zamanaşımı · ibraz · e-defter
Benzer bu kararda1-Davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesine cevap dilekçesi olarak «ibraz» edilen ancak niteliği itibariyle katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilerek bu doğrultuda değerlendirmeye tabi tutulan dilekçenin süresinde olmadığı gibi, temyiz «defterine» de kaydedilmediği anlaşılmıştır.
Davacıların «adli yardımdan» yararlanmaları sebebiyle temyiz harcı yatırmaları gerekmez ise de, davalı tarafın temyiz dilekçesi 12/05/2014 tarihinde davacı «vekiline tebliğ» edilmiş olup, davacılar vekili yasal süre geçtikten sonra 27/05/2014 tarihinde temyiz dilekçesini verdiğinden, davacılar vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)'nın 434. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 365. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin yasal temyiz süresi içerisinde temyiz «defterine» kayıt ettirilip, temyiz harcının da yatırılmış olması gerekmektedir.
… ndeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davanın «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanması nedeniyle olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 767/5 maddesi gereğince 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmamış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8138 E. 2016/3104 K.
Ortak:kusur oranı · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · kusur
İncelediğiniz karardaBu sebeple, «taşıyıcının» hareket halindeki trenin kapısının açılmasını engelleyici tedbirleri almama konusunda «kusur oranı» araştırılarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde varsayıma dayalı bir değerlendirme ile «kusur tespiti» yapılan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
… nen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; olayın meydana gelmesinde davalı kurumun %20, davacının ise %80 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, 43.256.73 TL «maddi tazminatın» olay tarihi olan 01.04.2008 tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan «avans faizi» ile davalıdan tahsiline; manevi tazminat konusunda ise, davacının sosyal ve mali durumu, «maluliyet oranı», «kusur» durumları göz önüne alınarak, davacının çektiği ve çekeceği elem ve ızdırabın biraz olsun dindirilmesine matuf değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle, takdiren 21.50 …
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dosya bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi raporu alındığı, raporda ...nun «kusur oranın» %75 TCDD işletmesinin kusur oranının ise %25 olduğunu bildirdikleri, kusur oranları tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alındığı belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile davacı ...
Davalı işletmeye izafe edilen «kusur», Dairemize yansıyan başkaca dava dosyalarında yolcunun hareket halindeki trenden inmek yahut hareket halindeki trene binmek isterken meydana gelen ölümlü yahut yaralamalı vakalarda benimsenmiş «kusur oranına» uygun olmakla birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, müteveffa yolcuyu hareket halindeki trenden atlamaya iten saikin, davalı işletmenin her biri olayın …
2- Dava, demiryolu ile yolcu «taşıma sözleşmesinin ihlali» nedeniyle yolcunun öldüğü iddiasına dayalı olarak yolcu yakınları olan davacıların manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zilyetlik · sözleşmenin ihlali · kâr mahrumiyeti · yasal faiz
Benzer bu karardaSıdıka için 20.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00TL manevi tazminatın 30.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek olan «yasal faizi» ile davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, demiryolu ile yolcu «taşıma sözleşmesinin ihlali» nedeniyle yolcunun öldüğü iddiasına dayalı olarak yolcu yakınları olan davacıların manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemiz uygulamaları ve 6103 sayılı Kanun'un 2/1-a maddesi gereğince, olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 806. maddesi uyarınca, «taşıyıcı», yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla mükelllef olup yolcunun kaza neticesinde ölmesi halinde onun yardımından «mahrum» kalan kimseler uğradıkları zararlara karşılık taşıyıcıdan tazminat isteyebileceklerdir.
… n müteveffa yolcuda, aniden gelişen olayın oluşturduğu tehevvür ve paniğin etkisinin sınırlı olacağı, yolcunun TMK'nın 981. maddesinde anlamını bulan kuvvet yoluyla «zilyetliğini» koruma gayretine girişmeyeceği yahut bunu daha ölçülü yapabilecek bir psikoloji içerisinde olacağı, hareket halindeki trenden atlamak gibi tedbirsiz ve talimata ay …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/18629 E. , 2014/4051 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/09/2013
NUMARASI 2013/12-2013/390
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.09.2013 tarih ve 2013/12-2013/390 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.04.2008 tarihinde çalışmakta olduğu işyerinden çıkarak, evine gidebilmek için Pendik tren istasyonuna gittiğini, Pendik’ten Haydarpaşa istikametine gitmekte olan 00.30 saatli banliyo trenini kaçırdığını, hemen arkasından gelen Doğu Ekspresi'ne bindiğini, bindikten sonra kompartımandaki iki kişinin müvekkilini tartaklayarak ceplerini karıştırdığını, bu esnada iki kişinin daha geldiğini, davacının mücadele ederken olanca gücü ile bağırıp yardım istediğini, buna rağmen hiçbir tren görevlisinin karşılık vermediğini, bu arada dört kişiden birinin hareket halindeki trenin kapılarını açtığını, diğer üç kişinin de telefonunu alarak davacıyı trenle peron arasına attığını, müvekkilinin çığlıkları sonucu polis ve ambulans gelerek kendisini Kartal Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdüğünü, çeşitli ameliyatlar geçirdiğini, psikolojik bunalıma girdiğini, tren personelinin TCDD İşletmesi Tesisler Personelinin Görev, Yetki ve Sorumluluklarına dair 1601 sayılı Genel Emre aykırı davrandıklarını ve gerekli tedbirleri almadıklarını, tren ile peron arasında uluslararası standartlara uymayan, bir yolcunun içine düşebileceği açıklık olduğunu, tren kapılarının güvenli bir şekilde kapatılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000.00 TL maddi, 75.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 14/08/2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 120.199,77 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, olayın meydana gelmesinde müvekkili kurumun bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; olayın meydana gelmesinde davalı kurumun %20, davacının ise %80 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, 43.256.73 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 01.04.2008 tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan avans faizi ile davalıdan tahsiline; manevi tazminat konusunda ise, davacının sosyal ve mali durumu, maluliyet oranı, kusur durumları göz önüne alınarak, davacının çektiği ve çekeceği elem ve ızdırabın biraz olsun dindirilmesine matuf değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle, takdiren 21.500.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Kazanın meydana gelmesinde tren işletmecisi davalının %20 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının kendi iddiasına göre bindiği trende etrafını saran tanımadığı kimselerle münakaşa ve kavgaya girişmesi üzerine bağırıp yardım isteme çağrılarına, trendeki görevliler tarafından duyulmaması nedeniyle kimsenin yardımına gelmemiş olduğu iddiasının gerçek olduğu hususunun mantıki ve kabul edilebilir olduğu kanaatine varıldığı yönünde görüş bildirilmiştir. Ancak, davacının söz konusu kimseler tarafından gasp edildikten sonra trenden atıldığı iddiası dosyadaki mevcut delillere göre kanıtlanamamıştır.
Davalı yolcunun hareket halindeki trenden düştüğü kabul edildiğinde, taşıyıcı davalının, teknolojik gelişmelere uygun tren işletmesi yapmaması, hareket halindeki trenin vagon kapılarının açılmasını engelleyici tedbirleri almama konusunda kusurlu olduğu bir gerçektir. Esasen, Dairemizin istikrar kazanmış kararlarıyla da davalının açıklanan yönlerde işletme kusurunun varlığı kabul edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda ise bu hususta değerlendirme yapılmamıştır. Bu sebeple, taşıyıcının hareket halindeki trenin kapısının açılmasını engelleyici tedbirleri almama konusunda kusur oranı araştırılarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde varsayıma dayalı bir değerlendirme ile kusur tespiti yapılan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101566800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz