İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1671 E. 2016/652 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cif satış↗ sigorta halefiyeti↗ sigortalanabilir menfaat↗ gemi adamı↗ nakliyat sigortası↗ konişmento↗ aktif husumet yokluğu↗ konşimento↗ halefiyet↗ sigorta tazminatı↗ rücuen tahsil↗ aktif dava ehliyeti↗ satış sözleşmesi↗ aktif husumet↗ sigorta sözleşmesi↗ zayi↗ husumet yokluğu↗ taraf ehliyeti↗ taşıyıcı↗ hukuki yarar↗ geçersizlik↗ taşıyan↗ cy/cy kaydı↗ hasar↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ teslim↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, birleşen 2010/313 Esas sayılı davaya ilişkin olarak dosyaya sunulan 19/05/2009 tarihli konşimentoda taşıyanın ...., yükletenin ...., gönderilenin ...., geminin ise ....olduğunun belli olduğu, düzenlenen raporla yükün büyük kısmının kaybolduğu, kalanın da yağlı suyla kirlendiği, ipliğin tamamının zayi olduğunun kabulü gerektiği, sigortalanan malın faturasında malın CIF satıldığının kayıtlı olduğu, TTK'nın 1139. maddesinde bu satış mal değeri, sigorta ücreti ve navlundan oluşan bedel karşılığında yapılan satışın olarak tanımlandığı, aynı kanunun 1143. maddesinde CIF satışta yarar ve hasarın malın geminin küpeştesini aştığı andan itibaren alıcıya aidiyetinin hükme bağlandığı, sigortalanabilir menfaatin de alıcının olduğu, dava konusu polyester iplik bedelinin malın teslim alınması koşuluyla ödeneceği, sigortalının mal bedelini tahsil edemediğine dair bilgi içeren bir belgenin bulunmadığı, dava dışı sigortalının sigorta konusu mala ilişkin sigortalanabilir bir menfaate sahip olmaması nedeniyle sigorta sözleşmesinin geçersiz kabul edilmesi gerektiği, satıcının zarar sorumlusuna karşı tazminat talep hakkına sahip olmadığı, birleşen 2010/313 Esas sayılı davada davacının bu nedenle aktif dava ehliyeti bulunmadığı, yüke zarar veren çatmanın meydana geliş şekli ile .... gemisi gemi adamlarının tek taraflı ya da müşterek kusuruyla meydana gelip gelmediğinin tam ve tartışmadan uzak olarak tespit olunamadığı gerekçesiyle asıl dava ispatlanamadığından, birleşen 2010/313 Esas sayılı dava ise aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen (2010/313 Esas) davalarda davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan asıl davadaki hükmün onanması gerekmiştir.
2-Birleşen (2010/313 E.) davaya yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; birleşen dava deniz taşımasına bağlı olarak nakliyat sigortasına dayalı sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, davacının halefiyet hakkının doğup doğmadığı, başka bir anlatımla aktif husumetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yazılı gerekçelerle, davacı ... şirketinin halefiyet hakkının doğmadığı sonucuna varılarak davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi cihetine gidilmiştir.
TTK'nın 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF satış sözleşmesinde, malları nakliye aracına uygun şekilde yükletildikten ve taşımada oluşabilecek hasarlar için emtiayı alıcı adına sigorta ettirip, ücreti ödedikten sonra, aynı yasanın 1143 ncü maddesi uyarınca satış konusu mallar üzerinde satıcının artık bir menfaati kalmayacağından, bu malların satıcı lehine sigorta yapılması ve taşımada oluşacak hasarlardan dolayı sigortacının satıcıya ödeme yapmasının geçerli olmadığı ve bu nedenle sigortacının halefiyet hakkının gerçekleşmeyeceğinin kabulü ilke olarak doğrudur.
Ancak, davacı ... şirketi, dava konusu taşımada CİF kaydı ile satış söz konusu olsa da müvekkili şirket sigortalısının satmış olduğu malın bedelini alamadığını, taşınan malların çatmaya bağlı olarak konişmento tarihinden 5 gün sonra zayi olduğunu, dolayısıyla sigortalısının menfaatinin zarar gördüğünü iddia etmiş ve bu konuda ilgili Banka Şubesine yazı yazılmasını da istemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu taşımanın başında CİF satış koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, satıcının malları sigortalatmakta menfaati bulunup bulunmadığı, satıcı-sigortalı ile alıcı arasındaki hukuki ilişkinin CİF satışın tüm özelliklerini taşıyıp taşımadığı, dolayısıyla davacı sigortacının halefiyet hakkının doğup doğmadığı konusunda davacı tarafa ispat olanağı tanınmak, davacının iddiaları değerlendirilerek mal bedelinin satıcı tarafından tam olarak alınıp alınmadığı belirlenmek, satıcının mal bedelini almış olduğunun tereddütsüz anlaşılması durumunda satıcının böyle bir davada hukuki yararının bulunmaması nedeniyle sigorta şirketinin de bu davayı açamayacağının kabulü, aksi durumda satıcının mal bedelini almamış olması halinde, mal üzerinde menfaatinin devam etmesi nedeniyle sigorta tazminatını almasının ve davacı ... şirketinin de halefiyete dayalı olarak bu davayı açmasının mümkün bulunduğunun kabulü gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre birleşen (2010/313 E.)davada davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Rücuen tazminat | Meblağların ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11545 E. 2012/17337 K.
Ortak:sigorta halefiyeti · nakliyat sigortası · halefiyet · satış sözleşmesi · sigorta sözleşmesi · hasar
İncelediğiniz karardaTTK'nın 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF «satış sözleşmesinde», malları nakliye aracına uygun şekilde yükletildikten ve taşımada oluşabilecek «hasarlar» için emtiayı alıcı adına sigorta ettirip, ücreti ödedikten sonra, aynı yasanın 1143 ncü maddesi uyarınca satış konusu mallar üzerinde satıcının artık bir menfaati kalmayacağından, bu malların satıcı lehine sigorta yapılması ve taşımada oluşacak hasarlardan dolayı sigortacının satıcıya ödeme yapmasının geçerli olmadığı ve bu nedenle «sigortacının halefiyet» hakkının gerçekleşmeyeceğinin kabulü ilke olarak doğrudur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, birleşen 2010/313 Esas sayılı davaya ilişkin olarak dosyaya sunulan 19/05/2009 tarihli «konşimentoda» «taşıyanın» ...., yükletenin ...., gönderilenin ...., geminin ise ....olduğunun belli olduğu, düzenlenen raporla yükün büyük kısmının kaybolduğu, kalanın da yağlı suyla kirlendiği, ipliğin tamamının «zayi» olduğunun kabulü gerektiği, sigortalanan malın faturasında malın CIF satıldığının kayıtlı olduğu, TTK'nın 1139. maddesinde bu satış mal değeri, sigorta ücreti ve navlundan oluşan bedel karşılığında yapılan satışın olarak tanımlandığı, aynı kanunun 1143. maddesinde CIF satışta yarar ve «hasarın» malın geminin küpeştesini aştığı andan itibaren alıcıya aidiyetinin hükme bağlandığı, «sigortalanabilir menfaatin» de alıcının olduğu, dava konusu polyester iplik bedelinin malın «teslim» alınması koşuluyla ödeneceği, sigortalının mal bedelini tahsil edemediğine dair bilgi içeren bir belgenin bulunmadığı, dava dışı sigortalının sigorta konusu mala ilişkin sigortalanabilir bir menfaate sahip olmaması nedeniyle «sigorta sözleşmesinin» «geçersiz» kabul edilmesi gerektiği, satıcının zarar sorumlusuna karşı tazminat talep hakkına sahip olmadığı, birleşen 2010/313 Esas sayılı davada davacının bu nedenle aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı, yüke zarar veren çatmanın meydana geliş şekli ile .... gemisi «gemi adamlarının» tek taraflı ya da müşterek kusuruyla meydana gelip gelmediğinin tam ve tartışmadan uzak olarak tespit olunamadığı gerekçesiyle asıl dava ispatlanamadığından, birleşen 2010/313 Esas sayılı dava ise «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu taşımanın başında CİF satış koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, satıcının malları «sigortalatmakta menfaati» bulunup bulunmadığı, satıcı-sigortalı ile alıcı arasındaki hukuki ilişkinin CİF satışın tüm özelliklerini «taşıyıp» taşımadığı, dolayısıyla davacı «sigortacının halefiyet» hakkının doğup doğmadığı konusunda davacı tarafa ispat olanağı tanınmak, davacının iddiaları değerlendirilerek mal bedelinin satıcı tarafından tam olarak alınıp alınmadığı belirlenmek, satıcının mal bedelini almış olduğunun tereddütsüz anlaşılması durumunda satıcının böyle bir davada «hukuki yararının» bulunmaması nedeniyle sigorta şirketinin de bu davayı açamayacağının kabulü, aksi durumda satıcının mal bedelini almamış olması halinde, mal üzerinde menfaatinin devam etmesi nedeniyle «sigorta tazminatını» almasının ve davacı ... şirketinin de halefiyete dayalı olarak bu davayı açmasının mümkün bulunduğunun kabulü gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «satış sözleşmesinin» "CIF" esasıyla yapıldığı, buna göre yüke ilişkin «hasarın» en geç vagonların gemiye yüklendiği anda Kazakistan'daki gönderilene geçtiği, poliçe emre yahut kimin olacaksa onun hesabına düzenlenmedikçe ya da menfaati sigorta edilen sigortalı olarak gösterilmedikçe hasarın alıcıya geçtiği andan itibaren «sigorta sözleşmesinin» batıl olacağı, davacının geçerli bir sigorta sözleşmesi uyarınca ödeme yapmasının gerektiği, satıcının malları alıcı adına sigorta ettirmediği gerekçesiyle, davanı …
TTK'nun 1143, 1147 ve 1139. maddeleri hükümleri karşısında, CİF satışta «hasarın» alıcıya geçmesi ve satıcının sigorta bedelini de tahsil etmiş olması nedeniyle, satıcının alıcı adına malları sigorta ettirmesi, sigorta bedelini ödemesi, «rizikodan» sonra sigortacının sigortalı konumundaki alıcıya ödemede bulunması gerekmekte olup, bu koşullar altında «sigortacının halefiyet» hakkı doğacaktır.
Dava, «nakliyat sigorta poliçesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap ekstresi · cari hesap · riziko · rücuen tazminat · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava, «nakliyat sigorta poliçesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» talebine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafça «hasara» uğrayan 18 soğutucudan 12 adedinin bedelinin tahsil edilmediği iddia edilmiş olup, bu doğrultuda dosyaya «cari hesap ekstresi» delil olarak sunulmuştur.
Davacının dayandığı poliçeye göre, davaya konu soğutucuların taşıma «rizikolarına» karşı satıcı adına sigorta ettirildiği ve satışın CİF satış şeklinde olduğu çekişmesizdir.
TTK'nun 1143, 1147 ve 1139. maddeleri hükümleri karşısında, CİF satışta «hasarın» alıcıya geçmesi ve satıcının sigorta bedelini de tahsil etmiş olması nedeniyle, satıcının alıcı adına malları sigorta ettirmesi, sigorta bedelini ödemesi, «rizikodan» sonra sigortacının sigortalı konumundaki alıcıya ödemede bulunması gerekmekte olup, bu koşullar altında «sigortacının halefiyet» hakkı doğacaktır.
-
Rücuen tazminat | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1030 E. 2013/1153 K.
Ortak:sigorta halefiyeti · gemi adamı · nakliyat sigortası · halefiyet · sigorta sözleşmesi · taşıyan · hasar · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, birleşen 2010/313 Esas sayılı davaya ilişkin olarak dosyaya sunulan 19/05/2009 tarihli «konşimentoda» «taşıyanın» ...., yükletenin ...., gönderilenin ...., geminin ise ....olduğunun belli olduğu, düzenlenen raporla yükün büyük kısmının kaybolduğu, kalanın da yağlı suyla kirlendiği, ipliğin tamamının «zayi» olduğunun kabulü gerektiği, sigortalanan malın faturasında malın CIF satıldığının kayıtlı olduğu, TTK'nın 1139. maddesinde bu satış mal değeri, sigorta ücreti ve navlundan oluşan bedel karşılığında yapılan satışın olarak tanımlandığı, aynı kanunun 1143. maddesinde CIF satışta yarar ve «hasarın» malın geminin küpeştesini aştığı andan itibaren alıcıya aidiyetinin hükme bağlandığı, «sigortalanabilir menfaatin» de alıcının olduğu, dava konusu polyester iplik bedelinin malın «teslim» alınması koşuluyla ödeneceği, sigortalının mal bedelini tahsil edemediğine dair bilgi içeren bir belgenin bulunmadığı, dava dışı sigortalının sigorta konusu mala ilişkin sigortalanabilir bir menfaate sahip olmaması nedeniyle «sigorta sözleşmesinin» «geçersiz» kabul edilmesi gerektiği, satıcının zarar sorumlusuna karşı tazminat talep hakkına sahip olmadığı, birleşen 2010/313 Esas sayılı davada davacının bu nedenle aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı, yüke zarar veren çatmanın meydana geliş şekli ile .... gemisi «gemi adamlarının» tek taraflı ya da müşterek kusuruyla meydana gelip gelmediğinin tam ve tartışmadan uzak olarak tespit olunamadığı gerekçesiyle asıl dava ispatlanamadığından, birleşen 2010/313 Esas sayılı dava ise «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF «satış sözleşmesinde», malları nakliye aracına uygun şekilde yükletildikten ve taşımada oluşabilecek «hasarlar» için emtiayı alıcı adına sigorta ettirip, ücreti ödedikten sonra, aynı yasanın 1143 ncü maddesi uyarınca satış konusu mallar üzerinde satıcının artık bir menfaati kalmayacağından, bu malların satıcı lehine sigorta yapılması ve taşımada oluşacak hasarlardan dolayı sigortacının satıcıya ödeme yapmasının geçerli olmadığı ve bu nedenle «sigortacının halefiyet» hakkının gerçekleşmeyeceğinin kabulü ilke olarak doğrudur.
… durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu taşımanın başında CİF satış koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, satıcının malları «sigortalatmakta menfaati» bulunup bulunmadığı, satıcı-sigortalı ile alıcı arasındaki hukuki ilişkinin CİF satışın tüm özelliklerini «taşıyıp» taşımadığı, dolayısıyla davacı «sigortacının halefiyet» hakkının doğup doğmadığı konusunda davacı tarafa ispat olanağı tanınmak, davacının iddiaları değerlendirilerek mal bedelinin satıcı tarafından tam olarak alınıp alınmadığı belirlenmek, satıcının mal bedelini almış olduğunun tereddütsüz anlaşılması durumunda satıcının böyle bir davada «hukuki yararının» bulunmaması nedeniyle sigorta şirketinin de bu davayı açamayacağının kabulü, aksi durumda satıcının mal bedelini almamış olması halinde, mal üzerinde menfaatinin devam etmesi nedeniyle «sigorta tazminatını» almasının ve davacı ... şirketinin de halefiyete dayalı olarak bu davayı açmasının mümkün bulunduğunun kabulü gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu kararda… ru ve tüm dosya kapsamına göre, hasarlanan emtianın satışının CIF olarak yapıldığı, CIF uyarınca satıcının, yükü, yükleme limanında geminin küpeştesini geçtiği anda «teslim» etmiş sayıldığı, söz konusu emtiada meydana gelen «hasar» nedeniyle poliçede sigortalı olarak gösterilen ...na ödeme yapıldığı, davacı her ne kadar «sigorta sözleşmesi» uyarınca ödeme alması gereken kişiye ödeme yapmamış olması nedeniyle halef sıfatını kazanamamış olsa bile, Yargıtay içtihatları gereğince, satıcının yük hasarı sonucunda satış parasını alıcıdan tahsil edememesi halinde menfaat sahibi sayıldığından, satıcının dava hakkının bulunduğu, dava dışı sigortalı tarafından Unipam S.R.L firması ile «satım sözleşmesi» yapıldığı, ...'in emtianın taşınması işinde davalı ile «navlun sözleşmesi» yaptığı, dava konusu olayda asıl «taşıyan» - «alt taşıyan» hususunun olduğu, taşıma «taahhüdünün» yerine getirilebilmesi için ... ile sözleşme kurulduğu, asıl taşıyanın, alt taşıyan ve «gemi adamlarının» fiillerinden sorumlu olacağı, dava konusu hasarın elverişsiz konteyner sebebiyle meydana geldiği ve bir kısım emtianın hasarlandığı ve davacının sigortalısına hasar bedeli karşılığı 3.506,11 TL ödeme yaptığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile davalının «asıl alacak» tutarı olan 3.506,11 TL'na olan itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmiştir.
6762 Sayılı TTK'nun 1143, 1147 ve 1139. maddeleri hükümleri karşısında, CİF satışta «hasarın» alıcıya geçmesi ve satıcının sigorta bedelini de tahsil etmiş olması nedeniyle, satıcının alıcı adına malları sigorta ettirmesi, sigorta bedelini ödemesi, «rizikodan» sonra sigortacının, sigortalı konumundaki alıcıya ödemede bulunması gerekmekte olup, bu koşullar altında «sigortacının halefiyet» hakkı doğar.
Dava, «nakliyat sigorta poliçesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:alt taşıyan · navlun sözleşmesi · navlun · riziko · rücuen tazminat · satım sözleşmesi · taahhütname · asıl alacak
Benzer bu kararda… ru ve tüm dosya kapsamına göre, hasarlanan emtianın satışının CIF olarak yapıldığı, CIF uyarınca satıcının, yükü, yükleme limanında geminin küpeştesini geçtiği anda «teslim» etmiş sayıldığı, söz konusu emtiada meydana gelen «hasar» nedeniyle poliçede sigortalı olarak gösterilen ...na ödeme yapıldığı, davacı her ne kadar «sigorta sözleşmesi» uyarınca ödeme alması gereken kişiye ödeme yapmamış olması nedeniyle halef sıfatını kazanamamış olsa bile, Yargıtay içtihatları gereğince, satıcının yük hasarı sonucunda satış parasını alıcıdan tahsil edememesi halinde menfaat sahibi sayıldığından, satıcının dava hakkının bulunduğu, dava dışı sigortalı tarafından Unipam S.R.L firması ile «satım sözleşmesi» yapıldığı, ...'in emtianın taşınması işinde davalı ile «navlun sözleşmesi» yaptığı, dava konusu olayda asıl «taşıyan» - «alt taşıyan» hususunun olduğu, taşıma «taahhüdünün» yerine getirilebilmesi için ... ile sözleşme kurulduğu, asıl taşıyanın, alt taşıyan ve «gemi adamlarının» fiillerinden sorumlu olacağı, dava konusu hasarın elverişsiz konteyner sebebiyle meydana geldiği ve bir kısım emtianın hasarlandığı ve davacının sigortalısına hasar bedeli karşılığı 3.506,11 TL ödeme yaptığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile davalının «asıl alacak» tutarı olan 3.506,11 TL'na olan itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat sigorta poliçesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» talebine ilişkindir.
Davacının dayandığı poliçeye göre, davaya konu elektrikli mutfak aletlerinin taşıma «rizikolarına» karşı satıcı adına sigorta ettirildiği ve satışın CİF satış şeklinde olduğu çekişmesizdir.
6762 Sayılı TTK'nun 1143, 1147 ve 1139. maddeleri hükümleri karşısında, CİF satışta «hasarın» alıcıya geçmesi ve satıcının sigorta bedelini de tahsil etmiş olması nedeniyle, satıcının alıcı adına malları sigorta ettirmesi, sigorta bedelini ödemesi, «rizikodan» sonra sigortacının, sigortalı konumundaki alıcıya ödemede bulunması gerekmekte olup, bu koşullar altında «sigortacının halefiyet» hakkı doğar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18638 E. 2014/7694 K.
Ortak:nakliyat sigortası · satış sözleşmesi · aktif husumet · taraf ehliyeti · hasar · eksik inceleme · teslim · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, birleşen 2010/313 Esas sayılı davaya ilişkin olarak dosyaya sunulan 19/05/2009 tarihli «konşimentoda» «taşıyanın» ...., yükletenin ...., gönderilenin ...., geminin ise ....olduğunun belli olduğu, düzenlenen raporla yükün büyük kısmının kaybolduğu, kalanın da yağlı suyla kirlendiği, ipliğin tamamının «zayi» olduğunun kabulü gerektiği, sigortalanan malın faturasında malın CIF satıldığının kayıtlı olduğu, TTK'nın 1139. maddesinde bu satış mal değeri, sigorta ücreti ve navlundan oluşan bedel karşılığında yapılan satışın olarak tanımlandığı, aynı kanunun 1143. maddesinde CIF satışta yarar ve «hasarın» malın geminin küpeştesini aştığı andan itibaren alıcıya aidiyetinin hükme bağlandığı, «sigortalanabilir menfaatin» de alıcının olduğu, dava konusu polyester iplik bedelinin malın «teslim» alınması koşuluyla ödeneceği, sigortalının mal bedelini tahsil edemediğine dair bilgi içeren bir belgenin bulunmadığı, dava dışı sigortalının sigorta konusu mala ilişkin sigortalanabilir bir menfaate sahip olmaması nedeniyle «sigorta sözleşmesinin» «geçersiz» kabul edilmesi gerektiği, satıcının zarar sorumlusuna karşı tazminat talep hakkına sahip olmadığı, birleşen 2010/313 Esas sayılı davada davacının bu nedenle aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı, yüke zarar veren çatmanın meydana geliş şekli ile .... gemisi «gemi adamlarının» tek taraflı ya da müşterek kusuruyla meydana gelip gelmediğinin tam ve tartışmadan uzak olarak tespit olunamadığı gerekçesiyle asıl dava ispatlanamadığından, birleşen 2010/313 Esas sayılı dava ise «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2-Birleşen (2010/313 E.) davaya yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; birleşen dava deniz taşımasına bağlı olarak «nakliyat sigortasına» dayalı sigortalıya ödenen tazminatın «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının «halefiyet» hakkının doğup doğmadığı, başka bir anlatımla «aktif husumetinin» bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının tüm «delilleri toplanarak» dava konusu taşımanın tamamen CİF satış koşullarında yapılıp yapılmadığının, mal bedelinin satıcı tarafından alınıp alınmadığının tespiti ile sonucuna göre davacının «aktif husumet ehliyetinin» değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, malın CİF «teslim» şeklinde satıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı, CİF satışta satılan malların geminin küpeştesine geçtiği andan itibaren nef'i ve «hasarın» alıcıya geçeceği, zararla ilgili dava açma hakkının alıcıya ait olduğu, alacaklının henüz parasını tahsil edememesinin diğer bir deyişle teslimde ödeme halinin bu kuralın istisnasını oluşturduğu, bu taktirde mal teslim edilinceye kadar satıcının, satış bedelini tahsil edemeyeceğinden ve hasar gördüğü taktirde de hasar gören kısmın bedelini alıcıdan alamayacağından sigorta ettirme ve hasar gören kısım için sigorta şirketinden tazminat isteme hakkının olacağı, CİF satışta, malın bedelinin alacaklı tarafından ödenmediğini «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davacı vekilinin «ticari defterlerinden» başka delil sunmalarının mümkün olmadığını bildirdiği, oysa mal bedelini tahsil etmelerine rağmen defterlerine bu durumu yazmamış olmaları yada henüz yazmamış olmalarının mümkün olduğu, bu durumun mal bedelinin tahsil edilmediğini ispata yeterli olmayacağından defterlerinin incelenmesine gerek görülmediği, bedelin henüz ödenmediğine dair hiçbir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava «ehliyeti» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı sigorta şirketine «nakliyat sigorta poliçesi» ile sigortalanan emtianın, diğer davalı tarafından Türkiye'den Almanya'ya taşınması sırasında meydana geldiği iddia olunan «hasar» bedelinin tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın aktif dava «ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müracaat hakkı · gümrük beyannamesi · delillerin toplanmaması · ba beyannamesi · aktif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · ispat yükü · ticari defter
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının tüm «delilleri toplanarak» dava konusu taşımanın tamamen CİF satış koşullarında yapılıp yapılmadığının, mal bedelinin satıcı tarafından alınıp alınmadığının tespiti ile sonucuna göre davacının «aktif husumet ehliyetinin» değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, malın CİF «teslim» şeklinde satıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı, CİF satışta satılan malların geminin küpeştesine geçtiği andan itibaren nef'i ve «hasarın» alıcıya geçeceği, zararla ilgili dava açma hakkının alıcıya ait olduğu, alacaklının henüz parasını tahsil edememesinin diğer bir deyişle teslimde ödeme halinin bu kuralın istisnasını oluşturduğu, bu taktirde mal teslim edilinceye kadar satıcının, satış bedelini tahsil edemeyeceğinden ve hasar gördüğü taktirde de hasar gören kısmın bedelini alıcıdan alamayacağından sigorta ettirme ve hasar gören kısım için sigorta şirketinden tazminat isteme hakkının olacağı, CİF satışta, malın bedelinin alacaklı tarafından ödenmediğini «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davacı vekilinin «ticari defterlerinden» başka delil sunmalarının mümkün olmadığını bildirdiği, oysa mal bedelini tahsil etmelerine rağmen defterlerine bu durumu yazmamış olmaları yada henüz yazmamış olmalarının mümkün olduğu, bu durumun mal bedelinin tahsil edilmediğini ispata yeterli olmayacağından defterlerinin incelenmesine gerek görülmediği, bedelin henüz ödenmediğine dair hiçbir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava «ehliyeti» yönünden reddine karar verilmiştir.
Ancak, somut olayda davacı taraf, malların CIF satış yöntemi ile «teslimi» hususunda karşı tarafla anlaşıldığını, ödeme noktasında ise tarafların genel kuraldan ayrıldıklarını ve ödemenin mal mukabilinde yapılmasının kararlaştırıldığını ileri sürmüş olup gerçekten de dosyaya sunulan «gümrük beyannamesinde» ödemenin mal mukabili olduğu belirtilmiş ve bu belgede yazılı banka şubesinin ismi davaya konu taşınan malların faturasına da yazılmıştır.
Öte yandan, davacının mal bedellerinin kendisine ödenmediği iddiası ile «ticari defterleri» üzerinde inceleme yapılması talebi de kabul görmemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5934 E. 2014/12735 K.
Ortak:sigorta halefiyeti · sigortalanabilir menfaat · halefiyet · taraf ehliyeti · hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, birleşen 2010/313 Esas sayılı davaya ilişkin olarak dosyaya sunulan 19/05/2009 tarihli «konşimentoda» «taşıyanın» ...., yükletenin ...., gönderilenin ...., geminin ise ....olduğunun belli olduğu, düzenlenen raporla yükün büyük kısmının kaybolduğu, kalanın da yağlı suyla kirlendiği, ipliğin tamamının «zayi» olduğunun kabulü gerektiği, sigortalanan malın faturasında malın CIF satıldığının kayıtlı olduğu, TTK'nın 1139. maddesinde bu satış mal değeri, sigorta ücreti ve navlundan oluşan bedel karşılığında yapılan satışın olarak tanımlandığı, aynı kanunun 1143. maddesinde CIF satışta yarar ve «hasarın» malın geminin küpeştesini aştığı andan itibaren alıcıya aidiyetinin hükme bağlandığı, «sigortalanabilir menfaatin» de alıcının olduğu, dava konusu polyester iplik bedelinin malın «teslim» alınması koşuluyla ödeneceği, sigortalının mal bedelini tahsil edemediğine dair bilgi içeren bir belgenin bulunmadığı, dava dışı sigortalının sigorta konusu mala ilişkin sigortalanabilir bir menfaate sahip olmaması nedeniyle «sigorta sözleşmesinin» «geçersiz» kabul edilmesi gerektiği, satıcının zarar sorumlusuna karşı tazminat talep hakkına sahip olmadığı, birleşen 2010/313 Esas sayılı davada davacının bu nedenle aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı, yüke zarar veren çatmanın meydana geliş şekli ile .... gemisi «gemi adamlarının» tek taraflı ya da müşterek kusuruyla meydana gelip gelmediğinin tam ve tartışmadan uzak olarak tespit olunamadığı gerekçesiyle asıl dava ispatlanamadığından, birleşen 2010/313 Esas sayılı dava ise «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF «satış sözleşmesinde», malları nakliye aracına uygun şekilde yükletildikten ve taşımada oluşabilecek «hasarlar» için emtiayı alıcı adına sigorta ettirip, ücreti ödedikten sonra, aynı yasanın 1143 ncü maddesi uyarınca satış konusu mallar üzerinde satıcının artık bir menfaati kalmayacağından, bu malların satıcı lehine sigorta yapılması ve taşımada oluşacak hasarlardan dolayı sigortacının satıcıya ödeme yapmasının geçerli olmadığı ve bu nedenle «sigortacının halefiyet» hakkının gerçekleşmeyeceğinin kabulü ilke olarak doğrudur.
… durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu taşımanın başında CİF satış koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, satıcının malları «sigortalatmakta menfaati» bulunup bulunmadığı, satıcı-sigortalı ile alıcı arasındaki hukuki ilişkinin CİF satışın tüm özelliklerini «taşıyıp» taşımadığı, dolayısıyla davacı «sigortacının halefiyet» hakkının doğup doğmadığı konusunda davacı tarafa ispat olanağı tanınmak, davacının iddiaları değerlendirilerek mal bedelinin satıcı tarafından tam olarak alınıp alınmadığı belirlenmek, satıcının mal bedelini almış olduğunun tereddütsüz anlaşılması durumunda satıcının böyle bir davada «hukuki yararının» bulunmaması nedeniyle sigorta şirketinin de bu davayı açamayacağının kabulü, aksi durumda satıcının mal bedelini almamış olması halinde, mal üzerinde menfaatinin devam etmesi nedeniyle «sigorta tazminatını» almasının ve davacı ... şirketinin de halefiyete dayalı olarak bu davayı açmasının mümkün bulunduğunun kabulü gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yükün mülkiyetinin ve yüke ilişkin yarar ve «hasarın» dava dışı alıcıya geçtiği, bu husus göz önüne alındığında davacının sigortalısı olan satıcının zarara uğramış sayılamayacağı, dava dışı satıcının dava konusu yük üzerinde «sigortalanabilir menfaati» bulunduğu hususunun da ispatlanamadığı, bu nedenle kanun uyarınca veya hukuki işlem yolu ile davacı sigortacı lehine «halefiyetin» gerçekleşmediği, yine dava dışı satıcının davalıya karşı BK'nın 162. maddesi hükmü uyarınca davacı sigortacıya «temlik» edebileceği bir alacağı da bulunmadığı,dolayısıyla davacının «kanuni halefiyete» ya da «alacağın temliki» hükümlerine dayanarak davalıdan talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 1139, 1143 ve 1147. maddeleri uyarınca, CİF satışta «hasarın» alıcıya geçmesi ve satıcının sigorta bedelini de tahsil etmiş olması nedeniyle, satıcının alıcı adına malları sigorta ettirmesi, sigorta bedelini ödemesi, «rizikodan» sonra sigortacının sigortalı konumundaki alıcıya ödemede bulunulması gerekmekte olup, bu koşullar altında «sigortacının halefiyet» hakkı doğacaktır.
Ancak somut olayda, satıcının CİF satış nedeniyle malın bedelini tamamen alıcısından tahsil ettiği belli olmadığından, mahkemece bu husus üzerinde durulup; şayet hasarlı malın bedelini alıcının, satıcıya ödememiş olduğu belirlenirse, bu durumda davacı sigorta şirketinin satıcıya yaptığı ödemeye geçerlik tanıyarak, sigortacı davacının «halefiyet» hakkının doğduğunun kabul edilmesi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kanuni halefiyet · akreditif · alacağın temliki · riziko · rücuen tazminat · tazminat davası · temlik · ticari defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu yükün mülkiyetinin ve yüke ilişkin yarar ve «hasarın» dava dışı alıcıya geçtiği, bu husus göz önüne alındığında davacının sigortalısı olan satıcının zarara uğramış sayılamayacağı, dava dışı satıcının dava konusu yük üzerinde «sigortalanabilir menfaati» bulunduğu hususunun da ispatlanamadığı, bu nedenle kanun uyarınca veya hukuki işlem yolu ile davacı sigortacı lehine «halefiyetin» gerçekleşmediği, yine dava dışı satıcının davalıya karşı BK'nın 162. maddesi hükmü uyarınca davacı sigortacıya «temlik» edebileceği bir alacağı da bulunmadığı,dolayısıyla davacının «kanuni halefiyete» ya da «alacağın temliki» hükümlerine dayanarak davalıdan talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan «rücuen tazminat davası» olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla; ihracat nedeniyle hangi bankada «akreditif» açıldığı davacıdan sorulmak suretiyle tespit edilerek, mal bedelinin satıcıya ödenip ödenmediği, ödendi ise ne miktarda ödendiği araştırılıp ve gerektiği takdirde davacının selefinin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde de inceleme yaptırılarak davacının aktif dava «ehliyetinin» olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek …
TTK'nın 1139, 1143 ve 1147. maddeleri uyarınca, CİF satışta «hasarın» alıcıya geçmesi ve satıcının sigorta bedelini de tahsil etmiş olması nedeniyle, satıcının alıcı adına malları sigorta ettirmesi, sigorta bedelini ödemesi, «rizikodan» sonra sigortacının sigortalı konumundaki alıcıya ödemede bulunulması gerekmekte olup, bu koşullar altında «sigortacının halefiyet» hakkı doğacaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2005/3071 E. 2006/2913 K.
Ortak:satış sözleşmesi · taraf ehliyeti · hukuki yarar · taşıyan · cy/cy kaydı · hasar · teslim · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, birleşen 2010/313 Esas sayılı davaya ilişkin olarak dosyaya sunulan 19/05/2009 tarihli «konşimentoda» «taşıyanın» ...., yükletenin ...., gönderilenin ...., geminin ise ....olduğunun belli olduğu, düzenlenen raporla yükün büyük kısmının kaybolduğu, kalanın da yağlı suyla kirlendiği, ipliğin tamamının «zayi» olduğunun kabulü gerektiği, sigortalanan malın faturasında malın CIF satıldığının kayıtlı olduğu, TTK'nın 1139. maddesinde bu satış mal değeri, sigorta ücreti ve navlundan oluşan bedel karşılığında yapılan satışın olarak tanımlandığı, aynı kanunun 1143. maddesinde CIF satışta yarar ve «hasarın» malın geminin küpeştesini aştığı andan itibaren alıcıya aidiyetinin hükme bağlandığı, «sigortalanabilir menfaatin» de alıcının olduğu, dava konusu polyester iplik bedelinin malın «teslim» alınması koşuluyla ödeneceği, sigortalının mal bedelini tahsil edemediğine dair bilgi içeren bir belgenin bulunmadığı, dava dışı sigortalının sigorta konusu mala ilişkin sigortalanabilir bir menfaate sahip olmaması nedeniyle «sigorta sözleşmesinin» «geçersiz» kabul edilmesi gerektiği, satıcının zarar sorumlusuna karşı tazminat talep hakkına sahip olmadığı, birleşen 2010/313 Esas sayılı davada davacının bu nedenle aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı, yüke zarar veren çatmanın meydana geliş şekli ile .... gemisi «gemi adamlarının» tek taraflı ya da müşterek kusuruyla meydana gelip gelmediğinin tam ve tartışmadan uzak olarak tespit olunamadığı gerekçesiyle asıl dava ispatlanamadığından, birleşen 2010/313 Esas sayılı dava ise «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF «satış sözleşmesinde», malları nakliye aracına uygun şekilde yükletildikten ve taşımada oluşabilecek «hasarlar» için emtiayı alıcı adına sigorta ettirip, ücreti ödedikten sonra, aynı yasanın 1143 ncü maddesi uyarınca satış konusu mallar üzerinde satıcının artık bir menfaati kalmayacağından, bu malların satıcı lehine sigorta yapılması ve taşımada oluşacak hasarlardan dolayı sigortacının satıcıya ödeme yapmasının geçerli olmadığı ve bu nedenle «sigortacının halefiyet» hakkının gerçekleşmeyeceğinin kabulü ilke olarak doğrudur.
Ancak, davacı ... şirketi, dava konusu taşımada CİF «kaydı» ile satış söz konusu olsa da müvekkili şirket sigortalısının satmış olduğu malın bedelini alamadığını, taşınan malların çatmaya bağlı olarak «konişmento» tarihinden 5 gün sonra «zayi» olduğunu, dolayısıyla «sigortalısının menfaatinin» zarar gördüğünü iddia etmiş ve bu konuda ilgili Banka Şubesine yazı yazılmasını da istemiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki çekişme, taşınan emtianın alıcısına eksik «teslim» edilip edilmediği, «taşıyanın sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı ve davacının bu uyuşmazlıkta aktif dava «ehliyetinin» olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Şti'nin Türkiye'den İtalya'ya ihraç ettiği tekstil emtiasının taşınmasının davalı tarafından gerçekleştirildiği, gönderici satıcının bu emtiaları taşıma «rizikolarına» karşı davacı sigorta şirketine sigorta ettirdiği, satış faturasında CİF «kaydının» bulunduğu, davalı tarafından malların Italya'daki alıcısına «teslim» edildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
CİF satış, TTK'nun 1139 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup bu tür «satış sözleşmesinde» malların nakliye aracına usulüne uygun şekilde yükletildikten ve taşıma sırasında meydana gelebilecek «hasarlar» için emtia alıcı adına sigorta ettirilip, ücreti ödendikten sonra aynı Yasa'nın 1143. maddesi hükmü uyarınca satılan mallar üzerinde artık bir menfaati bulunmayacağından, anılan malların satıcı lehine sigorta yapılması ve taşıma «rizikolarından» dolayı sigortacının satıcıya ödemede bulunmasının geçerli olmadığı ve bu nedenle sigortacının halefîyet hakkının doğmadığının kabulü, ilke olarak doğrudur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıyanın sorumluluğu · sigorta ettiren · riziko · rücuen tazminat · satım sözleşmesi · uyuşmazlık konusu · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaAncak, «uyuşmazlık konusu» olayda dava dışı «sigorta ettiren» satıcı ile alıcı arasında düzenlenmiş yazılı «satım sözleşmesine» rastlanmamıştır.
Dava, taşıma «sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Şti'nin Türkiye'den İtalya'ya ihraç ettiği tekstil emtiasının taşınmasının davalı tarafından gerçekleştirildiği, gönderici satıcının bu emtiaları taşıma «rizikolarına» karşı davacı sigorta şirketine sigorta ettirdiği, satış faturasında CİF «kaydının» bulunduğu, davalı tarafından malların Italya'daki alıcısına «teslim» edildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Taraflar arasındaki çekişme, taşınan emtianın alıcısına eksik «teslim» edilip edilmediği, «taşıyanın sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı ve davacının bu uyuşmazlıkta aktif dava «ehliyetinin» olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1671 E. , 2016/652 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/03/2014 tarih ve 2010/305-2014/160 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen (2010/313 Esas) davalarda davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19/01/2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davacı .... vekili Av.... ve birleşen davada davalı ....'yı Temsilen Gemi Kaptanı .... vekili Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkiline sigortalı emtianın .... isimli gemi ile taşınırken davalıya ait geminin çatmasına maruz kaldığını, sigortalı emtianın hasara uğraması nedeniyle yük sigortalısına bu nedenle 62.216,72 TL ödendiğini, rücuen tahsiline yönelik başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Birleşen (2010/313 Esas) davada davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigortası ile sigortalı emtianın gemi ile taşınması sırasında davalıya ait geminin çatması sonucu sigortalı emtianın hasarlandığını, sigortalısına müvekkilince 30.690-USD ödendiğini ileri sürerek, ödenen meblağın rücuen davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, birleşen 2010/313 Esas sayılı davaya ilişkin olarak dosyaya sunulan 19/05/2009 tarihli konşimentoda taşıyanın ...., yükletenin ...., gönderilenin ...., geminin ise ....olduğunun belli olduğu, düzenlenen raporla yükün büyük kısmının kaybolduğu, kalanın da yağlı suyla kirlendiği, ipliğin tamamının zayi olduğunun kabulü gerektiği, sigortalanan malın faturasında malın CIF satıldığının kayıtlı olduğu, TTK'nın 1139. maddesinde bu satış mal değeri, sigorta ücreti ve navlundan oluşan bedel karşılığında yapılan satışın olarak tanımlandığı, aynı kanunun 1143. maddesinde CIF satışta yarar ve hasarın malın geminin küpeştesini aştığı andan itibaren alıcıya aidiyetinin hükme bağlandığı, sigortalanabilir menfaatin de alıcının olduğu, dava konusu polyester iplik bedelinin malın teslim alınması koşuluyla ödeneceği, sigortalının mal bedelini tahsil edemediğine dair bilgi içeren bir belgenin bulunmadığı, dava dışı sigortalının sigorta konusu mala ilişkin sigortalanabilir bir menfaate sahip olmaması nedeniyle sigorta sözleşmesinin geçersiz kabul edilmesi gerektiği, satıcının zarar sorumlusuna karşı tazminat talep hakkına sahip olmadığı, birleşen 2010/313 Esas sayılı davada davacının bu nedenle aktif dava ehliyeti bulunmadığı, yüke zarar veren çatmanın meydana geliş şekli ile ....
gemisi gemi adamlarının tek taraflı ya da müşterek kusuruyla meydana gelip gelmediğinin tam ve tartışmadan uzak olarak tespit olunamadığı gerekçesiyle asıl dava ispatlanamadığından, birleşen 2010/313 Esas sayılı dava ise aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen (2010/313 Esas) davalarda davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan asıl davadaki hükmün onanması gerekmiştir.
2-Birleşen (2010/313 E.) davaya yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; birleşen dava deniz taşımasına bağlı olarak nakliyat sigortasına dayalı sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, davacının halefiyet hakkının doğup doğmadığı, başka bir anlatımla aktif husumetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yazılı gerekçelerle, davacı ... şirketinin halefiyet hakkının doğmadığı sonucuna varılarak davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi cihetine gidilmiştir.
TTK'nın 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF satış sözleşmesinde, malları nakliye aracına uygun şekilde yükletildikten ve taşımada oluşabilecek hasarlar için emtiayı alıcı adına sigorta ettirip, ücreti ödedikten sonra, aynı yasanın 1143 ncü maddesi uyarınca satış konusu mallar üzerinde satıcının artık bir menfaati kalmayacağından, bu malların satıcı lehine sigorta yapılması ve taşımada oluşacak hasarlardan dolayı sigortacının satıcıya ödeme yapmasının geçerli olmadığı ve bu nedenle sigortacının halefiyet hakkının gerçekleşmeyeceğinin kabulü ilke olarak doğrudur.
Ancak, davacı ... şirketi, dava konusu taşımada CİF kaydı ile satış söz konusu olsa da müvekkili şirket sigortalısının satmış olduğu malın bedelini alamadığını, taşınan malların çatmaya bağlı olarak konişmento tarihinden 5 gün sonra zayi olduğunu, dolayısıyla sigortalısının menfaatinin zarar gördüğünü iddia etmiş ve bu konuda ilgili Banka Şubesine yazı yazılmasını da istemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu taşımanın başında CİF satış koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, satıcının malları sigortalatmakta menfaati bulunup bulunmadığı, satıcı-sigortalı ile alıcı arasındaki hukuki ilişkinin CİF satışın tüm özelliklerini taşıyıp taşımadığı, dolayısıyla davacı sigortacının halefiyet hakkının doğup doğmadığı konusunda davacı tarafa ispat olanağı tanınmak, davacının iddiaları değerlendirilerek mal bedelinin satıcı tarafından tam olarak alınıp alınmadığı belirlenmek, satıcının mal bedelini almış olduğunun tereddütsüz anlaşılması durumunda satıcının böyle bir davada hukuki yararının bulunmaması nedeniyle sigorta şirketinin de bu davayı açamayacağının kabulü, aksi durumda satıcının mal bedelini almamış olması halinde, mal üzerinde menfaatinin devam etmesi nedeniyle sigorta tazminatını almasının ve davacı ...
şirketinin de halefiyete dayalı olarak bu davayı açmasının mümkün bulunduğunun kabulü gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre birleşen (2010/313 E.)davada davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, asıl davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davadaki hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, birleşen (2010/313 E.) davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle, birleşen (2010/313 E.)davada davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 1,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden birleşen 2010/313 Esas sayılı davada davacıya iadesine, 21/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/225224800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz