Navlun bedelinin tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/13164 E. 2016/3934 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tebligat usulsüzlüğü↗ navlun bedeli↗ yemin deliline dayanma↗ yemin delili↗ navlun↗ yemin↗ ara karar↗ reeskont faizi↗ rücu↗ tebligat↗ yönetim kurulu kararı↗ ilan↗ temerrüt↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu faturanın davalı Şirketin yasal defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, ancak, davalı Şirkete 21.10.2014 tarihli oturumun (1) numaralı ara kararı uyarınca usulen yemin davetiyesi çıkartıldığı, davalı Şirkete gönderilen davetiyenin tebliğ edilmesine rağmen davalı Şirket yetkilisinin 17.02.2015 tarihli celseye katılmadığı, bu nedenle, davacının iddiası sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.408 TL'nin 22.12.2012 temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, navlun bedelinin tahsili istemine ilişkin olup davacının yemin deliline dayanması nedeniyle mahkemece davalıya meşruhatlı yemin davetiyesi tebliğe çıkartılmıştır. Ancak, 29.03.2013 tarihli .... de ilan edilen davalı Şirketin 19.03.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalının adresi "...." adresine nakledildiği halde ilan tarihinden sonra çıkartılan yemin davetiyeleri davalının eski adresi olan "...." adresine gönderilmiştir. Ayrıca yeminin yaptırılacağı 17.02.2015 tarihli celsede davalı Şirketin eski yetkilisi ...'ın hazır bulunduğu belirtilmiş, mahkemece, duruşma salonunda hazır bulunan eski temsilciye yemin ettirilmesi yönündeki davalı Şirket vekilinin talebi reddedilmiş, ancak aynı celsede davacı vekili, davalı Şirkete yeniden yemin davetiyesi çıkartılması isteminde bulunmuş, davalı vekili de, eski temsilciye yemin verdirilmesi talebinin reddi yönündeki mahkeme kararından rücu edilmemesi halinde yeni yöneticinin gelecek celse hazır edileceğini belirtmiştir.
Yeminin, yemin tarihindeki yetkili temsilci tarafından eda edilebileceği yönündeki mahkemenin kabulü yerinde ise de, davalı Şirkete gönderilen tebligatın usulsüz olması ve tarafların duruşmadaki ortak iradeleri göz önüne alınarak yukarıda açıklandığı şekilde tarafların beyan ettikleri doğrultuda işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/316 E. 2019/7083 K.
Ortak:tebligat usulsüzlüğü · tebligat
İncelediğiniz karardaYeminin, «yemin» tarihindeki yetkili «temsilci» tarafından eda edilebileceği yönündeki mahkemenin kabulü yerinde ise de, davalı Şirkete gönderilen «tebligatın usulsüz» olması ve tarafların duruşmadaki ortak iradeleri göz önüne alınarak yukarıda açıklandığı şekilde tarafların beyan ettikleri doğrultuda işlem yapılarak sonucuna gör …
Benzer bu karardaAnılan vekaletnamenin 31.12.2012 tarihine kadar geçerli süreli bir vekaletname olduğu hususu gözönüne alındığında, duruşma tarihini bildirir davetiyenin tebliğ edildiği Av. ...'nın tebliğ tarihinde geçerli bir vekaletnamesinin veya «yetki» belgesinin dosyada bulunmadığı, dolayısıyla yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, mahkemece, «usulsüz tebligata» dayalı olarak davacı vekilinin 14.11.2017 tarihli celseye katılmadığından bahisle «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi ve akabinde de 16.01.2018 tarihi itibariyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazı kabul edilerek kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebligat · rekabet yasağı sözleşmesi · dosyanın işlemden kaldırılması · rekabet yasağı · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · cezai şart · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaBu nedenle, mahkemece, «usulsüz tebligata» dayalı olarak davacı vekilinin 14.11.2017 tarihli celseye katılmadığından bahisle «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi ve akabinde de 16.01.2018 tarihi itibariyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazı kabul edilerek kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin 14.11.2017 tarihli celseye katılmadığından bahisle «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmiş ve 16/01/2018 tarihi itibariyle de «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinden» kaynaklanan «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10753 E. 2010/1752 K.
Ortak:navlun · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu faturanın davalı Şirketin yasal «defterlerinde» kayıtlı bulunmadığı, ancak, davalı Şirkete 21.10.2014 tarihli oturumun (1) numaralı «ara» kararı uyarınca usulen «yemin» davetiyesi çıkartıldığı, davalı Şirkete gönderilen davetiyenin tebliğ edilmesine rağmen davalı Şirket yetkilisinin 17.02.2015 tarihli celseye katılmadığı, bu nedenle, davacının iddiası sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.408 TL'nin 22.12.2012 «temerrüt» tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
1- Dava, «navlun bedelinin» tahsili istemine ilişkin olup davacının «yemin deliline dayanması» nedeniyle mahkemece davalıya meşruhatlı yemin davetiyesi tebliğe çıkartılmıştır.
Benzer bu kararda2-Dava, «navlun alacağının» tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı «defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, karara esas alınan rapor da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir.
Mahkemece, öncelikle, uyuşmazlığa konu «faturaların tebliğ» edilip edilmediklerinin araştırılması, «tacir» olan taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde sadece davacının değil davalının da «ticari defterlerinin incelenmesi» gerektiğinden davalıya defter ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için süre verilmesi, ibraz edilmesi halinde her iki tarafın defterlerinin birlikte inceletilmesi, şayet davalı defterleri ibraz edilmez ise bu durumda davac …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faturanın tebliği · navlun alacağı · ticari defter incelemesi · bilirkişi incelemesi · ticari defter · icra inkar tazminatı · tacir · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, öncelikle, uyuşmazlığa konu «faturaların tebliğ» edilip edilmediklerinin araştırılması, «tacir» olan taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde sadece davacının değil davalının da «ticari defterlerinin incelenmesi» gerektiğinden davalıya defter ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için süre verilmesi, ibraz edilmesi halinde her iki tarafın defterlerinin birlikte inceletilmesi, şayet davalı defterleri ibraz edilmez ise bu durumda davac …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yapmış olduğu taşıma hizmeti nedeniyle davalıdan 2.063,13 YTL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Dava, «navlun alacağının» tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı «defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, karara esas alınan rapor da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1270 E. 2013/18287 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mazeret · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, davanın 12/06/2012 tarihli duruşmada takip edilmemesi nedeniyle «işlemden kaldırıldığı», işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren de HMK'nın 150. maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde «yenilenmediği», gerekçesiyle davanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», karar verilmiştir.
Mahkemece, 22.03.2012 tarihli celsede davacı vekilinin «mazereti» kabul edildiği halde usulüne uygun davetiye ile duruşma günü bildirilmeden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11817 E. 2018/3752 K.
Ortak:tebligat
İncelediğiniz karardaYeminin, «yemin» tarihindeki yetkili «temsilci» tarafından eda edilebileceği yönündeki mahkemenin kabulü yerinde ise de, davalı Şirkete gönderilen «tebligatın usulsüz» olması ve tarafların duruşmadaki ortak iradeleri göz önüne alınarak yukarıda açıklandığı şekilde tarafların beyan ettikleri doğrultuda işlem yapılarak sonucuna gör …
Benzer bu kararda7201 sayılı Tebligat Kanununun 11. maddesi uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde «tebligat» vekile yapılır.
Bu durumda mahkemece tüm «tebligatların» dava dilekçesinde ismi ve adresi gösterilen davacı vekiline yapılması gerekirken duruşma günü davetiyesinin davacı asıla gönderilmesi, tebligatın, davacı asılın adresinden ayrıldığından bahisle iade edilmesi üzerine de yine davacı vekiline herhangi bir tebligat yapılmaksızın, davacının ve vekilinin yokluğunda verilen «kesin süre» içinde davacı asılın adresinin bildirilmediği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesi yerinde olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi karar harcı · peşin karar harcı · kesin süre · temlik · usulden reddi · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya gönderilen davetiyenin adres değişikliği nedeniyle iade edildiği, verilen «kesin süre» içinde davacının yeni adresini bildirmediği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece tüm «tebligatların» dava dilekçesinde ismi ve adresi gösterilen davacı vekiline yapılması gerekirken duruşma günü davetiyesinin davacı asıla gönderilmesi, tebligatın, davacı asılın adresinden ayrıldığından bahisle iade edilmesi üzerine de yine davacı vekiline herhangi bir tebligat yapılmaksızın, davacının ve vekilinin yokluğunda verilen «kesin süre» içinde davacı asılın adresinin bildirilmediği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesi yerinde olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Kabule göre de, dava usulden reddedildiğinden maktu karar ve ilam harcı alınıp, fazla tahsil edilen «peşin harcın» davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken, dava kabul edilmiş gibi tüm dava değeri üzerinden «nispi harca» hükmolunması ve bu harcın davacıdan tahsiline karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
1-Dava, «temlik» alınan kredi alacağının, borçludan tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/13164 E. , 2016/3934 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.02.2015 tarih ve 2014/525-2015/110 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin teklifinin davalı çalışanları tarafından onaylanması üzerine bir organizasyon için davalıya taşıma hizmeti verildiği halde 2.000 TL avans dışında bedelin ödenmediğini ileri sürerek 12.408 TL fatura alacağının 12.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında varılmış bir mutabakatın bulunmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen isimlerde müvekkili çalışanının olmadığını, bu kişilerin müvekkilini bağlayıcı işlem yapamayacaklarını, teklifin onaylanmadığını, hizmet alınmaya başlandığında talebe rağmen davacının fatura göndermediğini, fiyattan haberlerinin olmadığını, davacının taşıma hizmetini yeterli derecede vermemesinden dolayı müvekkilinin üçüncü kişilerden hizmet almak zorunda kaldığını, çalışmaların aksadığını, organizasyonun temelden etkilendiğini, davacının ayıplı hizmet için fiyatı düşüreceğini belirttiği halde buna uymadığını, rayiç bedelin fatura bedelinin yarısı olduğunu, iddia edilen fahiş sefer sayısının da kabul edilmediğini, dayanak faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu faturanın davalı Şirketin yasal defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, ancak, davalı Şirkete 21.10.2014 tarihli oturumun (1) numaralı ara kararı uyarınca usulen yemin davetiyesi çıkartıldığı, davalı Şirkete gönderilen davetiyenin tebliğ edilmesine rağmen davalı Şirket yetkilisinin 17.02.2015 tarihli celseye katılmadığı, bu nedenle, davacının iddiası sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.408 TL'nin 22.12.2012 temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, navlun bedelinin tahsili istemine ilişkin olup davacının yemin deliline dayanması nedeniyle mahkemece davalıya meşruhatlı yemin davetiyesi tebliğe çıkartılmıştır. Ancak, 29.03.2013 tarihli .... de ilan edilen davalı Şirketin 19.03.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalının adresi "...." adresine nakledildiği halde ilan tarihinden sonra çıkartılan yemin davetiyeleri davalının eski adresi olan "...." adresine gönderilmiştir. Ayrıca yeminin yaptırılacağı 17.02.2015 tarihli celsede davalı Şirketin eski yetkilisi ...'ın hazır bulunduğu belirtilmiş, mahkemece, duruşma salonunda hazır bulunan eski temsilciye yemin ettirilmesi yönündeki davalı Şirket vekilinin talebi reddedilmiş, ancak aynı celsede davacı vekili, davalı Şirkete yeniden yemin davetiyesi çıkartılması isteminde bulunmuş, davalı vekili de, eski temsilciye yemin verdirilmesi talebinin reddi yönündeki mahkeme kararından rücu edilmemesi halinde yeni yöneticinin gelecek celse hazır edileceğini belirtmiştir.
Yeminin, yemin tarihindeki yetkili temsilci tarafından eda edilebileceği yönündeki mahkemenin kabulü yerinde ise de, davalı Şirkete gönderilen tebligatın usulsüz olması ve tarafların duruşmadaki ortak iradeleri göz önüne alınarak yukarıda açıklandığı şekilde tarafların beyan ettikleri doğrultuda işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/221641800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz