Hisse Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/11015 E. 2016/5697 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ecrimisil↗ harcın ikmali↗ harcın tamamlanması↗ pay defteri kaydı↗ makul süre↗ pay devri↗ hisse devri↗ dava şartı yokluğu↗ pay defteri↗ muvafakat↗ usulden reddi↗ geçersizlik↗ terkin↗ harç↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsmaına göre, her ne kadar kesinleşen mahkeme kararında davacının, dava konusu yapılan şirket ortağı olmayan davalı üçüncü kişilere satılan paylar yönünden adına tescil ve kendisinin devralmak istediği yönünde bir talepte bulunmadığı belirtilmiş ise de, onama ilamında mahkemece verilen red kararı onanmış olduğundan, onama gerekçesi doğrultusunda daha önce davalıların şirket ortağı olmamaları nedeniyle bağlam kurallarına dayanılarak davalılara yapılan devrin geçersizliği bu davalılara karşı ileri sürülemiyeceğinden, tarafları ve konusu aynı olan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde verilen karar taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğundan ayrıca, hisselerin devir tarihi olan 22/05/2010 ve 07/02/2010 tarihleri ile dava tarihleri arasında makul süreyi aşan ve davacının hisse devrine muvafakat anlamına gelen uzun bir süre geçtiği gerekçesiyle, davanın kesin hüküm ve makul sürede açılmaması nedeniyle, HMK'nın 114/1-i ve 115/2. m. gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, pay devrinin iptali ve pay defterindeki kaydın terkini, hisselerin aynı devir şartlarında davacıya satılması ile davacı adına tescili istemelerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 15. maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.”, 16. maddesinde ''Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır. Gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harç, gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır. Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tesbit ettirilir. Tesbitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz. Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır. ''aynı Yasa'nın 30. maddesinde de ''Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır. ''hükmü düzenlenmiştir. Bu itibarla, mahkemece dava konusu hisselerin nominal değeri değil, dava tarihi itibariyle gerçek değeri belirlenip, bu değer üzerinden eksik harcın ikmal ettirilmesinden sonra işin esasına girilmesi, ikmal edilmediği taktirde ise, yukarıda da belirtildiği üzere, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse mülkiyetinin tespiti | Ortaklık hakkının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1219 E. 2019/1474 K.
Ortak:ecrimisil · harcın tamamlanması · harç · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaGayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda «ecrimisil» ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde «harç», gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nde verilen karar taraflar arasında «kesin» hüküm oluşturduğundan ayrıca, hisselerin devir tarihi olan 22/05/2010 ve 07/02/2010 tarihleri ile dava tarihleri arasında «makul süreyi» aşan ve davacının «hisse devrine» «muvafakat» anlamına gelen uzun bir süre geçtiği gerekçesiyle, davanın kesin hüküm ve makul sürede açılmaması nedeniyle, HMK'nın 114/1-i ve 115/2. m. gereğince dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır. ''aynı Yasa'nın 30. maddesinde de ''Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmaz.
Benzer bu karardaGayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda «ecrimisil» ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde «harç», gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
… işbu davada nisbi harcın dava konusu hisselerin dava tarihindeki değeri üzerinden hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurularak, hisselerin değeri tespit edilip, «harç tamamlattırıldıktan» sonra işin esasına girilmesi, «harcın tamamlanmaması» halinde Harçlar Kanununun 30. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken, anılan husus nazara alınmaksının «maktu harç» ile davanın görülüp sonuçlandırılması doğru olmadığı gibi, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkiler …
Mahkemece, dava konusu hisselerin toplam değeri 955,00 TL olarak kabul edilip, bu bedel üzerinden alınan «maktu harç» ile dava görülüp tek hakim tarafından sonuçlandırılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iflasın kaldırılması · yabancı hakem kararı · eksik harcın tamamlattırılması · konkordato · infisah · nispi karar harcı · harç tamamlama · maktu harç
Benzer bu karardaKonusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri üç yüz bin Türk Lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın; İflas, «iflasın kaldırılması», iflasın kapatılması, «konkordato» ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan iş ve davalara, .../1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin «kesin» olarak karara bağlayacağı işler ile davalara, şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan «genel kurul kararlarının iptali» ve «butlanına» ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak «sorumluluk davalarına», organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, «fesih», «infisah» ve tasfiyeye yönelik davalara, .../1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve .../6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan «tahkim» yargılamasında; «tahkim şartına» ilişkin itirazlara, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile «yabancı hakem» kararlarının «tanıma» ve «tenfizine» yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır.
… işbu davada nisbi harcın dava konusu hisselerin dava tarihindeki değeri üzerinden hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurularak, hisselerin değeri tespit edilip, «harç tamamlattırıldıktan» sonra işin esasına girilmesi, «harcın tamamlanmaması» halinde Harçlar Kanununun 30. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken, anılan husus nazara alınmaksının «maktu harç» ile davanın görülüp sonuçlandırılması doğru olmadığı gibi, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkiler …
Mahkemece, dava konusu hisselerin toplam değeri 955,00 TL olarak kabul edilip, bu bedel üzerinden alınan «maktu harç» ile dava görülüp tek hakim tarafından sonuçlandırılmıştır.
Ancak, cevap dilekçesinde davalılar tarafından, şirket adına kayıtlı taşınmazın değerinin ....000.000,00 USD olduğu, «eksik harcın tamamlanması» ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 5. maddesi uyarınca davanın heyet tarafından görülmesi gerektiği ileri sürülmüş, davacı tarafından davalıların bildirdiği taşınmaz değerine itiraz edilmemiştir.
-
Menfi tespit | Hisse tesciline karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1146 E. 2015/8056 K.
Ortak:ecrimisil · harcın tamamlanması · pay defteri kaydı · pay devri · hisse devri · pay defteri · geçersizlik · harç · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Dava, «pay devrinin» iptali ve «pay defterindeki kaydın» «terkini», hisselerin aynı devir şartlarında davacıya satılması ile davacı adına tescili istemelerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda «ecrimisil» ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde «harç», gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
… onanmış olduğundan, onama gerekçesi doğrultusunda daha önce davalıların şirket ortağı olmamaları nedeniyle bağlam kurallarına dayanılarak davalılara yapılan devrin «geçersizliği» bu davalılara karşı ileri sürülemiyeceğinden, tarafları ve konusu aynı olan ....
Benzer bu karardaS.'ya tescil edilmesini talep ettiği,davalı şirketin «yönetim kurulu» tarafından aynı günde alınan 16.03.1994 tarihli yönetim kurulu kararında hisselerin yeni malikleri adına tesciline ve «pay defterine kaydına» karar verildiği ayrıca, davalı şirket tarafından A.'a aynı tarihli talimat yazısı ile satın alınan hisseler karşılığının muhataplarına ödenmesinin bildirildiği, aynı tarihli davacının adının da yer aldığı banka dekontlarında davalı şirket tarafından 154.700.000 TL ödendiği ve 45.300.000.000 TL karşılığı 2.000.000 USD döviz alındığının anlaşıldığı, davalı şirketin gerek halka arzı gerekse de halka arzından sonra gerçekleştirdiği «sermaye artırımı» nedeniyle sicilde yayınlanan izahnamesinde davacının nama yazılı «hisse senedi» sahibi ortaklar arasında yer almadığı, sicilin aleniliği ilkesi gereği, tescil ve «ilan» edilen bir kaydın bilinmediği hususunun, şirket ortakları bir yana, «üçüncü kişiler» tarafından dahi ileri sürülemeyeceği, bu nedenlerle davacı tarafın hisselerinin sicil kayıtlarına yansıtılmadığı ve merkezi kayıt kuruluşuna da bildirilmediği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, davacı her ne kadar hisseleri davalı şirketin satın aldığını, mülkiyetin de davalıya geçtiğini iddia etmişse de, «ticaret sicil» kayıtları incelendiğinde dava konusu hisse senetlerinin mülkiyetinin davalı şirkete geçmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla dava konusu hisse senetlerinin mülkiyeti davalı şirkete geçmediğinden, davalı şirket daha sonradan da bu senetlere malik olmadığından ve devir işleminin dolaylı «temsil» veya inançlı bir işlemle şirket hesabına yapıldığı yazılı belgeyle kanıtlanmadığından TTK'nın 329. maddesi hükmü kapsamında bir yasak devrin söz konusu olmadığı, hisse bedellerinin davalı şirket tarafından ödenmiş olmasının hisselerin mülkiyetinin de davalı şirkete geçmiş olduğunu göstermediği zira, hissse bedelleri alıcılar adına üçüncü bir kişi tarafından ödenebileceği gibi, bu bedellerin bizzat şirket tarafından alıcıların mali haklarına mahsuben de ödenmesinde yasal bir engel bulunmadığı, davacının hisse senetlerini devrettiğini bildirdiği tarih olan 16.03.1994 tarihinden davanın açıldığı tarih olan 07.10.2010 tarihine kadar yaklaşık 17 yıllık bir süreyle davalı şirketten veya hisselerini devrettiğini beyan ettiği hissedarlardan «pay sahipliğinden» kaynaklanan herhangi bir hak talebinde bulunmamış olması, «hazirun cetvellerinden» de davalı şirketin genel kurullarına da katılmadığının açıkça anlaşılması, şirketin 18.06.1992 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin genel kurul kararlarından sonra hiçbir hisse değişikliklerinin pay defterine işlenmemiş olması, hisse değişikliklerinin davalıya ait defteri kebirin 965. sayfasında izlenmeye başlanması, davalının «hisse devrini» bildirdiği tarihte A.
1- Davacı tarafça asıl davada «ıslah» sonrası 74 adet paya ilişkin devir işleminin «geçersizliği» veya «hükümsüzlüğün tespiti», 16.3.1994 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile pay devir işleminin iptali ve hisselerin davacı adına tescili, birleşen davada ise «hisse devrinin» usulsüzlüğünün tespiti, hisse devirlerinden doğan tüm hakların maliki bulunduğu hisse senetlerine isabet eden temettü bedellerinde ve sermaye artışları sırasında «dağıtılan» «bedelsiz» hisse senetlerinden kendisine isabet eden payların verilmemesi nedeniyle bu payların aynen «teslimi» ile ortaklık «pay defterinde tescili», hisselerin davacı adına MKK nezdinde «kaydileştirilmesi», mümkün olmadığı takdirde temettü bedelleri ve bedelsiz pay bedellerinin dağıtıldığı, bedelsiz payların ise verildiği günden itibaren faiziyle birlikte tahsili tal …
Gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda «ecrimisil» ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde «harç», gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şekle aykırılık · pay defterine tescil · ana sözleşme değişikliği · yönetim kurulu kararının iptali · harç tamamlama · maktu harç · delil niteliği · hükümsüzlüğün tespiti
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket yönünden «pasif husumet ehliyetinin» bulunup bulunmadığı irdelendiğinde, davada taleplerden birisinin de «yönetim kurulu kararının iptali» ve şirket «pay defterine tescili» istemi olup, ödemenin yapılış şekli de dikkate alındığında, her iki hususa nazaran davalı şirkete husumet yöneltilmesinin yerinde ve gerekli olduğu, davacının ilk davayı açış ve talep şekli ile, toplanan belge ve delillere nazaran netice-i talebini «ıslah» ve diğer ilgili hissedarlara karşı birleşen davayı açmış olması karşısında, «zamanaşımı» süresinin anılan tarihten başlaması gerektiği, davacının, davalı şirketin yönetim kurulu başkanlığına göndermiş olduğu yazıyla sahip olduğu hisse senetlerini yeni …
1- Davacı tarafça asıl davada «ıslah» sonrası 74 adet paya ilişkin devir işleminin «geçersizliği» veya «hükümsüzlüğün tespiti», 16.3.1994 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile pay devir işleminin iptali ve hisselerin davacı adına tescili, birleşen davada ise «hisse devrinin» usulsüzlüğünün tespiti, hisse devirlerinden doğan tüm hakların maliki bulunduğu hisse senetlerine isabet eden temettü bedellerinde ve sermaye artışları sırasında «dağıtılan» «bedelsiz» hisse senetlerinden kendisine isabet eden payların verilmemesi nedeniyle bu payların aynen «teslimi» ile ortaklık «pay defterinde tescili», hisselerin davacı adına MKK nezdinde «kaydileştirilmesi», mümkün olmadığı takdirde temettü bedelleri ve bedelsiz pay bedellerinin dağıtıldığı, bedelsiz payların ise verildiği günden itibaren faiziyle birlikte tahsili tal …
Bu itibarla, mahkemece nisbi harca tabi işbu davada nisbi harcın dava konusu hisselerin dava tarihindeki değeri üzerinden hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurularak, hisselerin değeri tespit edilip, «harç tamamlattırıldıktan» sonra işin esasına girilerek bir karar vermek gerekirken, anılan husus nazara alınmaksının «maktu harç» ile davanın görülüp sonuçlandırılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
S.'ya tescil edilmesini talep ettiği,davalı şirketin «yönetim kurulu» tarafından aynı günde alınan 16.03.1994 tarihli yönetim kurulu kararında hisselerin yeni malikleri adına tesciline ve «pay defterine kaydına» karar verildiği ayrıca, davalı şirket tarafından A.'a aynı tarihli talimat yazısı ile satın alınan hisseler karşılığının muhataplarına ödenmesinin bildirildiği, aynı tarihli davacının adının da yer aldığı banka dekontlarında davalı şirket tarafından 154.700.000 TL ödendiği ve 45.300.000.000 TL karşılığı 2.000.000 USD döviz alındığının anlaşıldığı, davalı şirketin gerek halka arzı gerekse de halka arzından sonra gerçekleştirdiği «sermaye artırımı» nedeniyle sicilde yayınlanan izahnamesinde davacının nama yazılı «hisse senedi» sahibi ortaklar arasında yer almadığı, sicilin aleniliği ilkesi gereği, tescil ve «ilan» edilen bir kaydın bilinmediği hususunun, şirket ortakları bir yana, «üçüncü kişiler» tarafından dahi ileri sürülemeyeceği, bu nedenlerle davacı tarafın hisselerinin sicil kayıtlarına yansıtılmadığı ve merkezi kayıt kuruluşuna da bildirilmediği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, davacı her ne kadar hisseleri davalı şirketin satın aldığını, mülkiyetin de davalıya geçtiğini iddia etmişse de, «ticaret sicil» kayıtları incelendiğinde dava konusu hisse senetlerinin mülkiyetinin davalı şirkete geçmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla dava konusu hisse senetlerinin mülkiyeti davalı şirkete geçmediğinden, davalı şirket daha sonradan da bu senetlere malik olmadığından ve devir işleminin dolaylı «temsil» veya inançlı bir işlemle şirket hesabına yapıldığı yazılı belgeyle kanıtlanmadığından TTK'nın 329. maddesi hükmü kapsamında bir yasak devrin söz konusu olmadığı, hisse bedellerinin davalı şirket tarafından ödenmiş olmasının hisselerin mülkiyetinin de davalı şirkete geçmiş olduğunu göstermediği zira, hissse bedelleri alıcılar adına üçüncü bir kişi tarafından ödenebileceği gibi, bu bedellerin bizzat şirket tarafından alıcıların mali haklarına mahsuben de ödenmesinde yasal bir engel bulunmadığı, davacının hisse senetlerini devrettiğini bildirdiği tarih olan 16.03.1994 tarihinden davanın açıldığı tarih olan 07.10.2010 tarihine kadar yaklaşık 17 yıllık bir süreyle davalı şirketten veya hisselerini devrettiğini beyan ettiği hissedarlardan «pay sahipliğinden» kaynaklanan herhangi bir hak talebinde bulunmamış olması, «hazirun cetvellerinden» de davalı şirketin genel kurullarına da katılmadığının açıkça anlaşılması, şirketin 18.06.1992 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin genel kurul kararlarından sonra hiçbir hisse değişikliklerinin pay defterine işlenmemiş olması, hisse değişikliklerinin davalıya ait defteri kebirin 965. sayfasında izlenmeye başlanması, davalının «hisse devrini» bildirdiği tarihte A.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14280 E. 2016/2167 K.
Ortak:harcın tamamlanması · harç · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nde verilen karar taraflar arasında «kesin» hüküm oluşturduğundan ayrıca, hisselerin devir tarihi olan 22/05/2010 ve 07/02/2010 tarihleri ile dava tarihleri arasında «makul süreyi» aşan ve davacının «hisse devrine» «muvafakat» anlamına gelen uzun bir süre geçtiği gerekçesiyle, davanın kesin hüküm ve makul sürede açılmaması nedeniyle, HMK'nın 114/1-i ve 115/2. m. gereğince dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda «ecrimisil» ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde «harç», gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır. ''aynı Yasa'nın 30. maddesinde de ''Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmaz.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusunun 30.500,00 TL'lik alacağın zaman aşımına uğramadığının tespiti olduğu, bu haliyle davacı tarafça 30.500,00 TL üzerinden «harç» yatırılması gerektiği, ancak harcın eksik yatırıldığı, tamamlanması için «kesin süre» verildiği, bu süre içerisinde davacı vekilinin «harç ikmali» yapmadığı gerekçesiyle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava geri bırakılan icranın devamına karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, «müddeabihin» değerine göre eksik yatırılan «harcın tamamlanması» için verilen «kesin süreye» rağmen tamamlanmadığı gerekçesiyle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir Ancak, 492 sayılı Harçlar Kanun'un 30. maddesi "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anla …
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." hükmünü haiz olup, madde metninden «eksik harcın tamamlanmaması» durumunda «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi, yasada belirtilen süre içerisinde eksik harcın tamamlanmaması durumunda «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiği açıktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik harcın tamamlattırılması · harç ikmali · müddeabih · dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · kesin süre · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaHukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." hükmünü haiz olup, madde metninden «eksik harcın tamamlanmaması» durumunda «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi, yasada belirtilen süre içerisinde eksik harcın tamamlanmaması durumunda «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiği açıktır.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusunun 30.500,00 TL'lik alacağın zaman aşımına uğramadığının tespiti olduğu, bu haliyle davacı tarafça 30.500,00 TL üzerinden «harç» yatırılması gerektiği, ancak harcın eksik yatırıldığı, tamamlanması için «kesin süre» verildiği, bu süre içerisinde davacı vekilinin «harç ikmali» yapmadığı gerekçesiyle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava geri bırakılan icranın devamına karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, «müddeabihin» değerine göre eksik yatırılan «harcın tamamlanması» için verilen «kesin süreye» rağmen tamamlanmadığı gerekçesiyle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir Ancak, 492 sayılı Harçlar Kanun'un 30. maddesi "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anla …
Mahkemece, yazılı gerekçeyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4938 E. 2014/10527 K.
Ortak:harcın ikmali · harcın tamamlanması · usulden reddi · harç · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nde verilen karar taraflar arasında «kesin» hüküm oluşturduğundan ayrıca, hisselerin devir tarihi olan 22/05/2010 ve 07/02/2010 tarihleri ile dava tarihleri arasında «makul süreyi» aşan ve davacının «hisse devrine» «muvafakat» anlamına gelen uzun bir süre geçtiği gerekçesiyle, davanın kesin hüküm ve makul sürede açılmaması nedeniyle, HMK'nın 114/1-i ve 115/2. m. gereğince dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda «ecrimisil» ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde «harç», gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır. ''aynı Yasa'nın 30. maddesinde de ''Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmaz.
Benzer bu karardaMahkemece, 08/08/2012 tarihli «ara» kararıyla dava değerinin 1.283.921 TL olarak tespit edilip, bunun için yatırılması gereken 76.264,90 TL harcın 1/4 peşin yatırılması gereken 19.066,22 TL'den daha önce yatırılan 2.205,25 TL 'nin mahsubu ile 16.860,97 TL «harcın tamamlanmasına» ilişkin itirazının reddine ilişkin 27/08/2012 tarihli kararın davacı vekiline 31/08/2012 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafça süresi içerisinde belirlenen «harcın ikmal» edilmediği gerekçesi, davanın HMK'nın 115/2 ve 120/1 maddeleri gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
… göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Mahkemece, davacı tarafça süresi içerisinde belirlenen «harcın ikmal» edilmemesi sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş ise de; 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi ''yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmaz.
… e gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır'' hükmünü içermekte olup, mahkemece anılan Yasanın açık hükmüne rağmen «kesin mehil» sonucunda «harç» yatırılmayan celsede HUMK'nın 409. maddesi uyarınca «dosyanın işlemden kaldırılarak» diğer muamelelere devam edilmemesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · dosyanın işlemden kaldırılması · ek mehil · işlemden kaldırma · ara karar
Benzer bu kararda… e gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır'' hükmünü içermekte olup, mahkemece anılan Yasanın açık hükmüne rağmen «kesin mehil» sonucunda «harç» yatırılmayan celsede HUMK'nın 409. maddesi uyarınca «dosyanın işlemden kaldırılarak» diğer muamelelere devam edilmemesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, 08/08/2012 tarihli «ara» kararıyla dava değerinin 1.283.921 TL olarak tespit edilip, bunun için yatırılması gereken 76.264,90 TL harcın 1/4 peşin yatırılması gereken 19.066,22 TL'den daha önce yatırılan 2.205,25 TL 'nin mahsubu ile 16.860,97 TL «harcın tamamlanmasına» ilişkin itirazının reddine ilişkin 27/08/2012 tarihli kararın davacı vekiline 31/08/2012 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafça süresi içerisinde belirlenen «harcın ikmal» edilmediği gerekçesi, davanın HMK'nın 115/2 ve 120/1 maddeleri gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14633 E. 2011/14033 K.
Ortak:harcın tamamlanması · harç
İncelediğiniz karardaGayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda «ecrimisil» ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde «harç», gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır. ''aynı Yasa'nın 30. maddesinde de ''Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmaz.
Benzer bu kararda492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açılmamış sayılma · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava konusu gayrimenkullerin değeri üzerinden dava harcı yatırılmadığı gerekçeleriyle davanın HUMK 193/«son» maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1735 E. 2015/2777 K.
Ortak:harcın tamamlanması · harç
İncelediğiniz karardaGayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda «ecrimisil» ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde «harç», gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır. ''aynı Yasa'nın 30. maddesinde de ''Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmaz.
Benzer bu karardaHukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." hükmü gereğince, «eksik harcın tamamlanmaması» durumunda evvela «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi bilahare yine eksik harcın tamamlanmaması durumunda «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiği halde, anılan davalı yönünden bu işlemler yapılmaksızın «harç» alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün dosyasındaki alacak miktarına göre «harç» alındığı, dolayısıyla bu davalı yönünden harç da alınmadığı gerekçesi ile ...
Davalının icra dairesinin «yetkisine» bir itirazı bulunmadığı halde, mahkemece «icra dairesinin yetkisi» değerlendirilip, itirazın iptali davasının mutlaka icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde açılmasını gerektiren yasal hüküm de bulunmamasına rağmen yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, 492 sayılı Harçlar Kanunun 30'ncu maddesinde yer alan "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra dairesinin yetkisi · eksik harcın tamamlattırılması · ödeme savunması · dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · rücuen tahsil · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaHukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." hükmü gereğince, «eksik harcın tamamlanmaması» durumunda evvela «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi bilahare yine eksik harcın tamamlanmaması durumunda «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiği halde, anılan davalı yönünden bu işlemler yapılmaksızın «harç» alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davalı ...'ün, «ödeme savunmasını» ispat edemediği gerekçesi ile bu davalı yönünden açılan davanın kabulü ile aleyhine yürütülen takibe de vaki itirazının iptaline; davalı ... yönnüden ise; itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için mahkemenin bulunduğu yerdeki icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir takibinin bulunması gerektiği, oysa anılan davalı hakkında ...
Dava, sigorta bedelinin «rücuen tahsili» amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalının icra dairesinin «yetkisine» bir itirazı bulunmadığı halde, mahkemece «icra dairesinin yetkisi» değerlendirilip, itirazın iptali davasının mutlaka icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde açılmasını gerektiren yasal hüküm de bulunmamasına rağmen yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, 492 sayılı Harçlar Kanunun 30'ncu maddesinde yer alan "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmaz.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16086 E. 2015/778 K.
Ortak:harcın tamamlanması · dava şartı yokluğu · usulden reddi · harç · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nde verilen karar taraflar arasında «kesin» hüküm oluşturduğundan ayrıca, hisselerin devir tarihi olan 22/05/2010 ve 07/02/2010 tarihleri ile dava tarihleri arasında «makul süreyi» aşan ve davacının «hisse devrine» «muvafakat» anlamına gelen uzun bir süre geçtiği gerekçesiyle, davanın kesin hüküm ve makul sürede açılmaması nedeniyle, HMK'nın 114/1-i ve 115/2. m. gereğince dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda «ecrimisil» ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde «harç», gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır. ''aynı Yasa'nın 30. maddesinde de ''Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmaz.
Benzer bu kararda… u taşınmazların şirket adına tescili istemine ilişkin olduğu, mahkemece dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle değerinin tespiti yapılarak davacı vekiline «nispi harcı» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, kesin süreye rağmen davacı vekili tarafından eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» açılan davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
1- Dava, «limited şirkete» ait gayrımenkulün satışının iptali ile «tapu iptali tescil» istemine ilişkin olup, mahkemece, «müddeabihin» değerine göre eksik yatırılan peşin karar ve ilam harcının «kesin süreye» rağmen tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda izah edilen şekilde işlem yapılması gerekirken yazılı gerekçeyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik harcın tamamlattırılması · nispi karar harcı · müddeabih · dosyanın işlemden kaldırılması · tapu iptali ve tescil · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · kesin süre
Benzer bu kararda… sinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam «harcı tamamlanmadıkça» davaya devam olunmaz. (HMK'nın 447/2 maddesi yollamasıyla 150. maddesi) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." hükmünü haiz olup, madde metninden «eksik harcın tamamlanmaması» durumunda öncelikle «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi, yasada belirtilen süre içerisinde eksik harcın tamamlanmaması durumunda «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiği açıktır.
1- Dava, «limited şirkete» ait gayrımenkulün satışının iptali ile «tapu iptali tescil» istemine ilişkin olup, mahkemece, «müddeabihin» değerine göre eksik yatırılan peşin karar ve ilam harcının «kesin süreye» rağmen tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
… u taşınmazların şirket adına tescili istemine ilişkin olduğu, mahkemece dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle değerinin tespiti yapılarak davacı vekiline «nispi harcı» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, kesin süreye rağmen davacı vekili tarafından eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» açılan davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/11015 E. , 2016/5697 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/04/2015 tarih ve 2015/90-2015/410 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, şirket ortaklarından olan davalı ...'nin hisselerinden 1 hisseyi 22/05/2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile 5 TL bedelle şirket hissedarı olmayan davalı ...'e devrettiğini, devir öncesinde bu durumun müvekkili tarafından haber alındığını, hissenin devrine muvafakatı bulunmadığı ancak, davalı ...'e teklif edilen aynı şartlarla söz konusu hisseleri almaya hazır olduğu hususunu ihtarname ile davalı ...'ye bildirdiğini fakat, davalının bu teklifi dikkate almayarak hisseleri devrettiğini ayrıca, davalının kendisine ait hisselerden diğer 1 hisseyi de 01/02/2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile 5 TL bedelle yine şirket ortağı olmayan davalı ...'e devrettiğini, davalı şirket ana sözleşmesinin 7.
maddesinde düzenlenen önce diğer ortaklara teklif usulüne uyulmaksızın hisse devri yapıldığını ve yönetim kurulunun da bu devirlerin kabulüne karar verdiğini, müvekkilinin şirketteki hisse oranlarını küçültmek ve oy hakkını kısıtlamak amacıyla yapılan bu devir işlemine karşılık hisseleri devralanlar tarafından davalı şirkete herhangi bir para transferi de yapılmadığını, söz konusu hisse devirlerinin iptali ve pay defterinden terkini için açılan davada verilen red kararının temyiz incelemesi neticesinde onandığını ve karar düzeltme talepleri de reddedilerek kararın kesinleştiğini ancak, anılan kararın esastan değil, usulden reddedidiğini, işbu kararlarda belirtilen eksiklikler giderilerek kesinleşmesini takiben davanın açıldığını ileri sürerek, pay devrinin iptali ile pay defterindeki kaydın terkinini, paylar müvekkili tarafından devir ve satın alınmak istendiğinden hisselerin aynı şartlarla müvekkiline satılması ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsmaına göre, her ne kadar kesinleşen mahkeme kararında davacının, dava konusu yapılan şirket ortağı olmayan davalı üçüncü kişilere satılan paylar yönünden adına tescil ve kendisinin devralmak istediği yönünde bir talepte bulunmadığı belirtilmiş ise de, onama ilamında mahkemece verilen red kararı onanmış olduğundan, onama gerekçesi doğrultusunda daha önce davalıların şirket ortağı olmamaları nedeniyle bağlam kurallarına dayanılarak davalılara yapılan devrin geçersizliği bu davalılara karşı ileri sürülemiyeceğinden, tarafları ve konusu aynı olan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde verilen karar taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğundan ayrıca, hisselerin devir tarihi olan 22/05/2010 ve 07/02/2010 tarihleri ile dava tarihleri arasında makul süreyi aşan ve davacının hisse devrine muvafakat anlamına gelen uzun bir süre geçtiği gerekçesiyle, davanın kesin hüküm ve makul sürede açılmaması nedeniyle, HMK'nın 114/1-i ve 115/2.
m. gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, pay devrinin iptali ve pay defterindeki kaydın terkini, hisselerin aynı devir şartlarında davacıya satılması ile davacı adına tescili istemelerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 15. maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.”, 16. maddesinde ''Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır. Gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harç, gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır. Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir.
Gösterilmemişse davacıya tesbit ettirilir. Tesbitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz. Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır. ''aynı Yasa'nın 30. maddesinde de ''Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır. ''hükmü düzenlenmiştir. Bu itibarla, mahkemece dava konusu hisselerin nominal değeri değil, dava tarihi itibariyle gerçek değeri belirlenip, bu değer üzerinden eksik harcın ikmal ettirilmesinden sonra işin esasına girilmesi, ikmal edilmediği taktirde ise, yukarıda da belirtildiği üzere, Harçlar Kanunu'nun 30.
maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/221225100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz