Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/7579 E. 2016/3349 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Taraf vekilleri bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2- Davalının karar düzeltme istemine gelince;
Dava, davacının... markasına davalı tarafça vaki tecavüzün men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK 53. maddesinde "hakimin, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet kararıyla da mukayyet olmadığı, bundan başka ceza mahkemesi kararının kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmeyeceği" düzenlenmiştir.
Hukuk hakimi, kural olarak ceza mahkemesinin beraet kararı ile bağlı olmamakla birlikte, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğretide gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, davalının aynı eylemi nedeniyle.... Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2012/249 Esas sayılı dosyasında kamu davası açılmış, yargılama sonucunda Mahkemenin 27.12.2012 gün 2012/705 Karar sayılı kararı ile, "aramada elde edilen eşya üzerinde katılan adına tescilli markanın takliden konulmadığı ve bu nedenle yüklenen suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanık tarafından işlenmediği sabit olan suçtan dolayı beraete ve suç eşyasının iadesine "karar verilmiş olup, beraet kararının kesinleşip kesinleşmediği dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır.
Ceza mahkemesi kararının bu şekilde kesinleşmesi durumunda, davalının eyleminin hukuka aykırılık teşkil etmediğine ilişkin kabul, hukuk hakimini de bağlayacağından, ceza dosyası sonucu beklenmek üzere davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4391 E. 2022/620 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyetli iktisap · hükmün kesinleşmesi · bekletici mesele · sahtecilik · dolandırıcılık · ispat yükü · hamil · kötüniyet
Benzer bu karardaDavalı ... vekilinin yazılı talebi üzerine Adalet Bakanlığı’nın 21.5.2021 tarihli yazısı ile davada «ispat yükünün» davacı yanda olduğu, davacı yanın öncelikle icra takibine konu senetten ötürü borçlu bulunmadığını, hemen sonra ise takip alacaklısının senedi «kötüniyetle iktisap» etmiş olduğunu yahut iktisabında ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerektiği, davalı «hamil» ve takip alacaklısı ...’ın ceza mahkemesince beraetine karar verildiği, bu itibarla mezkur ceza mahkemesi kararı değerlendirilmeksizin davalı takip alacaklısı anıl …
Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan ceza davası sonucunda, bir diğer sanık ile birlikte her iki davalının da resmi evrakta «sahtecilik», kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle «dolandırıcılık» eylemleri nedeniyle mahkumiyetlerine karar verildiği ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takip dosyasından ötürü borçlu bulunmadığının tespiti ile icra tehdidi altında ödenen tutarın davalılardan müştereken-müteselsilen tahsili ile davacıya iadesine «kesin» olarak verilmiş, davalı ... vekilinin istinaf başvurusu ise kararın kesinliğinden bahisle usulden reddedilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, davalılar hakkında açılan ve «bekletici mesele» yapılan Uşak 2.
Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak ...’ın beraetine hükmedildiği ve bu yönde verilen «hükmün kesinleştiği» anlaşılmaktadır.
-
Protokol kapsamında | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7001 E. 2013/10839 K.
Ortak:haksız fiil · kusur
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK 53. maddesinde "hakimin, «kusur» olup olmadığına, yahut «haksız fiilin» failinin temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen bera …
Benzer bu kararda… tesis edilmiştir. .../... -3- Oysa, öncelikle ifade etmek gerekir ki, ceza hukuku ve medeni hukuk arasındaki ilişki mülga Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde; “Hakim, «kusur» olup olmadığına yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet …
Bundan başka ceza mahkemesi kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” şeklinde düzenlenmiş ve kural olarak bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir.
Yasadaki açık düzenleme, yerleşen yargısal uygulama ve bilimsel görüşler karşısında; «kusurun» ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararın, diğer söyleyişle fiilin işlendiği sabit olduğu halde kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptamanın tek başına hukuk hakimini bağlayacağını kabule olanak bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat kapsamı · basiretli tacir · denetime elverişlilik · protokol · tacir · hasar · teminat · kesin hüküm
Benzer bu kararda… 309. maddesinde de mesuliyet sigortasının düzenlendiği, anılan madde hükmüne göre yangın nedeniyle sigortacının sorumluluğunun ancak sigortalısının kusurundan doğan «hasarı» kapsadığı, sigortalının her hangi bir kusurunun olmadığı bu hususun ceza mahkemesi kararı, açılan diğer davalardan anlaşıldığı, davacı sigortacının dava dışı sigortalısıyla arasındaki yangın poliçesindeki mali mesuliyet «teminatı» gereğince davalılara yaptığı ödemeyi geri istemesinin mümkün bulunduğu, zira ödemenin dayanağının kalmadığı, asıl ve birleşen davada itirazlarının tespit edilen mi …
Dava dışı Tekno Matbaa A.Ş. lehine düzenlenen yangın poliçesindeki komşuluk malii sorumluluk «teminatı kapsamında», limit dahilinde yangından zarar gören davalılara yapılan ödemelerin varlığı ve miktarı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur.
… durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, sigortalının fabrikasında çıkan yangının hava sıcaklığının artmasına bağlı olduğu kabul edilse bile «basiretli tacir» gibi davranma yükümlülüğü olan davacı sigortalısının bu halde dahi gerek yangının çıkmasını ve gerekse davalı işyerlerine sirayetini engelleme konusunda gerekli tü …
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve yukarda belirtilen birleşen davalarda davalılar vekillerinin «kesin» hükme ilişen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Protokol kapsamında | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7001 E. 2013/10839 K.
Ortak:haksız fiil · kusur
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK 53. maddesinde "hakimin, «kusur» olup olmadığına, yahut «haksız fiilin» failinin temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen bera …
Benzer bu kararda… tesis edilmiştir. .../... -3- Oysa, öncelikle ifade etmek gerekir ki, ceza hukuku ve medeni hukuk arasındaki ilişki mülga Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde; “Hakim, «kusur» olup olmadığına yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet …
Bundan başka ceza mahkemesi kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” şeklinde düzenlenmiş ve kural olarak bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir.
Yasadaki açık düzenleme, yerleşen yargısal uygulama ve bilimsel görüşler karşısında; «kusurun» ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararın, diğer söyleyişle fiilin işlendiği sabit olduğu halde kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptamanın tek başına hukuk hakimini bağlayacağını kabule olanak bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat kapsamı · basiretli tacir · denetime elverişlilik · protokol · tacir · hasar · teminat · kesin hüküm
Benzer bu kararda… 309. maddesinde de mesuliyet sigortasının düzenlendiği, anılan madde hükmüne göre yangın nedeniyle sigortacının sorumluluğunun ancak sigortalısının kusurundan doğan «hasarı» kapsadığı, sigortalının her hangi bir kusurunun olmadığı bu hususun ceza mahkemesi kararı, açılan diğer davalardan anlaşıldığı, davacı sigortacının dava dışı sigortalısıyla arasındaki yangın poliçesindeki mali mesuliyet «teminatı» gereğince davalılara yaptığı ödemeyi geri istemesinin mümkün bulunduğu, zira ödemenin dayanağının kalmadığı, asıl ve birleşen davada itirazlarının tespit edilen mi …
Dava dışı Tekno Matbaa A.Ş. lehine düzenlenen yangın poliçesindeki komşuluk malii sorumluluk «teminatı kapsamında», limit dahilinde yangından zarar gören davalılara yapılan ödemelerin varlığı ve miktarı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur.
… durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, sigortalının fabrikasında çıkan yangının hava sıcaklığının artmasına bağlı olduğu kabul edilse bile «basiretli tacir» gibi davranma yükümlülüğü olan davacı sigortalısının bu halde dahi gerek yangının çıkmasını ve gerekse davalı işyerlerine sirayetini engelleme konusunda gerekli tü …
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve yukarda belirtilen birleşen davalarda davalılar vekillerinin «kesin» hükme ilişen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Markaya tecavüz nedeniyle tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1863 E. 2011/10947 K.
Ortak:haksız fiil · kusur
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK 53. maddesinde "hakimin, «kusur» olup olmadığına, yahut «haksız fiilin» failinin temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen bera …
Benzer bu karardaBorçlar Kanunu'nun 53. maddesinde, “Hakim, «kusur» olup olmadığına, yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür.
Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, «kusur» ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil niteliği · kesin delil · kesin hüküm
Benzer bu karardaDiğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden «kesin delil niteliğini» taşır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10278 E. 2012/16446 K.
Ortak:haksız fiil · kusur
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK 53. maddesinde "hakimin, «kusur» olup olmadığına, yahut «haksız fiilin» failinin temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen bera …
Benzer bu karardaHakim, bunların birbiri aleyhinde «rücu» hakları olup olmadığını takdir ve icabında bu rücuun şumulünün derecesini tayin eyler.” hükmünü haiz olup, aynı kanunun 53. maddesinde “Hakim, «kusur» olup olmadığına yahut «haksız fiilin» faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de mukayyet değildir.
Bundan başka ceza mahkemesi kararı, «kusurun» takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı üzere dava konusu olay hakkında görülen bir ceza davası bulunduğuna, ilgili ceza dosyası ile «kusur» durumu araştırıldığına, davalı ...'ın kusursuz olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiğine göre, davalıların kusurlu olup olmadıklarının, davalıların neye göre sorumlu tutulduklarının, olayda sigortalıya atfedilebilecek bir kusurun bulunup bulunmadığının tespiti, BK.nın 50/2. maddesi gereği «müteselsilen sorumlu» olanların birbiri aleyhinde «rücu» hakları olup olmadığını takdir ve «kusur oranlarının» belirlenmesi için ilgili ceza dosyasının getirtilerek akıbetinin belirlenmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:abonman sigorta poliçesi · tazmin talebi · tefrik · ibraname · kusur oranı · ziya · müteselsil sorumluluk · rücuen tazminat
Benzer bu kararda1) Dava, yangın «abonman sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemiyle başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, takibin devamına ve davalılar aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi “Birden «ziyade» kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer'an methali olanlar, «tefrik» edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar.
Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı üzere dava konusu olay hakkında görülen bir ceza davası bulunduğuna, ilgili ceza dosyası ile «kusur» durumu araştırıldığına, davalı ...'ın kusursuz olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiğine göre, davalıların kusurlu olup olmadıklarının, davalıların neye göre sorumlu tutulduklarının, olayda sigortalıya atfedilebilecek bir kusurun bulunup bulunmadığının tespiti, BK.nın 50/2. maddesi gereği «müteselsilen sorumlu» olanların birbiri aleyhinde «rücu» hakları olup olmadığını takdir ve «kusur oranlarının» belirlenmesi için ilgili ceza dosyasının getirtilerek akıbetinin belirlenmesi gerekmektedir.
… yaptığı çalışmalar esnasında sabit olan vinçin oksijen tüpü ile işyerinden sökülmek istenirken sigortalının işyerinde yangının çıktığı, davalıların kusurlu olduğu, «hasar» bedelinin 12.255,19 USD olduğu tespit edilerek 28.08.2008 tarihinde davacı tarafından sigortalıya ödendiği, «ibraname» ve «temlikname» düzenlendiği, davacının sigortalısına ödediği hasar miktarının davalı borçlulara yapılan «ihtara» rağmen ödenmediği, bunun üzerine Tuzla İcra Müdürlüğü'nün 2009/8806 esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığı ancak davalıların itirazı üzerine icra takibinin durduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, Tuzla İcra Müdürlüğü'nün 2009/ 8806 esas sayılı dosyasında 17.898,42 TL «asıl alacak» ve 1.244,26 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 19.142,68 TL için itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, davacı tarafın asıl alacağı olan 17.898,42 TL üzerinden % 40 «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/7579 E. , 2016/3349 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.10.2013 gün ve 2012/100-2013/219 sayılı kararı onayan Daire’nin 26.02.2015 gün ve 2014/4670-2015/2611 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkiline ait ürün belgelendirme markasının sözleşme yapılmaksızın haksız olarak kullanıldığını ve bu durumun müvekkili haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek tecavüzün durdurulmasını, haksız rekabetin önlenmesini ve markanın haksız kullanımı sonucu uğranılan zarara karşılık şimdilik 6.500 TL maddi ve 32.500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Taraf vekilleri bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2- Davalının karar düzeltme istemine gelince;
Dava, davacının... markasına davalı tarafça vaki tecavüzün men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK 53. maddesinde "hakimin, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet kararıyla da mukayyet olmadığı, bundan başka ceza mahkemesi kararının kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmeyeceği" düzenlenmiştir.
Hukuk hakimi, kural olarak ceza mahkemesinin beraet kararı ile bağlı olmamakla birlikte, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğretide gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, davalının aynı eylemi nedeniyle.... Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2012/249 Esas sayılı dosyasında kamu davası açılmış, yargılama sonucunda Mahkemenin 27.12.2012 gün 2012/705 Karar sayılı kararı ile, "aramada elde edilen eşya üzerinde katılan adına tescilli markanın takliden konulmadığı ve bu nedenle yüklenen suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanık tarafından işlenmediği sabit olan suçtan dolayı beraete ve suç eşyasının iadesine "karar verilmiş olup, beraet kararının kesinleşip kesinleşmediği dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır.
Ceza mahkemesi kararının bu şekilde kesinleşmesi durumunda, davalının eyleminin hukuka aykırılık teşkil etmediğine ilişkin kabul, hukuk hakimini de bağlayacağından, ceza dosyası sonucu beklenmek üzere davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 26.02.2015 gün 2014/4670 Esas, 2015/2611 Karar sayılı onama kararının davalı yönünden kaldırılarak kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,20 TL karar düzeltme harcı ile 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3 maddesi uyarınca takdiren 265,00 TL para cezasının kararın düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, ödediği karar düzeltme harcı ile temyiz başvuru ve ilam harçlarının davalıya iadesine, 24.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/218744600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz