Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/10689 E. 2016/5186 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminattan muafiyet↗ re'sen araştırma↗ karşılıklılık esası↗ muafiyet↗ bloke↗ ara karar↗ kamu düzeni↗ yargılama gideri↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından adına tescilli davaya konu markanın tescil kapsamında bulunan emtealar yönünden geriye doğru beş yıllık süre zarfından KHK'nın öngördüğü biçimde ciddi kullanımının ispat edilemediği, dava konusu markanın su ısıtıcılarında ürün kodu olarak kullanıldığı, bu kullanımın markasal kullanım olmadığı gerekçesiyle davalı adına tescilli 2005/50127 sayılı markanın tescil kapsamında bulunan tüm emtealar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kullanmama nedeniyle marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
5718 sayılı Yasa'nın 48. maddesinde “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu maddede öngörülen teminat karşı tarafın zarar ve ziyanı yanında devletin yargılama ve takip giderlerini de kapsadığından kamu düzenine
ilişkindir. HMK'nın 114/1-ğ bendi uyarınca teminat aynı zamanda dava şartları arasında gösterilmiş olup mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekli hususlardandır. 5718 Sayılı Yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere yabancı uyruklu davacı, davaya katılan veya icra takibinde bulunanların mahkemece teminattan muaf tutulabilmesi için devletler arası ikili veya çok taraflı anlaşmanın ya da yabancı uyruklu davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın ülkesinde Türk vatandaşı gerçek ve tüzel kişiler yönünden benzer imtiyaz ve kolaylıkların sağlanıyor olması gereklidir. Davacı veya takipte bulunan yabancı, ülkesinde Türk vatandaşları tarafından dava açıldığı veya takipte bulunduğu zaman teminat yatırmadığını ispatladığında karşılıklılığı ispatlamış sayılır. Bu durumda mahkeme yabancı uyrukla davacıyı ya da takip alacaklısını teminattan muaf tutmak durumundadır.
Somut olayda, Kore Cumhuriyeti'ne tabi davacı şirket tarafından kullanmama nedeniyle marka hükümsüzlüğü istemiyle dava açılmış, davalı vekilince davacının yabancı uyruklu olması gerekçe gösterilerek teminat yatırması gerektiği ileri sürülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında son celse verilen ara karar ile davalı vekilinin talebi reddedilmiş ancak reddin gerekçesine ilişkin gerek ara kararda gerekse gerekçeli kararda bir açıklama yapılmamıştır. Dosya kapsamından da davacının teminattan muafiyetini ispatlar netlikte bir belge veya bilgiye rastlanılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece davacının tabiiyetinde bulunduğu Kore Cumhuriyeti ile Türkiye arasında karşılıklılık, çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir muafiyet bulunup bulunmadığı re'sen araştırılıp davacının teminattan muafiyetinin olmadığı tespit edildiğinde karşı tarafın zarar ve ziyanını ve yargılama giderlerini karşılayacak yeterli miktarda teminat takdir edilip davacı vekiline bu miktarı bloke etmesi için uygun bir süre verilerek sonucu uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu prosedüre uyulmadan işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2885 E. 2019/417 K.
Ortak:teminattan muafiyet · re'sen araştırma · karşılıklılık esası · muafiyet · teminat
İncelediğiniz kararda… davacının tabiiyetinde bulunduğu Kore Cumhuriyeti ile Türkiye arasında karşılıklılık, çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir «muafiyet» bulunup bulunmadığı re'«sen araştırılıp» davacının «teminattan muafiyetinin» olmadığı tespit edildiğinde karşı tarafın zarar ve ziyanını ve «yargılama giderlerini» karşılayacak yeterli miktarda teminat takdir edilip davacı vekiline bu miktarı «bloke» etmesi için uygun bir süre verilerek sonucu uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu prosedüre uyulmadan işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yara …
Dosya kapsamından da davacının «teminattan muafiyetini» ispatlar netlikte bir belge veya bilgiye rastlanılmamıştır.
Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı «karşılıklılık esasına» göre «teminattan» muaf tutar.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Benzer bu kararda… nde dava açan yabancının uyruğunda bulunduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık, çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir «muafiyet» bulunup bulunmadığının re'«sen araştırılması» gerekir. (Dairenin 26.11.2015 tarih 2014/17582 – 2015/12605 sayılı ilamı) Mahkemece, aynı mahkemenin bir başka dosyasına gönderilen ve ekinde Dış İşleri Bakanlığı’nın 21/01/2014 tarihli yazısı bulunan Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü yazısından iki ülke arasında «teminattan muafiyete» ilişkin bir anlaşmanın bulunmadığı anlaşıldığından MÖHÜK 48/2 şartlarının bulunmadığı, verilen «kesin süreye» karşın teminat yatırılmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmişse de, dava tarihinden yaklaşık iki yıl öncesi duruma ilişkin olduğu görülen ve içeriğinden fiili mütekabiliyet esasına göre bir muaf …
5718 sayılı Yasa'nın 48/1 maddesinde, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği «teminatı» göstermek zorunda oldukları, aynı maddenin 2. fıkrasında mahkemenin «karşılıklılık esasına» göre teminattan muaf tutabileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ...'da mukim olduğunu, MÖHUK 48/1 gereği dava değerinin %10'u tutarında «yabancılık teminatı» yatırması için davacı vekiline «kesin süre» verildiği ve ancak yatırılmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancılık teminatı · dava şartı yokluğu · kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ...'da mukim olduğunu, MÖHUK 48/1 gereği dava değerinin %10'u tutarında «yabancılık teminatı» yatırması için davacı vekiline «kesin süre» verildiği ve ancak yatırılmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
… nde dava açan yabancının uyruğunda bulunduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık, çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir «muafiyet» bulunup bulunmadığının re'«sen araştırılması» gerekir. (Dairenin 26.11.2015 tarih 2014/17582 – 2015/12605 sayılı ilamı) Mahkemece, aynı mahkemenin bir başka dosyasına gönderilen ve ekinde Dış İşleri Bakanlığı’nın 21/01/2014 tarihli yazısı bulunan Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü yazısından iki ülke arasında «teminattan muafiyete» ilişkin bir anlaşmanın bulunmadığı anlaşıldığından MÖHÜK 48/2 şartlarının bulunmadığı, verilen «kesin süreye» karşın teminat yatırılmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmişse de, dava tarihinden yaklaşık iki yıl öncesi duruma ilişkin olduğu görülen ve içeriğinden fiili mütekabiliyet esasına göre bir muaf …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17582 E. 2015/12605 K.
Ortak:re'sen araştırma · muafiyet · bloke · teminat
İncelediğiniz kararda… davacının tabiiyetinde bulunduğu Kore Cumhuriyeti ile Türkiye arasında karşılıklılık, çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir «muafiyet» bulunup bulunmadığı re'«sen araştırılıp» davacının «teminattan muafiyetinin» olmadığı tespit edildiğinde karşı tarafın zarar ve ziyanını ve «yargılama giderlerini» karşılayacak yeterli miktarda teminat takdir edilip davacı vekiline bu miktarı «bloke» etmesi için uygun bir süre verilerek sonucu uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu prosedüre uyulmadan işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yara …
Dosya kapsamından da davacının «teminattan muafiyetini» ispatlar netlikte bir belge veya bilgiye rastlanılmamıştır.
5718 sayılı Yasa'nın 48. maddesinde “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği «teminatı» göstermek zorundadır.
Benzer bu kararda… biiyetinde bulunduğu yabancı ülke tespit edilerek Türkiye ile arasında karşılıklılık, çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir «muafiyet» bulunup bulunmadığı re'«sen araştırılarak» olmadığı tespit edildiğinde karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılayacak yeterli miktarda «teminat» takdir edilip davacı vekiline bu miktarı «bloke» etmesi için uygun bir süre verilerek teminat yükümlülüğünün yerine getirilmesine karar verilmesi gerekirken, bu prosedüre uyulmadan doğrudan işin esasına girilmesi …
1-Dava, iade edilen yakıt bedeli ile liman «masraflarının» tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile «inkar tazminatının» tahsili istemine ilişkin olup, yabancı uyruklu olduğu anlaşılan davacının 5718 sayılı yasanın 48 nci maddesi kapsamında ilke olarak «teminat» gösterme zorunluluğu bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 194 · işlemiş faiz · asıl alacak · inkar tazminatı · dosya masrafı · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, işbu davanın dayanağı ... kapsamında kiralanan tüm gemilerin davalıya süresi içerisinde usulünce «teslim» edildiği, gerek kiracılar adına alt köşede ...'nin imza ve mührünün bulunması, gerekse bu belgelerde kiracının 17.08.2007 tarihli ... gösterildiği şekilde ... adının bulunması karşısında geri teslim belgelerinin geçerli olduğu, davacının 144.720,33 TL yakıt alacağı, 49.343,57 USD liman «masraflarından» doğan alacak olmak üzere «194».063,90 USD «asıl alacak», 36.386,98 USD takip tarihine kadar «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 230.450,86 USD alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, iade edilen yakıt bedeli ile liman «masraflarının» tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile «inkar tazminatının» tahsili istemine ilişkin olup, yabancı uyruklu olduğu anlaşılan davacının 5718 sayılı yasanın 48 nci maddesi kapsamında ilke olarak «teminat» gösterme zorunluluğu bulunmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7486 E. 2016/1775 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:milletlerarası yetki · sözleşmenin ifa yeri · genel yetki · genel yetkili mahkeme · ifa yeri · yabancılık unsuru · yerleşim yeri · şirket merkezi mahkemesi
Benzer bu karardaAncak 5718 sayılı MÖHUK’nın «milletlerarası yetki» başlıklı 40. maddesi "Türk mahkemelerinin milletlerarası «yetkisini», iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder." hükmünü haiz olup, 6100 sayılı HMK’nın «genel yetkili» mahkeme başlıklı 6. maddesi, "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki «yerleşim yeri» mahkemesidir." şeklindeki düzenlemeyi içermektedir.
Hukuk Mevzuatı uyarınca kurulan «yabancılık unsuru» «taşıyan» «tüzel kişilik» olduğu, MÖHUK'nın 40. maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin milletlerarası «yetkisinin» iç hukukun yer itibariyle «yetki» kurallarına göre belirleneceği, bu durumda «genel yetki» hükümleri gereği davalının ikametgahı mahkemesinin yetkili olacağı, Türk Mahkemelerinin dava konusu uyuşmazlıkta yetkili olmalarını gerektirir herhangi bir hüküm ya da yazılı nitelikte belge bulunmadığı, mahkemenin MÖHUK’nın 40. ve 47. maddeleri uyarınca davaya bakmakta «görevli» ve yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ... adlı yabancı uyruklu «şirketin merkezi» ...’da olduğundan uyuşmazlığın «yabancı unsur» içerdiği kuşkusuz olup, davalının «yetki itirazının» yukarıda anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde ele alınması gerekmektedir.
Bu nedenle davacı istemleri de gözetilerek fesh edilmiş sözleşmeye dayalı olarak dahi olsa HMK’nın 10. maddesi uyarınca «sözleşmenin ifa yeri» mahkemesinde de dava açılabileceği ve esasen sözleşmedeki karakteristik edimin ifa yerinin de İstanbul olduğunun kabulü gerekir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. HD 2011/13510/2011/16898
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13510 E. 2011/16898 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/10689 E. , 2016/5186 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ....... FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 03/12/2014
NUMARASI 2013/344-2014/239
Taraflar arasında görülen davada ....... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2014 tarih ve 2013/344-2014/239 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına ...... nezdinde 08.01.2007 tarih ve 2005/50127 nolu, 7, 9 ve 11. sınıflardaki emtealar yönünden tescilli “......” ibareli markanın bulunduğunu, davalının adına tescilli markayı tescilli olduğu tüm emtealar yönünden ciddi kullanımının olmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli markanın tescil kapsamında bulunan tüm emtealar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin Kore Cumhuriyeti'ne tabi yabancı menşeili bir şirket olması nedeniyle teminat gösterme yükümlülüğünün bulunduğunu, dava konusu marka yönünden müvekkilinin ciddi kullanımının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından adına tescilli davaya konu markanın tescil kapsamında bulunan emtealar yönünden geriye doğru beş yıllık süre zarfından KHK'nın öngördüğü biçimde ciddi kullanımının ispat edilemediği, dava konusu markanın su ısıtıcılarında ürün kodu olarak kullanıldığı, bu kullanımın markasal kullanım olmadığı gerekçesiyle davalı adına tescilli 2005/50127 sayılı markanın tescil kapsamında bulunan tüm emtealar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kullanmama nedeniyle marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
5718 sayılı Yasa'nın 48. maddesinde “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu maddede öngörülen teminat karşı tarafın zarar ve ziyanı yanında devletin yargılama ve takip giderlerini de kapsadığından kamu düzenine
ilişkindir. HMK'nın 114/1-ğ bendi uyarınca teminat aynı zamanda dava şartları arasında gösterilmiş olup mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekli hususlardandır. 5718 Sayılı Yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere yabancı uyruklu davacı, davaya katılan veya icra takibinde bulunanların mahkemece teminattan muaf tutulabilmesi için devletler arası ikili veya çok taraflı anlaşmanın ya da yabancı uyruklu davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın ülkesinde Türk vatandaşı gerçek ve tüzel kişiler yönünden benzer imtiyaz ve kolaylıkların sağlanıyor olması gereklidir. Davacı veya takipte bulunan yabancı, ülkesinde Türk vatandaşları tarafından dava açıldığı veya takipte bulunduğu zaman teminat yatırmadığını ispatladığında karşılıklılığı ispatlamış sayılır.
Bu durumda mahkeme yabancı uyrukla davacıyı ya da takip alacaklısını teminattan muaf tutmak durumundadır.
Somut olayda, Kore Cumhuriyeti'ne tabi davacı şirket tarafından kullanmama nedeniyle marka hükümsüzlüğü istemiyle dava açılmış, davalı vekilince davacının yabancı uyruklu olması gerekçe gösterilerek teminat yatırması gerektiği ileri sürülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında son celse verilen ara karar ile davalı vekilinin talebi reddedilmiş ancak reddin gerekçesine ilişkin gerek ara kararda gerekse gerekçeli kararda bir açıklama yapılmamıştır. Dosya kapsamından da davacının teminattan muafiyetini ispatlar netlikte bir belge veya bilgiye rastlanılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece davacının tabiiyetinde bulunduğu Kore Cumhuriyeti ile Türkiye arasında karşılıklılık, çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir muafiyet bulunup bulunmadığı re'sen araştırılıp davacının teminattan muafiyetinin olmadığı tespit edildiğinde karşı tarafın zarar ve ziyanını ve yargılama giderlerini karşılayacak yeterli miktarda teminat takdir edilip davacı vekiline bu miktarı bloke etmesi için uygun bir süre verilerek sonucu uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu prosedüre uyulmadan işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215568500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz