Devrin iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/7914 E. 2016/2291 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 555↗ dava açma ehliyeti↗ malvarlığına ilişkin dava↗ taraf ehliyeti↗ iflas↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; marka devrinin yasaya aykılık iddiasının ... tarafından değerlendirilmesi gerektiği ve bu konuda dava açılmasının iflas idaresine ait olduğu gerekçesiyle davanın HMK 114/d-e , 115/1-2 maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirkete ait markanın yetkisi bulunmayan ortak tarafından devrinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı...'nin ortaklarından olup, şirketin 31.10.2012 tarihinde iflası açıklanmış ve şirketin idaresi iflas idaresine geçmiştir. Ancak 08.02.2011 tarihinde şirketin diğer ortağı tarafından şirket varlığı içinde yer alan tescilli “şömine” markası davalı ....'ye devredilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 557/1. maddesine göre, davacı da ortak olarak şirket borçlarından alacaklılara karşı sorumlu olduğundan, şirketin malvarlığında yer alan markanın elden çıkarılması davacıyı zarara uğratacak bir işlem olup, davacı TTK'nın 555/1. maddesi gereği şirketin uğradığı zararın tazminini isteyebilecektir. Her nekadar şirketin idaresi İflas İdaresine geçmiş olduğundan TTK'nın 556. maddesi uyarınca zarara uğrayanlar adına İflas İdaresince taleplerin ileri sürülmesi ve dava açılması gerekli ise de; ... tarafından dava açılmayan hallerde her pay sahibine de davayı ikame etme hakkı tanınmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacı, iflas dairesinin devir işlemi karşısında kayıtsız kaldığını ileri sürerek dava açma yoluna gitmiş ve 29.01.2015 tarihli ilk celsede de ... temsilcisi devir işleminin masayı zarara uğratacak bir işlem olduğu ve iptali gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur. Ancak, mahkemece, iflas idaresinin beyanları ve 6102 sayılı TTK'nın 555. 556.ve 557. madde hükümleri tartışılmaksızın ve gerekçeden yoksun olarak davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından davanın reddi yönünde kurulan hüküm hatalı olduğu gibi, TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'nun 2. maddesi gereği dava tarihi itibariyle uyuşmazlığa hangi Kanun'nun hangi hükümlerinin uygulanması gerektiğine dair de bir değerlendirme yapılmamış olup, eksik ve hatalı değerlendirme nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka devir sözleşmesinin iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2888 E. 2023/3406 K.
Ortak:dava açma ehliyeti · malvarlığına ilişkin dava · taraf ehliyeti · iflas · temsil
İncelediğiniz karardaBu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacı, «iflas» dairesinin devir işlemi karşısında kayıtsız kaldığını ileri sürerek dava açma yoluna gitmiş ve 29.01.2015 tarihli ilk celsede de ... «temsilcisi» devir işleminin masayı zarara uğratacak bir işlem olduğu ve iptali gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur.
556.ve 557. madde hükümleri tartışılmaksızın ve gerekçeden yoksun olarak davacının dava «açma ehliyeti» bulunmadığından davanın reddi yönünde kurulan hüküm hatalı olduğu gibi, TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'nun 2. maddesi gereği dava tarihi itibar …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; marka devrinin yasaya aykılık iddiasının ... tarafından değerlendirilmesi gerektiği ve bu konuda dava açılmasının «iflas» idaresine ait olduğu gerekçesiyle davanın HMK 114/d-e , 115/1-2 maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, mahkemece, «iflas» idaresinin beyanları ve 6102 sayılı Kanunun 555, 556 ve 557 nci madde hükümleri tartışılmaksızın ve gerekçeden yoksun olarak davacının dava «açma ehliyeti» bulunmadığından davanın reddi yönünde kurulan hüküm hatalı olduğu gibi, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı …
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacı, «iflas» dairesinin devir işlemi karşısında kayıtsız kaldığını ileri sürerek dava açma yoluna gitmiş ve 29.01.2015 tarihli ilk celsede de İflas İdaresi «temsilcisi» devir işleminin masayı zarara uğratacak bir işlem olduğu ve iptali gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur.
Somut olayda dava, müflis şirket ortağı tarafından, şirketin iflasından sonra şirketin eski «temsilcisinin» şirkete ait markanın devrini yaptığı, markayı devretme «yetkisinin» «iflas» idaresine ait olduğu, «şirketin zarara» uğradığı, marka devrinin iptali gerektiği, davacı ortak hakkında alacaklılarca icra takibine girişildiği ileri sürülerek açılmış olup, anılan zarar her iki kanun döneminde de ortağın «dolaylı zararının» şirket lehine giderilmesi anlamına gelmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · iflas idaresi · ticaret sicilinden terkin · sözleşmenin iptali · icazet · direnme kararı · şirket zararı · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece 29.01.2015 tarih, 2014/335 E. ve 2015/24 K. sayılı kararıyla marka devrinin yasaya aykırılık iddiasının «iflas idaresi» tarafından değerlendirilmesi gerektiği ve bu konuda dava açma «yetkisinin» iflas idaresine ait olduğu, bu itibarla dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Somut olayda dava, müflis şirket ortağı tarafından, şirketin iflasından sonra şirketin eski «temsilcisinin» şirkete ait markanın devrini yaptığı, markayı devretme «yetkisinin» «iflas» idaresine ait olduğu, «şirketin zarara» uğradığı, marka devrinin iptali gerektiği, davacı ortak hakkında alacaklılarca icra takibine girişildiği ileri sürülerek açılmış olup, anılan zarar her iki kanun döneminde de ortağın «dolaylı zararının» şirket lehine giderilmesi anlamına gelmektedir.
Bu durumda, zarara uğrayan şirketin iflası nedeniyle «iflas» idaresince dava açılmadığı ve davaya iflas idaresince de celse beyanı ile «icazet» verilerek marka devrinin iptaline karar verilmesi istendiği gözetilerek davacı ortağın dava açma yetkisi bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi ve yukarıda belirtilen 2004 sayılı Kanunun 255 inci madde hükümlerinin değerlendirilmesi gerekirken davacının dava açma «yetkisinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesi doğru olmamıştır.
… rektiği, 6762 sayılı Kanunun 309 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince şirketin iflası hâlinde pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının haiz oldukları hakların «iflas» idaresine ait olduğu, 6102 sayılı Kanunun 556 ncı maddesinin ikinci fıkra hükmünün karşılığının 6762 sayılı Kanunda bulunmadığı, eldeki davayı açma «yetkisinin» iflas idaresinde olduğu gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
-
Devrin iptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10007 E. 2018/4908 K.
Ortak:iflas · Devrin iptali
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; marka devrinin yasaya aykılık iddiasının ... tarafından değerlendirilmesi gerektiği ve bu konuda dava açılmasının «iflas» idaresine ait olduğu gerekçesiyle davanın HMK 114/d-e , 115/1-2 maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.
Davacı...'nin ortaklarından olup, şirketin 31.10.2012 tarihinde iflası açıklanmış ve şirketin idaresi «iflas» idaresine geçmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacı, «iflas» dairesinin devir işlemi karşısında kayıtsız kaldığını ileri sürerek dava açma yoluna gitmiş ve 29.01.2015 tarihli ilk celsede de ... «temsilcisi» devir işleminin masayı zarara uğratacak bir işlem olduğu ve iptali gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; marka devrinin yasaya aykılık iddiasının ... tarafından değerlendirilmesi gerektiği ve bu konuda dava açılmasının «iflas» idaresine ait olduğu gerekçesiyle davanın HMK 114/d-e , 115/1-2 maddeleri gereğince reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/7914 E. , 2016/2291 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/01/2015 tarih ve 2014/335-2015/24 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin ortağı olduğu ... adına kayıtlı “....” markasının 08.02.2011 tarihinde davalı şirkete devredildiğini, ancak marka hakkı sahibi olan şirketleri hakkında 18.11.2009 tarihi itiberiyle bir yıllığına iflas erteleme kararı verildiği, şirketin durumunu düzeltememesi neticesinde de 31.12.2010 tarihinde iflasının açıklandığını, bu süreçte şirket idaresinin İflas İdaresine geçtiğini, ancak buna rağmen diğer ortak Tahir tarafından marka devri yapıldığını, bu devrin geçersiz olduğunu zira markayı devretme yetkisinin iflas idaresine ait olduğunu ileri sürerek söz konusu devrin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ....... vekili, dava şartlarının gerçekleşmediğini, böyle bir dava açma yetkisinin iflas idaresinde olduğunu, marka devrinin de yasaya uygun yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İflas idare memuru katıldığı celsede; marka devrinin geçersiz olduğunu ve masayı zarara uğratacak bir işlem olduğunu savunarak devrin iptalini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; marka devrinin yasaya aykılık iddiasının ... tarafından değerlendirilmesi gerektiği ve bu konuda dava açılmasının iflas idaresine ait olduğu gerekçesiyle davanın HMK 114/d-e , 115/1-2 maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirkete ait markanın yetkisi bulunmayan ortak tarafından devrinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı...'nin ortaklarından olup, şirketin 31.10.2012 tarihinde iflası açıklanmış ve şirketin idaresi iflas idaresine geçmiştir. Ancak 08.02.2011 tarihinde şirketin diğer ortağı tarafından şirket varlığı içinde yer alan tescilli “şömine” markası davalı ....'ye devredilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 557/1. maddesine göre, davacı da ortak olarak şirket borçlarından alacaklılara karşı sorumlu olduğundan, şirketin malvarlığında yer alan markanın elden çıkarılması davacıyı zarara uğratacak bir işlem olup, davacı TTK'nın 555/1. maddesi gereği şirketin uğradığı zararın tazminini isteyebilecektir. Her nekadar şirketin idaresi İflas İdaresine geçmiş olduğundan TTK'nın 556. maddesi uyarınca zarara uğrayanlar adına İflas İdaresince taleplerin ileri sürülmesi ve dava açılması gerekli ise de;
... tarafından dava açılmayan hallerde her pay sahibine de davayı ikame etme hakkı tanınmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacı, iflas dairesinin devir işlemi karşısında kayıtsız kaldığını ileri sürerek dava açma yoluna gitmiş ve 29.01.2015 tarihli ilk celsede de ... temsilcisi devir işleminin masayı zarara uğratacak bir işlem olduğu ve iptali gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur. Ancak, mahkemece, iflas idaresinin beyanları ve 6102 sayılı TTK'nın 555. 556.ve 557. madde hükümleri tartışılmaksızın ve gerekçeden yoksun olarak davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından davanın reddi yönünde kurulan hüküm hatalı olduğu gibi, TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'nun 2.
maddesi gereği dava tarihi itibariyle uyuşmazlığa hangi Kanun'nun hangi hükümlerinin uygulanması gerektiğine dair de bir değerlendirme yapılmamış olup, eksik ve hatalı değerlendirme nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215248100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz