Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/19226 E. 2015/1047 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limit artırım sözleşmesi↗ müteselsil kefalet↗ kefalet limiti↗ rücu hakkı↗ muacceliyet↗ kefalet↗ rücu↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ kâr payı↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozmaya uyularak, davacıların ve davalı ....'nın davalı şirketin kullandığı krediye kefil oldukları, kefil olan davacıların kredi borcunu ödedikleri, Borçlar Kanunu'nun 488/2. maddesine göre, kefillerin gerek asıl borçlu ile beraber ve gerek kendi aralarında müteselsil olmayı kabul etmişlerse her biri borcun tamamından sorumlu olup, ancak diğerlerinin hisseleri için onlara rücu hakkını haiz oldukları, müteselsil kefalette kefillerin her birine iç ilişkide düşen sorumluluk payının, başka türlü kararlaştırılmış olmadıkça eşit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ..... aleyhine verilen karar kesinleştiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 36.422,31 TL'nin 26/09/2008 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine, 10.223,80 TL'nin 26/09/32008 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, borcu ödeyen kefilin diğer kefile rücusuna ilişkin olup, mahkemece bozma ilamından evvelki bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Davalı ... bilirkişi raporuna karşı itirazında, davaya konu krediyi kullandıran bankanın muacceliyet ihtarnamesinde borçlu olarak yedi kişinin bulunduğunu, bu ihtarnamede borçlu ve kefillerin belirtilmesine rağmen bu hususun bilirkişi tarafından incelenmediğini, asıl sözleşme ile limit artırım sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Dosya incelendiğinde, davacı ... ve davalı ...'in dava dışı iki kişiyle birlikte 12.06.2007 tarihli genel kredi sözleşmesine 40.000,00TL limitle kefil oldukları, bilahare yapılan limit arttırım sözleşmesi ile de kefalet limitinin 150.000,00TL'ye çıkarıldığı, bu sözleşmede ise sadece davacı ... ve ...'in kefil olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilk sözleşmede üç kefilin bulunduğu kabul edilerek hesaplama yapılması doğru olmadığı gibi, davalı ...'in hesap şekline yönelik olarak ileri sürdüğü ciddi nitelikteki itirazlarının değerlendirilmemesi de doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece yeni bir bilirkişi kurulundan davacıların davalı kefile ne miktar için rücu edebilecekleri konusunda rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17938 E. 2015/3064 K.
Ortak:rücu hakkı · kefalet · rücu · kefil · kredi sözleşmesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmaya uyularak, davacıların ve davalı ....'nın davalı şirketin kullandığı krediye «kefil» oldukları, kefil olan davacıların kredi borcunu ödedikleri, Borçlar Kanunu'nun 488/2. maddesine göre, kefillerin gerek asıl borçlu ile beraber ve gerek kendi aralarında müteselsil olmayı kabul etmişlerse her biri borcun tamamından sorumlu olup, ancak diğerlerinin hisseleri için onlara «rücu hakkını» haiz oldukları, «müteselsil kefalette» kefillerin her birine iç ilişkide düşen sorumluluk «payının», başka türlü kararlaştırılmış olmadıkça eşit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ..... aleyhine verilen karar kesinleştiğinden bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına», 36.422,31 TL'nin 26/09/2008 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine, 10.223,80 TL'nin 26/09/32008 den itib …
Dosya incelendiğinde, davacı ... ve davalı ...'in dava dışı iki kişiyle birlikte 12.06.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» 40.000,00TL limitle «kefil» oldukları, bilahare yapılan limit arttırım sözleşmesi ile de «kefalet limitinin» 150.000,00TL'ye çıkarıldığı, bu sözleşmede ise sadece davacı ... ve ...'in kefil olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yeni bir bilirkişi kurulundan davacıların davalı «kefile» ne miktar için «rücu» edebilecekleri konusunda rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDava, «ticari kredi sözleşmesinin» «kefillerinin» birbirine rücusuna ilişkin olup, mahkemece «kefalet sözleşmesine» göre davacının «rücu» talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… lı Borçlar Kanunu 146. maddesine göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğu, «kefalet sözleşmesi» kapsamına göre davacının rücu talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının ....İcra Müdürlüğünün 2010/1598 Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %40'na tekabül eden 2.933,26 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara «rücu hakkını» haizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · kefalet sözleşmesi · ticari kredi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… lı Borçlar Kanunu 146. maddesine göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı Yasa'nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğu, «kefalet sözleşmesi» kapsamına göre davacının rücu talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının ....İcra Müdürlüğünün 2010/1598 Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %40'na tekabül eden 2.933,26 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «ticari kredi sözleşmesinin» «kefillerinin» birbirine rücusuna ilişkin olup, mahkemece «kefalet sözleşmesine» göre davacının «rücu» talebinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:kefalet · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDosya incelendiğinde, davacı ... ve davalı ...'in dava dışı iki kişiyle birlikte 12.06.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» 40.000,00TL limitle «kefil» oldukları, bilahare yapılan limit arttırım sözleşmesi ile de «kefalet limitinin» 150.000,00TL'ye çıkarıldığı, bu sözleşmede ise sadece davacı ... ve ...'in kefil olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bozmaya uyularak, davacıların ve davalı ....'nın davalı şirketin kullandığı krediye «kefil» oldukları, kefil olan davacıların kredi borcunu ödedikleri, Borçlar Kanunu'nun 488/2. maddesine göre, kefillerin gerek asıl borçlu ile beraber ve gerek kendi aralarında müteselsil olmayı kabul etmişlerse her biri borcun tamamından sorumlu olup, ancak diğerlerinin hisseleri için onlara «rücu hakkını» haiz oldukları, «müteselsil kefalette» kefillerin her birine iç ilişkide düşen sorumluluk «payının», başka türlü kararlaştırılmış olmadıkça eşit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ..... aleyhine verilen karar kesinleştiğinden bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına», 36.422,31 TL'nin 26/09/2008 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine, 10.223,80 TL'nin 26/09/32008 den itib …
1-Dava, borcu ödeyen «kefilin» diğer kefile rücusuna ilişkin olup, mahkemece bozma ilamından evvelki bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · teminat
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17723 E. 2014/19442 K.
Ortak:rücu hakkı · kefalet · rücu · kefil · kâr payı · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmaya uyularak, davacıların ve davalı ....'nın davalı şirketin kullandığı krediye «kefil» oldukları, kefil olan davacıların kredi borcunu ödedikleri, Borçlar Kanunu'nun 488/2. maddesine göre, kefillerin gerek asıl borçlu ile beraber ve gerek kendi aralarında müteselsil olmayı kabul etmişlerse her biri borcun tamamından sorumlu olup, ancak diğerlerinin hisseleri için onlara «rücu hakkını» haiz oldukları, «müteselsil kefalette» kefillerin her birine iç ilişkide düşen sorumluluk «payının», başka türlü kararlaştırılmış olmadıkça eşit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ..... aleyhine verilen karar kesinleştiğinden bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına», 36.422,31 TL'nin 26/09/2008 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine, 10.223,80 TL'nin 26/09/32008 den itib …
Dosya incelendiğinde, davacı ... ve davalı ...'in dava dışı iki kişiyle birlikte 12.06.2007 tarihli «genel kredi sözleşmesine» 40.000,00TL limitle «kefil» oldukları, bilahare yapılan limit arttırım sözleşmesi ile de «kefalet limitinin» 150.000,00TL'ye çıkarıldığı, bu sözleşmede ise sadece davacı ... ve ...'in kefil olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yeni bir bilirkişi kurulundan davacıların davalı «kefile» ne miktar için «rücu» edebilecekleri konusunda rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 587. ve 596. maddeleri (818 sayılı BK'nın 488. ve 496. maddeleri) birlikte «kefalet» ve «kefilin» «rücu hakkına» ilişkin düzenlemeler içermektedir.
Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen «kefil», kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı «rücu hakkına» sahiptir.
Bu durumda borcun tamamını ödeyen davacı- «kefilin» alacaklının haklarına halef olduğu ve asıl borçlu ile diğer kefillere «rücu» edebileceğinin kabülü gerekirken, mahkemece asıl borçlunun borcu «kabul beyanı» nedeniyle artık kefillere gidilemeyeceği şeklinde sonuca varılması hukuka aykırı olup; diğer kefillerin de sorumluluğunun söz konusu olduğu, sorumluluklarının tayini için «kredi sözleşmelerinin» incelenmesi gerektiği, «hesap kat» ihtarında bahsi geçen Tarımsal Üretim Kredisinin de dosyaya celbi ile yapılacak inceleme ve değerlendirmeye göre kefillerin sorumluluklarının tayin ve tespiti gere …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı · rücuen alacak · hesap kat · müteselsil kefil · alacak davası · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDava, kredi borcuna «kefaleti» nedeniyle hakkında yapılan icra takibi kapsamında borcun tamamını ödeyen «kefilin» asıl borçlu ve diğer kefillere karşı açtığı «rücuen alacak davası» niteliğindedir.
Bu durumda borcun tamamını ödeyen davacı- «kefilin» alacaklının haklarına halef olduğu ve asıl borçlu ile diğer kefillere «rücu» edebileceğinin kabülü gerekirken, mahkemece asıl borçlunun borcu «kabul beyanı» nedeniyle artık kefillere gidilemeyeceği şeklinde sonuca varılması hukuka aykırı olup; diğer kefillerin de sorumluluğunun söz konusu olduğu, sorumluluklarının tayini için «kredi sözleşmelerinin» incelenmesi gerektiği, «hesap kat» ihtarında bahsi geçen Tarımsal Üretim Kredisinin de dosyaya celbi ile yapılacak inceleme ve değerlendirmeye göre kefillerin sorumluluklarının tayin ve tespiti gere …
T..'in davacının açtığı alacak davasını kabul ettiği, kabul nedeniyle diğer davalıların borcunun da «son» bulduğu gerekçesiyle davalılar Z..
Buna göre; birden çok kişi, aynı borca birlikte «kefil» oldukları takdirde, her biri kendi «payı» için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olacak, borçluyla birlikte veya kendi aralarında «müteselsil kefil» olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olacaktır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5832 E. 2013/21332 K.
Ortak:rücu hakkı · rücu · kefil
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmaya uyularak, davacıların ve davalı ....'nın davalı şirketin kullandığı krediye «kefil» oldukları, kefil olan davacıların kredi borcunu ödedikleri, Borçlar Kanunu'nun 488/2. maddesine göre, kefillerin gerek asıl borçlu ile beraber ve gerek kendi aralarında müteselsil olmayı kabul etmişlerse her biri borcun tamamından sorumlu olup, ancak diğerlerinin hisseleri için onlara «rücu hakkını» haiz oldukları, «müteselsil kefalette» kefillerin her birine iç ilişkide düşen sorumluluk «payının», başka türlü kararlaştırılmış olmadıkça eşit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ..... aleyhine verilen karar kesinleştiğinden bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına», 36.422,31 TL'nin 26/09/2008 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine, 10.223,80 TL'nin 26/09/32008 den itib …
Bu durumda mahkemece yeni bir bilirkişi kurulundan davacıların davalı «kefile» ne miktar için «rücu» edebilecekleri konusunda rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1-Dava, borcu ödeyen «kefilin» diğer kefile rücusuna ilişkin olup, mahkemece bozma ilamından evvelki bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-) 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine «rücu hakkı» olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkını haizdir.
… re, davalı şirketin hesabına bankaca aktarılan kredinin kendisince kullanılmadığına dair davaya cevabındaki iddiası dışında herhangi bir yazılı belge kayıt ve delil «ibraz» etmediği, «ticari defterlerinde» bu iddiasını doğrulayacak kayıt ve delil bulunmadığı, davacının borcu ödediklerini banka dekontu ve kayıtlarıyla ispatladıkları, sözleşmede «kefil» sıfatı bulunan davacıların asıl borçlu adına borcu ödemeleri nedeniyle asıl borçlu davalı şirket ve «müteselsil kefil» davalı ...'ten talep hakkının doğduğu, davalı asıl borçlu ve müteselsil kefilin kendi aralarındaki rucu ilişkisi kapsamında ödeme yapan davacı kefillerin bankaya ödediği tutarı davacılara ödeme yükümlülüklerinin bulunduğu, davacı tarafın alacağını ispatladığı, davalı tarafın karşı iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 103.516,05 TL'nin 26/09/2008 tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefil · ticari defter · yasal faiz · ibraz · e-defter
Benzer bu kararda… re, davalı şirketin hesabına bankaca aktarılan kredinin kendisince kullanılmadığına dair davaya cevabındaki iddiası dışında herhangi bir yazılı belge kayıt ve delil «ibraz» etmediği, «ticari defterlerinde» bu iddiasını doğrulayacak kayıt ve delil bulunmadığı, davacının borcu ödediklerini banka dekontu ve kayıtlarıyla ispatladıkları, sözleşmede «kefil» sıfatı bulunan davacıların asıl borçlu adına borcu ödemeleri nedeniyle asıl borçlu davalı şirket ve «müteselsil kefil» davalı ...'ten talep hakkının doğduğu, davalı asıl borçlu ve müteselsil kefilin kendi aralarındaki rucu ilişkisi kapsamında ödeme yapan davacı kefillerin bankaya ödediği tutarı davacılara ödeme yükümlülüklerinin bulunduğu, davacı tarafın alacağını ispatladığı, davalı tarafın karşı iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 103.516,05 TL'nin 26/09/2008 tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/19226 E. , 2015/1047 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/06/2014 tarih ve 2014/207-2014/278 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirketin kullandığı krediye kefil olduklarını, banka tarafından ihtar gönderilince icra masraflarını da ödemek zorunda kalmamak için kefaleten borcu ödediklerini ileri sürerek 103.516,05 TL'nin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili ...'ın sadece kefil sıfatının bulunduğunu, kredinin aslında ...., ...., ..., ..... tarafından kullanıldığını, müvekkili şirket tarafından çekilen kredinin aynı gün davalı .... ile....'nin hesabına aktarıldığını, krediye ilişkin tüm kefalet, ipotek, temlik ve hak edişlerin kefiller tarafından sunulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, davacıların ve davalı ....'nın davalı şirketin kullandığı krediye kefil oldukları, kefil olan davacıların kredi borcunu ödedikleri, Borçlar Kanunu'nun 488/2. maddesine göre, kefillerin gerek asıl borçlu ile beraber ve gerek kendi aralarında müteselsil olmayı kabul etmişlerse her biri borcun tamamından sorumlu olup, ancak diğerlerinin hisseleri için onlara rücu hakkını haiz oldukları, müteselsil kefalette kefillerin her birine iç ilişkide düşen sorumluluk payının, başka türlü kararlaştırılmış olmadıkça eşit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ..... aleyhine verilen karar kesinleştiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 36.422,31 TL'nin 26/09/2008 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine, 10.223,80 TL'nin 26/09/32008 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, borcu ödeyen kefilin diğer kefile rücusuna ilişkin olup, mahkemece bozma ilamından evvelki bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Davalı ... bilirkişi raporuna karşı itirazında, davaya konu krediyi kullandıran bankanın muacceliyet ihtarnamesinde borçlu olarak yedi kişinin bulunduğunu, bu ihtarnamede borçlu ve kefillerin belirtilmesine rağmen bu hususun bilirkişi tarafından incelenmediğini, asıl sözleşme ile limit artırım sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Dosya incelendiğinde, davacı ... ve davalı ...'in dava dışı iki kişiyle birlikte 12.06.2007 tarihli genel kredi sözleşmesine 40.000,00TL limitle kefil oldukları, bilahare yapılan limit arttırım sözleşmesi ile de kefalet limitinin 150.000,00TL'ye çıkarıldığı, bu sözleşmede ise sadece davacı ...
ve ...'in kefil olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilk sözleşmede üç kefilin bulunduğu kabul edilerek hesaplama yapılması doğru olmadığı gibi, davalı ...'in hesap şekline yönelik olarak ileri sürdüğü ciddi nitelikteki itirazlarının değerlendirilmemesi de doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece yeni bir bilirkişi kurulundan davacıların davalı kefile ne miktar için rücu edebilecekleri konusunda rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın davalı ... yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'e iadesine, 02/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/187944400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz