Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17723 E. 2014/19442 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kabul beyanı↗ rücuen alacak↗ hesap kat↗ rücu hakkı↗ müteselsil kefil↗ kefalet↗ rücu↗ tbk 99↗ alacak davası↗ kefil↗ kâr payı↗ kredi sözleşmesi↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunmalar ve tüm dosya kapsamına göre; asıl borçlu M.. T..'in davacının açtığı alacak davasını kabul ettiği, kabul nedeniyle diğer davalıların borcunun da son bulduğu gerekçesiyle davalılar Z.. T.. ve A.. Ö.. yönünden davanın reddi ile davanın asıl borçlu davalı M.. T.. yönünden vaki kabul nedeniyle kabulüne, 41.100 TL'nin davalı M.. T..'den 22/06/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi borcuna kefaleti nedeniyle hakkında yapılan icra takibi kapsamında borcun tamamını ödeyen kefilin asıl borçlu ve diğer kefillere karşı açtığı rücuen alacak davası niteliğindedir. 6098 sayılı TBK'nın 587. ve 596. maddeleri (818 sayılı BK'nın 488. ve 496. maddeleri) birlikte kefalet ve kefilin rücu hakkına ilişkin düzenlemeler içermektedir. Buna göre; birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olacak, borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olacaktır. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef
olacaktır. Bu durumda borcun tamamını ödeyen davacı- kefilin alacaklının haklarına halef olduğu ve asıl borçlu ile diğer kefillere rücu edebileceğinin kabülü gerekirken, mahkemece asıl borçlunun borcu kabul beyanı nedeniyle artık kefillere gidilemeyeceği şeklinde sonuca varılması hukuka aykırı olup; diğer kefillerin de sorumluluğunun söz konusu olduğu, sorumluluklarının tayini için kredi sözleşmelerinin incelenmesi gerektiği, hesap kat ihtarında bahsi geçen Tarımsal Üretim Kredisinin de dosyaya celbi ile yapılacak inceleme ve değerlendirmeye göre kefillerin sorumluluklarının tayin ve tespiti gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:müteselsil kefil · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDava, kredi borcuna «kefaleti» nedeniyle hakkında yapılan icra takibi kapsamında borcun tamamını ödeyen «kefilin» asıl borçlu ve diğer kefillere karşı açtığı «rücuen alacak davası» niteliğindedir.
6098 sayılı TBK'nın 587. ve 596. maddeleri (818 sayılı BK'nın 488. ve 496. maddeleri) birlikte «kefalet» ve «kefilin» «rücu hakkına» ilişkin düzenlemeler içermektedir.
Buna göre; birden çok kişi, aynı borca birlikte «kefil» oldukları takdirde, her biri kendi «payı» için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olacak, borçluyla birlikte veya kendi aralarında «müteselsil kefil» olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olacaktır.
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · teminat
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5099 E. 2021/4421 K.
Ortak:rücu hakkı · müteselsil kefil · kefalet · rücu · kefil · kâr payı · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda6098 sayılı TBK'nın 587. ve 596. maddeleri (818 sayılı BK'nın 488. ve 496. maddeleri) birlikte «kefalet» ve «kefilin» «rücu hakkına» ilişkin düzenlemeler içermektedir.
Buna göre; birden çok kişi, aynı borca birlikte «kefil» oldukları takdirde, her biri kendi «payı» için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olacak, borçluyla birlikte veya kendi aralarında «müteselsil kefil» olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olacaktır.
Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen «kefil», kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı «rücu hakkına» sahiptir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların ortak oldukları şirketler «limited şirket» olduğundan şirketin borçlarından şahsen sorumlu olunmayacağı ancak dava dışı ortak oldukları şirketin bankalarla akdedilen «genel kredi sözleşmelerinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalarının olduğu, bu nedenle davalının davacı ile birlikte kefil olduğu kredi sözleşmeleri kapsamında 818 sayılı BK 488. maddesi (6098 sayılı TBK'nun 587. maddesi) uyarınca sorumlu olduğu, davacının başlatığı icra takiplerinde talep edilen banka ödemelerinden davalının «kefaletinin» bulunmadığı Anadolubank A.Ş. dışında kalan bankalara davacı tarafından yapılan ödemelerin davalının borçlu şirketlerdeki hissesine tekabül eden tutarda «rücu» edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar «genel kredi sözleşmesinde» müşterek «müteselsil kefil» olan davacının «kefalet» nedeniyle alacaklı bankalara ödemiş olduğu miktarın yine bu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen «kefil», kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı «rücu hakkına» sahiptir. ’’şeklindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tahsil · genel kredi sözleşmesi · limited şirket · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların ortak oldukları şirketler «limited şirket» olduğundan şirketin borçlarından şahsen sorumlu olunmayacağı ancak dava dışı ortak oldukları şirketin bankalarla akdedilen «genel kredi sözleşmelerinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalarının olduğu, bu nedenle davalının davacı ile birlikte kefil olduğu kredi sözleşmeleri kapsamında 818 sayılı BK 488. maddesi (6098 sayılı TBK'nun 587. maddesi) uyarınca sorumlu olduğu, davacının başlatığı icra takiplerinde talep edilen banka ödemelerinden davalının «kefaletinin» bulunmadığı Anadolubank A.Ş. dışında kalan bankalara davacı tarafından yapılan ödemelerin davalının borçlu şirketlerdeki hissesine tekabül eden tutarda «rücu» edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, «genel kredi sözleşmelerindeki» dava dışı 3. kişi bankaların gerçek alacak miktarlarının tespit edilerek, davacının alacak miktarından fazla ödeme yapıp yapmadığıda nazara alınarak davalı aleyhine başlatılan herbir icra dosyadasında ki takip alacağına konu genel kredi sözleşmesinde bulunan «kefil» sayısına göre davacının ödediği miktarın kefil sayısına bölünmek suretiyle davalının, davacıya kendi payına düşen ödemekle yükümlü olduğu borç miktarının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Asıl ve birleşen davalar «genel kredi sözleşmesinde» müşterek «müteselsil kefil» olan davacının «kefalet» nedeniyle alacaklı bankalara ödemiş olduğu miktarın yine bu kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olan davalıdan tahsiline yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
Ancak dosyada mevcut «genel kredi sözleşmeleri» incelendiğinde taraflar dışında müteselsil kefillerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17723 E. , 2014/19442 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BURHANİYE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 13/11/2012
NUMARASI 2012/388-2012/529
Taraflar arasında görülen davada Burhaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/11/2012 tarih ve 2012/388-2012/529 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı Murat'ın bankadan kredi çekerken kefile ihtiyacı olduğu için müvekkilinin diğer iki davalıyla birlikte kefil olduğunu, ancak asıl borçlu-davalı M.. T..'in borcunu ödememesi üzerine davacının maliki olduğu bazı taşınmazların toplam 41.100 TL bedelle alacaklı banka tarafından ihale yoluyla satıldığını, asıl borçlunun borcu ihalenin kesinleşme tarihi olan 22/06/2011 tarihinde ödendiğinden BK'nın 596. maddesi hükmü gereği ödediği miktarla sınırlı olarak bankanın davalıya karşı sahip olduğu haklar bakımından onun halefi konumuna geldiğini ileri sürerek tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla M.. T..'den 41.100 TL, diğer davalılardan ödenen borcun her birinin hissesine düşen 1/3'üne tekabül eden 13.700 TL ana para ile faizlerinin tahsilini ve ana para alacaklarına ödemenin yapıldığı tarihten itibaren yasal faiz uygulanmasını, ihtarname ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
[…]. T.., borcu olduğunu kabul ederek asıl borçlu sıfatıyla davayı kabul etmiştir.
[…]. T.., kimseye kefil olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
[…]. Ö.., davalı M.. T..'e kefil olduğunu ve kendisinin de borç ödenmeyince zor durumda kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunmalar ve tüm dosya kapsamına göre; asıl borçlu M.. T..'in davacının açtığı alacak davasını kabul ettiği, kabul nedeniyle diğer davalıların borcunun da son bulduğu gerekçesiyle davalılar Z.. T.. ve A.. Ö.. yönünden davanın reddi ile davanın asıl borçlu davalı M.. T.. yönünden vaki kabul nedeniyle kabulüne, 41.100 TL'nin davalı M.. T..'den 22/06/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi borcuna kefaleti nedeniyle hakkında yapılan icra takibi kapsamında borcun tamamını ödeyen kefilin asıl borçlu ve diğer kefillere karşı açtığı rücuen alacak davası niteliğindedir. 6098 sayılı TBK'nın 587. ve 596. maddeleri (818 sayılı BK'nın 488. ve 496. maddeleri) birlikte kefalet ve kefilin rücu hakkına ilişkin düzenlemeler içermektedir. Buna göre; birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olacak, borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olacaktır. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir.
Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef
olacaktır. Bu durumda borcun tamamını ödeyen davacı- kefilin alacaklının haklarına halef olduğu ve asıl borçlu ile diğer kefillere rücu edebileceğinin kabülü gerekirken, mahkemece asıl borçlunun borcu kabul beyanı nedeniyle artık kefillere gidilemeyeceği şeklinde sonuca varılması hukuka aykırı olup; diğer kefillerin de sorumluluğunun söz konusu olduğu, sorumluluklarının tayini için kredi sözleşmelerinin incelenmesi gerektiği, hesap kat ihtarında bahsi geçen Tarımsal Üretim Kredisinin de dosyaya celbi ile yapılacak inceleme ve değerlendirmeye göre kefillerin sorumluluklarının tayin ve tespiti gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102138400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz