Sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/1941 E. 2011/14011 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
basit tasfiye↗ iflas masası↗ iflasın açılması↗ iflas idaresi↗ işyeri sigorta poliçesi↗ peşin karar harcı↗ şirketin tasfiyesi↗ işyeri sigortası↗ aktif dava ehliyeti↗ alacak davası↗ taraf ehliyeti↗ yetki↗ ek tasfiye↗ iflas↗ yetkisizlik kararı↗ sigorta poliçesi↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak, İİK'nın 245. maddesi uyarınca müflisin açmış olduğu davaları takip yetkisinin iflas masasına ya da masanın neticelendirilmesine lüzum görmediği durumlarda takip hakkını isteyen alacaklıya devretmesiyle devralan alacaklıya ait olduğu, iflas masası veya alacaklılar tarafından takibinde yarar görülmeyen davaların müflis adına önceki yetkilileri tarafından takip edilebileceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davada masa ya da alacaklılar tarafından müflis temsilcilerine davanın takibi konusunda verilmiş bir yetki bulunmadığı, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis temsilcilerinin davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı müflis şirket temsilcisi Kazım vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş olup, bu doğrultuda alacaklılar toplantısının 22.05.2009 tarihinde yapıldığı, davacı müflis şirketin alacaklılarının davayı takip etmek istemediği, bu nedenle iflas müdürü tarafından davayı takip yetkisinin müflis şirketin birlikte temsile yetkilileri İbrahim ve Kazım'a verildiği anlaşılmıştır. Davacı müflis şirketin tasfiyesinin basit tasfiye usulüne göre yürütüldüğü dosya kapsamından belirlenmiş olup (İİK'nın 218. maddesi), basit tasfiye, iflas dairesi tarafından yapılan tasfiyedir. Bu tasfiyede, iflas organlarına tevdi edilmiş işler iflas dairesi tarafından yürütülür. Kısaca, iflas masasını basit tasfiyede iflas dairesi, adi tasfiyede ise iflas idaresi temsil etmektedir. İİK'nın 208. maddesine göre, "İflasın açılması kendisine tebliğ olunur olunmaz iflas dairesi müflisin mallarının defterini tutmaya başlar ve muhafazaları için lazım gelen tedbirleri alır" hükmü gereği iflas müdürünün basit tasfiyede ve alacaklılar ile iflas masasının davayı takip etmemesi durumunda, davayı takip etmek isteyen davacı müflis şirketin önceki yetkililerine davayı takip etme yetkisini vermesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamakta olup, belirtilen gerekçe ile aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
S o n u ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı müflis şirket temsilcisi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1790 E. 2012/2958 K.
Ortak:taraf ehliyeti · iflas · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak, İİK'nın 245. maddesi uyarınca müflisin açmış olduğu davaları takip «yetkisinin» «iflas» masasına ya da masanın neticelendirilmesine lüzum görmediği durumlarda takip hakkını isteyen alacaklıya devretmesiyle devralan alacaklıya ait olduğu, «iflas masası» veya alacaklılar tarafından takibinde yarar görülmeyen davaların müflis adına önceki yetkilileri tarafından takip edilebileceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davada masa ya da alacaklılar tarafından müflis «temsilcilerine» davanın takibi konusunda verilmiş bir «yetki» bulunmadığı, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis temsilcilerinin davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş olup, bu doğrultuda alacaklılar toplantısının 22.05.2009 tarihinde yapıldığı, davacı müflis şirketin «alacaklılarının davayı» takip etmek istemediği, bu nedenle «iflas» müdürü tarafından davayı takip «yetkisinin» müflis şirketin birlikte «temsile» yetkilileri İbrahim ve Kazım'a verildiği anlaşılmıştır.
Kısaca, «iflas» masasını basit tasfiyede iflas dairesi, adi tasfiyede ise «iflas idaresi» «temsil» etmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis «temsilcilerinin» davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı müflis şirket temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 17.10.2011 günlü ilamıyla «iflas» müdürünün basit tasfiyede ve alacaklılar ile iflas masasının davayı takip etmemesi durumunda davayı takip etmek isteyen davacı müflis şirketin önceki yetkililerine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11646 E. 2016/9256 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davada davanın kabulüne, 25.000.000 TL'nin faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 100.000 TL'nin davalıdan tahsiline, asli müdahilin açtığı davanın müflis şirket yönünden dava «şartı yokluğundan» usulden, davalı banka yönünden «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14879 E. 2017/209 K.
Ortak:iflas idaresi · iflas
İncelediğiniz karardaKısaca, «iflas» masasını basit tasfiyede iflas dairesi, adi tasfiyede ise «iflas idaresi» «temsil» etmektedir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak, İİK'nın 245. maddesi uyarınca müflisin açmış olduğu davaları takip «yetkisinin» «iflas» masasına ya da masanın neticelendirilmesine lüzum görmediği durumlarda takip hakkını isteyen alacaklıya devretmesiyle devralan alacaklıya ait olduğu, «iflas masası» veya alacaklılar tarafından takibinde yarar görülmeyen davaların müflis adına önceki yetkilileri tarafından takip edilebileceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davada masa ya da alacaklılar tarafından müflis «temsilcilerine» davanın takibi konusunda verilmiş bir «yetki» bulunmadığı, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis temsilcilerinin davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş olup, bu doğrultuda alacaklılar toplantısının 22.05.2009 tarihinde yapıldığı, davacı müflis şirketin «alacaklılarının davayı» takip etmek istemediği, bu nedenle «iflas» müdürü tarafından davayı takip «yetkisinin» müflis şirketin birlikte «temsile» yetkilileri İbrahim ve Kazım'a verildiği anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, davalılar ..., ... ve ... yönünden «tahsilde tekerrür olmamak» üzere 7.538.108,53 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte bu davalılardan tahsiline, davalı müflis ... yönünden anılan bedelin «iflas» masasına kayıt ve kabulüne dair verilen kararın davalı ... ... ile davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, davalılar ..., ... ve ... yönünden «tahsilde tekerrür olmamak» üzere 7.538.108,53 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte bu davalılardan tahsiline, davalı müflis ... yönünden anılan bedelin «iflas» masasına kayıt ve kabulüne dair verilen kararın davalı ... ... ile davalı ...
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2334 E. 2017/1407 K.
Ortak:iflas idaresi · iflas
İncelediğiniz karardaKısaca, «iflas» masasını basit tasfiyede iflas dairesi, adi tasfiyede ise «iflas idaresi» «temsil» etmektedir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak, İİK'nın 245. maddesi uyarınca müflisin açmış olduğu davaları takip «yetkisinin» «iflas» masasına ya da masanın neticelendirilmesine lüzum görmediği durumlarda takip hakkını isteyen alacaklıya devretmesiyle devralan alacaklıya ait olduğu, «iflas masası» veya alacaklılar tarafından takibinde yarar görülmeyen davaların müflis adına önceki yetkilileri tarafından takip edilebileceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davada masa ya da alacaklılar tarafından müflis «temsilcilerine» davanın takibi konusunda verilmiş bir «yetki» bulunmadığı, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis temsilcilerinin davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş olup, bu doğrultuda alacaklılar toplantısının 22.05.2009 tarihinde yapıldığı, davacı müflis şirketin «alacaklılarının davayı» takip etmek istemediği, bu nedenle «iflas» müdürü tarafından davayı takip «yetkisinin» müflis şirketin birlikte «temsile» yetkilileri İbrahim ve Kazım'a verildiği anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.12.2008 tarihli kararı ile şahsi «iflasına» karar verildiği ve bu kararın 14.07.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, mahkemece anılan davalı hakkında açılan işbu «sorumluluk davası» kesinleşmeden şahsi «iflasına» karar verildiği ve davalı müflis ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıra cetveli · ikinci alacaklılar toplantısı · tahsilde tekerrür olmamak kaydı · kayıt kabul davası · yönetici sorumluluğu · tahsilde tekerrür olmaması · sorumluluk davası · tahsilde tekerrür
Benzer bu karardaİflas İdaresi vekilince de «ikinci alacaklılar toplantısının» 16.02.2012 tarihinde gerçekleştirilip, davacı tarafça dava konusu alacağın masaya «kaydının» yapılması talep edilmesi üzerine oluşturulan «sıra cetvelinde» 24.11.2014 tarih ve 45 sayılı İflas İdaresi kararı ile işbu davanın «derdest» olması nedeniyle mahkeme kararının neticesine göre yeniden değerlendirilmek üzere “«tahsilde tekerrür olmamak kaydı» ile nizalı alacak olarak 3. sıraya kaydına” karar verildiği, işbu sorumluluk davasının niteliği gereği masa mevcudunu azaltıcı mahiyette olup davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılması gerektiği talep edilmiş olmakla, davalı ... yönünden davaya kayıt kabul davası olarak bakılıp sonuçlandırılması gerektiğinden davalı müflis ...
1-Dava, ... tarafından el konulan banka «yöneticilerinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece anılan davalı hakkında açılan işbu «sorumluluk davası» kesinleşmeden şahsi «iflasına» karar verildiği ve davalı müflis ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11371 E. 2018/3908 K.
Ortak:iflas idaresi · iflas
İncelediğiniz karardaKısaca, «iflas» masasını basit tasfiyede iflas dairesi, adi tasfiyede ise «iflas idaresi» «temsil» etmektedir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak, İİK'nın 245. maddesi uyarınca müflisin açmış olduğu davaları takip «yetkisinin» «iflas» masasına ya da masanın neticelendirilmesine lüzum görmediği durumlarda takip hakkını isteyen alacaklıya devretmesiyle devralan alacaklıya ait olduğu, «iflas masası» veya alacaklılar tarafından takibinde yarar görülmeyen davaların müflis adına önceki yetkilileri tarafından takip edilebileceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davada masa ya da alacaklılar tarafından müflis «temsilcilerine» davanın takibi konusunda verilmiş bir «yetki» bulunmadığı, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis temsilcilerinin davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş olup, bu doğrultuda alacaklılar toplantısının 22.05.2009 tarihinde yapıldığı, davacı müflis şirketin «alacaklılarının davayı» takip etmek istemediği, bu nedenle «iflas» müdürü tarafından davayı takip «yetkisinin» müflis şirketin birlikte «temsile» yetkilileri İbrahim ve Kazım'a verildiği anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı müflis ... yönünden «tahsilde tekerrür» oluşturmamak üzere davanın kabulü ile 4.502.332,36 TL'nin 15/06/2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek sureti ile «iflas» işlemlerinin yürütüldüğü 2008/1 E. sayılı dosyasında müflis ... iflas masasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne, diğer davalılar ..., M...., ..., ... ve ... …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilde tekerrür · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı müflis ... yönünden «tahsilde tekerrür» oluşturmamak üzere davanın kabulü ile 4.502.332,36 TL'nin 15/06/2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmek sureti ile «iflas» işlemlerinin yürütüldüğü 2008/1 E. sayılı dosyasında müflis ... iflas masasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne, diğer davalılar ..., M...., ..., ... ve ... …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9857 E. 2015/10525 K.
Ortak:iflas idaresi · şirketin tasfiyesi · alacak davası · ek tasfiye · iflas
İncelediğiniz karardaDavacı müflis «şirketin tasfiyesinin» «basit tasfiye» usulüne göre yürütüldüğü dosya kapsamından belirlenmiş olup (İİK'nın 218. maddesi), basit tasfiye, «iflas» dairesi tarafından yapılan tasfiyedir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş olup, bu doğrultuda alacaklılar toplantısının 22.05.2009 tarihinde yapıldığı, davacı müflis şirketin «alacaklılarının davayı» takip etmek istemediği, bu nedenle «iflas» müdürü tarafından davayı takip «yetkisinin» müflis şirketin birlikte «temsile» yetkilileri İbrahim ve Kazım'a verildiği anlaşılmıştır.
Kısaca, «iflas» masasını basit tasfiyede iflas dairesi, adi tasfiyede ise «iflas idaresi» «temsil» etmektedir.
Benzer bu karardaA.. sıfatı ile açılması doğru olmadığı gibi, doğrudan «alacak davası» olarak açılmasının da doğru olmadığı zira, davanın Müflis İmar Bankası aleyhine «husumet» yöneltilerek açılması ve «kayıt kabul davası» olması, bundan önce de «iflas» masasına müracaat edilerek talebin reddi halinde dava açılması gerektiğinden bu davalı yönünden hem husumet hem de dava şartı eksikliği bulunduğu, diğer davalı Y.ve Tic.
… tleme gibi herhangi bir eylemi bulunmadığından dava konusu işlemin neresinde bulunduğunu gösterir bir iddia da tespit olunamadığı ve davalının dava tarihinden evvel «tasfiye» sürecine girdiği, «şirketin tasfiyesi» ile sicilden terkinine karar verildiği gerekçesiyle, davanın, davalı TMSF yönünden idari yargının «görevli» olması nedeniyle «yargı yolu» yokluğundan, davalı İ..
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF'nin aktif ya da pasif her türlü eylem ve işlemlerinden dolayı bunların hukuka uygun olup olmadığı, zarar doğurup doğurmadığı yönlerinden denetiminin idari yargıya ait olduğu, davalı İmar Bankası'nın ise, dava tarihinden önce «iflasa» tabi tutularak müflis haline geldiğinden davanın, iflas etmeden önceki hal ve durumuna göre İ..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayıt kabul davası · yargı yolu · dava dilekçesinin tebliği · dava şartı yokluğu · tebligat · husumet · görevli mahkeme
Benzer bu karardaA.. sıfatı ile açılması doğru olmadığı gibi, doğrudan «alacak davası» olarak açılmasının da doğru olmadığı zira, davanın Müflis İmar Bankası aleyhine «husumet» yöneltilerek açılması ve «kayıt kabul davası» olması, bundan önce de «iflas» masasına müracaat edilerek talebin reddi halinde dava açılması gerektiğinden bu davalı yönünden hem husumet hem de dava şartı eksikliği bulunduğu, diğer davalı Y.ve Tic.
… tleme gibi herhangi bir eylemi bulunmadığından dava konusu işlemin neresinde bulunduğunu gösterir bir iddia da tespit olunamadığı ve davalının dava tarihinden evvel «tasfiye» sürecine girdiği, «şirketin tasfiyesi» ile sicilden terkinine karar verildiği gerekçesiyle, davanın, davalı TMSF yönünden idari yargının «görevli» olması nedeniyle «yargı yolu» yokluğundan, davalı İ..
A.. yönünden dava «şartı yokluğu» ve «husumet», davalı Yapı ve Tic.
Mahkemece, davalı müflis şirkete dava «dilekçesinin tebliği» üzerine İflas İdaresi vekili tarafından vekaletname sunulup, cevap dilekçesi verildiğine ve İİK'nın 226. maddesi uyarınca dava takip edildiğine göre bu noksanlık giderilmiş ve «husumet» İflas İdaresi'nce benimsenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/1941 E., 2011/14011 K.
11. Hukuk Dairesi 2010/1941 E., 2011/14011 K.
AKTİF DAVA EHLİYETİ
İŞYERİ SİGORTA POLİÇESİNE DAYALI TAZMİNAT
2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 208 ]
2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 218 ]
2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 245 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada (Ankara Birinci Asliye Ticaret
Mahkemesi)'nce verilen 19.11.2009 tarih ve 2009/4-2009/800 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı müflis şirket temsilcisi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirketin iflasından önce açılan davada işyerini su basması sonucu emtiada ve demirbaşta oluşan 801.273,36 TL hasarın bir bölümünün ödendiği ve ibraname imzalatıldığını, ibranamenin müzayaka halinde imzalandığını, sigortacının zararın tamamını ödemek yükümlülüğünün bulunduğunu, bakiye zarar 631.273,36 TL'nin tahsili için yapılan ilamsız icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu, ayrıca demirbaşlarda da hasar meydana geldiğini ileri sürerek ibranın iptalini ve takibe konu bakiye 631.273,36 TL'nin %40 icra inkar tazminatı ile tahsilini, ayrıca 47.771,45 TL demirbaş hasar bedelinin ve munzam zararın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigorta poliçesi kapsamında zararın tazmin edildiğini ve davacının ibraname verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak, İİK'nın 245. maddesi uyarınca müflisin açmış olduğu davaları takip yetkisinin iflas masasına ya da masanın neticelendirilmesine lüzum görmediği durumlarda takip hakkını isteyen alacaklıya devretmesiyle devralan alacaklıya ait olduğu, iflas masası veya alacaklılar tarafından takibinde yarar görülmeyen davaların müflis adına önceki yetkilileri tarafından takip edilebileceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davada masa ya da alacaklılar tarafından müflis temsilcilerine davanın takibi konusunda verilmiş bir yetki bulunmadığı, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis temsilcilerinin davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı müflis şirket temsilcisi Kazım vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş olup, bu doğrultuda alacaklılar toplantısının 22.05.2009 tarihinde yapıldığı, davacı müflis şirketin alacaklılarının davayı takip etmek istemediği, bu nedenle iflas müdürü tarafından davayı takip yetkisinin müflis şirketin birlikte temsile yetkilileri İbrahim ve Kazım'a verildiği anlaşılmıştır. Davacı müflis şirketin tasfiyesinin basit tasfiye usulüne göre yürütüldüğü dosya kapsamından belirlenmiş olup (İİK'nın 218. maddesi), basit tasfiye, iflas dairesi tarafından yapılan tasfiyedir. Bu tasfiyede, iflas organlarına tevdi edilmiş işler iflas dairesi tarafından yürütülür. Kısaca, iflas masasını basit tasfiyede iflas dairesi, adi tasfiyede ise iflas idaresi temsil etmektedir.
İİK'nın 208. maddesine göre, "İflasın açılması kendisine tebliğ olunur olunmaz iflas dairesi müflisin mallarının defterini tutmaya başlar ve muhafazaları için lazım gelen tedbirleri alır" hükmü gereği iflas müdürünün basit tasfiyede ve alacaklılar ile iflas masasının davayı takip etmemesi durumunda, davayı takip etmek isteyen davacı müflis şirketin önceki yetkililerine davayı takip etme yetkisini vermesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamakta olup, belirtilen gerekçe ile aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
S o n u ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı müflis şirket temsilcisi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/17163500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz