Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17334 E. 2015/3953 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmeye aykırılık↗ yenileme↗ uyuşmazlık konusu↗ kötü niyet↗ sulh↗ taahhütname↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; başvuruya konu markanın davacı markaları ile aynı veya benzer nitelikte olmadığı, davalı şirket adına tescilli markaların esas unsuru mahiyetinde olan “....” ibaresi üzerinde özellikle davacı itirazlarına konu, dondurmalar yenilebilir buzlar, buz kremler yönünden müktesep hakkının
bulunduğu, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sulh anlaşmasına göre davalının “...” ibareli marka başvurusunun sözleşmeye aykırılık oluşturduğu, ancak sulh anlaşmasının tarafların kullanımına yönelik olduğu 556 sayılı KHK'nın 7/1-b, 8/1-b maddeleri uyarınca yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, anlaşmaya aykırılıktan dolayı tarafların birbirine yönelik taleplerde bulunabileceği, davalının önceki tescillerden kaynaklı müktesep hakkı, uzun süreli kullanımı ve iltibas tehlikesinin bulunmaması nedeniyle karışıklığın yaşanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu yapılan ... YİDK kararının iptaline ilişkin koşulların oluşmaması nedeniyle mahkemenin bu istemin reddine yönelik kararında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacı vekili taraflar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli sulh antlaşmasının 3. maddesinde davalı şirketin "..." ibaresini "Dondurma, sütlü buz, yenilebilir buz" ürünleri üzerinde kullanmayacağını taahhüt ettiği, bu husustaki sulh antlaşmasının Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29.11.2011 tarih 2009/106 esas 2010/499 karar sayılı ilamı ile onandığı, buna rağmen davalı şirketin uyuşmazlık konusu olan ve sulh anlaşması uyarınca davalı firma tarafından "..." ibaresinin markasal olarak kullanılmayacağı taahhüt edilen ürünleri de kapsayan tescil başvurusuna devam etmesinin bu ürünler yönünden kötü niyet ve sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini de talep etmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın açıklanan hükümsüzlük nedeni çerçevesinde de tartışılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davacı vekilinin hükümsüzlük talebinin de reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17353 E. 2015/3954 K.
Ortak:sözleşmeye aykırılık · yenileme · uyuşmazlık konusu · kötü niyet · sulh · taahhütname · eksik inceleme · Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29.11.2011 tarih 2009/106 esas 2010/499 karar sayılı ilamı ile onandığı, buna rağmen davalı şirketin «uyuşmazlık konusu» olan ve «sulh» anlaşması uyarınca davalı firma tarafından "..." ibaresinin markasal olarak kullanılmayacağı «taahhüt» edilen ürünleri de kapsayan tescil başvurusuna devam etmesinin bu ürünler yönünden «kötü niyet» ve «sözleşmeye aykırılık» teşkil ettiğini ileri sürerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini de talep etmiştir.
… zer nitelikte olmadığı, davalı şirket adına tescilli markaların esas unsuru mahiyetinde olan “....” ibaresi üzerinde özellikle davacı itirazlarına konu, dondurmalar «yenilebilir» buzlar, buz kremler yönünden müktesep hakkının bulunduğu, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen «sulh» anlaşmasına göre davalının “...” ibareli marka başvurusunun «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu, ancak sulh anlaşmasının tarafların kullanımına yönelik olduğu 556 sayılı KHK'nın 7/1-b, 8/1-b maddeleri uyarınca yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, anlaşmaya aykırılıktan dolayı tarafların birbirine yönelik taleplerde bulunabileceği, davalının önceki tescillerden kaynaklı müktesep hakkı, uzun süreli kullanımı ve «iltibas» tehlikesinin bulunmaması nedeniyle karışıklığın yaşanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı vekili taraflar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli «sulh» antlaşmasının 3. maddesinde davalı şirketin "..." ibaresini "Dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz" ürünleri üzerinde kullanmayacağını «taahhüt» ettiği, bu husustaki sulh antlaşmasının Ankara 4.
Benzer bu karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29.11.2011 tarih 2009/106 esas 2010/499 karar sayılı ilamı ile onandığı, buna rağmen davalı şirketin «uyuşmazlık konusu» olan ve «sulh» antlaşması uyarınca davalı firma tarafından "..." ibaresinin markasal olarak kullanılmayacağı «taahhüt» edilen ürünleri de kapsayan tescil başvurusuna devam etmesinin bu ürünler yönünden «kötü niyet» ve «sözleşmeye aykırılık» teşkil ettiğini ileri sürerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini de talep etmiştir.
2-Ancak; davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli «sulh» antlaşmasının 3. maddesinde davalı şirketin "..." ibaresini "Dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz" ürünleri üzerinde kullanmayacağını «taahhüt» ettiği, bu husustaki sulh antlaşmasının Ankara 4.
Bu durumda, uyuşmazlığın açıklanan hükümsüzlük «sebebi» çerçevesinde de tartışılıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile davacı vekilinin hükümsüzlük talebinin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle Dairemizin 26.6.2014 tarih ve 2014/6738 esas, 2014/12218 karar s …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava sebebi
Benzer bu karardaBu durumda, uyuşmazlığın açıklanan hükümsüzlük «sebebi» çerçevesinde de tartışılıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile davacı vekilinin hükümsüzlük talebinin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle Dairemizin 26.6.2014 tarih ve 2014/6738 esas, 2014/12218 karar s …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4029 E. 2023/4398 K.
Ortak:sözleşmeye aykırılık · yenileme · uyuşmazlık konusu · kötü niyet · sulh · taahhütname · eksik inceleme · iltibas
İncelediğiniz karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29.11.2011 tarih 2009/106 esas 2010/499 karar sayılı ilamı ile onandığı, buna rağmen davalı şirketin «uyuşmazlık konusu» olan ve «sulh» anlaşması uyarınca davalı firma tarafından "..." ibaresinin markasal olarak kullanılmayacağı «taahhüt» edilen ürünleri de kapsayan tescil başvurusuna devam etmesinin bu ürünler yönünden «kötü niyet» ve «sözleşmeye aykırılık» teşkil ettiğini ileri sürerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini de talep etmiştir.
… zer nitelikte olmadığı, davalı şirket adına tescilli markaların esas unsuru mahiyetinde olan “....” ibaresi üzerinde özellikle davacı itirazlarına konu, dondurmalar «yenilebilir» buzlar, buz kremler yönünden müktesep hakkının bulunduğu, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen «sulh» anlaşmasına göre davalının “...” ibareli marka başvurusunun «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu, ancak sulh anlaşmasının tarafların kullanımına yönelik olduğu 556 sayılı KHK'nın 7/1-b, 8/1-b maddeleri uyarınca yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, anlaşmaya aykırılıktan dolayı tarafların birbirine yönelik taleplerde bulunabileceği, davalının önceki tescillerden kaynaklı müktesep hakkı, uzun süreli kullanımı ve «iltibas» tehlikesinin bulunmaması nedeniyle karışıklığın yaşanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı vekili taraflar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli «sulh» antlaşmasının 3. maddesinde davalı şirketin "..." ibaresini "Dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz" ürünleri üzerinde kullanmayacağını «taahhüt» ettiği, bu husustaki sulh antlaşmasının Ankara 4.
Benzer bu kararda2010/499 K. sayılı ilamı ile onandığı, buna rağmen davalı şirketin «uyuşmazlık konusu» olan ve «sulh» anlaşması uyarınca davalı firma tarafından "Rocco" ibaresinin markasal olarak kullanılmayacağı «taahhüt» edilen ürünleri de kapsayan tescil başvurusuna devam etmesinin bu ürünler yönünden «kötü niyet» ve «sözleşmeye aykırılık» teşkil ettiğini ileri sürerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini de talep ettiği, uyuşmazlığın açıklanan hükümsüzlük nedeni çerçevesinde de tartışılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile davacı vekilinin hükümsüzlük talebinin de reddine karar verilmesi doğru olmadığı gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 29.11.2010 tarih, 2009/106 E. ve 2010/499 K. sayılı kararı ile onanan «sulh sözleşmesi» yapıldığını, sulh sözleşmesi ile davalı şirketin “dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz” emtialarında “ROCCO” markasını kullanmayacağını «taahhüt» ettiğini «ikrar» ettiğini, bu ikrarın sadece tazminat davasına konu edilebileceği ancak davalının marka tesciline engel olmadığı «gerekçesinin çelişkili» olduğunu, bu yorumun «ahde vefa» ilkesine aykırı olduğunu, bu hususta kazanılmış hakkının bulunduğunu, davalı firma tarafından "Rocco" ibaresinin markasal olarak kullanılmayacağı taahhüt edilen ürünleri de kapsayan tescil başvurusuna devam etmesinin bu ürünler yönünden «kötü niyet» ve «sözleşmeye aykırılık» teşkil ettiğini ileri sürerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
… nlamında benzer olmadıkları, başvurunun davalının önceki tescilli markalarının asıl unsurlarını taşıdığı ve ürün sınıfının değişmediği, taraflar arasında düzenlenen «sulh sözleşmesinde» davalı şirketin "ROCCO" ibareli markalarını "dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz" için kullanmayacağını «taahhüt» ettiği, ancak sulh sözleşmesinin davalının "ROCCO" ibareli markaların kullanımına yönelik olduğu ve davalının sulh sözleşmesine aykırı kullanımın sadece «sözleşmeye aykırılık» oluşturacağı, bu itibarla sulh sözleşmesinin tarafların marka başvurusunda bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince t …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ahde vefa · sulh sözleşmesi · gerekçe-hüküm çelişkisi · adil yargılanma hakkı · direnme kararı · ikrar
Benzer bu karardaFikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 29.11.2010 tarih, 2009/106 E. ve 2010/499 K. sayılı kararı ile onanan «sulh sözleşmesi» yapıldığını, sulh sözleşmesi ile davalı şirketin “dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz” emtialarında “ROCCO” markasını kullanmayacağını «taahhüt» ettiğini «ikrar» ettiğini, bu ikrarın sadece tazminat davasına konu edilebileceği ancak davalının marka tesciline engel olmadığı «gerekçesinin çelişkili» olduğunu, bu yorumun «ahde vefa» ilkesine aykırı olduğunu, bu hususta kazanılmış hakkının bulunduğunu, davalı firma tarafından "Rocco" ibaresinin markasal olarak kullanılmayacağı taahhüt edilen ürünleri de kapsayan tescil başvurusuna devam etmesinin bu ürünler yönünden «kötü niyet» ve «sözleşmeye aykırılık» teşkil ettiğini ileri sürerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2021 tarih, 2017/11-25 E. ve 2021/778 K. sayılı kararıyla davada «kötü niyet» itirazı ileri sürülmüş ise Mahkemece bu itirazın değerlendirilmesinin gerektiği, her ne kadar Özel Dairece hükümsüzlük talebinin «sulh sözleşmesinden» hareketle davacının kötü niyet itirazı çerçevesinde tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; Mahkemece ilk kararda davacının kötü niyet itirazının tartışıldığı ve değerlendirildiğinin anlaşıldığı, Mahkemenin önceki kararında taraflar arasındaki sulh sözleşmenin tartışıldığı ve değerlendirildiği yönündeki «direnme» kararının uygun olduğu, ancak Özel Dairece Mahkemenin taraflar arasındaki sulh sözleşmesine ilişkin değerlendirmesi hakkında inceleme yapılmadığından bu yöne ilişk …
… nlamında benzer olmadıkları, başvurunun davalının önceki tescilli markalarının asıl unsurlarını taşıdığı ve ürün sınıfının değişmediği, taraflar arasında düzenlenen «sulh sözleşmesinde» davalı şirketin "ROCCO" ibareli markalarını "dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz" için kullanmayacağını «taahhüt» ettiği, ancak sulh sözleşmesinin davalının "ROCCO" ibareli markaların kullanımına yönelik olduğu ve davalının sulh sözleşmesine aykırı kullanımın sadece «sözleşmeye aykırılık» oluşturacağı, bu itibarla sulh sözleşmesinin tarafların marka başvurusunda bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince t …
Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 10.11.2015 tarih, 2015/225 E. ve 2015/294 K sayılı kararı ile önceki gerekçelere ek olarak, önceki kararda «sulh sözleşmenin» tartışıldığı, «eksik incelemenin» bulunmadığı gerekçesiyle direnilmesine ve davanın reddine karar verilmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8372 E. 2022/2884 K.
Ortak:sözleşmeye aykırılık · yenileme · sulh · taahhütname
İncelediğiniz kararda… zer nitelikte olmadığı, davalı şirket adına tescilli markaların esas unsuru mahiyetinde olan “....” ibaresi üzerinde özellikle davacı itirazlarına konu, dondurmalar «yenilebilir» buzlar, buz kremler yönünden müktesep hakkının bulunduğu, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen «sulh» anlaşmasına göre davalının “...” ibareli marka başvurusunun «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu, ancak sulh anlaşmasının tarafların kullanımına yönelik olduğu 556 sayılı KHK'nın 7/1-b, 8/1-b maddeleri uyarınca yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, anlaşmaya aykırılıktan dolayı tarafların birbirine yönelik taleplerde bulunabileceği, davalının önceki tescillerden kaynaklı müktesep hakkı, uzun süreli kullanımı ve «iltibas» tehlikesinin bulunmaması nedeniyle karışıklığın yaşanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı vekili taraflar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli «sulh» antlaşmasının 3. maddesinde davalı şirketin "..." ibaresini "Dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz" ürünleri üzerinde kullanmayacağını «taahhüt» ettiği, bu husustaki sulh antlaşmasının Ankara 4.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29.11.2011 tarih 2009/106 esas 2010/499 karar sayılı ilamı ile onandığı, buna rağmen davalı şirketin «uyuşmazlık konusu» olan ve «sulh» anlaşması uyarınca davalı firma tarafından "..." ibaresinin markasal olarak kullanılmayacağı «taahhüt» edilen ürünleri de kapsayan tescil başvurusuna devam etmesinin bu ürünler yönünden «kötü niyet» ve «sözleşmeye aykırılık» teşkil ettiğini ileri sürerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini de talep etmiştir.
Benzer bu karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2009/106 E. sayılı dosyasında taraflar arasında düzenlenen «sulh sözleşmesinde» davalı şirketin "ROCCO" ibareli markalarını "dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz" için kullanmayacağını «taahhüt» ettiği, ancak bu taahhüdün anılan markalar da dâhil davalının "ROCCO" ibareli önceki markalarından «feragat» veya yeni marka başvurusunu yapamayacağı yönünde bir taahhüt içermediği ve davalı kullanımlarının bu «davanın konusu» olmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sulhun başvuruya ve sonuca etkisi olmadığı, bu yönüyle de YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı ve tescil edilen davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının da gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce karar bozulmuş, «direnme» karar ise; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca uygun görülerek davacı vekilinin mahkemenin taraflar arasındaki sulh sözleşmesine ilişkin değerlendirmesine yönelik temy …
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/106 Esas dosyasıyla görülen dava nedeniyle taraflar arasında düzenlenen «sulh protokolünde» davalı şirketin “ROCCO” ibareli markalarını “dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz” için kullanmayacağını «taahhüt» ettiği ancak bu taahhüdün davalının "ROCCO" ibareli önceki markalarından «feragat» veya yeni marka başvurusunda bulunmayacağı anlamında olmadığı gibi davalı kullanımlarının da bu «davanın konusu» olmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sulh anlaşmasının başvuruya ve sonuca etkisi olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/106 Esas sayılı davasında onanan Sulh Anlaşmasının 4. maddesinde “Has Gıda ROCCO markasının dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz üzerinde kullanımının dışındaki kullanımlarına ve tesciline karşı hiçbir işlemde bulunmayacağını, Frito Lay ise ROCCO markasını dondurma, sütlü buz, yenilebilir buz” için kullanmayacağını karşılıklı «taahhüt» ederler.” düzenlemesi uyarınca davalının başvurusu kapsamında bulunan “dondurma, sütlü buz, yenilebilir buz” emtiaları yönünden davalının Rocco ibaresini kullanmayacağını taahhüt etmesine rağmen bu taahhüdünün aksine Rocco ibaresini «dava konusu» marka kompozisyonunun içerisine yerleştirmek suretiyle anılan ürünlerin tescil kapsamına alınması «sözleşmeye aykırılık» ve dolayısıyla «kötüniyetli» bir başvuru olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gere …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sulh sözleşmesi · sulh protokolü · davanın konusu · direnme kararı · protokol · feragat · kötüniyet
Benzer bu karardaFikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2009/106 E. sayılı dosyasında taraflar arasında düzenlenen «sulh sözleşmesinde» davalı şirketin "ROCCO" ibareli markalarını "dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz" için kullanmayacağını «taahhüt» ettiği, ancak bu taahhüdün anılan markalar da dâhil davalının "ROCCO" ibareli önceki markalarından «feragat» veya yeni marka başvurusunu yapamayacağı yönünde bir taahhüt içermediği ve davalı kullanımlarının bu «davanın konusu» olmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sulhun başvuruya ve sonuca etkisi olmadığı, bu yönüyle de YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı ve tescil edilen davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının da gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce karar bozulmuş, «direnme» karar ise; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca uygun görülerek davacı vekilinin mahkemenin taraflar arasındaki sulh sözleşmesine ilişkin değerlendirmesine yönelik temy …
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/106 Esas dosyasıyla görülen dava nedeniyle taraflar arasında düzenlenen «sulh protokolünde» davalı şirketin “ROCCO” ibareli markalarını “dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz” için kullanmayacağını «taahhüt» ettiği ancak bu taahhüdün davalının "ROCCO" ibareli önceki markalarından «feragat» veya yeni marka başvurusunda bulunmayacağı anlamında olmadığı gibi davalı kullanımlarının da bu «davanın konusu» olmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sulh anlaşmasının başvuruya ve sonuca etkisi olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/106 Esas sayılı davasında onanan Sulh Anlaşmasının 4. maddesinde “Has Gıda ROCCO markasının dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz üzerinde kullanımının dışındaki kullanımlarına ve tesciline karşı hiçbir işlemde bulunmayacağını, Frito Lay ise ROCCO markasını dondurma, sütlü buz, yenilebilir buz” için kullanmayacağını karşılıklı «taahhüt» ederler.” düzenlemesi uyarınca davalının başvurusu kapsamında bulunan “dondurma, sütlü buz, yenilebilir buz” emtiaları yönünden davalının Rocco ibaresini kullanmayacağını taahhüt etmesine rağmen bu taahhüdünün aksine Rocco ibaresini «dava konusu» marka kompozisyonunun içerisine yerleştirmek suretiyle anılan ürünlerin tescil kapsamına alınması «sözleşmeye aykırılık» ve dolayısıyla «kötüniyetli» bir başvuru olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gere …
2 benzer karar daha
-
Marka hükümsüzlüğü | Sicilden terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2782 E. 2013/2949 K.
Ortak:yenileme · iltibas
İncelediğiniz kararda… zer nitelikte olmadığı, davalı şirket adına tescilli markaların esas unsuru mahiyetinde olan “....” ibaresi üzerinde özellikle davacı itirazlarına konu, dondurmalar «yenilebilir» buzlar, buz kremler yönünden müktesep hakkının bulunduğu, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen «sulh» anlaşmasına göre davalının “...” ibareli marka başvurusunun «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu, ancak sulh anlaşmasının tarafların kullanımına yönelik olduğu 556 sayılı KHK'nın 7/1-b, 8/1-b maddeleri uyarınca yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, anlaşmaya aykırılıktan dolayı tarafların birbirine yönelik taleplerde bulunabileceği, davalının önceki tescillerden kaynaklı müktesep hakkı, uzun süreli kullanımı ve «iltibas» tehlikesinin bulunmaması nedeniyle karışıklığın yaşanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı vekili taraflar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli «sulh» antlaşmasının 3. maddesinde davalı şirketin "..." ibaresini "Dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz" ürünleri üzerinde kullanmayacağını «taahhüt» ettiği, bu husustaki sulh antlaşmasının Ankara 4.
Benzer bu kararda… dığı, dava konusu davalı markasının, davacının markası ile 29.sınıfa giren dondurulmuş sebzeler ve dondurulmuş meyveler ile 30.sınıfa giren dondurmalar buz kremler, «yenilebilir» buzlar itibariyle aynı veya aynı türden olduğu, bu emtialar bakımından 556 sayılı KHK nın 8/1-b maddesi gereğince benzerlik arz ettiği ve «iltibas» oluşturduğu, hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının 2005/01084 numara ile tescilli "Aşkım Aşkım" markasının 29.sın …
… verilmesini talep etmiş, mahkemece, davalıya ait markanın 29. sınıfa giren dondurulmuş sebzeler, dondurulmuş meyveler ile 30. sınıfa giren dondurmalar, buz kremler, «yenilebilir» buzlar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilerek dava kısmen kabul, kısmen reddedilmiş olup, reddedilen kısım nazara alınarak hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre, davalı yarararına «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmekte ise de; yapılan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… verilmesini talep etmiş, mahkemece, davalıya ait markanın 29. sınıfa giren dondurulmuş sebzeler, dondurulmuş meyveler ile 30. sınıfa giren dondurmalar, buz kremler, «yenilebilir» buzlar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilerek dava kısmen kabul, kısmen reddedilmiş olup, reddedilen kısım nazara alınarak hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre, davalı yarararına «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmekte ise de; yapılan …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11311 E. 2013/8832 K.
Ortak:yenileme · iltibas
İncelediğiniz kararda… zer nitelikte olmadığı, davalı şirket adına tescilli markaların esas unsuru mahiyetinde olan “....” ibaresi üzerinde özellikle davacı itirazlarına konu, dondurmalar «yenilebilir» buzlar, buz kremler yönünden müktesep hakkının bulunduğu, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen «sulh» anlaşmasına göre davalının “...” ibareli marka başvurusunun «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu, ancak sulh anlaşmasının tarafların kullanımına yönelik olduğu 556 sayılı KHK'nın 7/1-b, 8/1-b maddeleri uyarınca yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, anlaşmaya aykırılıktan dolayı tarafların birbirine yönelik taleplerde bulunabileceği, davalının önceki tescillerden kaynaklı müktesep hakkı, uzun süreli kullanımı ve «iltibas» tehlikesinin bulunmaması nedeniyle karışıklığın yaşanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı vekili taraflar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli «sulh» antlaşmasının 3. maddesinde davalı şirketin "..." ibaresini "Dondurma, sütlü buz, «yenilebilir» buz" ürünleri üzerinde kullanmayacağını «taahhüt» ettiği, bu husustaki sulh antlaşmasının Ankara 4.
Benzer bu kararda… ini ürün ve ambalajlarında markanın asli unsuru olarak değil, yan unsur olarak ürünün şeklini ifade etmek amacıyla kullandığından davalının ... veya ... ibarelerini «taşıyan» markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturmadığı, taraf markaları bütünsel olarak karşılaştırıldığında TTK’nın 57/f-1, b.5 kapsamında «iltibas» ve «haksız rekabet» bulunmadığı, tüketici nezdinde ürün ve «ticari işletme» düzeyinde karıştırılma veya bağlantı kurma ihtimalinin mevcut olmadığı, davalının markalarına karşı tecavüz, haksız rekabet bulunmadığından dolayı davacının ... nezdindeki marka ve tasarım tescil başvurularının neticesinin beklenilmesine gerek görülmediği, bilirkişi raporlarında davalının ... ve ... ibareli markaları ürün, reklam ve görsellerinde yoğun bir şekilde kullandığı belirtilmiş ise de davalının her markayı tescilde olduğu gibi ve tescilde belirtilen mal veya hizmetler yönünden kullanma yükümlülüğü bulunduğu, davalının yalnızca ... veya ... ibarelerini ürün, ambalaj ve tanıtımlarında yoğun olarak kullanmasının tüm markaların 14. maddeye uygun kullanıldığı anlamı taşımadığı, hükümsüzlüğe konu edilen ..., ..., ..., ... nolu markaların hepsinin içerisinde ... ibaresi mevcut olup bilirkişi heyetinin değerlendirmesi kapsamında uyuşmazlığa yaklaşılması halinde davalının stick ibareli birden fazla marka tescil ettirmesindeki «hukuki menfaatin» ortadan kalkacağı, davalının ..., ... ve ... nolu... markalarının 14. maddeye uygun kullanıldığına veya kullanılmamanın haklı nedene dayandığına dair delil bulunmadığından hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, davalının «ibraz» ettiği 21.05.2008/..., 21.05.2008/..., 29.08.2008/944613 nolu faturalarda ... çikolata ve ... ibareleri yer almakta ise de faturalardaki stick ibaresinin hükümsüzlüğüne karar verilen bu markalardan hangisine ait olduğunun ortaya konulmadığı, davalının birden fazla ...ve ... ibareli markalarının bulunması ve bu cüzi kullanımın hangi markaya ait olduğunun belirlenememesi nedeniyle belirtilen markaların tescildeki tüm ürünler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, hükümsüzlüğü istenilen ... nolu ... ile ... nolu ... markalarının ise tescildeki dondurma, «yenilebilir» buz ürünleri, buz krem, meyveli buz ürünleri yönünden ciddi şekilde kullanıldığının davalı tarafça kanıtlandığı, ancak diğer ürünler yönünden ciddi kullanımın kanı …
… li markalarına tecavüz oluşturmadığını, ... ibaresinin 556 sayılı KHK’nın 12. maddesi anlamında dürüstçe kullanıldığını, taraf markalarının birbirine benzemediğini, «iltibas» yaratmadığını ve marka haklarına tecavüz oluşturmadığını, davalı tarafından müvekkiline ... markalı ürünlerin reklamlarının durdurulması, ürünlerin raflardan çekilmesi «ihtarının» haksız olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin markaları ve tasarımlarının davalının markaları ile iltibas yaratmadığı, marka haklarına tecavüz oluşturmadığı hususunun 556 sayılı KHK’nun 74. maddesi uyarınca tespitine, davacının kullanımının KHK’nın 12. maddesi anlamında «iyiniyetli» kullanım olduğunun tespitine karar verilmesini ve davalı adına tescilli ... sayılı ... ... ...nolu ... ... nolu ... ve ... nolu ... ibareli markasının 556 KHK’nın …
Gıda A.Ş. aleyhine açılan tecavüzün meni ve refi davasının işbu dava ile birleştirilmesi gerektiğini, bu talep kabul edilmezse «bekletici mesele» yapılmasını, davacının eti çikolata keyfi sticks ibareli markalarının müvekkilinin ... ve ... ibareli markaları ile «iltibas» ve «marka hakkını tecavüz» yarattığını, ... ibaresinin davacı markalarında ön planda kullanıldığını, müvekkilinin hükümsüzlüğü talep edilen markalarını ciddi şekilde kullandığını, üretim ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · bekletici mesele · peşin karar harcı · ticari işletme · iyiniyet · marka hakkına tecavüz · ihtar · fatura
Benzer bu kararda… li markalarına tecavüz oluşturmadığını, ... ibaresinin 556 sayılı KHK’nın 12. maddesi anlamında dürüstçe kullanıldığını, taraf markalarının birbirine benzemediğini, «iltibas» yaratmadığını ve marka haklarına tecavüz oluşturmadığını, davalı tarafından müvekkiline ... markalı ürünlerin reklamlarının durdurulması, ürünlerin raflardan çekilmesi «ihtarının» haksız olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin markaları ve tasarımlarının davalının markaları ile iltibas yaratmadığı, marka haklarına tecavüz oluşturmadığı hususunun 556 sayılı KHK’nun 74. maddesi uyarınca tespitine, davacının kullanımının KHK’nın 12. maddesi anlamında «iyiniyetli» kullanım olduğunun tespitine karar verilmesini ve davalı adına tescilli ... sayılı ... ... ...nolu ... ... nolu ... ve ... nolu ... ibareli markasının 556 KHK’nın …
Gıda A.Ş. aleyhine açılan tecavüzün meni ve refi davasının işbu dava ile birleştirilmesi gerektiğini, bu talep kabul edilmezse «bekletici mesele» yapılmasını, davacının eti çikolata keyfi sticks ibareli markalarının müvekkilinin ... ve ... ibareli markaları ile «iltibas» ve «marka hakkını tecavüz» yarattığını, ... ibaresinin davacı markalarında ön planda kullanıldığını, müvekkilinin hükümsüzlüğü talep edilen markalarını ciddi şekilde kullandığını, üretim ve …
… ini ürün ve ambalajlarında markanın asli unsuru olarak değil, yan unsur olarak ürünün şeklini ifade etmek amacıyla kullandığından davalının ... veya ... ibarelerini «taşıyan» markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturmadığı, taraf markaları bütünsel olarak karşılaştırıldığında TTK’nın 57/f-1, b.5 kapsamında «iltibas» ve «haksız rekabet» bulunmadığı, tüketici nezdinde ürün ve «ticari işletme» düzeyinde karıştırılma veya bağlantı kurma ihtimalinin mevcut olmadığı, davalının markalarına karşı tecavüz, haksız rekabet bulunmadığından dolayı davacının ... nezdindeki marka ve tasarım tescil başvurularının neticesinin beklenilmesine gerek görülmediği, bilirkişi raporlarında davalının ... ve ... ibareli markaları ürün, reklam ve görsellerinde yoğun bir şekilde kullandığı belirtilmiş ise de davalının her markayı tescilde olduğu gibi ve tescilde belirtilen mal veya hizmetler yönünden kullanma yükümlülüğü bulunduğu, davalının yalnızca ... veya ... ibarelerini ürün, ambalaj ve tanıtımlarında yoğun olarak kullanmasının tüm markaların 14. maddeye uygun kullanıldığı anlamı taşımadığı, hükümsüzlüğe konu edilen ..., ..., ..., ... nolu markaların hepsinin içerisinde ... ibaresi mevcut olup bilirkişi heyetinin değerlendirmesi kapsamında uyuşmazlığa yaklaşılması halinde davalının stick ibareli birden fazla marka tescil ettirmesindeki «hukuki menfaatin» ortadan kalkacağı, davalının ..., ... ve ... nolu... markalarının 14. maddeye uygun kullanıldığına veya kullanılmamanın haklı nedene dayandığına dair delil bulunmadığından hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, davalının «ibraz» ettiği 21.05.2008/..., 21.05.2008/..., 29.08.2008/944613 nolu faturalarda ... çikolata ve ... ibareleri yer almakta ise de faturalardaki stick ibaresinin hükümsüzlüğüne karar verilen bu markalardan hangisine ait olduğunun ortaya konulmadığı, davalının birden fazla ...ve ... ibareli markalarının bulunması ve bu cüzi kullanımın hangi markaya ait olduğunun belirlenememesi nedeniyle belirtilen markaların tescildeki tüm ürünler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, hükümsüzlüğü istenilen ... nolu ... ile ... nolu ... markalarının ise tescildeki dondurma, «yenilebilir» buz ürünleri, buz krem, meyveli buz ürünleri yönünden ciddi şekilde kullanıldığının davalı tarafça kanıtlandığı, ancak diğer ürünler yönünden ciddi kullanımın kanı …
Dosyaya «ibraz» edilen belgeler ve «fatura» örneklerinden de davalının ... markasını tescilli olduğu emtia üzerinde ciddi kullanımının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17334 E. , 2015/3953 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/05/2014 tarih ve 2012/148-2014/138 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Rıza Bayır tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı... Gıda San. ve Tic. A.Ş. tarafından diğer davalı nezdinde “. ...” ibareli markanın 30. sınıfta yer alan emtealar yönünden tescili için başvuruda bulunulduğunu, müvekkilince tescilli “...” ibareli markalar mesnet gösterilerek başvuruya itiraz edildiğini, ayrıca taraflar arasında daha evvelinde Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2009/106-2010/499 esas-karar nolu dava dosyasında sulh sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davalı şirketin marka başvurusunun hukuka ve kesin hüküm niteliğindeki sulha ilişkin karara aykırı olduğunun itirazda dile getirildiğini ancak TPE YİDK tarafından verilen kararla itirazın reddedildiğini ileri sürerek TPE YİDK tarafından verilen 2012-M-1035 sayılı kararın iptaline markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, başvuruya konu marka ile redde mesnet gösterilen markalar arasında 556 Sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibasa mahal verir düzeyde benzerliğin bulunmadığını, başvuruya konu markanın bir bütün halinde değerlendirildiğinde ayırt edicilik vasfının bulunduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı... Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili, başvuruya konu marka ile redde mesnet gösterilen davacı markaları arasında iltibas tehlikesine mahal verir düzeyde benzerliğin bulunmadığını, müvekkilinin bu ibareleri taşıyan seri markalarının olduğunu, davacı tarafından iddia edildiği gibi sulh sözleşmesinin dondurmalar sütlü ve yenilebilir buz emteaları yönünden müvekkilinin yeni başvuru yapmasına engel olmadığı gibi bu ürünleri emtae listesinden çıkarma yükümlülüğü de getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; başvuruya konu markanın davacı markaları ile aynı veya benzer nitelikte olmadığı, davalı şirket adına tescilli markaların esas unsuru mahiyetinde olan “....” ibaresi üzerinde özellikle davacı itirazlarına konu, dondurmalar yenilebilir buzlar, buz kremler yönünden müktesep hakkının
bulunduğu, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sulh anlaşmasına göre davalının “...” ibareli marka başvurusunun sözleşmeye aykırılık oluşturduğu, ancak sulh anlaşmasının tarafların kullanımına yönelik olduğu 556 sayılı KHK'nın 7/1-b, 8/1-b maddeleri uyarınca yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, anlaşmaya aykırılıktan dolayı tarafların birbirine yönelik taleplerde bulunabileceği, davalının önceki tescillerden kaynaklı müktesep hakkı, uzun süreli kullanımı ve iltibas tehlikesinin bulunmaması nedeniyle karışıklığın yaşanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu yapılan ... YİDK kararının iptaline ilişkin koşulların oluşmaması nedeniyle mahkemenin bu istemin reddine yönelik kararında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacı vekili taraflar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli sulh antlaşmasının 3. maddesinde davalı şirketin "..." ibaresini "Dondurma, sütlü buz, yenilebilir buz" ürünleri üzerinde kullanmayacağını taahhüt ettiği, bu husustaki sulh antlaşmasının Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29.11.2011 tarih 2009/106 esas 2010/499 karar sayılı ilamı ile onandığı, buna rağmen davalı şirketin uyuşmazlık konusu olan ve sulh anlaşması uyarınca davalı firma tarafından "..." ibaresinin markasal olarak kullanılmayacağı taahhüt edilen ürünleri de kapsayan tescil başvurusuna devam etmesinin bu ürünler yönünden kötü niyet ve sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini de talep etmiştir.
Bu durumda, uyuşmazlığın açıklanan hükümsüzlük nedeni çerçevesinde de tartışılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davacı vekilinin hükümsüzlük talebinin de reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/171622500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz