Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12744 E. 2011/6060 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nama yazılı pay↗ çağrısız genel kurul↗ toplantı tutanağı↗ yokluk↗ pay sahipliği↗ olağanüstü genel kurul↗ hamil↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ fer'i müdahil↗ ticaret sicili↗ taahhütname↗ terkin↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ ibraz↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurul Haziran cetvellerinde ki imzaların davacılara ait olmadığının ispat edilmediği, davacıların hazır oldukları genel kurullarda alınan kararlara muhalefetlerini tutanaklara geçirmedikleri ve davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı anonim şirketin 26.08.2005 ve 16.12.2005 tarihli olağanüstü genel kurul toplantılarında alınan kararların iptali istemine İlişkindir.
Anonim şirketlerde genel kurulun toplantıya ne şekilde ve hangi merasime tabi olarak çağrı yapılacağı TTK'nın 368. maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu madde hükmüne göre, usulüne uygun bir çağrının kabul edilebilmesi için asgari İki şartın gerçekleşmesi gerekir. Bunlar, toplantıya davetin TTK'nın 37. maddesinde anılan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesi, ayrıca bütün nama yazılı pay sahipleri ve varsa şirkete önceden hamile yazılı pay senetlerini ibraz ederek ikametgahlarını bildiren diğer ortaklara, taahhütlü mektupla bildirme koşullarıdır.
Davete ilişkin hükümlerle güdülen asıl amaç, bütün pay sahiplerinin genel kurul toplantısına katılabilmesini sağlamaktır.
TTK'nın 368. maddesinin İstisnası aynı Yasa'nın 370. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, şayet bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabilir. Diğer bir anlatımla, anılan Yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bu-lunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline İtiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir. Tek bir payın sahibi veya temsilcisi hazır bulunmaz veya toplantıyı terk ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kuruldan bahsedilemez. Doktrine göre de, toplantıya katılmayan veya itirazı olan pay sahibinin genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmez (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, TTK'na göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Ankara 1993 Bası, s. 76). O halde, TTK'nın 370. maddesinde öngörülen iki şart gerçekleşmeden yapılan genel kurul hukuken yoktur ve alınan kararlar da yoklukla maluldür (Dairemizin 29.12.1998 tarih, 1998/7636 E., 1998/7820 K. sayılı, 15.02.1999 tarih, 1998/9105 E., 1999/801 K. sayılı ve 26.02.2001 tarih, 2000/10968 E., 2001/1616 K. sayılı ilamları bu yöndedir).
Yukarıdaki açıklamaların ışığında'dava konusu olaya dönülecek olursa; davacılar, iptalini istediği genel kurul tarihlerinde pay sahibi olduklarını ve kendilerinin çağrılmadıkları ve katılmadıkları genel kurul toplantılarına katılmış gibi gösterilerek gerçeğe aykırı tutanak düzenlendiğini iddia etmişlerdir. Gerçekten de, iptali istenen her iki genel kurul toplantı tutanağında da toplantının TTK'nın 370. maddesine göre çağrısız yapıldığı yazılı olup, dosya içinde mevcut grafoloji uzmanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda topiantı tutanağında davacı Nihal adına atılı imzanın bu kişiye ait olmadığı tespit edilmiş olup, davacı Ahmet adına atılı imzanın da ceza dosyasında alınan biiirkişi raporunda bu kişiye ait olmadığı belirlenmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacı tarafın iddiaları üzerinde durularak, iptali istenen genel kurul toplantı tutanaklarının gerçeğe aykırı olarak tutulup tutulmadığı, buna göre TTK'nın 370. maddesinde öngörülen her iki şartın da yerine getirilip getirilmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Fer'i müdahil vekilinin temyiz itirazlarına gelince, hüküm, fer'i mü-dahil vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmiş ise de, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydı yapılmadığı gibi, temyiz harcı da yatı-rılmamıştır. Bu durumda, usulüne uygun ve süresinde bir temyiz başvurusu bulunmadığından, HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca fer'i müdahil vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11946 E. 2014/18708 K.
Ortak:yokluk · pay sahipliği · hak düşürücü süre · terkin · temsil · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaBu düzenlemeye göre, şayet bütün «pay sahipleri» veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabilir.
Diğer bir anlatımla, anılan Yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün «pay sahipleri» veya «temsilcilerinin» hazır bu-lunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline İtiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir.
Tek bir payın sahibi veya «temsilcisi» hazır bulunmaz veya toplantıyı «terk» ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kuruldan bahsedilemez.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurul «toplantısında nisabının» yeterli olduğu, ancak TTK'da belirtilen çağrı ve tebliğ usullerinin tamamının uygulanmadığı, buna rağmen söz konusu kararın «yokluk» ve «mutlak butlan» ile batıl olmadığı, ancak iptal edilebilir olduğu, davacının toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar nisabını etkilemediği, iptal davasının 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığı, ayrıca davacının genel kurul kararının ilanından uzun bir süre sonra kararın iptali için başvurmasının MK.
Ancak davaya konu genel kurul toplantısı, toplantı yapıldığı tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 370.maddesine göre çağrısız yapılmış olup, TTK.nun 370. maddesindeki düzenlemeye göre bütün «pay sahipleri» veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabilir.
Diğer bir anlatımla, anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün «pay sahipleri» veya «temsilcilerinin» hazır bulunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak butlan · toplantı ve karar nisabı · yoklukla malul karar · karar nisabı · butlan · hakkın kötüye kullanılması · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurul «toplantısında nisabının» yeterli olduğu, ancak TTK'da belirtilen çağrı ve tebliğ usullerinin tamamının uygulanmadığı, buna rağmen söz konusu kararın «yokluk» ve «mutlak butlan» ile batıl olmadığı, ancak iptal edilebilir olduğu, davacının toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar nisabını etkilemediği, iptal davasının 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığı, ayrıca davacının genel kurul kararının ilanından uzun bir süre sonra kararın iptali için başvurmasının MK.
Dava, 31.11.2011 tarihli «limited şirket» genel kurul toplantısının «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. maddesindeki «hakkın kötüye kullanılması» teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, dava konusu 31.11.2011 tarihli genel kurul toplantısının çağrı yapılmadan müvekkilinin katılımı olmaksızın yapıldığını ileri sürerek, genel kurul kararının «yoklukla malul» olduğunu ileri sürmüş olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8404 E. 2014/18513 K.
Ortak:taahhütname · ilan · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaBunlar, toplantıya davetin TTK'nın 37. maddesinde anılan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde «ilan» edilmesi, ayrıca bütün «nama yazılı pay sahipleri» ve varsa şirkete önceden «hamile» yazılı pay senetlerini «ibraz» ederek ikametgahlarını bildiren diğer ortaklara, «taahhütlü» mektupla bildirme koşullarıdır.
Bu düzenlemeye göre, şayet bütün «pay sahipleri» veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabilir.
Diğer bir anlatımla, anılan Yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün «pay sahipleri» veya «temsilcilerinin» hazır bu-lunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline İtiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir.
Benzer bu karardaDosya kapsamından karar öncesi böyle bir «ilan» yapıldığı veya «taahhütlü» mektupla veyahut başka bir kanalla ortaklara toplantının yapılacağının bildirildiği kanıtlanmamış, aksine toplantının yapılacağının sözlü olarak ortaklara bildirildiği, davacıya da bu şekilde bildirim yapıldığı savunulmuştur.
Anılan düzenleme uyarınca toplantıya ve yazılı olarak oy vermeye davetin, şirketin ana sözleşmesinde gösterilen şekilde ve eğer ana sözleşmede bu yönde bir düzenleme yoksa «taahhütlü» mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündem bildirilmek suretiyle yapılacaktır.
Böyle bir ortamda «ortaklar kurulu», «yetkisine» «dahil» tüm konularda karar alabilmesi mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · ortaklar kurulu kararının iptali · karar nisabı · iyiniyet kuralı · şirket merkezi mahkemesi · tasdik kararı · emredici hüküm · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaDava, davalı «limited şirketin» «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Davacı, davalının 23.06.2009 tarihli mevcut müdürlerin «yetkisinin» «tasdikine» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının usulüne uygun şekilde alınmadığını, kendisine ve başka ortaklara çağrı yapılmadığını ileri sürerek iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu olayda TTK'nın 538/4. maddesine uygun bir davetin yapılmadığı, ancak alınan kararların toplantı ve karar «nisabı» ile içerik bakımından kanuna ve ana «sözleşmeye aykırılık» içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının, davalı «limited şirketin ortağı» olduğu hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/12744 E., 2011/6060 K.
11. Hukuk Dairesi 2009/12744 E., 2011/6060 K.
ANONİM ŞİRKETLERDE GENEL KURUL KARARLARININ İPTALİ
TOPLANTIYA ÇAĞRI, ÇAĞRISIZ TOPLANDI
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 368 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 370 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada (Kadıköy İkinci Asliye Ticaret Mahkemesi)'nce verilen 29.06.2009 tarih ve 2006/810-2009/549 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 5 ortaklı olan davalı şirketin büyük hissedarları olduklarını, 26.08.2005 ve 19.12.2006 tarihlerinde yapılan genel kurullara katılmadıkları halde adlarına atılan sahte imzalar ile genel kurullarda var gösterilerek kararlar alındığını, bu nedenle anılan genel kurulların yoklukla malul olduğunu ileri sürerek, 26.08.2005 tarihli ve 19.12.2006 tarihli genel kurullarda alman kararların İptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Fer'i müdahil vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurul Haziran cetvellerinde ki imzaların davacılara ait olmadığının ispat edilmediği, davacıların hazır oldukları genel kurullarda alınan kararlara muhalefetlerini tutanaklara geçirmedikleri ve davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı anonim şirketin 26.08.2005 ve 16.12.2005 tarihli olağanüstü genel kurul toplantılarında alınan kararların iptali istemine İlişkindir.
Anonim şirketlerde genel kurulun toplantıya ne şekilde ve hangi merasime tabi olarak çağrı yapılacağı TTK'nın 368. maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu madde hükmüne göre, usulüne uygun bir çağrının kabul edilebilmesi için asgari İki şartın gerçekleşmesi gerekir. Bunlar, toplantıya davetin TTK'nın 37. maddesinde anılan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesi, ayrıca bütün nama yazılı pay sahipleri ve varsa şirkete önceden hamile yazılı pay senetlerini ibraz ederek ikametgahlarını bildiren diğer ortaklara, taahhütlü mektupla bildirme koşullarıdır.
Davete ilişkin hükümlerle güdülen asıl amaç, bütün pay sahiplerinin genel kurul toplantısına katılabilmesini sağlamaktır.
TTK'nın 368. maddesinin İstisnası aynı Yasa'nın 370. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, şayet bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabilir. Diğer bir anlatımla, anılan Yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bu-lunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline İtiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir. Tek bir payın sahibi veya temsilcisi hazır bulunmaz veya toplantıyı terk ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kuruldan bahsedilemez.
Doktrine göre de, toplantıya katılmayan veya itirazı olan pay sahibinin genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmez (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, TTK'na göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Ankara 1993 Bası, s.
76) . O halde, TTK'nın 370. maddesinde öngörülen iki şart gerçekleşmeden yapılan genel kurul hukuken yoktur ve alınan kararlar da yoklukla maluldür (Dairemizin 29.12.1998 tarih, 1998/7636 E., 1998/7820 K. sayılı, 15.02.1999 tarih, 1998/9105 E., 1999/801 K. sayılı ve 26.02.2001 tarih, 2000/10968 E., 2001/1616 K. sayılı ilamları bu yöndedir).
Yukarıdaki açıklamaların ışığında'dava konusu olaya dönülecek olursa; davacılar, iptalini istediği genel kurul tarihlerinde pay sahibi olduklarını ve kendilerinin çağrılmadıkları ve katılmadıkları genel kurul toplantılarına katılmış gibi gösterilerek gerçeğe aykırı tutanak düzenlendiğini iddia etmişlerdir. Gerçekten de, iptali istenen her iki genel kurul toplantı tutanağında da toplantının TTK'nın 370. maddesine göre çağrısız yapıldığı yazılı olup, dosya içinde mevcut grafoloji uzmanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda topiantı tutanağında davacı Nihal adına atılı imzanın bu kişiye ait olmadığı tespit edilmiş olup, davacı Ahmet adına atılı imzanın da ceza dosyasında alınan biiirkişi raporunda bu kişiye ait olmadığı belirlenmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacı tarafın iddiaları üzerinde durularak, iptali istenen genel kurul toplantı tutanaklarının gerçeğe aykırı olarak tutulup tutulmadığı, buna göre TTK'nın 370. maddesinde öngörülen her iki şartın da yerine getirilip getirilmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Fer'i müdahil vekilinin temyiz itirazlarına gelince, hüküm, fer'i mü-dahil vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmiş ise de, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydı yapılmadığı gibi, temyiz harcı da yatı-rılmamıştır. Bu durumda, usulüne uygun ve süresinde bir temyiz başvurusu bulunmadığından, HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca fer'i müdahil vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacılar yararına (BOZULMASINA), 2 nolu bentte açıklanan nedenle, fer'i müdahil vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/17099800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz