Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/8404 E. 2014/18513 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket ortağı↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ toplantı ve karar nisabı↗ karar nisabı↗ iyiniyet kuralı↗ şirket merkezi mahkemesi↗ tasdik kararı↗ emredici hüküm↗ ortaklar kurulu kararı↗ iyiniyet↗ sözleşmeye aykırılık↗ uyuşmazlık konusu↗ limited şirket↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ dahili dava↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu olayda TTK'nın 538/4. maddesine uygun bir davetin yapılmadığı, ancak alınan kararların toplantı ve karar nisabı ile içerik bakımından kanuna ve ana sözleşmeye aykırılık içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı limited şirketin ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacının, davalı limited şirketin ortağı olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, davalının 23.06.2009 tarihli mevcut müdürlerin yetkisinin tasdikine ilişkin ortaklar kurulu kararının usulüne uygun şekilde alınmadığını, kendisine ve başka ortaklara çağrı yapılmadığını ileri sürerek iptaline karar verilmesini istemiştir.
Somut olaya uygulanacak mülga 6762 sayılı TTK'nın 538. maddesinde limited şirketin toplantıya çağrılması hususu açıkça hükme bağlanmıştır. Anılan düzenleme uyarınca toplantıya ve yazılı olarak oy vermeye davetin, şirketin ana sözleşmesinde gösterilen şekilde ve eğer ana sözleşmede bu yönde bir düzenleme yoksa taahhütlü mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündem bildirilmek suretiyle yapılacaktır. Anılan Kanun hükmünün son bendinde bütün ortakların aralarında biri itirazda bulunmadığı takdirde, toplantıya çağırma hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul halinde toplanabileceği düzenlemiş bulunmaktadır. Böyle bir ortamda ortaklar kurulu, yetkisine dahil tüm konularda karar alabilmesi mümkündür. Ancak, bunun geçerli olabilmesi için tüm ortakların bizzat veya temsilcilerinin ortaklar kurulunda bulunmaları ve bunlardan herhangi birinin itirazının olmaması gerekmektedir. Öte yandan çağrıda usulsüzlük, tek başına alınan kararların iptali
için yeterli olmayıp, kararın aynı zamanda kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına da aykırı olması zorunludur. Çağrıda usulsüzlük olup olmadığının değerlendirilmesi için, öncesinde mutlaka ortaklara bir çağrı yapılması gerekir. Hiçbir şekilde çağrı yapılmadan karar alınması, çağrıda usulsüzlük olarak nitelendirilemez.
Dava konusu olay bakımından değerlendirme yapıldığında davalı şirketin ana sözleşmesinin 7. maddesinde şirkete ait ilanların TTK'nın 37. maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile 7 gün evvel yapılabileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamından karar öncesi böyle bir ilan yapıldığı veya taahhütlü mektupla veyahut başka bir kanalla ortaklara toplantının yapılacağının bildirildiği kanıtlanmamış, aksine toplantının yapılacağının sözlü olarak ortaklara bildirildiği, davacıya da bu şekilde bildirim yapıldığı savunulmuştur. Ancak, davalı, davacı ve diğer ortaklara karar öncesi toplantı yapılacağı yönünde bir çağrı yapıldığını kanıtlayamamıştır. Dava konusu kararın da davacı ve başka ortaklar katılmadan 6762 sayılı Kanun'un 536/2. maddesine uygun şekilde bazı ortakların katılımı ile alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, davalının, kanuna ve ana sözleşmeye uygun şekilde çağrı yapıldığını kanıtlayamadığı, başka bir ifade ile çağrısız şekilde toplantı yaptığı, bu toplantının mülga TTK'nın 538/son maddesi kapsamında gerçekleştirilerek uyuşmazlığa konu kararın alındığı, ancak anılan toplantıya tüm ortakların veya temsilcilerinin katılmadığı, emredici hükme uyulmadığı, bu nedenle kararın yok hükmünde olduğu dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklar kurulu kararının iptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2628 E. 2014/11053 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararının iptali · karar nisabı · iyiniyet kuralı · şirket merkezi mahkemesi · emredici hüküm · ortaklar kurulu kararı · iyiniyet · uyuşmazlık konusu · Ortaklar kurulu kararının iptali
İncelediğiniz karardaDava, davalı «limited şirketin» «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Öte yandan çağrıda usulsüzlük, tek başına alınan kararların iptali için yeterli olmayıp, kararın aynı zamanda kanuna, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» da aykırı olması zorunludur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu olayda TTK'nın 538/4. maddesine uygun bir davetin yapılmadığı, ancak alınan kararların toplantı ve karar «nisabı» ile içerik bakımından kanuna ve ana «sözleşmeye aykırılık» içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davalı «limited şirketin» «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Öte yandan, çağrıda usulsüzlük, tek başına alınan kararların iptali için yeterli olmayıp, kararın aynı zamanda kanuna, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» da aykırı olması zorunludur.
… da belirlenen şekilde ortaklara çağrı yapılmadığı, çağrıda usulsüzlük bulunduğu, ancak bu durumun kararın iptali için tek başına neden olmayacağı, toplantı ve karar «nisabına» uyulduğu, anasözleşme hükmüne göre müdürlerin atandığı ve «temsil yetkilerinin» belirlendiği, müdürlerin birinin ortak olmamasının sonuca etkili bulunmadığı, «limited şirkete» dışarından da ortak atanabileceği, diğer müdürün kişiliğine ilişkin iddiaların kanıtlanmadığı, esasen bu durumun «azil» «sebebi» olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azil · temsil yetkisi · dava sebebi
Benzer bu kararda… da belirlenen şekilde ortaklara çağrı yapılmadığı, çağrıda usulsüzlük bulunduğu, ancak bu durumun kararın iptali için tek başına neden olmayacağı, toplantı ve karar «nisabına» uyulduğu, anasözleşme hükmüne göre müdürlerin atandığı ve «temsil yetkilerinin» belirlendiği, müdürlerin birinin ortak olmamasının sonuca etkili bulunmadığı, «limited şirkete» dışarından da ortak atanabileceği, diğer müdürün kişiliğine ilişkin iddiaların kanıtlanmadığı, esasen bu durumun «azil» «sebebi» olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10480 E. 2012/4130 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararı · limited şirket · yetkisizlik kararı · dahili dava · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaBöyle bir ortamda «ortaklar kurulu», «yetkisine» «dahil» tüm konularda karar alabilmesi mümkündür.
Dava, davalı «limited şirketin» «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Davacı, davalının 23.06.2009 tarihli mevcut müdürlerin «yetkisinin» «tasdikine» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının usulüne uygun şekilde alınmadığını, kendisine ve başka ortaklara çağrı yapılmadığını ileri sürerek iptaline karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «limited şirkette» Pier’in %70, Fior’un %10, davacının %10, davacının eşinin %10 hissedar olduğu, tüm ortakların 07/07/2009 tarihli tutanak ile 08/07/2009 tarihinde şirketin olağanüstü «ortaklar kurulu» toplantısı yapılmasına, karar verdikleri, 08/07/2009 tarihli toplantıya ortaklardan Pier ile Fior’un katıldığı, TTK.nun 538/«son» maddesine göre limited şirketlerde ortaklar toplantıya çağrı merasimine riayet etmeksizin ortaklar kurulu halinde toplanabilirlerse de böyle bir toplantıda bütün ortaklar hazır olmak şartı ile ortaklar kurulu «yetkisine» «dahil» olan hususların müzakere edilerek karara bağlanabileceği, somut olayda ise davacı ve davacının eşi ortağın 08/07/2009 tarihli ortaklar kurulu toplantısına katılmad …
1)Dava konusu «ortaklar kurulu» toplantısından bir gün önce tüm ortakların toplanarak ortaklar kurulu toplantısının tarihini ve saatini kararlaştırmış olmalarına göre, mahkemece bu toplantının TTK’nun 538/«son» maddesinde öngörülen çağırma hakkındaki merasime riayet etmeksizin yapılan toplantı olarak değerlendirilmesi doğru olmamıştır.
Tek başına «çağrı usulsüzlüğü» iptal nedeni oluşturmasa da, davacı ortağın kuruluş ana sözleşmesiyle atanmış müdür olması karşısında ancak TTK'nun 161. maddede gösterilen biçimde haklı nedenlerle ve ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve görevi sınırlandırılıp kaldırılabileceği halde davalı ortakların toplanarak aldıkları davacının müdürlük sıfatına «son» verilmesine ilişkin kararın ve davacı tarafından itiraz edilen diğer kararların, kanuna, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı mahkemece değer …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulsüzlüğü · yasal hasım · yargılama gideri · vekalet ücreti
Benzer bu karardaBu nedenle, aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerekirken, aksine hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Tek başına «çağrı usulsüzlüğü» iptal nedeni oluşturmasa da, davacı ortağın kuruluş ana sözleşmesiyle atanmış müdür olması karşısında ancak TTK'nun 161. maddede gösterilen biçimde haklı nedenlerle ve ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve görevi sınırlandırılıp kaldırılabileceği halde davalı ortakların toplanarak aldıkları davacının müdürlük sıfatına «son» verilmesine ilişkin kararın ve davacı tarafından itiraz edilen diğer kararların, kanuna, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı mahkemece değer …
2)Davalı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası vekilinin temyiz istemine gelince, bu tür davalarda, davalılardan Ticaret ve Sanayi Odası «yasal hasım» konumunda bulunmakla, davanın açılmasına kendisi sebebiyet vermemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9047 E. 2012/16257 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararının iptali · iyiniyet kuralı · ortaklar kurulu kararı · iyiniyet · limited şirket · taahhütname · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDava, davalı «limited şirketin» «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
Öte yandan çağrıda usulsüzlük, tek başına alınan kararların iptali için yeterli olmayıp, kararın aynı zamanda kanuna, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» da aykırı olması zorunludur.
Davacının, davalı «limited şirketin ortağı» olduğu hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaO halde mahkemece, genel kurul toplantısına «çağrı usulsüzlüğü» iptal edilebilirlik nedeni olarak nitelendirilerek, çağrı usulsüzlüğünü iddia eden tarafın ayrıca genel kurul toplantısında alınan kararların, yasa, anasözleşme veya «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu da ispat etmesi zorunlu olup, mahkemece, belirtilen gerekçe ile «ortaklar kurulu kararının iptaline» karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, olağanüstü ortaklar genel kurul toplantısına «çağrının usulsüz» olduğundan bahisle toplantıda alınan kararların iptali isteminde «husumetin» şirkete yöneltilmesi gerektiği, TTK'nın 538/4. maddesinde toplantıya «çağrı usulü» olarak "Toplantıya ve yazılı olarak rey vermeye davet şirket mukavelesinde gösterilen şekilde ve eğer mukavelede bu hususta hüküm yoksa «taahhütlü» mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündemi bildirmek suretiyle yapılır" şeklinde düzenleme bulunduğu, 5 günlük sürenin «tebligatın» muhataba ulaşma süresi olduğu, olayda toplantı gününün davacıya toplantıdan 1 gün önce tebliğ edildiği ve TTK'nın 538/4. maddesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle asıl davanın husumet nedeni ile reddine, birleşen davanın kabulü ile 30/12/2010 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
TTK'nın 536/«son» maddesi gereği «limited şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemlerinde «anonim şirket» genel kurul kararlarının iptaline ilişkin TTK.'nın 381. maddesi uygulanacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulü · çağrı usulsüzlüğü · yokluk · genel kurul kararının iptali · iptal davası · anonim şirket · tebligat · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, olağanüstü ortaklar genel kurul toplantısına «çağrının usulsüz» olduğundan bahisle toplantıda alınan kararların iptali isteminde «husumetin» şirkete yöneltilmesi gerektiği, TTK'nın 538/4. maddesinde toplantıya «çağrı usulü» olarak "Toplantıya ve yazılı olarak rey vermeye davet şirket mukavelesinde gösterilen şekilde ve eğer mukavelede bu hususta hüküm yoksa «taahhütlü» mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündemi bildirmek suretiyle yapılır" şeklinde düzenleme bulunduğu, 5 günlük sürenin «tebligatın» muhataba ulaşma süresi olduğu, olayda toplantı gününün davacıya toplantıdan 1 gün önce tebliğ edildiği ve TTK'nın 538/4. maddesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle asıl davanın husumet nedeni ile reddine, birleşen davanın kabulü ile 30/12/2010 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
TTK'nın 536/«son» maddesi gereği «limited şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemlerinde «anonim şirket» genel kurul kararlarının iptaline ilişkin TTK.'nın 381. maddesi uygulanacaktır.
TTK'nın 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların «iptali davası» açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini «yokluk» olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir.
O halde mahkemece, genel kurul toplantısına «çağrı usulsüzlüğü» iptal edilebilirlik nedeni olarak nitelendirilerek, çağrı usulsüzlüğünü iddia eden tarafın ayrıca genel kurul toplantısında alınan kararların, yasa, anasözleşme veya «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu da ispat etmesi zorunlu olup, mahkemece, belirtilen gerekçe ile «ortaklar kurulu kararının iptaline» karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/8404 E. , 2014/18513 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KARAMAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 18/09/2012
NUMARASI 2010/214-2012/366
Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/09/2012 tarih ve 2010/214-2012/366 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.11.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 23/06/2009 tarihli şirket müdürü atanmasına ve imza yetkisi verilmesine ilişkin kararlarının, müvekkilinin bilgisi ve katılımı olmaksızın alındığını, bir kısım ortaklara kararın daha sonradan karar defteri evlerine götürülmek suretiyle imzalatıldığını, yönetici seçilenlerin bir kısmının halen dahi pay sahibi olmadığını ileri sürerek, anılan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu olayda TTK'nın 538/4. maddesine uygun bir davetin yapılmadığı, ancak alınan kararların toplantı ve karar nisabı ile içerik bakımından kanuna ve ana sözleşmeye aykırılık içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı limited şirketin ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacının, davalı limited şirketin ortağı olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, davalının 23.06.2009 tarihli mevcut müdürlerin yetkisinin tasdikine ilişkin ortaklar kurulu kararının usulüne uygun şekilde alınmadığını, kendisine ve başka ortaklara çağrı yapılmadığını ileri sürerek iptaline karar verilmesini istemiştir.
Somut olaya uygulanacak mülga 6762 sayılı TTK'nın 538. maddesinde limited şirketin toplantıya çağrılması hususu açıkça hükme bağlanmıştır. Anılan düzenleme uyarınca toplantıya ve yazılı olarak oy vermeye davetin, şirketin ana sözleşmesinde gösterilen şekilde ve eğer ana sözleşmede bu yönde bir düzenleme yoksa taahhütlü mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündem bildirilmek suretiyle yapılacaktır. Anılan Kanun hükmünün son bendinde bütün ortakların aralarında biri itirazda bulunmadığı takdirde, toplantıya çağırma hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul halinde toplanabileceği düzenlemiş bulunmaktadır. Böyle bir ortamda ortaklar kurulu, yetkisine dahil tüm konularda karar alabilmesi mümkündür.
Ancak, bunun geçerli olabilmesi için tüm ortakların bizzat veya temsilcilerinin ortaklar kurulunda bulunmaları ve bunlardan herhangi birinin itirazının olmaması gerekmektedir. Öte yandan çağrıda usulsüzlük, tek başına alınan kararların iptali
için yeterli olmayıp, kararın aynı zamanda kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına da aykırı olması zorunludur. Çağrıda usulsüzlük olup olmadığının değerlendirilmesi için, öncesinde mutlaka ortaklara bir çağrı yapılması gerekir. Hiçbir şekilde çağrı yapılmadan karar alınması, çağrıda usulsüzlük olarak nitelendirilemez.
Dava konusu olay bakımından değerlendirme yapıldığında davalı şirketin ana sözleşmesinin 7. maddesinde şirkete ait ilanların TTK'nın 37. maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile 7 gün evvel yapılabileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamından karar öncesi böyle bir ilan yapıldığı veya taahhütlü mektupla veyahut başka bir kanalla ortaklara toplantının yapılacağının bildirildiği kanıtlanmamış, aksine toplantının yapılacağının sözlü olarak ortaklara bildirildiği, davacıya da bu şekilde bildirim yapıldığı savunulmuştur. Ancak, davalı, davacı ve diğer ortaklara karar öncesi toplantı yapılacağı yönünde bir çağrı yapıldığını kanıtlayamamıştır. Dava konusu kararın da davacı ve başka ortaklar katılmadan 6762 sayılı Kanun'un 536/2.
maddesine uygun şekilde bazı ortakların katılımı ile alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, davalının, kanuna ve ana sözleşmeye uygun şekilde çağrı yapıldığını kanıtlayamadığı, başka bir ifade ile çağrısız şekilde toplantı yaptığı, bu toplantının mülga TTK'nın 538/son maddesi kapsamında gerçekleştirilerek uyuşmazlığa konu kararın alındığı, ancak anılan toplantıya tüm ortakların veya temsilcilerinin katılmadığı, emredici hükme uyulmadığı, bu nedenle kararın yok hükmünde olduğu dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102386300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz