6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklar kurulu kararının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/8404 E. 2014/18513 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket ortağı ortaklar kurulu kararının iptali toplantı ve karar nisabı karar nisabı iyiniyet kuralı şirket merkezi mahkemesi tasdik kararı emredici hüküm ortaklar kurulu kararı iyiniyet sözleşmeye aykırılık uyuşmazlık konusu limited şirket taahhütname yetkisizlik kararı ilan dahili dava temsil i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 37TTK 538

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu olayda TTK'nın 538/4. maddesine uygun bir davetin yapılmadığı, ancak alınan kararların toplantı ve karar nisabı ile içerik bakımından kanuna ve ana sözleşmeye aykırılık içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı limited şirketin ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.

Davacının, davalı limited şirketin ortağı olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, davalının 23.06.2009 tarihli mevcut müdürlerin yetkisinin tasdikine ilişkin ortaklar kurulu kararının usulüne uygun şekilde alınmadığını, kendisine ve başka ortaklara çağrı yapılmadığını ileri sürerek iptaline karar verilmesini istemiştir.

Somut olaya uygulanacak mülga 6762 sayılı TTK'nın 538. maddesinde limited şirketin toplantıya çağrılması hususu açıkça hükme bağlanmıştır. Anılan düzenleme uyarınca toplantıya ve yazılı olarak oy vermeye davetin, şirketin ana sözleşmesinde gösterilen şekilde ve eğer ana sözleşmede bu yönde bir düzenleme yoksa taahhütlü mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündem bildirilmek suretiyle yapılacaktır. Anılan Kanun hükmünün son bendinde bütün ortakların aralarında biri itirazda bulunmadığı takdirde, toplantıya çağırma hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul halinde toplanabileceği düzenlemiş bulunmaktadır. Böyle bir ortamda ortaklar kurulu, yetkisine dahil tüm konularda karar alabilmesi mümkündür. Ancak, bunun geçerli olabilmesi için tüm ortakların bizzat veya temsilcilerinin ortaklar kurulunda bulunmaları ve bunlardan herhangi birinin itirazının olmaması gerekmektedir. Öte yandan çağrıda usulsüzlük, tek başına alınan kararların iptali

için yeterli olmayıp, kararın aynı zamanda kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına da aykırı olması zorunludur. Çağrıda usulsüzlük olup olmadığının değerlendirilmesi için, öncesinde mutlaka ortaklara bir çağrı yapılması gerekir. Hiçbir şekilde çağrı yapılmadan karar alınması, çağrıda usulsüzlük olarak nitelendirilemez.

Dava konusu olay bakımından değerlendirme yapıldığında davalı şirketin ana sözleşmesinin 7. maddesinde şirkete ait ilanların TTK'nın 37. maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile 7 gün evvel yapılabileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamından karar öncesi böyle bir ilan yapıldığı veya taahhütlü mektupla veyahut başka bir kanalla ortaklara toplantının yapılacağının bildirildiği kanıtlanmamış, aksine toplantının yapılacağının sözlü olarak ortaklara bildirildiği, davacıya da bu şekilde bildirim yapıldığı savunulmuştur. Ancak, davalı, davacı ve diğer ortaklara karar öncesi toplantı yapılacağı yönünde bir çağrı yapıldığını kanıtlayamamıştır. Dava konusu kararın da davacı ve başka ortaklar katılmadan 6762 sayılı Kanun'un 536/2. maddesine uygun şekilde bazı ortakların katılımı ile alındığı anlaşılmaktadır.

Bu durum karşısında, davalının, kanuna ve ana sözleşmeye uygun şekilde çağrı yapıldığını kanıtlayamadığı, başka bir ifade ile çağrısız şekilde toplantı yaptığı, bu toplantının mülga TTK'nın 538/son maddesi kapsamında gerçekleştirilerek uyuşmazlığa konu kararın alındığı, ancak anılan toplantıya tüm ortakların veya temsilcilerinin katılmadığı, emredici hükme uyulmadığı, bu nedenle kararın yok hükmünde olduğu dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ortaklar kurulu kararının iptali 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2628 E. 2014/11053 K.

    Ortak: · Ortaklar kurulu kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çağrı usulsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10480 E. 2012/4130 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9047 E. 2012/16257 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/8404 E.  ,  2014/18513 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ KARAMAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ 18/09/2012

NUMARASI 2010/214-2012/366

Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/09/2012 tarih ve 2010/214-2012/366 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.11.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 23/06/2009 tarihli şirket müdürü atanmasına ve imza yetkisi verilmesine ilişkin kararlarının, müvekkilinin bilgisi ve katılımı olmaksızın alındığını, bir kısım ortaklara kararın daha sonradan karar defteri evlerine götürülmek suretiyle imzalatıldığını, yönetici seçilenlerin bir kısmının halen dahi pay sahibi olmadığını ileri sürerek, anılan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu olayda TTK'nın 538/4. maddesine uygun bir davetin yapılmadığı, ancak alınan kararların toplantı ve karar nisabı ile içerik bakımından kanuna ve ana sözleşmeye aykırılık içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı limited şirketin ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.

Davacının, davalı limited şirketin ortağı olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, davalının 23.06.2009 tarihli mevcut müdürlerin yetkisinin tasdikine ilişkin ortaklar kurulu kararının usulüne uygun şekilde alınmadığını, kendisine ve başka ortaklara çağrı yapılmadığını ileri sürerek iptaline karar verilmesini istemiştir.

Somut olaya uygulanacak mülga 6762 sayılı TTK'nın 538. maddesinde limited şirketin toplantıya çağrılması hususu açıkça hükme bağlanmıştır. Anılan düzenleme uyarınca toplantıya ve yazılı olarak oy vermeye davetin, şirketin ana sözleşmesinde gösterilen şekilde ve eğer ana sözleşmede bu yönde bir düzenleme yoksa taahhütlü mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündem bildirilmek suretiyle yapılacaktır. Anılan Kanun hükmünün son bendinde bütün ortakların aralarında biri itirazda bulunmadığı takdirde, toplantıya çağırma hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul halinde toplanabileceği düzenlemiş bulunmaktadır. Böyle bir ortamda ortaklar kurulu, yetkisine dahil tüm konularda karar alabilmesi mümkündür.

Ancak, bunun geçerli olabilmesi için tüm ortakların bizzat veya temsilcilerinin ortaklar kurulunda bulunmaları ve bunlardan herhangi birinin itirazının olmaması gerekmektedir. Öte yandan çağrıda usulsüzlük, tek başına alınan kararların iptali

için yeterli olmayıp, kararın aynı zamanda kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına da aykırı olması zorunludur. Çağrıda usulsüzlük olup olmadığının değerlendirilmesi için, öncesinde mutlaka ortaklara bir çağrı yapılması gerekir. Hiçbir şekilde çağrı yapılmadan karar alınması, çağrıda usulsüzlük olarak nitelendirilemez.

Dava konusu olay bakımından değerlendirme yapıldığında davalı şirketin ana sözleşmesinin 7. maddesinde şirkete ait ilanların TTK'nın 37. maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile 7 gün evvel yapılabileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamından karar öncesi böyle bir ilan yapıldığı veya taahhütlü mektupla veyahut başka bir kanalla ortaklara toplantının yapılacağının bildirildiği kanıtlanmamış, aksine toplantının yapılacağının sözlü olarak ortaklara bildirildiği, davacıya da bu şekilde bildirim yapıldığı savunulmuştur. Ancak, davalı, davacı ve diğer ortaklara karar öncesi toplantı yapılacağı yönünde bir çağrı yapıldığını kanıtlayamamıştır. Dava konusu kararın da davacı ve başka ortaklar katılmadan 6762 sayılı Kanun'un 536/2.

maddesine uygun şekilde bazı ortakların katılımı ile alındığı anlaşılmaktadır.

Bu durum karşısında, davalının, kanuna ve ana sözleşmeye uygun şekilde çağrı yapıldığını kanıtlayamadığı, başka bir ifade ile çağrısız şekilde toplantı yaptığı, bu toplantının mülga TTK'nın 538/son maddesi kapsamında gerçekleştirilerek uyuşmazlığa konu kararın alındığı, ancak anılan toplantıya tüm ortakların veya temsilcilerinin katılmadığı, emredici hükme uyulmadığı, bu nedenle kararın yok hükmünde olduğu dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102386300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.