Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/17299 E. 2014/5967 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
öğrenme tarihi↗ takip talebi↗ virman↗ delil niteliği↗ borca itiraz↗ kesin delil↗ kefalet sözleşmesi↗ icra hukuk mahkemesi↗ takas↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ rehin↗ şikayet↗ müteselsil kefil↗ kefalet↗ kefil↗ istirdat↗ bilirkişi incelemesi↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, icra hukuk mahkemesine yapılan şikayet başvurusu üzerine davacının takip talebini öğrenme tarihinin 17.05.2011 olarak kabul edildiği, buna göre borca itirazın süresinde yapılmış olmakla takibin davacı şirket yönünden durdurulmasına karar verildiği, davacı şirket hakkında kesinleşmiş takip bulunmaksızın yapılan kesintinin haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 3.016 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka tarafından davacının hesabından yapılan kesintinin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, icra takibinin davacı şirket yönünden durdurulmasına karar verildiği halde, davacı hakkında kesinleşmiş takip bulunmaksızın yapılan kesintinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı banka vekilince cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında davacının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu genel kredi ve kefalet sözleşmesinin 5. maddesi ile bankanın virman, rehin, hapis ve takas hakkının düzenlendiği, yine sözleşmenin 47. maddesi gereğince banka defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğunun taraflarca kabul edildiği ileri sürülmüş, bankanın defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması talep edilmiş, mahkemece ise, davalı
bankanın savunmasında geçen genel kredi ve kefalet sözleşmesi incelenmeden karar verilmiştir. Bu itibarla, söz konusu sözleşmenin tamamı dosyaya getirtilerek sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi, gerektiğinde banka kayıtları üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5669 E. 2015/12295 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulü ile 13.016,58 TL alacağın 14/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair kararın davalılar vekillerince temyizi üzerine Dairemizce davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı banka vekili ve «feri müdahil» vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10170 E. 2011/10438 K.
Ortak:virman · kefil
İncelediğiniz karardaAncak, davalı banka vekilince cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında davacının «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğu genel kredi ve «kefalet sözleşmesinin» 5. maddesi ile bankanın «virman», «rehin», hapis ve «takas» hakkının düzenlendiği, yine sözleşmenin 47. maddesi gereğince banka «defter» ve kayıtlarının «kesin delil niteliğinde» olduğunun taraflarca kabul edildiği ileri sürülmüş, bankanın defter ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması talep edilmiş, mahkemece ise, davalı bankanın savunmasında geçen genel kredi ve kefalet sözleşmesi incelenmeden karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep edenin kredi veren değil «kefil» sıfatında bulunduğu ve kredi alacaklısına ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Oysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaOysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep edenin kredi veren değil «kefil» sıfatında bulunduğu ve kredi alacaklısına ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Dava, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/17299 E. , 2014/5967 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ HENDEK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 12/09/2013
NUMARASI 2013/85-2013/416
Taraflar arasında görülen davada Hendek Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.09.2013 tarih ve 2013/85-2013/416 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından Kocaeli 5. İcra Müdürlüğü'nün 2010/9167 Esas sayılı dosyasına istinaden 3.016 TL kesildiğini, oysa müvekkilinin takibe konu edildiği gibi bir kefilliği olmadığını, anılan icra dosyasının da işlemden kaldırıldığını ileri sürerek, 3.016 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu kredi borcunun kat edildiğini, kredi sözleşmesindeki hükümlere istinaden rehin takas mahsup hakkı kullanılarak alacağın tahsil edildiğini, icra dosyasının işlemden kaldırılmadığını, derdest olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, icra hukuk mahkemesine yapılan şikayet başvurusu üzerine davacının takip talebini öğrenme tarihinin 17.05.2011 olarak kabul edildiği, buna göre borca itirazın süresinde yapılmış olmakla takibin davacı şirket yönünden durdurulmasına karar verildiği, davacı şirket hakkında kesinleşmiş takip bulunmaksızın yapılan kesintinin haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 3.016 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka tarafından davacının hesabından yapılan kesintinin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, icra takibinin davacı şirket yönünden durdurulmasına karar verildiği halde, davacı hakkında kesinleşmiş takip bulunmaksızın yapılan kesintinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı banka vekilince cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında davacının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu genel kredi ve kefalet sözleşmesinin 5. maddesi ile bankanın virman, rehin, hapis ve takas hakkının düzenlendiği, yine sözleşmenin 47. maddesi gereğince banka defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğunun taraflarca kabul edildiği ileri sürülmüş, bankanın defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması talep edilmiş, mahkemece ise, davalı
bankanın savunmasında geçen genel kredi ve kefalet sözleşmesi incelenmeden karar verilmiştir. Bu itibarla, söz konusu sözleşmenin tamamı dosyaya getirtilerek sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi, gerektiğinde banka kayıtları üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101871000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz