Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17222 E. 2015/3207 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ sevk irsaliyesi↗ irsaliye↗ hakkın kötüye kullanılması↗ basiretli tacir↗ infaz↗ marka hakkına tecavüz↗ fatura↗ kötüniyet↗ ayırt edicilik↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının “...” markası için ilk tescilinin ... nezdinde 11.12.1996 tarihinde 25. sınıfta ...., ...., ...., .... ve ...'da yapılan tesciller olduğu, daha sonra davacının 2001, 2004, 2011 ve 2012 yıllarında ... nezdinde tesciller yaptırdığı, davalıya ait marka tescil başvurusunun ise 22.06.2000 yılında yapıldığı, 556 sayılı KHK'nın 8/3-a maddesinin uygulanabilmesi için ibarenin Türkiye'de kullanımı sonucunda işaret üzerinde davalıdan daha önceki tarihlerde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunun kanıtlanması gerektiği, ancak, davacının Türkiye'de böyle bir kullanımının olmadığı, davacı markasının davalının tescil tarihinde tanınmış marka statüsünde bulunduğu ispatlanamadığından, ülkesellik ilkesinin istisnasını oluşturacak bir durumun bulunmadığı, davacıya ait "..." markasının davalı tescilinden önce ilk defa 1996 yılında ... nezdinde ...., ...., ...., .... ve ... için tescil edildiği, davalının, basiretli bir tacir olmanın zorunluluğu olarak yaptığı işle ilgili olarak dünyadaki gelişmeleri takip etmek zorunda olduğu, ancak, basiretli tacir kavramının davacının her tür markadan haberdar olması anlamına gelmemekle birlikte, tanınmış olmayan ve davalı tescili evvelinde Türkiye'de kullanıldığı ve bu suretle ayırt edicilik kazandığı ispatlanamamış bir markanın davalı tarafından bilinmesinin beklenemeyeceği, davalının, davacının Türkiye'de kullanımda olmayan ve tescil tarihi itibari ile tanınmayan davalı markasını bilmesi beklenemeyeceğinden davalının kötüniyetinin ispat edilememiş olduğu, davalının kötüniyetli kabul edilmesi halinde de, davacının davalı tescilini öğrenmesinden 8-10 sene boyunca sessiz kalarak karşı tarafta uyandırdığı güvene karşı işbu dava ile hükümsüzlük talebinde bulunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, KHK'nın 14/II-b maddesi uyarınca, markanın yalnız ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılmasının da markanın kullanılması olarak kabul edildiği, birleşen dosyaya ilişkin incelemede, davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık sürenin dolmuş olduğu ve 20/05/2013 tarihli sevk irsaliyesi ile 80 adet erkek gömleğinin davalının kendi şubeleri arasında sevk edildiği ve 35 adet erkek gömleğinin 04/04/2014 tarihinde fatura karşılığı satışının yapıldığı ve dosyaya sunulu faturalar incelendiğinde toplam 2292 adet 35.310 € ürün ihraç edildiği, bu kullanımın sadece erkek gömleklerine ilişkin olduğu, dolayısı ile davalı markasının tescilli olduğu 18, 35 ve 25. sınıfın diğer alt sınıflarında kullanımın bulunmadığından kısmi hükümsüzlüğünün mümkün olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davalı şirket adına ... nezdinde tescilli .... tescil nolu 22/06/2000 tarihli ... ibareli markanın erkek gömlekleri dışındaki emtialar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, birleşen davanın kabulü ile, davalı şirket adına ... nezdinde tescilli .... tescil nolu 22/06/2000 tarihli ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve davalı markasının kullanılmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, kararın gerekçe kısmında "asıl davada davanın kabulüne, birleşen davada davalının "..." ibareli markasının erkek gömlekleri dışında kalan emtialar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir." denildiği halde, hüküm fıkrasında, "asıl davanın kısmen kabulü ile davalı şirket adına tescilli markanın erkek gömlekleri dışındaki emtialar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine; birleşen davanın kabulü ile davalı şirket adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne" karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 297. maddesi hükmü uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, kararın gerekçesinde asıl davanın tam kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verildiği belirtildiği halde, hüküm kısmında asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise tam kabulüne karar verilmesi nedeniyle HMK 297. Maddesine aykırı ve infaza elverişli olmayan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6808 E. 2016/746 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaMaddesine aykırı ve «infaza» elverişli olmayan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, kararın gerekçesinde davanın kabulüne karar verildiği belirtildiği halde, hüküm kısmında davanın reddine karar verilmesi nedeniyle HMK 297. maddesine aykırı ve «infaza» elverişli olmayan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın 556 sayılı KHK'nın 7/1 (b) maddesi uyarınca marka tescil başvurusunun mutlak red «sebebi» ile reddine dair ... kararının iptali istemine ilişkin olduğu, 35. sınıf emtialar yönünden davaya konu markanın tanımlayıcılığının da bulunmadığı, her iki marka ar …
-
Marka iptali | Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13821 E. 2017/1641 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17253 E. 2015/2034 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, Davalı şirket aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine; davalı ... aleyhine açılan dava yönünden ise kararın gerekçe kısmında “... / ....” ibaresinin her iki markanın da ayırt edici unsuru olduğu, baş …
3 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10146 E. 2014/1995 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz
İncelediğiniz kararda1- Dava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve davalı markasının kullanılmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… un Hükmünde Kararname ile sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edileceği düzenlenmiş olup, aynı KHK'nın 9. maddesinde ise marka tescilinden doğan hakların «münhasıran» marka sahibine ait olduğu belirtilerek, marka sahibinin maddede belirtilen fiillerin önlenmesini talep edebileceği düzenlenmiş, 61. maddede «marka hakkına tecavüz» sayılan haller belirtilmiş, 62. maddede ise marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin, mahkemeden marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün gide …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata · münhasırlık · haksız fiil · taşıyan · dosya masrafı · maddi tazminat · yasal faiz · ilan
Benzer bu kararda… iğinin tespiti ile tecavüz eylemlerinin durdurulmasına ve giderilmesine, her bir davacı için 30.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, «maddi tazminatlar» için «haksız fiilin» oluştuğu 08.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlarda «avans faizi», manevi tazminatlar için ise aynı tarihten itibaren işleyecek değişik oranlarda «yasal faiz» uygulanmasına, hüküm fıkrasının «masrafı» davalıdan alınmak üzere gazetede «ilanına», fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile mahkemece manevi tazminat olarak takdir edilen 25.000,00 TL'nin tefhim edilen kısa kararda duruşma tutanağına 25 TL olarak yazılmasının «maddi hataya» dayalı bir yazım yanlışı niteliğinde olması karşısında davacılardan L.
Davalının tecavüze konu eylemi, anılan markayı «taşıyan» bay ve bayan gömleklerinin üretimi ve satımına ilişkindir.
… un Hükmünde Kararname ile sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edileceği düzenlenmiş olup, aynı KHK'nın 9. maddesinde ise marka tescilinden doğan hakların «münhasıran» marka sahibine ait olduğu belirtilerek, marka sahibinin maddede belirtilen fiillerin önlenmesini talep edebileceği düzenlenmiş, 61. maddede «marka hakkına tecavüz» sayılan haller belirtilmiş, 62. maddede ise marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin, mahkemeden marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün gide …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16117 E. 2015/1482 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek · maddi tazminat · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 3167 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince «çek» hesabı açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumu bulunup bulunmadığının belirlenmesinde gerekli özeni göstermek zorunda olan davalı bankanın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirirken gerekli basiret ve özeni göstermediği, adına düzenlenen karşılıksız çekler nedeniyle davacının sosyal çevresinde zor bir durumda kalıp incindiği, gerekçesiyle 1.000 TL «maddi tazminat» ile 15.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği kararın hüküm kısmında belirtilmiş olup, gerekçe kısmında davacının «maddi tazminat» talebinin ispat edilemediğinden reddine karar verildiği belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13912 E. 2014/20093 K.
Ortak:fatura
İncelediğiniz kararda… avacıya ait "..." markasının davalı tescilinden önce ilk defa 1996 yılında ... nezdinde ...., ...., ...., .... ve ... için tescil edildiği, davalının, basiretli bir «tacir» olmanın zorunluluğu olarak yaptığı işle ilgili olarak dünyadaki gelişmeleri takip etmek zorunda olduğu, ancak, «basiretli tacir» kavramının davacının her tür markadan haberdar olması anlamına gelmemekle birlikte, tanınmış olmayan ve davalı tescili evvelinde Türkiye'de kullanıldığı ve bu suretle «ayırt edicilik» kazandığı ispatlanamamış bir markanın davalı tarafından bilinmesinin beklenemeyeceği, davalının, davacının Türkiye'de kullanımda olmayan ve tescil tarihi itibari ile tanınmayan davalı markasını bilmesi beklenemeyeceğinden davalının «kötüniyetinin» ispat edilememiş olduğu, davalının kötüniyetli kabul edilmesi halinde de, davacının davalı tescilini öğrenmesinden 8-10 sene boyunca sessiz kalarak karşı tarafta uyandırdığı güvene karşı işbu dava ile hükümsüzlük talebinde bulunmasının «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olduğu, KHK'nın 14/II-b maddesi uyarınca, markanın yalnız ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılmasının da markanın kullanılması olarak kabul edildiği, birleşen dosyaya ilişkin incelemede, davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık sürenin dolmuş olduğu ve 20/05/2013 tarihli «sevk irsaliyesi» ile 80 adet erkek gömleğinin davalının kendi şubeleri arasında sevk edildiği ve 35 adet erkek gömleğinin 04/04/2014 tarihinde «fatura» karşılığı satışının yapıldığı ve dosyaya sunulu faturalar incelendiğinde toplam 2292 adet 35.310 € ürün ihraç edildiği, bu kullanımın sadece erkek gömleklerine ili …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «fatura» karşılığı taşıma işi yaptığı, buna ilişkin faturaları «defterine» kaydettiği, ancak defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kendi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı kooperatifin amacının taşıma olması, üyeleri aracılığı ile nakliye işi yapması gerekirken davalı şirketle iş yapmasının hukuka aykırı olduğu, birleşen davada ise bankadan kooperatife gönderilen «paranın borcun» tasfiyesine ilişkin olduğu, davalının bu paranın ne amaçla gönderildiğini ispatlayamadığı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · tasdik kararı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «fatura» karşılığı taşıma işi yaptığı, buna ilişkin faturaları «defterine» kaydettiği, ancak defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kendi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı kooperatifin amacının taşıma olması, üyeleri aracılığı ile nakliye işi yapması gerekirken davalı şirketle iş yapmasının hukuka aykırı olduğu, birleşen davada ise bankadan kooperatife gönderilen «paranın borcun» tasfiyesine ilişkin olduğu, davalının bu paranın ne amaçla gönderildiğini ispatlayamadığı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17222 E. , 2015/3207 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/07/2014 tarih ve 2012/212-2014/168 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." markasını ilk olarak 1992 yılında yaratmış olup tekstil sektörünün öncü markalarından biri haline getirdiğini, dünyanın çeşitli ülkelerinde mağazaları bulunduğunu, ayrıca tekstil sektöründe tanınan müvekkilinin Türkiye'de tanınmışlığını arttırdığını, markalarının çeşitli ülkelerde tescilli olduğunu, davacının ... aracılığı ile markasının Türkiye'de de tescili için yaptığı başvurunun davalıya ait ... no'lu "..." markası gerekçe gösterilerek reddedildiğini, tekstil sektöründe faaliyet gösteren davalının müvekkili markasından haberdar olduğunu, davalının müvekkiline ait markanın tanınmışlığından yararlanmak ve bu yolla haksız kazanç elde etmek için anılan markayı ...
nezdinde tescil ettirdiğini, kötüniyetli tescilin hükümsüzlük nedeni olduğunu, "..." markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olup davalı tarafın müvekkilinin uzun yıllardır tanıtıp dünyanın her yerinde meşhur ettiği markasını hukuka aykırı olarak tescil ettirerek 556 sayılı KHK'nın 7.
8. ve 42. madde hükümlerinde öngörülen hükümsüzlük şartlarının oluşmasına sebebiyet verdiğini, ayrıca davalıya ait markanın 556 sayılı KHK'da belirtilen 5 yıl boyunca ve etkin bir şekilde kullanılmadığını ileri sürerek, 556 sayılı KHK'nın 14 ve 42. maddeleri ile müvekkilinin gerçek hak sahipliğine istinaden 8. ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüz kılınmasını veya müvekkiline devrine karar verilmesini talep ve dava etmiş; birleşen davada ise, davalının sadece erkek gömleklerinde markasını kullandığını, geri kalan sınıf ve alt sınıflar için davanın açıldığı tarihten önceki 5 yıl boyunca kullanılmadığını ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin marka başvuru/koruma tarihinin 20.06.2000, davanın açıldığı tarihin 03.10.2012 olduğunu, aradan 12 yıldan uzun bir sürenin geçtiğinden zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacının 12 yıl sonra hükümsüzlük davası açmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, gerçekleştirdiği faaliyetler kapsamında yurt içi ve özellikle ... için "..." ibareli markayı tescil ettirmek istediğini, zira ilgili ibarenin ....'de haçlı anlamına gelen "...." ibaresini andırmakta olup, hitap edilen tüketiciler bakımından da olumlu manada dikkat çektiğini ve ürünlerin satışında kolaylık sağladığını, müvekkilinin davacı markasından faydalanmadığını, davacının ülkemizde hiçbir ticari faaliyetinin olmadığını ve tanınmış bir marka olmadığını, müvekkilinin markasını uzun yıllardır kullanmakta olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının “...” markası için ilk tescilinin ... nezdinde 11.12.1996 tarihinde 25. sınıfta ...., ...., ...., .... ve ...'da yapılan tesciller olduğu, daha sonra davacının 2001, 2004, 2011 ve 2012 yıllarında ... nezdinde tesciller yaptırdığı, davalıya ait marka tescil başvurusunun ise 22.06.2000 yılında yapıldığı, 556 sayılı KHK'nın 8/3-a maddesinin uygulanabilmesi için ibarenin Türkiye'de kullanımı sonucunda işaret üzerinde davalıdan daha önceki tarihlerde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunun kanıtlanması gerektiği, ancak, davacının Türkiye'de böyle bir kullanımının olmadığı, davacı markasının davalının tescil tarihinde tanınmış marka statüsünde bulunduğu ispatlanamadığından, ülkesellik ilkesinin istisnasını oluşturacak bir durumun bulunmadığı, davacıya ait "..." markasının davalı tescilinden önce ilk defa 1996 yılında ...
nezdinde ...., ...., ...., .... ve ... için tescil edildiği, davalının, basiretli bir tacir olmanın zorunluluğu olarak yaptığı işle ilgili olarak dünyadaki gelişmeleri takip etmek zorunda olduğu, ancak, basiretli tacir kavramının davacının her tür markadan haberdar olması anlamına gelmemekle birlikte, tanınmış olmayan ve davalı tescili evvelinde Türkiye'de kullanıldığı ve bu suretle ayırt edicilik kazandığı ispatlanamamış bir markanın davalı tarafından bilinmesinin beklenemeyeceği, davalının, davacının Türkiye'de kullanımda olmayan ve tescil tarihi itibari ile tanınmayan davalı markasını bilmesi beklenemeyeceğinden davalının kötüniyetinin ispat edilememiş olduğu, davalının kötüniyetli kabul edilmesi halinde de, davacının davalı tescilini öğrenmesinden 8-10 sene boyunca sessiz kalarak karşı tarafta uyandırdığı güvene karşı işbu dava ile hükümsüzlük talebinde bulunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, KHK'nın 14/II-b maddesi uyarınca, markanın yalnız ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılmasının da markanın kullanılması olarak kabul edildiği, birleşen dosyaya ilişkin incelemede, davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık sürenin dolmuş olduğu ve 20/05/2013 tarihli sevk irsaliyesi ile 80 adet erkek gömleğinin davalının kendi şubeleri arasında sevk edildiği ve 35 adet erkek gömleğinin 04/04/2014 tarihinde fatura karşılığı satışının yapıldığı ve dosyaya sunulu faturalar incelendiğinde toplam 2292 adet 35.310 € ürün ihraç edildiği, bu kullanımın sadece erkek gömleklerine ilişkin olduğu, dolayısı ile davalı markasının tescilli olduğu 18, 35 ve 25.
sınıfın diğer alt sınıflarında kullanımın bulunmadığından kısmi hükümsüzlüğünün mümkün olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davalı şirket adına ... nezdinde tescilli .... tescil nolu 22/06/2000 tarihli ... ibareli markanın erkek gömlekleri dışındaki emtialar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, birleşen davanın kabulü ile, davalı şirket adına ... nezdinde tescilli .... tescil nolu 22/06/2000 tarihli ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve davalı markasının kullanılmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, kararın gerekçe kısmında "asıl davada davanın kabulüne, birleşen davada davalının "..." ibareli markasının erkek gömlekleri dışında kalan emtialar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir." denildiği halde, hüküm fıkrasında, "asıl davanın kısmen kabulü ile davalı şirket adına tescilli markanın erkek gömlekleri dışındaki emtialar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine; birleşen davanın kabulü ile davalı şirket adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne" karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 297. maddesi hükmü uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, kararın gerekçesinde asıl davanın tam kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verildiği belirtildiği halde, hüküm kısmında asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise tam kabulüne karar verilmesi nedeniyle HMK 297. Maddesine aykırı ve infaza elverişli olmayan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/168996300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz