Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/15912 E. 2015/721 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödünç sözleşmesi↗ ön inceleme aşaması↗ ıslah↗ hasar↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında davacının ana para korumalı altın hesabı açılması veya altın gram hesabı açılması yönünde bir talimatının olmadığı, 19/09/2011 tarihinde davalı banka hesabına yatırılan para ile taraflar arasında ödünç sözleşmesinin kurulduğu, 20/09/2011 tarihinde davacı adına hesapta bulunan 64.999,57 TL ile davacının talimatı olmaksızın....Altın Borsası'ndan gram altın alındığı, bu hali ile bu işlemin usulsüz tevdii işlemi olduğu, usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarının mutlak şekilde saklayana geçtiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 4.208,19 TL'nin davalıdan tahsiline, davacının 04/06/2012 tarihli ıslahı usulüne uygun olmadığından faiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, verilen talimata aykırı davranılarak zarara uğratıldığı iddiasıyla davalı Banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının davalı Banka'ya yatırdığı paranın aynen iadesinin gerektiği, nef'i ve hasarın bankaya ait olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar bankaya davacı tarafından 65.000,00 TL yatırılmasına rağmen bu paranın mevduat hesabında bırakılmayıp bu para ile fon alınması yönünde davacının talimatının bulunduğu hususunda anlaşmaktadırlar. Uyuşmazlık, alınacak fonun, ana para korumalı altın fonu mu, ana para korumasız altın fonu mu olduğu noktasında toplanmaktadır. Davacı, paranın yatırıldığı tarih itibariyle ana para korumalı altın fonu alınması konusunda talimat verdiğini iddia etmesine rağmen bu iddiasını ispatlayamamıştır. Davalı Banka vekili ise, davacının parasıyla ana para korumalı altın fonu alınması yönünde bir talimatının bulunmadığını, kaldı ki davacının alınmasını istediğini iddia ettiği ana para korumalı altın fonunun yapılan son ilanlara göre 24/01/2011-28/01/2011 tarihleri arasında satışının yapıldığı yani halka arz edildiği, bu nedenle davacının talimatının bulunduğu 19/09/2011 tarihinde böyle bir fonun alınmasının imkansız olduğunu savunmuştur. Bu durumda, mahkemece, fon alımı konusunda davacının talimatının bulunduğu yönünde tarafların anlaşmış olmaları nedeniyle fon alım sonucu oluşacak nef'i ve hasar davacıda bulunmasına rağmen davalı vekilinin savunması üzerinde durulmadan nef'i ve hasarın bankada olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11663 E. 2014/1583 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · ara karar · vade · kâr kaybı · istirdat
Benzer bu karardaOysa, üzerinde davacının da imzasının bulunduğu yatırım fonu talep «formu» isimli belgede, fon girişinin «ara» dönemde gerçekleşmesi nedeniyle «vade» sonunda ana para «kaybı» yaşanacağı hususunda bankaca bilgilendirme yapıldığı gibi, ayrıca fonun erken bozulması durumunda zarar edileceğinin davacı tarafça hayatın olağan koşulu uyarınca bilinmesi gerektiğinin kabulü gerekir.
Dava, yatırım fonu hesabından kaynaklanan «istirdat» istemine ilişkin olup, mahkemece fon alım satım işlemlerinin bankacılık ve sermaye piyasası mevzuatı kurallarına uygun olarak yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/809 E. 2022/7459 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ...Ş. hakkındaki davanın kabulü ile 30.000.- TL alacağın 23.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mevduatı Sigorta Fonu vekiline 29.01.2019 tarihinde «usulüne uygun tebliğ» edilmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12872 E. 2017/1432 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaA.Ş.'ye «temlik» edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağın temliki sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 02/12/2004 tarihli «alacağın temliki sözleşmesi» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı ...
1 benzer karar daha
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17191 E. 2014/18348 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik sözleşmesi · aktif husumet yokluğu · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik
Benzer bu karardaVarlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
… e de; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 14/02/2006 ve 27/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/15912 E. , 2015/721 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.06.2014 tarih ve 2014/16-2014/284 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 19/09/2011 tarihinde saat 16.30 sularında davalı bankanın müdürünün odasına giderek 65.000 TL teslim ettiğini, banka müdürünün kendisine ana para korumalı altın fonu alalım dediğini, kendisinin de bunu kabul ettiğini, yazılı talimat vermeksizin bankadan ayrıldığını, bir sonraki iş günü banka şubesinde adına ana para korumasız altın fonu alındığını gördüğünü ancak kendisinin ana para korumalı altın fonu alınmasını istediğini, ana para korumasız altın fonunun bir sonraki iş günü alınması nedeniyle altın fiyatınındaki değişme nedeniyle 5.505 TL zararının olduğunu ileri sürerek zararının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının parasını bankaya yatırdığı tarihte bankada ana para korumalı altın fonu satışının bulunmadığını, banka müdürünün ve personelin davacıyı tanımaları nedeniyle yazılı talimat alınmadan davacının talimatıyla işlem yaptıklarını, davacının kendi yaptığı yatırımın olumsuz sonuçlarını davalı bankaya yüklemeye çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında davacının ana para korumalı altın hesabı açılması veya altın gram hesabı açılması yönünde bir talimatının olmadığı, 19/09/2011 tarihinde davalı banka hesabına yatırılan para ile taraflar arasında ödünç sözleşmesinin kurulduğu, 20/09/2011 tarihinde davacı adına hesapta bulunan 64.999,57 TL ile davacının talimatı olmaksızın....Altın Borsası'ndan gram altın alındığı, bu hali ile bu işlemin usulsüz tevdii işlemi olduğu, usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarının mutlak şekilde saklayana geçtiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 4.208,19 TL'nin davalıdan tahsiline, davacının 04/06/2012 tarihli ıslahı usulüne uygun olmadığından faiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, verilen talimata aykırı davranılarak zarara uğratıldığı iddiasıyla davalı Banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının davalı Banka'ya yatırdığı paranın aynen iadesinin gerektiği, nef'i ve hasarın bankaya ait olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar bankaya davacı tarafından 65.000,00 TL yatırılmasına rağmen bu paranın mevduat hesabında bırakılmayıp bu para ile fon alınması yönünde davacının talimatının bulunduğu hususunda anlaşmaktadırlar. Uyuşmazlık, alınacak fonun, ana para korumalı altın fonu mu, ana para korumasız altın fonu mu olduğu noktasında toplanmaktadır. Davacı, paranın yatırıldığı tarih itibariyle ana para korumalı altın fonu alınması konusunda talimat verdiğini iddia etmesine rağmen bu iddiasını ispatlayamamıştır.
Davalı Banka vekili ise, davacının parasıyla ana para korumalı altın fonu alınması yönünde bir talimatının bulunmadığını, kaldı ki davacının alınmasını istediğini iddia ettiği ana para korumalı altın fonunun yapılan son ilanlara göre 24/01/2011-28/01/2011 tarihleri arasında satışının yapıldığı yani halka arz edildiği, bu nedenle davacının talimatının bulunduğu 19/09/2011 tarihinde böyle bir fonun alınmasının imkansız olduğunu savunmuştur. Bu durumda, mahkemece, fon alımı konusunda davacının talimatının bulunduğu yönünde tarafların anlaşmış olmaları nedeniyle fon alım sonucu oluşacak nef'i ve hasar davacıda bulunmasına rağmen davalı vekilinin savunması üzerinde durulmadan nef'i ve hasarın bankada olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacınn temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 21.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/168237700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz