Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/11663 E. 2014/1583 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ba formu↗ ara karar↗ vade↗ kâr kaybı↗ istirdat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, fon alım satım işlemlerinin bankacılık ve sermaye piyasası mevzuatı kurallarına uygun yapılmadığı, davacıların 7.982,91 TL zararlarının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 7.982,71 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yatırım fonu hesabından kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olup, mahkemece fon alım satım işlemlerinin bankacılık ve sermaye piyasası mevzuatı kurallarına uygun olarak yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, üzerinde davacının da imzasının bulunduğu yatırım fonu talep formu isimli belgede, fon girişinin ara dönemde gerçekleşmesi nedeniyle vade sonunda ana para kaybı yaşanacağı hususunda bankaca bilgilendirme yapıldığı gibi, ayrıca fonun erken bozulması durumunda zarar edileceğinin davacı tarafça hayatın olağan koşulu uyarınca bilinmesi gerektiğinin kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak davacıların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12872 E. 2017/1432 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaA.Ş.'ye «temlik» edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağın temliki sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 02/12/2004 tarihli «alacağın temliki sözleşmesi» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7490 E. 2013/11638 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/11663 E. , 2014/1583 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/05/2013
NUMARASI 2012/510-2013/240
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/05/2013 tarih ve 2012/510-2013/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar, davalı bankada 16.11.2011 tarihinde 165.830 TL yatırarak ana para korumalı altın fonu aldıklarını, 05.12.2012 tarihinde fondan vazgeçerek hesaplarını vadeli hesapta değerlendirmek istediklerini, kendilerine % 1 kesinti yapılacağının belirtildiğini, buna rağmen sonradan hesaplarını incelediklerinde 7.982,71 TL kesinti yapıldığını öğrendiklerini, bankanın kendilerini fon alımı, satımı ve mevcut kesintilere ilişkin olarak bilgilendirmediğini ileri sürerek, 7.982,71 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacıların fon alırken bilgilendirildiklerini, piyasa şartları gereğince zarar edilebileceğini, yapılan işlemlerin davacıların bilgisi dahilinde mevzuata uygun olarak yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, fon alım satım işlemlerinin bankacılık ve sermaye piyasası mevzuatı kurallarına uygun yapılmadığı, davacıların 7.982,91 TL zararlarının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 7.982,71 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yatırım fonu hesabından kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olup, mahkemece fon alım satım işlemlerinin bankacılık ve sermaye piyasası mevzuatı kurallarına uygun olarak yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, üzerinde davacının da imzasının bulunduğu yatırım fonu talep formu isimli belgede, fon girişinin ara dönemde gerçekleşmesi nedeniyle vade sonunda ana para kaybı yaşanacağı hususunda bankaca bilgilendirme yapıldığı gibi, ayrıca fonun erken bozulması durumunda zarar edileceğinin davacı tarafça hayatın olağan koşulu uyarınca bilinmesi gerektiğinin kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak davacıların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102103600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz