Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17191 E. 2014/18348 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temlik sözleşmesi↗ aktif husumet yokluğu↗ sorumluluk davası↗ aktif husumet ehliyeti↗ alacağın temliki↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ tmsf↗ temlik↗ husumet yokluğu↗ taraf ehliyeti↗ asıl alacak↗ yetkisizlik kararı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, herne kadar davacı tarafça davalının usulsüz ve mevzuata aykırı işlemleri sonucu verilen krediler nedeniyle zarara uğranıldığı ve zararın davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle dava açılmış ise de; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 14/02/2006 ve 27/02/2006 tarihli kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı ... Varlık Yönetimi A.Ş'ne temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi alacağı temlik sözleşmelerine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali sorumluk davası olup, uyuşmazlık, temliknamenin kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak alacağın temliki ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın sorumluluk davası olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının aktif husumetini etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif husumet ehliyetinin devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12872 E. 2017/1432 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı · Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Varlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Benzer bu karardaA.Ş.'ye «temlik» edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağın temliki sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17186 E. 2014/20136 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı · Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Varlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Benzer bu karardaA..'a 04/05/2007 tarihli alacak «temlik sözleşmesi» ile temlik etmiş olduğu, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağı temlik» sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmesi» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, fonun davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:satış vaadi sözleşmesi
Benzer bu kararda… davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 23/09/2005 tarihli hasılat paylaşımı alacak «satış vaadi sözleşmesi» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı RCT Varlık Yönetimi A.Ş.'ye «temlik» edildiği, dava dışı RCT'nin de söz konusu alacağı yine dava dışı A..
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10426 E. 2014/15511 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Varlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Benzer bu karardaYönetimi A.Ş'ye «temlik» edildiği, fonun davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağı temlik sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan dolayı reddine karar verilmiştir.
Dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmesi» doğrultusunda T..
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1147 E. 2015/1774 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Varlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Benzer bu kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… enin incelemesinde; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 24/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı ....'ne temlik edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağı temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/118 E. 2015/1369 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · aktif husumet yokluğu · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · dava şartı · Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
İncelediğiniz karardaVarlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Benzer bu kararda… kişi raporuna göre, davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 20/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı....'ye temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağın temliki sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fon‘un bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fon‘un sorumluluğunun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak «temlikin» ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2910 E. 2016/3527 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · aktif husumet yokluğu · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · dava şartı · Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
İncelediğiniz karardaVarlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Benzer bu kararda… kişi raporuna göre, davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 22/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı....'ye temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın alacağın temliki sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fon‘un bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fon‘un sorumluluğunun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda ... tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de,...'nın temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15587 E. 2014/16809 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · aktif husumet yokluğu · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · dava şartı · Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
İncelediğiniz karardaVarlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Benzer bu karardaVarlık Yönetimi A.Ş'ye «temlik» edildiği, Fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağı temlik sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, Fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak Fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanının «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda fonun artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davada mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 20/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · ıslah · temerrüt
Benzer bu kararda… tına aykırı usulsüz işlemleri ile bankayı zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik asıl davada 318.590,191.301 TL'nin, birleşen davada ise 3.736.081,00 YTL'nin «temerrüt faizi» ile tahsilini talep ve dava etmiş, «ıslah» dilekçesi ile talebini artırmıştır.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18708 E. 2014/18968 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti · dava şartı · Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
İncelediğiniz kararda1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Varlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Benzer bu karardaDava, davalı yöneticilerin usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Somut olayda çözümü gereken yön, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, davaya konu zararın temlikname kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, Fon'un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağı temlik sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu zarara dayalı olarak talepte bulunulduğu, ancak Fon'un sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Varlık Yönetimi A.Ş.' ye «temlik» edildiği, Fon'un davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağı temlik sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu zarara dayalı olarak talepte bulunulduğu, ancak Fon'un sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin Fon'un tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyetinin yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklı geçecek ise de TMSF'nin temlik ettiği alacak, kredi borçlarından doğan alacak olup kabulün aksine, temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı olarak aldıkları karar ve yaptıkları işlemler ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17191 E. , 2014/18348 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/03/2013
NUMARASI 2003/307-2013/83
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/03/2013 tarih ve 2003/307-2013/83 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. Cengiz Kadakaloğlu dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada müvekkili Bankanın eski genel müdürü ve çalışanları olan davalıların usulsüz ve mevzuata aykırı kredi işlemleri nedeniyle davacıyı zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik asıl davada 3.504.763.192.000 TL, birleşen davada ise aynı gerekçelerle 15.433.593.054.861 TL banka zararının tahsilini talep ve dava etmiştir.
[…]. D.. vekili asıl ve birleşen davada, davaların görev, aktif husumet, zamanaşımı ve esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, herne kadar davacı tarafça davalının usulsüz ve mevzuata aykırı işlemleri sonucu verilen krediler nedeniyle zarara uğranıldığı ve zararın davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle dava açılmış ise de; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 14/02/2006 ve 27/02/2006 tarihli kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı ... Varlık Yönetimi A.Ş'ne temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi alacağı temlik sözleşmelerine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3.
bir kişiye devretmek suretiyle artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali sorumluk davası olup, uyuşmazlık, temliknamenin kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak alacağın temliki ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın sorumluluk davası olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının aktif husumetini etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif husumet ehliyetinin devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün,davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102357000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz