Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/3160 E. 2015/1329 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari defterlerin delil niteliği↗ ticari defter delili↗ kusur karinesi↗ işletme devri↗ zararın ispatı↗ rayiç değer↗ delil niteliği↗ sorumluluktan kurtulma↗ karine↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ ticari defter kayıtları↗ şirket zararı↗ tüzel kişilik↗ anonim şirket↗ ticari defter↗ dosya masrafı↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ ibraz↗ temsil↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın 15/04/1994 tarihinden 27/02/2009 tarihine kadar 15 yıl süre ile müdür olarak görev yaptığı, dosyaya sunulan şirket ortakları tarafından 01/06/2008 tarihinde şirkette yeniden yapılandırmaya gidileceğinden .... Sürücü Kursu ve bünyesindeki bilgisayar, muhasebe ve İngilizce kursu işletmesinin isim hakkı dahil tüm hakları ile birlikte ..., .... ve ...'a ait olacağına, alım satım yetkisinin ...'da olduğu için sürücü kursu ve bünyesindeki bilgisayar, muhasebe ve İngilizce kursunu dilediği
kişilere dilediği bedelle satış yapmaya tam yetkili bulunduğuna, bu satışlarla ilgili hiçbir bedel alınmayacağına, şirket ortaklarının itiraz etme hakkının olmadığına dair verilen kararda davalı ...'ın yetkilendirildiği, bu belgenin de davacı şirketin %66,50 oranında pay sahibi olan ortaklar tarafından imzalandığı, yine dosyada mübrez 10/10/2008 tarihli belgeye göre ...'a ait araçların yeni şirkete satışı yapılırken masraflarının ... ve .... tarafından karşılanmasına dair karar alındığı, eski kursa ait yani davacı ait bu tarihe kadar tahakkuk edip de ödenmeyen mevcut sigorta, vergi vs. borçların...'da kalan ortaklar tarafından ödeneceğinin belirlendiği, bu belgeyi imzalayanların da davacı şirkette %66,50 oranında pay sahibi oldukları, 01/06/2008 ve 10/10/2008 tarihli ortaklar kurulu kararlarının davacı şirket karar defterlerinde bulunmadığı, dava dışı.... Şirketi'nin karar defterinde ki belgede davacı şirket tüzel kişiliğinin temsil olunmadığı, böyle bir belgenin davacı şirketi bağlaması için şirket tüzel kişiliğini temsilen kaşe ve yetkili imzaların bulunması gerektiği, bu kararın davacı şirket bakımından sonuç doğurmayacağı, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar kalemlerinin ispatlanamadığı, kebir defterinin ibraz edilmediği, ibraz edilen ticari defterlerin delil niteliğinin bulunmadığı, bilirkişi raporunda şirket borçlarının 10/10/2008 tarihli belgedeki beyanlara uygun olarak tahsili cihetine gidilmesi gerektiğine işaret edilmiş ise de bu belgenin aslının bulunmaması, belgedeki imzaların sahibi olan gerçek kişileri bağlayacağı ve tüzel kişilik olarak davacı şirketi bağlamayacağı, davacı şirketin uğradığı maddi zararın tespitinin mümkün olmadığı ve davacı tarafından zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde tek başına temsil ve ilzama yetkili müdürü olan davalının, görevi sırasında zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile müdürleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere karşı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise; kusur karinesi söz konusu olduğundan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin bu zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilirler.(TTK. 338,359).
Somut olayda da davacı şirket vekili, davalı müdürün müvekkili şirketi zarara uğrattığını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, davacı şirket tarafından sahte olduğu iddia edilen şirket ticari defterlerinde ve karar defterinde yer almayan 01.06.2008 ve 10.10.2008 tarihli ortaklar kurulu kararlarının uyuşmazlığın çözümünde esas alınamayacağı isabetli şekilde tesbit edilmiş ve dava dilekçesindeki zarar kalemleri ticari defter ve belgelerde yer aldığı tesbit edilmiş ancak ticari defter kayıtlarında davacı şirketin uğradığı maddi zararının tesbitinin mümkün olmadığı, zararın ispat edilemediği belirtilmiştir. Hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporları da uyuşmazlığı çözmeye elverişli bulunmamıştır. Davalının dava dilekçesinde açıklanan dönemlerde şirket müdürü görevinde bulunduğu sabittir. dava dilekçesinde ve delil listesinde davalıya atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı raporda denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları ve zarar kalemleri dikkate alınarak, dava dilekçesinde ve delil listesinde davalıya atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı hususunun (demirbaşların, araçların ve işletme devrinin rayiç değerlerinin devir tarihleri itibariyle tesbit edilip, yapılan devir bedelleri de dikkate alınarak) makine mühendisi, şirketler hukuku uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/122 E. 2016/7855 K.
Ortak:işletme devri · ibraz
İncelediğiniz karardaŞirketi'nin karar «defterinde» ki belgede davacı şirket «tüzel kişiliğinin» «temsil» olunmadığı, böyle bir belgenin davacı şirketi bağlaması için şirket tüzel kişiliğini temsilen kaşe ve yetkili imzaların bulunması gerektiği, bu kararın davacı şirket bakımından sonuç doğurmayacağı, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar kalemlerinin ispatlanamadığı, kebir defterinin «ibraz» edilmediği, ibraz edilen «ticari defterlerin delil niteliğinin» bulunmadığı, bilirkişi raporunda şirket borçlarının 10/10/2008 tarihli belgedeki beyanlara uygun olarak tahsili cihetine gidilmesi gerektiğine işaret edilmiş ise d …
… sında mahkemece, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları ve zarar kalemleri dikkate alınarak, dava dilekçesinde ve delil listesinde davalıya atfedilen işlemlerin «şirketi zarara» uğratan işlemler olup olmadığı hususunun (demirbaşların, araçların ve «işletme devrinin» «rayiç değerlerinin» devir tarihleri itibariyle tesbit edilip, yapılan devir bedelleri de dikkate alınarak) makine mühendisi, şirketler hukuku uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı tarafça «keşideci» şirketin tek faaliyet konusu olduğu iddia edilen işyerini davalıya devretmekle birlikte davalının «ticari işletme devrine» dair hükümler gereğince bu «çek» bedelinden sorumluluğunun doğduğu iddia edilmekle birlikte, ...
Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta ilgili şirketin faaliyetlerine devam ediyor olduğunun bildirildiği, «keşideci» şirketçe davalıya yapılan devir işleminin «ticari işletme devri» mahiyetinde olmayıp, kiralama niteliğinde işletme hakkı devri niteliğinde olduğu, bu nedenle ticari işletme devrinin hukuki neticelerini doğurmayacağı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
İşbu sözleşmenin ifade edilen hükümleri nazara alındığında, «ticari işletme devri» niteliğinde bulunduğu anlaşılmakta olup mahkemenin «keşideci» şirketçe davalıya yapılan devir işleminin ticari işletme devri mahiyetinde olmayıp, kiralama niteliğinde işletme hakkı devri niteliğinde olduğu, bu nedenle ticari işletme devrinin hukuki neticelerini doğurmayacağı yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istihkak davası · ticari işletme devri · istihkak · karşılıksız çek · meşru hamil · ciranta · ticari işletme · pasif husumet yokluğu
Benzer bu karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2011/179 Esas sayılı dosyasıyla «istihkak davası» açıldığı, aynı mahkemenin 2011/2171 Esas sayılı dosyasıyla birleşen işbu dava sonunda mahkemece verilen 07/04/2014 tarihli kararla; sürücü kursu işletmesini devreden şirketin sürücü kursu dışında başka faaliyet alanı olmadığı, borcun şirketin başka faaliyet alanlarından kaynaklandığının ispatlanamadığı, alacaklıların alacaklarının borçlu şirket tarafından davacı ...'ya devredildiği anlaşılan «ticari işletmenin» mal varlığı dahilindeki bir borç olduğu, yapılan işlemlerin «ticari işletme devri» niteliğinde bulunduğu ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 179. (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 202.) maddesi hükmüne göre işletmeyi devralan davacı «üçüncü kişinin» işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğu, şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle; ...
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı tarafça «keşideci» şirketin tek faaliyet konusu olduğu iddia edilen işyerini davalıya devretmekle birlikte davalının «ticari işletme devrine» dair hükümler gereğince bu «çek» bedelinden sorumluluğunun doğduğu iddia edilmekle birlikte, ...
Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta ilgili şirketin faaliyetlerine devam ediyor olduğunun bildirildiği, «keşideci» şirketçe davalıya yapılan devir işleminin «ticari işletme devri» mahiyetinde olmayıp, kiralama niteliğinde işletme hakkı devri niteliğinde olduğu, bu nedenle ticari işletme devrinin hukuki neticelerini doğurmayacağı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Şti.'ce keşide edilmiş 60.000,00 TL bedelli çekin «meşru hamili» olduğunu, adı geçen şirketin tek faaliyet alanı olan sürücü kursunun 13/07/2011 tarihinde davalıya devredilmesi nedeniyle dava konusu borçtan davalının da sorumlu olacağını iddia ederek, «karşılanmayan çek» bedelinin faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
-
Haksız rekabetin tespiti ve men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13703 E. 2014/19147 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… sında mahkemece, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları ve zarar kalemleri dikkate alınarak, dava dilekçesinde ve delil listesinde davalıya atfedilen işlemlerin «şirketi zarara» uğratan işlemler olup olmadığı hususunun (demirbaşların, araçların ve «işletme devrinin» «rayiç değerlerinin» devir tarihleri itibariyle tesbit edilip, yapılan devir bedelleri de dikkate alınarak) makine mühendisi, şirketler hukuku uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaHer ne kadar 6762 sayılı TTK'nın 57/10 maddesi uyarınca davalının mevzuata uygun şekilde yürütülmeyen faaliyetleri «haksız rekabet» teşkil edebilecek ise de, davalı yanın söz konusu savunmasının da aynı hususta düzenleme içeren mevzuat hükümlerine dayalı olması karşısında mahkemece konuya ilişkin mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği takdirde özel düzenlemenin hangi mevzuat hükmü olduğu hususu ve somut olayın özellikleri üzerinde durulmak suretiyle sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik inceleme» ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının iş makineleri ile ilgili kurs açma ve kurs sonucunda katılanlara sertifika verme faaliyetinin mevzuata uygun olmayıp, «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının faaliyetinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile men'ine ve hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
1- Dava, «haksız rekabetin» tespiti ile men'i istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı taraf 12.1.2002 tarih ve 24638 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Türk Mühendis Ve Mimar Odaları Birliği Makina Mühendisleri Odası İş Makinaları Kullanıcısı (Operatör) Kurs Yönetmeliği ve buna bağlı mevzuata uygun şekilde faaliyet gösterildiğini savunmak suretiyle «haksız rekabet» koşullarının bulunmadığını ileri sürmüştür.
Her ne kadar 6762 sayılı TTK'nın 57/10 maddesi uyarınca davalının mevzuata uygun şekilde yürütülmeyen faaliyetleri «haksız rekabet» teşkil edebilecek ise de, davalı yanın söz konusu savunmasının da aynı hususta düzenleme içeren mevzuat hükümlerine dayalı olması karşısında mahkemece konuya ilişkin mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği takdirde özel düzenlemenin hangi mevzuat hükmü olduğu hususu ve somut olayın özellikleri üzerinde durulmak suretiyle sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik inceleme» ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/10131 E. 2011/2867 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararı · eksik inceleme · ibraz · temsil
İncelediğiniz karardaŞirketi'nin karar «defterinde» ki belgede davacı şirket «tüzel kişiliğinin» «temsil» olunmadığı, böyle bir belgenin davacı şirketi bağlaması için şirket tüzel kişiliğini temsilen kaşe ve yetkili imzaların bulunması gerektiği, bu kararın davacı şirket bakımından sonuç doğurmayacağı, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar kalemlerinin ispatlanamadığı, kebir defterinin «ibraz» edilmediği, ibraz edilen «ticari defterlerin delil niteliğinin» bulunmadığı, bilirkişi raporunda şirket borçlarının 10/10/2008 tarihli belgedeki beyanlara uygun olarak tahsili cihetine gidilmesi gerektiğine işaret edilmiş ise d …
Sürücü Kursu ve bünyesindeki bilgisayar, muhasebe ve İngilizce kursu işletmesinin isim hakkı «dahil» tüm hakları ile birlikte ..., .... ve ...'a ait olacağına, alım satım «yetkisinin» ...'da olduğu için sürücü kursu ve bünyesindeki bilgisayar, muhasebe ve İngilizce kursunu dilediği kişilere dilediği bedelle satış yapmaya tam yetkili bulunduğuna, bu satışlarla ilgili hiçbir bedel alınmayacağına, şirket ortaklarının itiraz etme hakkının olmadığına dair verilen kararda davalı ...'ın yetkilendirildiği, bu belgenin de davacı şirketin %66,50 oranında pay sahibi olan ortaklar tarafından imzalandığı, yine dosyada mübrez 10/10/2008 tarihli belgeye göre ...'a ait araçların yeni şirkete satışı yapılırken «masraflarının» ... ve .... tarafından karşılanmasına dair karar alındığı, eski kursa ait yani davacı ait bu tarihe kadar tahakkuk edip de ödenmeyen mevcut sigorta, vergi vs. borçların...'da kalan ortaklar tarafından ödeneceğinin belirlendiği, bu belgeyi imzalayanların da davacı şirkette %66,50 oranında pay sahibi oldukları, 01/06/2008 ve 10/10/2008 tarihli «ortaklar kurulu» kararlarının davacı şirket karar «defterlerinde» bulunmadığı, dava dışı....
Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde tek başına «temsil» ve ilzama yetkili müdürü olan davalının, görevi sırasında zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, muarazanın «şirket müdürlüğünden» değil şirketin işlettiği kurs müdürlüğünden kaynaklandığı, yargılama sırasında davacının kurs müdürlüğü görevinin süresinin sona erdiği, tedbir yolu ile bu görevin uzatılmadığı, «ibraz» edilen belgelere göre kurs müdürlüğü görevine dava dışı Milli Eğitim Müdürlüğünce yine dava dışı ...’ün atandığı, bu hali ile muarazanın önlenmesi talebinin konusuz kaldığı gerekçesiyle asıl dava hakkında konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına», birleşen davanın ise «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asıl dava, iki ortaklı «limited şirketin» işlettiği dershaneye, «ortaklar kurulu» kararı ile iki yıllığına atanan müdürün yerine, ortaklar kurulu kararı olmaksızın, dershanenin kurucusu ve aynı zamanda şirketin ortağı olan davalının yeni müdür ataması nedenine dayalı muarazanın önlenmesi; birleşen dava ise, tarafların ortağı olduğu şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Şti.'nin ortakları olduğu, şirketin tek işletmesinin “Cesur Sürücü Kursu” isimli işletme olduğu, bu işletmenin müdürü ve kurucusuna dair «ortaklar kurulu» kararına göre, davacının kurs müdürlüğüne, davalının ise kurs kuruculuğuna atandığı, bu çerçevede işletmenin müdürlük görevine iki yıllığına atanıp bu görevini dev …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürlüğü · fesih · feragat · limited şirket · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, muarazanın «şirket müdürlüğünden» değil şirketin işlettiği kurs müdürlüğünden kaynaklandığı, yargılama sırasında davacının kurs müdürlüğü görevinin süresinin sona erdiği, tedbir yolu ile bu görevin uzatılmadığı, «ibraz» edilen belgelere göre kurs müdürlüğü görevine dava dışı Milli Eğitim Müdürlüğünce yine dava dışı ...’ün atandığı, bu hali ile muarazanın önlenmesi talebinin konusuz kaldığı gerekçesiyle asıl dava hakkında konusuz kaldığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına», birleşen davanın ise «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asıl dava, iki ortaklı «limited şirketin» işlettiği dershaneye, «ortaklar kurulu» kararı ile iki yıllığına atanan müdürün yerine, ortaklar kurulu kararı olmaksızın, dershanenin kurucusu ve aynı zamanda şirketin ortağı olan davalının yeni müdür ataması nedenine dayalı muarazanın önlenmesi; birleşen dava ise, tarafların ortağı olduğu şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Öte yandan, şirket anasözleşmesi, «şirketin müdürleri» olan davacı ve davalının müştereken atacakları imzalar ile şirketi «temsil» ve ilzam edeceğine dair hüküm içermektedir.
Bu durumda, mahkemece, taraflar arasındaki muarazanın şirket anasözleşmesi ve TTK hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile davalının kursa yaptığı atamanın geçerli olduğundan bahisle dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi doğru olmamış ve kararın asıl davada davacı yararına bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2280 E. 2010/2477 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · ticaret unvanı · hak düşürücü süre · haksız rekabet
Benzer bu kararda… için, 193134 sayılı markanın da öğrenim amaçlı kurslar ve kitap yayınlama hizmetleri dışındaki sınıflar için hükümsüzlüğüne, davacı - karşı davalı tarafından açılan «ticaret unvanı» ve «haksız rekabete» yönelik «davanın açılmamış sayılmasına», sair taleplerin ve karşı davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce davacı - karşı davalı yararına bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve 20.05.2002 tarihinde açılan işbu davada 1998 yılında davalı adına tescil edilen markaları 556 sayılı KHK'nın 42.maddesine dayalı hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, söz konusu 42. madde gereğince 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» de geçmemiş olmasına, Dairemiz kararın 3.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/3160 E. , 2015/1329 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ( Kapatılan) Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/11/2013 tarih ve 2013/76-2013/389 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/02/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 27/02/2009 tarihine kadar şirketin tek başına temsil ve ilzamına yetkili müdürü olduğunu, davacı şirketin kuruluşundan sonra eğitim öğretim sektöründe faaliyet gösterdiğini, uzun yıllar şirket müdürlük görevini yürüten ve bu yıllar içinde şirketin tek müdürü olan davalının şirketin sahibiymiş gibi bir görünüm sergilediğini, davalının şirket müdürlüğünden ayrılmasından sonra yapılan incelemelerde şirket ortaklar kurulu kararı olmaksızın bilgisayar, İngilizce ve sürücü kursu faaliyeti yürütülen şubedeki 25.000 TL değerindeki bilgisayar, 100.000 TL demirbaş ve 100.000 TL kursun itibari değeri olmak üzere 225.000 TL değerinde varlıkları, 6.490 TL'ye ....'ye sattığını, araç satışlarının ticari defter ve kayıtlarında gösterilmediğini, 12.6.2010 tarihli toplantıda davalı aleyhine dava açılmasına karar verildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şirketin zararı olan miktardan şimdilik 16.000 TL'nin davalıdan avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle davanın ortaklar kurulu kararı alınarak açılmasının gerektiğini, davacı şirket yöneticileri ile davalı arasında husumet derecesine varan ihtilaflar nedeniyle davalının birtakım yasal haklarını kullanması üzerine davacı şirket yönetimi davalının bir takım alacaklarını engellemek için dava açtığını, davacının iddia ettiği harcamaların kabul edilebilir olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın 15/04/1994 tarihinden 27/02/2009 tarihine kadar 15 yıl süre ile müdür olarak görev yaptığı, dosyaya sunulan şirket ortakları tarafından 01/06/2008 tarihinde şirkette yeniden yapılandırmaya gidileceğinden .... Sürücü Kursu ve bünyesindeki bilgisayar, muhasebe ve İngilizce kursu işletmesinin isim hakkı dahil tüm hakları ile birlikte ..., .... ve ...'a ait olacağına, alım satım yetkisinin ...'da olduğu için sürücü kursu ve bünyesindeki bilgisayar, muhasebe ve İngilizce kursunu dilediği
kişilere dilediği bedelle satış yapmaya tam yetkili bulunduğuna, bu satışlarla ilgili hiçbir bedel alınmayacağına, şirket ortaklarının itiraz etme hakkının olmadığına dair verilen kararda davalı ...'ın yetkilendirildiği, bu belgenin de davacı şirketin %66,50 oranında pay sahibi olan ortaklar tarafından imzalandığı, yine dosyada mübrez 10/10/2008 tarihli belgeye göre ...'a ait araçların yeni şirkete satışı yapılırken masraflarının ... ve .... tarafından karşılanmasına dair karar alındığı, eski kursa ait yani davacı ait bu tarihe kadar tahakkuk edip de ödenmeyen mevcut sigorta, vergi vs. borçların...'da kalan ortaklar tarafından ödeneceğinin belirlendiği, bu belgeyi imzalayanların da davacı şirkette %66,50 oranında pay sahibi oldukları, 01/06/2008 ve 10/10/2008 tarihli ortaklar kurulu kararlarının davacı şirket karar defterlerinde bulunmadığı, dava dışı....
Şirketi'nin karar defterinde ki belgede davacı şirket tüzel kişiliğinin temsil olunmadığı, böyle bir belgenin davacı şirketi bağlaması için şirket tüzel kişiliğini temsilen kaşe ve yetkili imzaların bulunması gerektiği, bu kararın davacı şirket bakımından sonuç doğurmayacağı, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar kalemlerinin ispatlanamadığı, kebir defterinin ibraz edilmediği, ibraz edilen ticari defterlerin delil niteliğinin bulunmadığı, bilirkişi raporunda şirket borçlarının 10/10/2008 tarihli belgedeki beyanlara uygun olarak tahsili cihetine gidilmesi gerektiğine işaret edilmiş ise de bu belgenin aslının bulunmaması, belgedeki imzaların sahibi olan gerçek kişileri bağlayacağı ve tüzel kişilik olarak davacı şirketi bağlamayacağı, davacı şirketin uğradığı maddi zararın tespitinin mümkün olmadığı ve davacı tarafından zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde tek başına temsil ve ilzama yetkili müdürü olan davalının, görevi sırasında zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile müdürleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere karşı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise; kusur karinesi söz konusu olduğundan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin bu zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilirler.(TTK. 338,359).
Somut olayda da davacı şirket vekili, davalı müdürün müvekkili şirketi zarara uğrattığını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, davacı şirket tarafından sahte olduğu iddia edilen şirket ticari defterlerinde ve karar defterinde yer almayan 01.06.2008 ve 10.10.2008 tarihli ortaklar kurulu kararlarının uyuşmazlığın çözümünde esas alınamayacağı isabetli şekilde tesbit edilmiş ve dava dilekçesindeki zarar kalemleri ticari defter ve belgelerde yer aldığı tesbit edilmiş ancak ticari defter kayıtlarında davacı şirketin uğradığı maddi zararının tesbitinin mümkün olmadığı, zararın ispat edilemediği belirtilmiştir.
Hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporları da uyuşmazlığı çözmeye elverişli bulunmamıştır. Davalının dava dilekçesinde açıklanan dönemlerde şirket müdürü görevinde bulunduğu sabittir. dava dilekçesinde ve delil listesinde davalıya atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı raporda denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları ve zarar kalemleri dikkate alınarak, dava dilekçesinde ve delil listesinde davalıya atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı hususunun (demirbaşların, araçların ve işletme devrinin rayiç değerlerinin devir tarihleri itibariyle tesbit edilip, yapılan devir bedelleri de dikkate alınarak) makine mühendisi, şirketler hukuku uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/02/2015 oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167309100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz