Muris muvazaasına dayalı hisse devri iptali davasında görevli mahkeme
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/230 E. 2020/835 K. · · İlk derece: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tespitistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Muris muvazaası nedeniyle hisse devrinin iptali mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Muris muvazaasına dayalı olarak yapılan tasarrufların (örneğin anonim şirket hisse devri) iptali istemiyle açılan davalarda, tasarrufa konu malvarlığının ticari nitelikte bir unsur (şirket hissesi) olması davayı ticari dava haline getirmez; bu tür davaların temeli miras hakkına dayalı muvazaa iddiası olduğundan ve TTK'nın mutlak veya nisbi ticari dava saydığı hallerden olmadığından, görev TMK'nın miras hükümleri çerçevesinde HMK 2. madde uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir.
Ele alınan sorunlar
Muris muvazaasına dayalı hisse devri iptali davasında görevli mahkemenin belirlenmesi → ret
İddia: Dava konusunun anonim şirket hisse devri olduğu, hisse devrinin geçerliliği ve muvazaa nedeniyle iptali hususlarında TTK hükümlerinin gözetilmesi gerektiği, bu nedenle görevsizlik kararının hatalı olduğu ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Dava, davacı tarafça muvazaalı olduğu ileri sürülen anonim şirket hisse devrinin iptali ile devreden murise ait payların tereke adına tescili ve devredilen hisselerin terekeye intikaline karar verilmesine ilişkindir. Davacılar müteveffanın devrettiği paylar üzerinde miras hakkına dayalı, terekeyi ilgilendiren bir istekte bulunmaktadır; müteveffanın paylarının ve bu paylardan elde edilebilecek hakların aslında terekede kalması gerektiğini öne sürmektedir. Miras payına dahil olduğu ve muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen malvarlığı haklarının (ticari şirket hisseleri) TTK'da tanımlanmış olması, davayı ticari dava kılmaz. Davanın temeli muris muvazaasıdır. Muvazaanın var olup olmadığı yönündeki iddia ve savunmaya ait delillerin tartışılması bağlamında hisse senetlerinin reel değerlerinin belirlenmesi sürecinde ticari defter ve kayıtların incelenmesi gereği de davayı ticari dava kılmaz. Görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muris muvazaasına konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği değil, murisin mirasçılarının hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemin bulunup bulunmadığıdır. Bunu değerlendirme görevi HMK 2. madde uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Dava, muris muvazaasına dayalı hisse devrinin iptali davası olup TMK 576. madde kapsamında değerlendirilmesi gereken bir dava olmakla, TTK 4. maddesinde yazılı mutlak ticari davalardan olmadığı gibi TTK 5. maddesinde yazılı nisbi ticari davalardan da değildir; ticari dava mahiyetinde olmayan bu davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine aittir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Muvazaalı hisse devrinin iptali istemiyle açılan davalarda, tasarruf konusunun ticari nitelikte bir malvarlığı unsuru (şirket hissesi) olmasının davayı ticari dava kılmayacağı ve görevin miras hukuku çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu yönünde bölgesel ikna edici bir tespit içermektedir.
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- Muris muvazaasına dayalı olarak tasarrufun iptali (miras hakkına dayalı) davalarında, tasarrufa konu malvarlığının niteliği (örn. şirket hissesi) davayı ticari dava kılmaz; TTK 4. maddesindeki mutlak ticari davalardan ve TTK 5. maddesindeki nisbi ticari davalardan olmadığından görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
- Dava şartı
- görev
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muris muvazaası↗ tasarrufun iptali↗ görev↗ mutlak ticari dava↗ nisbi ticari dava↗ tereke↗ dava şartı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/230
KARAR NO 2020/835
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/10/2019
NUMARASI 2019/649 Esas 2019/62 Karar
DAVA
Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/09/2020
Görevsizliğe ilişkin hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 23/01/2019 tarihinde vefat eden ...'in 4 erkek, 3 kızı olduğunu, müteveffa'nın 11/04/1991 tarihinde kendisi ve erkek çocukları adına ... A.Ş ünvanlı şirketi kurduğunu, diğer 3 kız çocuğunun kurulan şirkette hiçbir hakka sahip olmadığını,murisin tüm malvarlığını koyduğu şirketteki haklardan kız çocuklarını mahrum bırakmak kastı ile ilk önce 13/11/2001 tarihindeki Yönetim Kurulu üyeliği görevinden istifa etmiş gibi göstererek hisselerin tamamını alt soyunda erkek torunlarına muvazaalı olarak devir ettiğini, müteveffanın resmi olarak olmasa da fiili olarak şirketin başında olduğunu, tüm işlemler onun denetim ve gözetimi altında yürütüldüğünü, murisin erkek çocuklarından ...'in 01/12/2009 tarihinde vefat etmesinden sonra ...'e ait tüm hisseleri 0/05/2010 tarihinde tekrar üzerinde topladığını ve yönetim kurulunda yer aldığını, ancak 16/06/2010 tarihinde tekrar şirket yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini ve hisselerini erkek çocuklarına ve erkek torunlarına devrettiğini, murisin özellikle kız çocukları ve onların alt soyunu şirket hisseleri üzerinde hak sahibi yapmama iradesiyle haraket ettiğinin açık olduğunu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ...
sicil numaralı ... A.Ş hisselerini tamamına mümkün olmadığı takdirde muris ...'in 04/05/2010 tarihinde tekrar üzerine aldığı hisselerin, 3. şahıslara devrinin önlenmesi için bu hisseler üzerine tedbir konulmasını ve bu süreçte şirket mal varlığında değişiklikler yaşanmaması için Denetim Kayyumu atanmasını, davanın kabulü ile şirket hisselerinin tamamına veya muris ...'in 04/05/2010 tarihinde tekrar üzerine aldığı hisselere tasarruf işlemlerinin iptalini ve terekeye iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın, miras hakkına dayanan ve TMK 557 ve devamı maddesinde belirtilen tasarrufun iptaline ilişkin olup, TMK'nın miras hükümleri uyarınca çözülmesi gerektiği, tasarrufa konu şeyin şirket hissesi olmasının davayı ticari kılmadığı ve TTK'da düzenlenmiş bir husus olmadığı, bu durumda dava mutlak veya nisbi ticari dava olmadığından TTK 5. Maddesi kapsamında da olmadığı, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği ve Mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili; dava konusunun anonim şirket hisse devri olup, bu hisselerin devrinin ne şekilde yapıldığı ve yapılması gerektiği, muris ile diğer davalı arasında yapılan hisse devrinin geçerli olup olmadığı, muvazaa nedeniyle iptali gerekip gerekmediği hususlarında 6102 sayılı T.T.K.'daki ilgili hükümler de gözetilerek karar verileceğini, bu nedenlerle görevsizlik kararının doğru olmadığını, kararın kaldırılarak Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davacı tarafça muvazaalı olduğu ileri sürülen anonim şirket hisse devrinin iptali ile devreden murise ait payların tereke adına tesciline, erkek çocuk ve torunlara devredilen şirket hisselerinin terekeye intikaline karar verilmesine ilişkindir. Davacılar müteveffanın devrettiği payları üzerinde miras hakkına dayalı terekeyi ilgilendiren bir istekte bulunmaktadır. (Müteveffanın paylarının ve paylardan elde edilebilecek hakların aslında terekede kalması gerektiğini öne sürmektedir.) Davacı, müteveffanın ölümünden evvel yaptığı hisse devirlerinin muvazaalı olduğunu, bu bağlamda tereke üzerinden miras payının zedelendiğini ileri sürerek hak iddia etmektedir. Miras payına dahil olduğu ve muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen malvarlığı haklarının (ticari şirket hisseleri) 6102 sayılı TTK'da tanımlanmış olması, davayı ticari dava kılmaz.
Davanın (iddianın) temeli muris muvazaasıdır. Muvazaanın var olup olmadığı yönündeki iddia ve savunmaya ait delillerin tartışılması anlamında davanın konusunu oluşturan hisse senetlerinin reel değerlerinin belirlenmesi sürecinde ticari defterlerin ve kayıtların incelenmesi gereği de davayı ticari dava kılmaz. Genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muris muvazaasına konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, murisin mirasçılarının hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığıdır. Bunu değerlendirme görevi de 6100 sayılı HMK'nın 2. Maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Dava muris muvazaasına dayalı hisse devrinin iptali davası olup, 4721 sayılı TMK'nun 576.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken bir dava olmakla ve 6102 sayılı kanunun 4.maddesinde yazılmış mutlak ticari davalardan olmadığı gibi aynı kanunun 5.maddesinde yazılı olduğu gibi nisbi ticari davalardan da olmadığı, bu itibarla ticari dava mahiyetinde olmayan davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu, mahkemece verilen görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi yönündeki kararı hukuka ve yasaya uygun olup istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmış başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 54,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 10,-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2020
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167147 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi