Ttk 122
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14742 E. 2015/1224 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- bir yıllık
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '1 yıllık', 'kanun': ['6102/122', '6102/4']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 122↗ portföy tazminatı↗ komisyon alacağı↗ acentelik sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ tbk 99↗ hak düşürücü süre↗ komisyon↗ kâr kaybı↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 122/4. maddesi hükmüne göre, davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği 06.09.2010 tarihinden sonra davacı tarafça bir yıllık süresi içinde somut davanın açılmadığı, davalı tarafça da yasal süresinde zamanaşımı itirazının ileri sürülmdüğü gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle portföy tazminatı istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde yer alan portföy tazminatı 6762 sayılı TTK'da karşılığı bulunmayan yeni bir madde olarak yer almıştır. Bu nedenle, somut olayda, uygulanması gereken 6762 sayılı Yasa'da özel bir zaman aşımı düzenlemesi bulunmamaktadır. 818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince acentelik mukavelelerinden doğacak tüm davalar 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, sözleşmenin feshi tarihi itibariyle de 818 sayılı BK ve 6762 sayılı TTK hükümleri yürürlükte bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının portföy tazminatı dışındaki gelir kaybı ve komisyon alacağı hakkında da 1 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ttk 122 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11631 E. 2014/20304 K.
Ortak:portföy tazminatı · komisyon alacağı · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik · hak düşürücü süre · komisyon · kâr kaybı · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının «portföy tazminatı» dışındaki gelir «kaybı» ve «komisyon alacağı» hakkında da 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince «acentelik» mukavelelerinden doğacak tüm davalar 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, «sözleşmenin feshi» tarihi itibariyle de 818 sayılı BK ve 6762 sayılı TTK hükümleri yürürlükte bulunmaktadır.
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «komisyon alacağı», gelir «kaybı» ve «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının «portföy tazminatı» dışındaki gelir «kaybı» ve «komisyon alacağı» hakkında da 1 yıllık «hakdüşürücü sürenin» uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince «acentelik» mukavelelerinden doğacak tüm davalar 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, «sözleşmenin feshi» tarihi itibariyle de 818 sayılı BK ve 6762 sayılı TTK hükümleri yürürlükte bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakdüşürücü süre
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının «portföy tazminatı» dışındaki gelir «kaybı» ve «komisyon alacağı» hakkında da 1 yıllık «hakdüşürücü sürenin» uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/209 E. 2014/8256 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · zamanaşımı · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaDava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 122/4. maddesi hükmüne göre, davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği 06.09.2010 tarihinden sonra davacı tarafça bir yıllık süresi içinde somut davanın açılmadığı, davalı tarafça da yasal süresinde «zamanaşımı» itirazının ileri sürülmdüğü gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde yer alan «portföy tazminatı» 6762 sayılı TTK'da karşılığı bulunmayan yeni bir madde olarak yer almıştır.
Benzer bu karardaBuna göre, somut olaya eski hukukun uygulanması gerekmekte olup, «acentelik sözleşmesinden doğan» taleplerin 6762 sayılı TTK’ya göre beş yılık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, «ihtarnamenin» 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, TTK’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği, davanın 03.12.2012 ta …
Dava, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23/16. maddesi gereğince denkleştirme («portföy) tazminatı» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrasında; Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» süreleri ile hak düşürücü sürelerin eski hukuka tâbi olacağı belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeden doğan dava · ihtarname
Benzer bu karardaBuna göre, somut olaya eski hukukun uygulanması gerekmekte olup, «acentelik sözleşmesinden doğan» taleplerin 6762 sayılı TTK’ya göre beş yılık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, «ihtarnamenin» 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, TTK’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği, davanın 03.12.2012 ta …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, «ihtarnamenin» 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği TTK.’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği halde, davanın 03.12.2012 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, 1 yıllık yasal süreden sonra açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16303 E. 2015/6368 K.
Ortak:portföy tazminatı · komisyon alacağı · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik · komisyon · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıllık
İncelediğiniz karardaDava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının «portföy tazminatı» dışındaki gelir «kaybı» ve «komisyon alacağı» hakkında da 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince «acentelik» mukavelelerinden doğacak tüm davalar 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, «sözleşmenin feshi» tarihi itibariyle de 818 sayılı BK ve 6762 sayılı TTK hükümleri yürürlükte bulunmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının «komisyon alacağı» tutarının 77.357,03 TL olduğu, davalının zamanışımı definde bulunduğu, bu nedenle 818 Sayılı BK'nın 126/4. maddesine göre «son» 5 yıllık tutarın istenebileceği, manevi tazminat şartlarını oluşmadığı, «portföy tazminatına» yönelik istemden «feragat» edildiği gerekçesiyle, portföy tazminatına yönelik istemin feragat nedeniyle, manevi tazminat talebinin yerinde görülmediğinden reddine, komisyon alacağına yönelik talep yönünden davanın kısmen kabulüne, 5.000 TL «maddi tazminatın» ve ıslahla artırılan kısım yönünden 9.500,55 TL'nin davalıdan tahsiline, «ıslah» ile talep edilen fazlaya ilişkin kısmın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2- Dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan «komisyon alacağının» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının komisyon alacağı hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, taraflar arasında düzenlenen «acentelik sözleşmesinde», «acente» için sabit bir «komisyon» oranı benimsenmeyip, yasada belirtilen oranlara atıf yapılmış olduğu gibi, davacı tarafça, davalı tarafından yapılan komisyon oranlarına ve bu oranlar üzerinden yapılan ödemelere 12 yıl boyunca itiraz edilmeyerek, bir başka deyişle uzun süre uygulanan komisyon oranları benimsendikten sonra, «sözleşmenin feshi» ile birlikte eksik ödeme yapıldığından bahisle talepte bulunulması mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acente · feragat · ıslah · maddi tazminat · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının «komisyon alacağı» tutarının 77.357,03 TL olduğu, davalının zamanışımı definde bulunduğu, bu nedenle 818 Sayılı BK'nın 126/4. maddesine göre «son» 5 yıllık tutarın istenebileceği, manevi tazminat şartlarını oluşmadığı, «portföy tazminatına» yönelik istemden «feragat» edildiği gerekçesiyle, portföy tazminatına yönelik istemin feragat nedeniyle, manevi tazminat talebinin yerinde görülmediğinden reddine, komisyon alacağına yönelik talep yönünden davanın kısmen kabulüne, 5.000 TL «maddi tazminatın» ve ıslahla artırılan kısım yönünden 9.500,55 TL'nin davalıdan tahsiline, «ıslah» ile talep edilen fazlaya ilişkin kısmın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, taraflar arasında düzenlenen «acentelik sözleşmesinde», «acente» için sabit bir «komisyon» oranı benimsenmeyip, yasada belirtilen oranlara atıf yapılmış olduğu gibi, davacı tarafça, davalı tarafından yapılan komisyon oranlarına ve bu oranlar üzerinden yapılan ödemelere 12 yıl boyunca itiraz edilmeyerek, bir başka deyişle uzun süre uygulanan komisyon oranları benimsendikten sonra, «sözleşmenin feshi» ile birlikte eksik ödeme yapıldığından bahisle talepte bulunulması mümkün değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/14742 E. , 2015/1224 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada (Kapatılan) Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/04/2014 tarih ve 2013/264-2014/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 02.04.2002 tarihinde imzalanan Acentelik Sözleşmesi’nin davalı tarafın 06.09.2010 tarihli haksız feshi ile sona erdiğini, davalı şirketin müvekkili acentenin oluşturmuş olduğu müşteri çevresinden herhangi bir karşılık ödemeden yararlanmış olması nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu, sözleşmenin feshinden sonra müvekkilince davalı şirkete bu yönde yapılan sözlü talebin davalı tarafça kabul edildiğini, ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının sözleşmenin feshi tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK'nın 122/4. maddesi hükmüne göre dava konusu tazminatın sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde talep edilmesinin gerektiği, ancak sözleşmesinin 06.09.2010 tarihinde sona ermiş olmasına rağmen davanın 08.10.2013 tarihinde açılmış olduğunu, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafça denkleştirme tazminatına yönelik sözlü talepte bulunulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 122/4. maddesi hükmüne göre, davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği 06.09.2010 tarihinden sonra davacı tarafça bir yıllık süresi içinde somut davanın açılmadığı, davalı tarafça da yasal süresinde zamanaşımı itirazının ileri sürülmdüğü gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle portföy tazminatı istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde yer alan portföy tazminatı 6762 sayılı TTK'da karşılığı bulunmayan yeni bir madde olarak yer almıştır. Bu nedenle, somut olayda, uygulanması gereken 6762 sayılı Yasa'da özel bir zaman aşımı düzenlemesi bulunmamaktadır. 818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince acentelik mukavelelerinden doğacak tüm davalar 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, sözleşmenin feshi tarihi itibariyle de 818 sayılı BK ve 6762 sayılı TTK hükümleri yürürlükte bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının portföy tazminatı dışındaki gelir kaybı ve komisyon alacağı hakkında da 1 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167074700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz