Ttk 122
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/209 E. 2014/8256 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 122↗ portföy tazminatı↗ acentelik sözleşmesi↗ sözleşmeden doğan dava↗ acentelik↗ ihtarname↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, ihtarnamenin 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği TTK.’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği halde, davanın 03.12.2012 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, 1 yıllık yasal süreden sonra açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23/16. maddesi gereğince denkleştirme (portföy) tazminatı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrasında; Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü sürelerin eski hukuka tâbi olacağı belirtilmiştir. Buna göre, somut olaya eski hukukun uygulanması gerekmekte olup, acentelik sözleşmesinden doğan taleplerin 6762 sayılı TTK’ya göre beş yılık zamanaşımı süresine tabi olduğu gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, ihtarnamenin 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, TTK’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği, davanın 03.12.2012 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, 1 yıllık yasal süreden sonra açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… .4 maddesi gereğince feshedilmiş olup 6102 Sayılı TTK'nın 122/3 maddesi uyarınca sözleşmenin haksız feshinden bahsedilemeyeceği ve sözleşmenin 11.5 maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14742 E. 2015/1224 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · zamanaşımı · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBuna göre, somut olaya eski hukukun uygulanması gerekmekte olup, «acentelik sözleşmesinden doğan» taleplerin 6762 sayılı TTK’ya göre beş yılık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, «ihtarnamenin» 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, TTK’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği, davanın 03.12.2012 ta …
Dava, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23/16. maddesi gereğince denkleştirme («portföy) tazminatı» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrasında; Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» süreleri ile hak düşürücü sürelerin eski hukuka tâbi olacağı belirtilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 122/4. maddesi hükmüne göre, davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği 06.09.2010 tarihinden sonra davacı tarafça bir yıllık süresi içinde somut davanın açılmadığı, davalı tarafça da yasal süresinde «zamanaşımı» itirazının ileri sürülmdüğü gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde yer alan «portföy tazminatı» 6762 sayılı TTK'da karşılığı bulunmayan yeni bir madde olarak yer almıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon alacağı · sözleşmenin feshi · hak düşürücü süre · komisyon · kâr kaybı
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının «portföy tazminatı» dışındaki gelir «kaybı» ve «komisyon alacağı» hakkında da 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince «acentelik» mukavelelerinden doğacak tüm davalar 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, «sözleşmenin feshi» tarihi itibariyle de 818 sayılı BK ve 6762 sayılı TTK hükümleri yürürlükte bulunmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11631 E. 2014/20304 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaBuna göre, somut olaya eski hukukun uygulanması gerekmekte olup, «acentelik sözleşmesinden doğan» taleplerin 6762 sayılı TTK’ya göre beş yılık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, «ihtarnamenin» 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, TTK’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği, davanın 03.12.2012 ta …
Dava, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23/16. maddesi gereğince denkleştirme («portföy) tazminatı» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «komisyon alacağı», gelir «kaybı» ve «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde yer alan «portföy tazminatı» 6762 sayılı TTK'da karşılığı bulunmayan yeni bir madde olarak yer almıştır.
Bu nedenle, somut olayda, «portföy tazminatı» için öngörülen bir zaman aşımı süresi bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakdüşürücü süre · komisyon alacağı · sözleşmenin feshi · hak düşürücü süre · komisyon · kâr kaybı
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «komisyon alacağı», gelir «kaybı» ve «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının «portföy tazminatı» dışındaki gelir «kaybı» ve «komisyon alacağı» hakkında da 1 yıllık «hakdüşürücü sürenin» uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; TTK 122/4 hükmü gereği davanın 1 yıl içinde açılması gerektiği, davanın «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince «acentelik» mukavelelerinden doğacak tüm davalar 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, «sözleşmenin feshi» tarihi itibariyle de 818 sayılı BK ve 6762 sayılı TTK hükümleri yürürlükte bulunmaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10468 E. 2016/4852 K.
Ortak:portföy tazminatı · zamanaşımı · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDava, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23/16. maddesi gereğince denkleştirme («portföy) tazminatı» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrasında; Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» süreleri ile hak düşürücü sürelerin eski hukuka tâbi olacağı belirtilmiştir.
Buna göre, somut olaya eski hukukun uygulanması gerekmekte olup, «acentelik sözleşmesinden doğan» taleplerin 6762 sayılı TTK’ya göre beş yılık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, «ihtarnamenin» 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, TTK’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği, davanın 03.12.2012 ta …
Benzer bu kararda1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesinde yer alan “Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» süreleri ile «hak düşürücü süreler» eski hukuka tâbidir.
2-Dava, tek «yetkili satıcılık sözleşmesinin» sona ermiş olması sebebiyle «yoksun kalınan» kar, yatırımlar nedeniyle uğranılan zararlar ve «portföy tazminatı» ile manevi tazminat istemlerine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne 123.328,61 TL denkleştirme tazminatının (portföy tazminatının) «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekilince davacının ....'ın da bayisi olduğu adı geçen yayın evlerine ait kitap satışlarından ve okulların bahçe düzenlemelerinden de gelir elde ettiği, «portföy tazminatı» hesaplanırken, davacının diğer kitabevi bayiliklerinden olan gelirleri ile diğer kitap satışı ve bahçe düzenlemesi gelirlerinin de portföy tazminatı hesabına «dahil» edilmesinin hukuka aykırı ve adil olmadığı bildirilerek «bilirkişi raporuna itiraz» edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkili satıcılık sözleşmesi · yoksun kalınan kâr · bilirkişi raporuna itiraz · hak düşürücü süre · eksik inceleme · dahili dava · avans faizi · temerrüt
Benzer bu kararda2-Dava, tek «yetkili satıcılık sözleşmesinin» sona ermiş olması sebebiyle «yoksun kalınan» kar, yatırımlar nedeniyle uğranılan zararlar ve «portföy tazminatı» ile manevi tazminat istemlerine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne 123.328,61 TL denkleştirme tazminatının (portföy tazminatının) «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekilince davacının ....'ın da bayisi olduğu adı geçen yayın evlerine ait kitap satışlarından ve okulların bahçe düzenlemelerinden de gelir elde ettiği, «portföy tazminatı» hesaplanırken, davacının diğer kitabevi bayiliklerinden olan gelirleri ile diğer kitap satışı ve bahçe düzenlemesi gelirlerinin de portföy tazminatı hesabına «dahil» edilmesinin hukuka aykırı ve adil olmadığı bildirilerek «bilirkişi raporuna itiraz» edilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 123.328,61 TL denkleştirme tazminatının 30/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıların yerinde görülmeyen sair istemlerinin reddine karar verilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesinde yer alan “Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» süreleri ile «hak düşürücü süreler» eski hukuka tâbidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/209 E. , 2014/8256 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/07/2013
NUMARASI 2013/444-2013/254
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/07/2013 tarih ve 2013/444-2013/254 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkilinin 03/05/2006 tarihinde imzaladıkları sözleşmeye istinaden 2011 yılına kadar müvekkilinin davalının acenteliğini yaptığını, davalının hiç bir neden göstermeden sözleşmeyi feshettiğini, fesih ile birlikte müvekkilinin maddi kayıplara uğradığını, 3.000,00TL asgari miktar olmak üzere, toplanacak deliller neticesinde belirlenecek tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hak düşümü süresinden sonra denkleştirme talep edilemeyeceğini, haksız ve mesnetsiz davanın hak düşümü süresi geçtiğinden ve esastan reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, ihtarnamenin 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği TTK.’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği halde, davanın 03.12.2012 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, 1 yıllık yasal süreden sonra açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23/16. maddesi gereğince denkleştirme (portföy) tazminatı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrasında; Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü sürelerin eski hukuka tâbi olacağı belirtilmiştir. Buna göre, somut olaya eski hukukun uygulanması gerekmekte olup, acentelik sözleşmesinden doğan taleplerin 6762 sayılı TTK’ya göre beş yılık zamanaşımı süresine tabi olduğu gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, ihtarnamenin 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, TTK’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği, davanın 03.12.2012 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, 1 yıllık yasal süreden sonra açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bentte açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101771900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz