Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14748 E. 2015/149 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
munzam zarar↗ bozma sonrası karar↗ tahkikat↗ işlemiş faiz↗ içtihadı birleştirme kararı↗ havale↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 17.11.2006 tarihinde arkasında davacının imzasının bulunduğu tediye fişinden de anlaşıldığı üzere kredi miktarının, 1.500,00 TL’lik kesinti dışında davacının davalı bankada açılan hesabına aktarıldığı, ancak talimat olmaksızın bu hesaptan dava dışı şahıslara ödeme ve havale yapıldığı, davalının kredi sözleşmesine aykırı olarak davacının hesabındaki paranın yine davacının iradesi dışında kullandırılması şeklinde gerçekleşen eylemi nazara alındığında davacının bu eylemden kaynaklanan zararının tazmininin gerektiği, avans faizine hükmedilmesi halinde munzam zararın oluşmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 21.369,68 TL kredi alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ile akti faiz farkı yönünden 9.549,37 TL alacağın 5.145,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ile 4.404,37 TL'sinin ıslah tarihi olan 09.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talep ve munzam zarar ile ilgili talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine taraflarca temyiz edilen karar Dairemizce bozulmuş, bozma sonrasında verilen ıslah dilekçesiyle davacı vekili, 5.145,00 TL olan işlemiş faiz talebini 9.549,37 TL'sına çıkarmış, mahkemece, işlemiş faiz talebinin ıslah dilekçesinde istendiği şekliyle kabulüne karar verilmiştir. Kural olarak, ıslahın 1086 sayılı HUMK'nın 84'üncü maddesi uyarınca yargılama bitinceye kadar, 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesi gereğince de tahkikatın sona ermesine kadar yapılması mümkün olup, Yargıtay’ın 04/02/1948 tarihli 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme (Resmi Gazete’nin 17/06/1948 sayılı 6934) kararına göre Yargıtay bozma kararından sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Buna göre, mahkemece dava dilekçesinde yer alan talep nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken davacı vekili tarafından bozma sonrası yapılan ıslah işlemine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7455 E. 2011/17423 K.
Ortak:munzam zarar · bozma sonrası karar · ıslah · Alacak
İncelediğiniz kararda… miktarının, 1.500,00 TL’lik kesinti dışında davacının davalı bankada açılan hesabına aktarıldığı, ancak talimat olmaksızın bu hesaptan dava dışı şahıslara ödeme ve «havale» yapıldığı, davalının «kredi sözleşmesine» aykırı olarak davacının hesabındaki paranın yine davacının iradesi dışında kullandırılması şeklinde gerçekleşen eylemi nazara alındığında davacının bu eylemden kaynaklanan zararının tazmininin gerektiği, «avans faizine» hükmedilmesi halinde «munzam zararın» oluşmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 21.369,68 TL kredi alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ile akti faiz farkı yönünden 9.549,37 TL alacağın 5.145,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ile 4.404,37 TL'sinin «ıslah» tarihi olan 09.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talep ve munzam zarar ile ilgili …
Buna göre, mahkemece dava dilekçesinde yer alan talep nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken davacı vekili tarafından «bozma sonrası» yapılan «ıslah» işlemine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine taraflarca temyiz edilen karar Dairemizce bozulmuş, bozma sonrasında verilen «ıslah» dilekçesiyle davacı vekili, 5.145,00 TL olan «işlemiş faiz» talebini 9.549,37 TL'sına çıkarmış, mahkemece, işlemiş faiz talebinin ıslah dilekçesinde istendiği şekliyle kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası yargılama» aşamasında «ıslah» edilen ve davalı tarafça da «muvafakat» edilmeyen 26.579,00 TL lik «munzam zarar» alacağına yönelik istemin reddi gerekirken, ıslahla artırılan «müddeabihi» de kapsar şekilde karar verilmiş bulunması doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, Yargıtay Bozma ilamı, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davacı vekilinin «ıslah» edilmiş davasının kabulü ile 31.679,00 TL'nin 5.100,00 TL sinin dava tarihi olan 20/04/2005 tarihinden itibaren 26.579,00TL'sinin ıslah tarihi olan 19/10/2009 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
2-Dava, «bonoya» dayalı alacağın tahsili ve «munzam zarar» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası yargılama · müddeabih · muvafakat · bono · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası yargılama» aşamasında «ıslah» edilen ve davalı tarafça da «muvafakat» edilmeyen 26.579,00 TL lik «munzam zarar» alacağına yönelik istemin reddi gerekirken, ıslahla artırılan «müddeabihi» de kapsar şekilde karar verilmiş bulunması doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, Yargıtay Bozma ilamı, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davacı vekilinin «ıslah» edilmiş davasının kabulü ile 31.679,00 TL'nin 5.100,00 TL sinin dava tarihi olan 20/04/2005 tarihinden itibaren 26.579,00TL'sinin ıslah tarihi olan 19/10/2009 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
2-Dava, «bonoya» dayalı alacağın tahsili ve «munzam zarar» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1483 E. 2020/415 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4178 E. 2014/11148 K.
Ortak:bozma sonrası karar · tahkikat · ıslah · Alacak
İncelediğiniz karardaKural olarak, «ıslahın» 1086 sayılı HUMK'nın 84'üncü maddesi uyarınca yargılama bitinceye kadar, 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesi gereğince de «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılması mümkün olup, Yargıtay’ın 04/02/1948 tarihli 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme (Resmi Gazete’nin 17/06/1948 sayılı 6934) kararına göre Yargıtay bozma kararından sonra ıslah yapılması mümkün değildir.
Buna göre, mahkemece dava dilekçesinde yer alan talep nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken davacı vekili tarafından «bozma sonrası» yapılan «ıslah» işlemine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir
… miktarının, 1.500,00 TL’lik kesinti dışında davacının davalı bankada açılan hesabına aktarıldığı, ancak talimat olmaksızın bu hesaptan dava dışı şahıslara ödeme ve «havale» yapıldığı, davalının «kredi sözleşmesine» aykırı olarak davacının hesabındaki paranın yine davacının iradesi dışında kullandırılması şeklinde gerçekleşen eylemi nazara alındığında davacının bu eylemden kaynaklanan zararının tazmininin gerektiği, «avans faizine» hükmedilmesi halinde «munzam zararın» oluşmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 21.369,68 TL kredi alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ile akti faiz farkı yönünden 9.549,37 TL alacağın 5.145,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ile 4.404,37 TL'sinin «ıslah» tarihi olan 09.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talep ve munzam zarar ile ilgili …
Benzer bu karardaKural olarak, «ıslahın» 1086 Sayılı HUMK'un 84'ncü maddesi uyarınca yargılama bitinceye kadar yapılması, 6100 Sayılı HMK'nın 177. maddesi gereğince de «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılması mümkün olup, Yargıtay’ın 04/02/1948 tarihli 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme (Resmi Gazete’nin 17/06/1948 sayılı 6934) kararına göre bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir.
Buna göre, mahkemece dava dilekçesinde yer alan talep nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken davacı vekili tarafından «bozma sonrası yargılama» aşamasında yapılan ve davalı tarafça da «muvafakat» edilmeyen «ıslah» işlemine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine davacı tarafın temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuş, bozma sonrasında da davacı vekilince «ıslah» dilekçesiyle; toplam 14.779,00 TL''nin «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası yargılama · bloke · muvafakat · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacının kullanmış olduğu tüketici kredisinin ödenmeyen taksidinden sonra maaş hesabına «bloke» koyularak kesinti yapıldığı, davalı banka tarafından İİK'nın 82 ve 83 maddeleri gereğince maaşın ancak 1/4 ünün kesilebileceği, bu düzenlemenin aksine olan sözleşmenin 11. maddesinin geçerli olmadığı, dolayısı ile bankanın davacının maaşının tamamından kesinti yapmasının hukuken mümkün bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, toplam 8.280,50 TL kesintinin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Buna göre, mahkemece dava dilekçesinde yer alan talep nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken davacı vekili tarafından «bozma sonrası yargılama» aşamasında yapılan ve davalı tarafça da «muvafakat» edilmeyen «ıslah» işlemine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine davacı tarafın temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuş, bozma sonrasında da davacı vekilince «ıslah» dilekçesiyle; toplam 14.779,00 TL''nin «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18009 E. 2014/6930 K.
Ortak:tahkikat · havale · ıslah · avans faizi
İncelediğiniz kararda… miktarının, 1.500,00 TL’lik kesinti dışında davacının davalı bankada açılan hesabına aktarıldığı, ancak talimat olmaksızın bu hesaptan dava dışı şahıslara ödeme ve «havale» yapıldığı, davalının «kredi sözleşmesine» aykırı olarak davacının hesabındaki paranın yine davacının iradesi dışında kullandırılması şeklinde gerçekleşen eylemi nazara alındığında davacının bu eylemden kaynaklanan zararının tazmininin gerektiği, «avans faizine» hükmedilmesi halinde «munzam zararın» oluşmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 21.369,68 TL kredi alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ile akti faiz farkı yönünden 9.549,37 TL alacağın 5.145,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ile 4.404,37 TL'sinin «ıslah» tarihi olan 09.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talep ve munzam zarar ile ilgili …
Kural olarak, «ıslahın» 1086 sayılı HUMK'nın 84'üncü maddesi uyarınca yargılama bitinceye kadar, 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesi gereğince de «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılması mümkün olup, Yargıtay’ın 04/02/1948 tarihli 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme (Resmi Gazete’nin 17/06/1948 sayılı 6934) kararına göre Yargıtay bozma kararından sonra ıslah yapılması mümkün değildir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine taraflarca temyiz edilen karar Dairemizce bozulmuş, bozma sonrasında verilen «ıslah» dilekçesiyle davacı vekili, 5.145,00 TL olan «işlemiş faiz» talebini 9.549,37 TL'sına çıkarmış, mahkemece, işlemiş faiz talebinin ıslah dilekçesinde istendiği şekliyle kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma kararına uyularak tüm dosya kapsamına göre; bankaların «internet bankacılığında» tüm güvenlik önlemlerini alması gerektiği ancak bankanın müşterisinin güvenliğini tam olarak sağlayamadığı, davacının hesabından bilgisi dışında 28.249 TL «havale» yapıldığı, durumun davalı bankaya «ihtarname» yoluyla bildirildiği ve 5 iş günü içerisinde ödenmesinin istendiği, «ihtarının» bankaya 17/04/2007 tarihinde tebliği edilmesine rağmen ödeme yapılmadığı 5 günün dolduğu 23/04/2007 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.000 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 23/04/2007 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte 22.000 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 03/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1086 sayılı HUMK'nın 84. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 177 ve devamı maddeleri uyarınca «ıslah» ancak «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabilir.
Yargıtay HGK'nın 04.02.1948 tarih 1944/10 E 1948/3 K. sayılı kararına göre de, «ıslah» «tahkikat» ve yargılama bitinceye kadar yapılabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · temerrüt tarihi · ihtar · ihtarname · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma kararına uyularak tüm dosya kapsamına göre; bankaların «internet bankacılığında» tüm güvenlik önlemlerini alması gerektiği ancak bankanın müşterisinin güvenliğini tam olarak sağlayamadığı, davacının hesabından bilgisi dışında 28.249 TL «havale» yapıldığı, durumun davalı bankaya «ihtarname» yoluyla bildirildiği ve 5 iş günü içerisinde ödenmesinin istendiği, «ihtarının» bankaya 17/04/2007 tarihinde tebliği edilmesine rağmen ödeme yapılmadığı 5 günün dolduğu 23/04/2007 tarihinde «temerrüde» düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.000 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 23/04/2007 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte 22.000 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 03/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/14748 E. , 2015/149 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ....Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/04/2014 tarih ve 2013/158-2014/125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakim..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan kredi kullanmak isterken banka görevlisinin boş bir tediye fişini müvekkiline imzalattığını, ancak paranın verilmediğini, bilahare kredi borcunun ödenmesinin ihtar edildiğini, yapılan araştırmada paranın önce müvekkili hesabına geçtiğini, ardından herhangi bir talimat olmaksızın hesaptaki paranın 3. kişiler hesabına aktarıldığının görüldüğünü, çalışanının eyleminden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek kredi bedeli olan 25.000,00 TL'nin iadesini, sözleşme tarihinden dava tarihine kadar %13 oranındaki akti faiz tutarı 5.145,00 TL'nin tahsilini, kredi bedeli bankaya yatırılsa idi ticari işlerdeki temerrüt faizi üzerinden 10.800,00 TL'nin de davalıdan alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile faize ilişkin talebini 9.549,37 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, kredinin talimatsız 3. kişilere gönderildiği iddiasının doğru olmadığını, yapılan takipte davacının ödeme taahhüdünde bulunduğunu, böylece borcu kabul etmiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 17.11.2006 tarihinde arkasında davacının imzasının bulunduğu tediye fişinden de anlaşıldığı üzere kredi miktarının, 1.500,00 TL’lik kesinti dışında davacının davalı bankada açılan hesabına aktarıldığı, ancak talimat olmaksızın bu hesaptan dava dışı şahıslara ödeme ve havale yapıldığı, davalının kredi sözleşmesine aykırı olarak davacının hesabındaki paranın yine davacının iradesi dışında kullandırılması şeklinde gerçekleşen eylemi nazara alındığında davacının bu eylemden kaynaklanan zararının tazmininin gerektiği, avans faizine hükmedilmesi halinde munzam zararın oluşmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 21.369,68 TL kredi alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ile akti faiz farkı yönünden 9.549,37 TL alacağın 5.145,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ile 4.404,37 TL'sinin ıslah tarihi olan 09.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talep ve munzam zarar ile ilgili talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine taraflarca temyiz edilen karar Dairemizce bozulmuş, bozma sonrasında verilen ıslah dilekçesiyle davacı vekili, 5.145,00 TL olan işlemiş faiz talebini 9.549,37 TL'sına çıkarmış, mahkemece, işlemiş faiz talebinin ıslah dilekçesinde istendiği şekliyle kabulüne karar verilmiştir. Kural olarak, ıslahın 1086 sayılı HUMK'nın 84'üncü maddesi uyarınca yargılama bitinceye kadar, 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesi gereğince de tahkikatın sona ermesine kadar yapılması mümkün olup, Yargıtay’ın 04/02/1948 tarihli 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme (Resmi Gazete’nin 17/06/1948 sayılı 6934) kararına göre Yargıtay bozma kararından sonra ıslah yapılması mümkün değildir.
Buna göre, mahkemece dava dilekçesinde yer alan talep nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken davacı vekili tarafından bozma sonrası yapılan ıslah işlemine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/165069400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz