Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2005/7191 E. 2006/7854 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kayyım tayini↗ kayyım atanması↗ sorumluluk davası↗ kayyım↗ emredici hüküm↗ kamu düzeni↗ hukuki yarar↗ yönetim kurulu kararı↗ temsil↗ husumet↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece toplanan delillere göre, azlık oylarıyla sorumluluk davası açılmasına karar verildiği halde denetçiler tarafından dava açılmaması halinde nasıl bir yol izleneceğinin yasada belirgin olmadığı, doktrinde aralarında Prof.Hayri Domaniç'in de bulunduğu bazı yazarlarca bu durumda şirkete kayyım atanması gerektiği belirtilmişse de, TTK.'nun 341/2.maddesinde azlığın murakıplar dışında vekil tayin edebileceği zikredilmiş olduğundan davanın azlık tarafından tayin edilebilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına açılmasının yeterli olacağı, keza bu şekilde açılacak dava görülürken, mahkemece gerekli görülmesi halinde yahut doğrudan doğruya şirketi temsil etmek üzere denetçilere çağrı yapılması veya şirkete kayyım atanmasının her zaman mümkün olduğu, azlık oyuyla dahi olsa genel kurul kararı haline gelen, şirketin tüm organlarını ve ortaklarını bağlayıcı nitelikte olduğu kuşkusuz bulunan bu nitelikteki bir kararı sürüncemede bırakan, gereklerini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azli yahut sorumluluğu cihetine gidilerek çözümlenmesinin de mümkün, ancak pratik olmadığı, dolayısıyla şirkete kayyım atanması isteminin mesmu olmadığı, mevcut durum nedeniyle hukuki yarardan da yoksun bulunduğu, bu nitelikteki bir davada TTK.'nun 359.maddesi çerçevesinde bir istem dile getirilmediği de gözetilerek denetçilere husumet yöneltilemeyeceği, dava sadece kayyım atanmasına ilişkin olup doğrudan sorumluluk davasına yönelik olmadığından asıl davada giderilebilir nitelikte bir dava şartı olan hisse senetlerinin rehnedilmesi gerekliliğinin bu dava için de cari olduğunun kabul edilmesinin olanaksız olduğu gerekçesiyle davalı denetçiler hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, şirket hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, azlık oylarıyla yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılması gerektiği halde denetçiler tarafından dava açılmadığı için dava açılabilmesi için şirkete kayyım tayini istemine ilişkin olup, mahkemece azlık tarafından tayin edilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına dava açılabileceği, bu şekilde açılan davada gerekli görüldüğü taktirde denetçilere çağrı yapılmasının ya da şirkete kayyım atanmasının mümkün olduğu, bu konudaki görevini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azledilebilecekleri yahut sorumlulukları cihetine gidilebileceği, bu nedenle hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. TTK.'nun 341 nci maddesi hükmü uyarınca, şirket yönetim kurulu aleyhine genel kurulda ister çoğunlukla, isterse azlık tarafından dava açılması istendiği takdirde, bu davanın sadece denetçiler tarafından açılabileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Yine aynı düzenlemeye göre, dava açılmasının azlık tarafından talep olunması halinde denetçiler dışında azlığın da vekil tayin edebileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Anılan yasal düzenlemeye göre, dava açma hakkı sadece şirket adına denetçilere tanınmıştır. Davaya katılması isteğe bağlı tutulan azlık vekili ise, davaya iştirak ettiği takdirde, asıl davacı şirket denetçi vekiline yardımcı olabileceği gibi, ayrıca davayı yakından izleme olanağına da kavuşmuş olacaktır. Yoksa azınlık kendi başına tayin ettiği vekil aracılığıyla şirket nam ve hesabına dava açamayacaktır. Esasen denetçilerin açtığı davaya katılan azlık vekiline sadece yasanın emredici hükümlerine aykırılık halinde ve kamu düzenini sağlamaya yönelik olarak temyiz hakkının tanıması da yukarıda varılan sonucu doğrulamaktadır. Şirket denetçilerinin, azlık oyuyla da olsa dava açılması kararını yerine getirmemesi halinde genel kurulca azledilebilecekleri yahut sorumlulukları cihetine gidilebileceği hususu ise, bu davanın konusunu teşkil edemez.
Bütün bu açıklamalar karşısında, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13840 E. 2014/18849 K.
Ortak:kayyım tayini · kayyım atanması · sorumluluk davası · kayyım · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaDava, azlık oylarıyla «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması gerektiği halde denetçiler tarafından dava açılmadığı için dava açılabilmesi için şirkete «kayyım tayini» istemine ilişkin olup, mahkemece azlık tarafından tayin edilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına dava açılabileceği, bu şekilde açılan davada gerekli görüldüğü taktirde denetçilere çağrı yapılmasının ya da şirkete «kayyım atanmasının» mümkün olduğu, bu konudaki görevini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azledilebilecekleri yahut sorumlulukları cihetine gidilebileceği, bu nedenle «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, azlık oylarıyla «sorumluluk davası» açılmasına karar verildiği halde denetçiler tarafından dava açılmaması halinde nasıl bir yol izleneceğinin yasada belirgin olmadığı, doktrinde aralarında Prof.Hayri Domaniç'in de bulunduğu bazı yazarlarca bu durumda şirkete «kayyım atanması» gerektiği belirtilmişse de, TTK.'nun 341/2.maddesinde azlığın murakıplar dışında vekil tayin edebileceği zikredilmiş olduğundan davanın azlık tarafından tayin edilebilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına açılmasının yeterli olacağı, keza bu şekilde açılacak dava görülürken, mahkemece gerekli görülmesi halinde yahut doğrudan doğruya şirketi «temsil» etmek üzere denetçilere çağrı yapılması veya şirkete kayyım atanmasının her zaman mümkün olduğu, azlık oyuyla dahi olsa genel kurul kararı haline gelen, şirketin tüm organlarını ve ortaklarını bağlayıcı nitelikte olduğu kuşkusuz bulunan bu nitelikteki bir kararı sürüncemede bırakan, gereklerini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azli yahut sorumluluğu cihetine gidilerek çözümlenmesinin de mümkün, ancak pratik olmadığı, dolayısıyla şirkete kayyım atanması isteminin mesmu olmadığı, mevcut durum nedeniyle hukuki yarardan da yoksun bulunduğu, bu nitelikteki bir davada TTK.'nun 359.maddesi çerçevesinde bir istem dile getirilmediği de gözetilerek denetçilere «husumet» yöneltilemeyeceği, dava sadece kayyım atanmasına ilişkin olup doğrudan sorumluluk davasına yönelik olmadığından asıl davada giderilebilir nitelikte bir dava şartı …
TTK.'nun 341 nci maddesi hükmü uyarınca, şirket «yönetim kurulu» aleyhine genel kurulda ister çoğunlukla, isterse azlık tarafından dava açılması istendiği takdirde, bu davanın sadece denetçiler tarafından açılabileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Benzer bu karardaBu durumda, davanın bizzat veya atayacağı vekil vasıtasıyla açılması ve devam etttirilmesi için «kayyım atanması» gerekmektedir.
Ancak, «organ boşluğu» olduğu ve «menfaat çatışması» bulunduğu halde, mahkemece, davacı şirkete «kayyım tayin» ettirilmeden veya atanmış kayyımın davaya katılımı sağlanmadan yazılı şekilde işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın denetçi aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, davacı ve fer'i müdahillerin sorumluluk «sebebi» ve zarar miktarı bildirmedikleri, müdahil olanların bu istekleri bakımından çelişkiye düştükleri, maksatlarının davacı yanında fer'i müdahil olmak sonucuna varıldığı, anılan müdahillerin «yetki itirazlarının» olduğu, ancak davacı ile çelişkili tavır sergileyemecekleri ve HMK'nın 14/2. maddesi uyarınca yetki itirazlarının reddine karar verildiği, davacının sorumluluk seb …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organ boşluğu · menfaat çatışması · yetki itirazı · uyuşmazlık konusu · anonim şirket · yetki · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın denetçi aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, davacı ve fer'i müdahillerin sorumluluk «sebebi» ve zarar miktarı bildirmedikleri, müdahil olanların bu istekleri bakımından çelişkiye düştükleri, maksatlarının davacı yanında fer'i müdahil olmak sonucuna varıldığı, anılan müdahillerin «yetki itirazlarının» olduğu, ancak davacı ile çelişkili tavır sergileyemecekleri ve HMK'nın 14/2. maddesi uyarınca yetki itirazlarının reddine karar verildiği, davacının sorumluluk seb …
Öte yandan, azlığın mülga TTK'nın 341. maddesi uyarınca hem «yönetim kurulu» hem de denetçi aleyhine dava açılması yönünde oy kullanmaları halinde, «organ boşluğu» ve «menfaat çatışması» meydana geleceğinden bu davaları şirket adına yönetim ve denetim kurulu açamayacaktır.
Ancak, «organ boşluğu» olduğu ve «menfaat çatışması» bulunduğu halde, mahkemece, davacı şirkete «kayyım tayin» ettirilmeden veya atanmış kayyımın davaya katılımı sağlanmadan yazılı şekilde işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
1-Dava, davacı «anonim şirkette» denetçi olarak görev yapan davalının zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15698 E. 2012/6166 K.
Ortak:sorumluluk davası · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, azlık oylarıyla «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması gerektiği halde denetçiler tarafından dava açılmadığı için dava açılabilmesi için şirkete «kayyım tayini» istemine ilişkin olup, mahkemece azlık tarafından tayin edilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına dava açılabileceği, bu şekilde açılan davada gerekli görüldüğü taktirde denetçilere çağrı yapılmasının ya da şirkete «kayyım atanmasının» mümkün olduğu, bu konudaki görevini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azledilebilecekleri yahut sorumlulukları cihetine gidilebileceği, bu nedenle «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, azlık oylarıyla «sorumluluk davası» açılmasına karar verildiği halde denetçiler tarafından dava açılmaması halinde nasıl bir yol izleneceğinin yasada belirgin olmadığı, doktrinde aralarında Prof.Hayri Domaniç'in de bulunduğu bazı yazarlarca bu durumda şirkete «kayyım atanması» gerektiği belirtilmişse de, TTK.'nun 341/2.maddesinde azlığın murakıplar dışında vekil tayin edebileceği zikredilmiş olduğundan davanın azlık tarafından tayin edilebilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına açılmasının yeterli olacağı, keza bu şekilde açılacak dava görülürken, mahkemece gerekli görülmesi halinde yahut doğrudan doğruya şirketi «temsil» etmek üzere denetçilere çağrı yapılması veya şirkete kayyım atanmasının her zaman mümkün olduğu, azlık oyuyla dahi olsa genel kurul kararı haline gelen, şirketin tüm organlarını ve ortaklarını bağlayıcı nitelikte olduğu kuşkusuz bulunan bu nitelikteki bir kararı sürüncemede bırakan, gereklerini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azli yahut sorumluluğu cihetine gidilerek çözümlenmesinin de mümkün, ancak pratik olmadığı, dolayısıyla şirkete kayyım atanması isteminin mesmu olmadığı, mevcut durum nedeniyle hukuki yarardan da yoksun bulunduğu, bu nitelikteki bir davada TTK.'nun 359.maddesi çerçevesinde bir istem dile getirilmediği de gözetilerek denetçilere «husumet» yöneltilemeyeceği, dava sadece kayyım atanmasına ilişkin olup doğrudan sorumluluk davasına yönelik olmadığından asıl davada giderilebilir nitelikte bir dava şartı …
TTK.'nun 341 nci maddesi hükmü uyarınca, şirket «yönetim kurulu» aleyhine genel kurulda ister çoğunlukla, isterse azlık tarafından dava açılması istendiği takdirde, bu davanın sadece denetçiler tarafından açılabileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakati» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen dava tarihi itibari ile «görevli» olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TTK.'nın 341'inci maddesi uyarınca yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için şirket genel kurulunun bu konuda karar alması ve davanın da denetçiler tarafından açılması yahut denetçilerin açılan davaya «muvafakatlarının» sağlanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · toplantı tutanağı · kesin süre · muvafakat · anonim şirket · kesin hüküm · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakati» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen dava tarihi itibari ile «görevli» olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TTK.'nın 341'inci maddesi uyarınca yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için şirket genel kurulunun bu konuda karar alması ve davanın da denetçiler tarafından açılması yahut denetçilerin açılan davaya «muvafakatlarının» sağlanması gerekir.
Mahkemece dava tarihi itibariyle «görevli» olan murakıplardan vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4089 E. 2019/914 K.
Ortak:hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, azlık oylarıyla «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması gerektiği halde denetçiler tarafından dava açılmadığı için dava açılabilmesi için şirkete «kayyım tayini» istemine ilişkin olup, mahkemece azlık tarafından tayin edilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına dava açılabileceği, bu şekilde açılan davada gerekli görüldüğü taktirde denetçilere çağrı yapılmasının ya da şirkete «kayyım atanmasının» mümkün olduğu, bu konudaki görevini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azledilebilecekleri yahut sorumlulukları cihetine gidilebileceği, bu nedenle «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Benzer bu kararda438. maddesindeki bilgi alma ve inceleme hakkına yönelik ön şartın gerçekleşmediği bu nedenle «özel denetçi» atanması isteminin yerinde olmadığı, .../08/2016 tarihli genel kurulda, özel denetçi atanması talebinin reddine dair alınan «genel kurul kararının iptaline» yönelik istem bakımından ise davacının «hukuki yararının» bulunmadığı, zira genel kurulda istemin reddi halinde azlık hissesine sahip davacının mahkemeden bu yönde talepte bulunabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar …
Bölge adliye Mahkemesince, «özel denetçi» atanmasına yönelik talep bakımında mahkemenin kararının «kesin» olduğu, özel denetçi atanması talebinin reddine dair «genel kurul kararının iptalini» istemi bakımından ise genel kurulda bu yöne ilişkin verilen red kararından sonra ilgililerin mahkemeden özel denetçi atanmasının talep edilebileceği, bu nedenle bu istem bakından davacının «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesi ile davacının, genel kurul kararının iptali yönündeki istinaf başvurusunun 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, özel denetçi atanma ta …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel denetçi · şirket merkezi mahkemesi · genel kurul kararının iptali · kesin hüküm
Benzer bu karardaBölge adliye Mahkemesince, «özel denetçi» atanmasına yönelik talep bakımında mahkemenin kararının «kesin» olduğu, özel denetçi atanması talebinin reddine dair «genel kurul kararının iptalini» istemi bakımından ise genel kurulda bu yöne ilişkin verilen red kararından sonra ilgililerin mahkemeden özel denetçi atanmasının talep edilebileceği, bu nedenle bu istem bakından davacının «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesi ile davacının, genel kurul kararının iptali yönündeki istinaf başvurusunun 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, özel denetçi atanma ta …
İlk derece Mahkemesince, «özel denetçi» atanması için öncelikle pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmış olması gerektiği, bilgi alma talebi reddedildiğinde ise bilgi alamayan pay sahibinin ... gün içerisinde «şirketin merkezinin» bulunduğu Asliye Ticaret Mahkemesine müracaat ederek bu hakkını kullanabileceği, ...
438. maddesindeki bilgi alma ve inceleme hakkına yönelik ön şartın gerçekleşmediği bu nedenle «özel denetçi» atanması isteminin yerinde olmadığı, .../08/2016 tarihli genel kurulda, özel denetçi atanması talebinin reddine dair alınan «genel kurul kararının iptaline» yönelik istem bakımından ise davacının «hukuki yararının» bulunmadığı, zira genel kurulda istemin reddi halinde azlık hissesine sahip davacının mahkemeden bu yönde talepte bulunabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar …
… n kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu bakımdan onanmasına karar vermek gerekmiştir. ...- Davacı vekilinin «özel denetçi» atanması istemine yönelik temyiz itirazlarına gelince, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebepler ile HMK'nın 352/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin Kararının 6102 sayılı ...'nın 440/.... maddesine göre «kesin» olduğu yönündeki tespitin usul ve yasaya uygun olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu bakımdan da onanması gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9049 E. 2015/6177 K.
Ortak:hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, azlık oylarıyla «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması gerektiği halde denetçiler tarafından dava açılmadığı için dava açılabilmesi için şirkete «kayyım tayini» istemine ilişkin olup, mahkemece azlık tarafından tayin edilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına dava açılabileceği, bu şekilde açılan davada gerekli görüldüğü taktirde denetçilere çağrı yapılmasının ya da şirkete «kayyım atanmasının» mümkün olduğu, bu konudaki görevini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azledilebilecekleri yahut sorumlulukları cihetine gidilebileceği, bu nedenle «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Benzer bu karardaÖzel denetçi seçimi talebinin reddine ilişkin «genel kurul kararının iptali» isteminde azlığın «hukuki yararı» yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilanço tasdiki · özel denetçi tayini · erteleme talebi · özel denetçi · tasdik kararı · sermaye artırımı · genel kurul kararının iptali · ibra
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, esas sermayenin en az 1/10'unu elinde bulunduran pay sahiplerinin «özel denetçi» atanmasını talep etmeleri durumunda bu husususun gündeme eklenmesi ve bir karara bağlanması gerektiği, davalı şirketin %25'i oranında pay sahibi olan davacının talebinin gündeme alınmamasına ilişkin kararın kanuna aykırı olduğu, yine mülga TTK'nun 377. maddesi uyarınca sermayenin en az 1/10'unu elinde bulunduran azınlık pay sahiplerinin, bilanço görüşmelerinin bir ay süre ile ertelenmesini talep etmeleri halinde bu talebin herhangi bir gerekçesi olmasa bile «bilançonun tasdiki» ve bununla bağlantılı görüşmelerin bir ay sonraya bırakılmasının zorunlu bulunduğu, davacının «erteleme talebinin» reddi ile bilançonun ve bununla bağlantılı hususların karara bağlanmasının doğru olmadığı, bu nedenle 3,4 ve 5 nolu kararların da yerinde görülmediği, ayrıca «sermaye artırımına» ilişkin görüşmenin de bilanço ile ilgili olması karşısında buna ilişkin görüşmenin de ertelenmesi gerekirken karara bağlanmasının doğru bulunmadığı, diğer maddeler yönünden ise iptal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 29.05.2012 toplantının 7. ve 8. maddelerine yönelik iptal isteminin reddine, özel denetçi atanması hususunun toplantı gündemine alınmaması kararı ile karın «dağıtılmamasına» ve kar zarar hesabının tasdikine ilişkin 3 nolu, denetçinin «ibrası» ile denetçi seçimine dair 5 nolu ve sermaye artırımına ilişkin 6 nolu kararların iptaline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının 29.05.2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan «özel denetçi tayini» talebinin gündeme alınmamasına ilişkin «genel kurul kararının iptali» isteminin yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu talep yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nun 348. maddesi uyarınca azlığın «özel denetçi tayini» istemi genel kurulca reddedilmişse ilgililer mahkemeye başvurmak suretiyle özel denetçi seçimini isteyebilirler.
2- Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9455 E. 2012/13170 K.
Ortak:sorumluluk davası · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDava, azlık oylarıyla «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması gerektiği halde denetçiler tarafından dava açılmadığı için dava açılabilmesi için şirkete «kayyım tayini» istemine ilişkin olup, mahkemece azlık tarafından tayin edilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına dava açılabileceği, bu şekilde açılan davada gerekli görüldüğü taktirde denetçilere çağrı yapılmasının ya da şirkete «kayyım atanmasının» mümkün olduğu, bu konudaki görevini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azledilebilecekleri yahut sorumlulukları cihetine gidilebileceği, bu nedenle «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, azlık oylarıyla «sorumluluk davası» açılmasına karar verildiği halde denetçiler tarafından dava açılmaması halinde nasıl bir yol izleneceğinin yasada belirgin olmadığı, doktrinde aralarında Prof.Hayri Domaniç'in de bulunduğu bazı yazarlarca bu durumda şirkete «kayyım atanması» gerektiği belirtilmişse de, TTK.'nun 341/2.maddesinde azlığın murakıplar dışında vekil tayin edebileceği zikredilmiş olduğundan davanın azlık tarafından tayin edilebilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına açılmasının yeterli olacağı, keza bu şekilde açılacak dava görülürken, mahkemece gerekli görülmesi halinde yahut doğrudan doğruya şirketi «temsil» etmek üzere denetçilere çağrı yapılması veya şirkete kayyım atanmasının her zaman mümkün olduğu, azlık oyuyla dahi olsa genel kurul kararı haline gelen, şirketin tüm organlarını ve ortaklarını bağlayıcı nitelikte olduğu kuşkusuz bulunan bu nitelikteki bir kararı sürüncemede bırakan, gereklerini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azli yahut sorumluluğu cihetine gidilerek çözümlenmesinin de mümkün, ancak pratik olmadığı, dolayısıyla şirkete kayyım atanması isteminin mesmu olmadığı, mevcut durum nedeniyle hukuki yarardan da yoksun bulunduğu, bu nitelikteki bir davada TTK.'nun 359.maddesi çerçevesinde bir istem dile getirilmediği de gözetilerek denetçilere «husumet» yöneltilemeyeceği, dava sadece kayyım atanmasına ilişkin olup doğrudan sorumluluk davasına yönelik olmadığından asıl davada giderilebilir nitelikte bir dava şartı …
TTK.'nun 341 nci maddesi hükmü uyarınca, şirket «yönetim kurulu» aleyhine genel kurulda ister çoğunlukla, isterse azlık tarafından dava açılması istendiği takdirde, bu davanın sadece denetçiler tarafından açılabileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · şirket zararı · ihtiyati tedbir · muvafakat · anonim şirket · görevli mahkeme
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle davalı tarafça usulüne uygun olarak ayrı bir tazminat davasının açılmamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:sorumluluk davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece toplanan delillere göre, azlık oylarıyla «sorumluluk davası» açılmasına karar verildiği halde denetçiler tarafından dava açılmaması halinde nasıl bir yol izleneceğinin yasada belirgin olmadığı, doktrinde aralarında Prof.Hayri Domaniç'in de bulunduğu bazı yazarlarca bu durumda şirkete «kayyım atanması» gerektiği belirtilmişse de, TTK.'nun 341/2.maddesinde azlığın murakıplar dışında vekil tayin edebileceği zikredilmiş olduğundan davanın azlık tarafından tayin edilebilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına açılmasının yeterli olacağı, keza bu şekilde açılacak dava görülürken, mahkemece gerekli görülmesi halinde yahut doğrudan doğruya şirketi «temsil» etmek üzere denetçilere çağrı yapılması veya şirkete kayyım atanmasının her zaman mümkün olduğu, azlık oyuyla dahi olsa genel kurul kararı haline gelen, şirketin tüm organlarını ve ortaklarını bağlayıcı nitelikte olduğu kuşkusuz bulunan bu nitelikteki bir kararı sürüncemede bırakan, gereklerini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azli yahut sorumluluğu cihetine gidilerek çözümlenmesinin de mümkün, ancak pratik olmadığı, dolayısıyla şirkete kayyım atanması isteminin mesmu olmadığı, mevcut durum nedeniyle hukuki yarardan da yoksun bulunduğu, bu nitelikteki bir davada TTK.'nun 359.maddesi çerçevesinde bir istem dile getirilmediği de gözetilerek denetçilere «husumet» yöneltilemeyeceği, dava sadece kayyım atanmasına ilişkin olup doğrudan sorumluluk davasına yönelik olmadığından asıl davada giderilebilir nitelikte bir dava şartı …
Dava, azlık oylarıyla «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması gerektiği halde denetçiler tarafından dava açılmadığı için dava açılabilmesi için şirkete «kayyım tayini» istemine ilişkin olup, mahkemece azlık tarafından tayin edilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına dava açılabileceği, bu şekilde açılan davada gerekli görüldüğü taktirde denetçilere çağrı yapılmasının ya da şirkete «kayyım atanmasının» mümkün olduğu, bu konudaki görevini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azledilebilecekleri yahut sorumlulukları cihetine gidilebileceği, bu nedenle «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · şirket zararı · ara karar · kesin süre · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2005/7191 E., 2006/7854 K.
11. Hukuk Dairesi 2005/7191 E., 2006/7854 K.
AZLIK OYU
GENEL KURUL KARARININ İPTALİ
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 341 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 359 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.12.2004 tarih ve 2002/546-2004/758 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin %19,9 oranında hissedarı olan müvekkillerinin, 26.05.2002 tarihli genel kurulda şirketi zarara uğratan yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılmasını talep ettiklerini, 26.06.2002 tarihli genel kurulda dava açılması yönünde oy kullandıkları halde farklı yöndeki çoğunluk oyları nedeniyle dava açılmasının kabul edilmediğini, bu durumda şirket denetçileri tarafından bir ay içinde dava açılması gerektiğini, davalı denetçilerin şirketin zarara uğramasına sebebiyet veren işlemlerle doğrudan ilgili olmaları nedeniyle dava açmadıklarını ileri sürerek TTK.'nun 341.maddesi gereğince sorumluluk davası açılabilmesi için şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, anılan genel kurul kararlarının iptali için davacılar tarafından açılan davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, SPK.'na tabi bulunan müvekkili şirketin bağımsız denetim kuruluşlarınca da denetlenmesi nedeniyle iddiaların asılsız olduğunu, şirkete kayyum tayinine gerek olmadan davacıların doğrudan dava açabileceklerini, buna açıkça muvafakat ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı denetçiler vekili, müvekkillerinin denetimini üstlendikleri davalı şirket halka açık olduğundan şirket aleyhine açılacak davaların hisselerde düşüşe ve şirketin zararına neden olacağını, bu nedenle azınlık tarafından dava açılması halinde teminat olarak hisse senetlerinin muteber bir bankaya merhun edilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilleri tarafından davacılara 1 hafta içinde bu lazımeyi yerine getirmeleri için 03.02.2003 tarihinde ihtarname gönderildiği halde bu işlemi gerçekleştirmeden kayyum tayini davası açtıklarını, dava açıldığında bu ön koşul gerçekleşmediğinden davanın reddi gerektiğini, zaten bu dava sonunda davacıların elde edecekleri bir menfaat de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece toplanan delillere göre, azlık oylarıyla sorumluluk davası açılmasına karar verildiği halde denetçiler tarafından dava açılmaması halinde nasıl bir yol izleneceğinin yasada belirgin olmadığı, doktrinde aralarında Prof.Hayri Domaniç'in de bulunduğu bazı yazarlarca bu durumda şirkete kayyım atanması gerektiği belirtilmişse de, TTK.'nun 341/2.maddesinde azlığın murakıplar dışında vekil tayin edebileceği zikredilmiş olduğundan davanın azlık tarafından tayin edilebilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına açılmasının yeterli olacağı, keza bu şekilde açılacak dava görülürken, mahkemece gerekli görülmesi halinde yahut doğrudan doğruya şirketi temsil etmek üzere denetçilere çağrı yapılması veya şirkete kayyım atanmasının her zaman mümkün olduğu, azlık oyuyla dahi olsa genel kurul kararı haline gelen, şirketin tüm organlarını ve ortaklarını bağlayıcı nitelikte olduğu kuşkusuz bulunan bu nitelikteki bir kararı sürüncemede bırakan, gereklerini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azli yahut sorumluluğu cihetine gidilerek çözümlenmesinin de mümkün, ancak pratik olmadığı, dolayısıyla şirkete kayyım atanması isteminin mesmu olmadığı, mevcut durum nedeniyle hukuki yarardan da yoksun bulunduğu, bu nitelikteki bir davada TTK.'nun 359.maddesi çerçevesinde bir istem dile getirilmediği de gözetilerek denetçilere husumet yöneltilemeyeceği, dava sadece kayyım atanmasına ilişkin olup doğrudan sorumluluk davasına yönelik olmadığından asıl davada giderilebilir nitelikte bir dava şartı olan hisse senetlerinin rehnedilmesi gerekliliğinin bu dava için de cari olduğunun kabul edilmesinin olanaksız olduğu gerekçesiyle davalı denetçiler hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, şirket hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, azlık oylarıyla yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılması gerektiği halde denetçiler tarafından dava açılmadığı için dava açılabilmesi için şirkete kayyım tayini istemine ilişkin olup, mahkemece azlık tarafından tayin edilecek bir vekil marifetiyle şirket nam ve hesabına dava açılabileceği, bu şekilde açılan davada gerekli görüldüğü taktirde denetçilere çağrı yapılmasının ya da şirkete kayyım atanmasının mümkün olduğu, bu konudaki görevini yerine getirmeyen murakıpların genel kurulca azledilebilecekleri yahut sorumlulukları cihetine gidilebileceği, bu nedenle hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. TTK.'nun 341 nci maddesi hükmü uyarınca, şirket yönetim kurulu aleyhine genel kurulda ister çoğunlukla, isterse azlık tarafından dava açılması istendiği takdirde, bu davanın sadece denetçiler tarafından açılabileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Yine aynı düzenlemeye göre, dava açılmasının azlık tarafından talep olunması halinde denetçiler dışında azlığın da vekil tayin edebileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Anılan yasal düzenlemeye göre, dava açma hakkı sadece şirket adına denetçilere tanınmıştır. Davaya katılması isteğe bağlı tutulan azlık vekili ise, davaya iştirak ettiği takdirde, asıl davacı şirket denetçi vekiline yardımcı olabileceği gibi, ayrıca davayı yakından izleme olanağına da kavuşmuş olacaktır. Yoksa azınlık kendi başına tayin ettiği vekil aracılığıyla şirket nam ve hesabına dava açamayacaktır. Esasen denetçilerin açtığı davaya katılan azlık vekiline sadece yasanın emredici hükümlerine aykırılık halinde ve kamu düzenini sağlamaya yönelik olarak temyiz hakkının tanıması da yukarıda varılan sonucu doğrulamaktadır.
Şirket denetçilerinin, azlık oyuyla da olsa dava açılması kararını yerine getirmemesi halinde genel kurulca azledilebilecekleri yahut sorumlulukları cihetine gidilebileceği hususu ise, bu davanın konusunu teşkil edemez.
Bütün bu açıklamalar karşısında, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenler ile davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/16019400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz