6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Organ boşluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/13840 E. 2014/18849 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
organ boşluğu menfaat çatışması kayyım tayini kayyım atanması sorumluluk davası kayyım yetki itirazı uyuşmazlık konusu anonim şirket fer'i müdahil yetki yönetim kurulu kararı dava sebebi temsil

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik
Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 14 · TTK — TTK 341

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın denetçi aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğinde olduğu, davacı ve fer'i müdahillerin sorumluluk sebebi ve zarar miktarı bildirmedikleri, müdahil olanların bu istekleri bakımından çelişkiye düştükleri, maksatlarının davacı yanında fer'i müdahil olmak sonucuna varıldığı, anılan müdahillerin yetki itirazlarının olduğu, ancak davacı ile çelişkili tavır sergileyemecekleri ve HMK'nın 14/2. maddesi uyarınca yetki itirazlarının reddine karar verildiği, davacının sorumluluk sebeplerini ve zararı bildirmesi gerektiği, mahkemece bunun re'sen yapılamayacağı, usule aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, bir kısım müdahiller vekili ile davacı kayyımı temyiz etmiştir.

1-Dava, davacı anonim şirkette denetçi olarak görev yapan davalının zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davalının, davacının denetçisi olarak görev yaptığı, 2009 yılı genel kurulunda azlık pay sahiplerinin denetçi davalı ile dava dışı yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde oy kullandıkları, işbu davanın somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 341/1. maddesi kapsamında açıldığı ve davayı şirket adına yöneticilerin ikame ettiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Dosya kapsamından, dava dışı yöneticiler aleyhine de sorumluluk davası açıldığı, işbu davayı da şirket adına denetçi sıfatıyla davalının açtığı anlaşılmaktadır.

Mülga TTK'nın 341. maddesi uyarınca anonim şirket genel kurulu, yöneticiler ve denetçiler aleyhine sorumluluk davası açılmaması yönünde karar vermiş ve fakat azınlık dava açılmasını istemiş ve bu yönde de oy kullanmış iseler azlığın bu kararı uyarınca yöneticiler ve denetçiler aleyhine sorumluluk davası açılması zorunludur. Ancak, bu davayı doğrudan sorumluluk davası açılmasını isteyen azlık değil, anonim şirketin açması gerekmektedir. Dava açılmasını isteyen azlık doğrudan dava açamaz ise de isterse davacı yanında bulunabilir ve gerekirse, kendilerinin tayin etikleri vekil vasıtasıyla temsil ettirebilirler. Azlığın davaya katılmaları, isteklerine bağlıdır. Katılmaları halinde, davacıya yardımcı olabilecekleri gibi yargılamayı yakından takip imkanları da bulunmaktadır. Öte yandan, azlığın mülga TTK'nın 341. maddesi uyarınca hem yönetim kurulu hem de denetçi aleyhine dava açılması yönünde oy kullanmaları halinde, organ boşluğu ve menfaat çatışması meydana geleceğinden bu davaları şirket adına yönetim ve denetim kurulu açamayacaktır. Bu durumda, davanın bizzat veya atayacağı vekil vasıtasıyla açılması ve devam etttirilmesi için kayyım atanması gerekmektedir.

Somut olaya dönüldüğü zaman davacı şirketin 2009 yılı genel kurulunda bir kısmı davaya katılan azlığın talebi ile hem yöneticiler hem de davalı denetçi aleyhine sorumluluk davası açılması talep edilmiş ve bu yönde oy kullanılmıştır. Bu karar üzerine, şirket adına işbu davayı hakkında dava açılmasına karar verilen yöneticiler, bu yöneticiler hakkındaki davayı da şirket adına davalı denetçi açmıştır. Yargılama sırasında denetçi aleyhine açılan bu davada azlığın talebi ile şirketi temsil etmek üzere İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.02.2012 tarih, 2012/260 Esas-2012/21 Karar sayılı ilamıyla kayyım atanmıştır. Ancak, organ boşluğu olduğu ve menfaat çatışması bulunduğu halde, mahkemece, davacı şirkete kayyım tayin ettirilmeden veya atanmış kayyımın davaya katılımı sağlanmadan yazılı şekilde işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davaya katılan azlık vekili ile şirket kayyımının esasa yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmmeiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2005/7191 E. 2006/7854 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9049 E. 2015/6177 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/13840 E.  ,  2014/18849 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 01/11/2012

NUMARASI 2010/685-2012/351

Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/11/2012 tarih ve 2010/685-2012/351 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı kayyımı ve bir kısım müdahiller vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının, müvekkilinin denetçisi olduğunu, 2009 yılı genel kurulunda azlık pay sahiplerinin hakkında sorumluluk davası açılması yönünde oy kullandıklarını, bir neden bildirmeden sorumluluk davası açılmasını istediklerini ileri sürerek, denetçinin sorumluluğunun tespit edilmesi halinde zararın tahsili ile müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Davaya müdahil olmak isteyenler vekili, yetkili mahkemenin tarafların ortağı bulunduğu şirketin merkezi İzmir mahkemeleri olduğunu, azınlık pay sahipleri olarak yöneticiler ve denetçi aleyhinde sorumluluk davası açılması için oy kullandıklarını, davanın kayyum tarafından takip edilmesi gerektiğini, davacı yanında asli müdahil olarak katılmalarına karar verilmesini istemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın denetçi aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğinde olduğu, davacı ve fer'i müdahillerin sorumluluk sebebi ve zarar miktarı bildirmedikleri, müdahil olanların bu istekleri bakımından çelişkiye düştükleri, maksatlarının davacı yanında fer'i müdahil olmak sonucuna varıldığı, anılan müdahillerin yetki itirazlarının olduğu, ancak davacı ile çelişkili tavır sergileyemecekleri ve HMK'nın 14/2. maddesi uyarınca yetki itirazlarının reddine karar verildiği, davacının sorumluluk sebeplerini ve zararı bildirmesi gerektiği, mahkemece bunun re'sen yapılamayacağı, usule aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, bir kısım müdahiller vekili ile davacı kayyımı temyiz etmiştir.

1-Dava, davacı anonim şirkette denetçi olarak görev yapan davalının zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davalının, davacının denetçisi olarak görev yaptığı, 2009 yılı genel kurulunda azlık pay sahiplerinin denetçi davalı ile dava dışı yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde oy kullandıkları, işbu davanın somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 341/1. maddesi kapsamında açıldığı ve davayı şirket adına yöneticilerin ikame ettiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Dosya kapsamından, dava dışı yöneticiler aleyhine de sorumluluk davası açıldığı, işbu davayı da şirket adına denetçi sıfatıyla davalının açtığı anlaşılmaktadır.

Mülga TTK'nın 341. maddesi uyarınca anonim şirket genel kurulu, yöneticiler ve denetçiler aleyhine sorumluluk davası açılmaması yönünde karar vermiş ve fakat azınlık dava açılmasını istemiş ve bu yönde de oy kullanmış iseler azlığın bu kararı uyarınca yöneticiler ve denetçiler aleyhine sorumluluk davası açılması zorunludur. Ancak, bu davayı doğrudan sorumluluk davası açılmasını isteyen azlık değil, anonim şirketin açması gerekmektedir. Dava açılmasını isteyen azlık doğrudan dava açamaz ise de isterse davacı yanında bulunabilir ve gerekirse, kendilerinin tayin etikleri vekil vasıtasıyla temsil ettirebilirler. Azlığın davaya katılmaları, isteklerine bağlıdır. Katılmaları halinde, davacıya yardımcı olabilecekleri gibi yargılamayı yakından takip imkanları da bulunmaktadır.

Öte yandan, azlığın mülga TTK'nın 341. maddesi uyarınca hem yönetim kurulu hem de denetçi aleyhine dava açılması yönünde oy kullanmaları halinde, organ boşluğu ve menfaat çatışması meydana geleceğinden bu davaları şirket adına yönetim ve denetim kurulu açamayacaktır. Bu durumda, davanın bizzat veya atayacağı vekil vasıtasıyla açılması ve devam etttirilmesi için kayyım atanması gerekmektedir.

Somut olaya dönüldüğü zaman davacı şirketin 2009 yılı genel kurulunda bir kısmı davaya katılan azlığın talebi ile hem yöneticiler hem de davalı denetçi aleyhine sorumluluk davası açılması talep edilmiş ve bu yönde oy kullanılmıştır. Bu karar üzerine, şirket adına işbu davayı hakkında dava açılmasına karar verilen yöneticiler, bu yöneticiler hakkındaki davayı da şirket adına davalı denetçi açmıştır. Yargılama sırasında denetçi aleyhine açılan bu davada azlığın talebi ile şirketi temsil etmek üzere İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.02.2012 tarih, 2012/260 Esas-2012/21 Karar sayılı ilamıyla kayyım atanmıştır. Ancak, organ boşluğu olduğu ve menfaat çatışması bulunduğu halde, mahkemece, davacı şirkete kayyım tayin ettirilmeden veya atanmış kayyımın davaya katılımı sağlanmadan yazılı şekilde işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, davaya katılan azlık vekili ile şirket kayyımının esasa yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmmeiştir.

SONUÇ;Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı kayyımı ile davaya katılan azlık vekilinin temyiz tirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı kayyımı ile azlık vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102017600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.