Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15698 E. 2012/6166 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu davası↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ yönetici sorumluluğu↗ toplantı tutanağı↗ sorumluluk davası↗ kesin süre↗ muvafakat↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ kesin hüküm↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre davacı tarafça bankanın eski yöneticileri olan davalıların bankayı zarara uğrattıkları iddia edilerek tazminat talep edildiği, TTK'nun 341'inci maddesi uyarınca banka yöneticileri hakkında dava açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski yönetim kurulu üyeleri olan davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin açılan davaya muvafakati içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul toplantı tutanağı sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen kesin süreye rağmen dava tarihi itibari ile görevli olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TTK.'nın 341'inci maddesi uyarınca yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunun bu konuda karar alması ve davanın da denetçiler tarafından açılması yahut denetçilerin açılan davaya muvafakatlarının sağlanması gerekir. Bu dava şartı olup, öncelikle bu hususlar irdelenmelidir. Mahkemece dava tarihi itibariyle görevli olan murakıplardan vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Anılan madde uyarınca dava açmak murakıplara ait olup, maddede davanın dava tarihindeki murakıplar tarafından açılacağına dair bir hüküm mevcut değildir. Dava dosyasına banka murakıpları tarafından düzenlenen vekaletname sunulduğuna göre mahkemece uyuşmazlığın esası ile ilgili hüküm kurmak gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17264 E. 2014/1951 K.
Ortak:anonim şirket · yönetim kurulu kararı · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaDava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakati» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen dava tarihi itibari ile «görevli» olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca «anonim şirket» adına idare meclisi hakkında ancak genel kurul tarafından bu hususta karar verilmesi halinde murakıplar tarafından dava açılabileceği, davacı şirket adına davayı a …
… ları dönemde şirkete verdikleri zararın tazmini istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, mahkemece 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri hakkında ancak, genel kurul tarafından bu hususta karar verilmesi halinde, murakıplar tarafından dava açılabileceği, işbu davayı açanın murakıplar olmadığı …
Ancak anılan düzenleme, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» ilişkin olup, dosya kapsamından davalıların davacı şirketin yönetim kurulunda yer alıp almadıkları anlaşılamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Benzer bu karardaAncak anılan düzenleme, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» ilişkin olup, dosya kapsamından davalıların davacı şirketin yönetim kurulunda yer alıp almadıkları anlaşılamamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9516 E. 2013/12163 K.
Ortak:toplantı tutanağı · sorumluluk davası · kesin süre · muvafakat · yönetim kurulu kararı · kesin hüküm · görevli mahkeme · dava şartı
İncelediğiniz kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakati» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen dava tarihi itibari ile «görevli» olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK.'nın 341'inci maddesi uyarınca yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için şirket genel kurulunun bu konuda karar alması ve davanın da denetçiler tarafından açılması yahut denetçilerin açılan davaya «muvafakatlarının» sağlanması gerekir.
Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakatı» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulduğu, ancak daha önce verilen süreler ile 12.07.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen 2007 yılında «görevli» olan denetçilerinden vekaletname alınarak mahkememize sunulmadığı gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğu nedeniyle oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaOysa, mahkemenin kabulünün aksine böyle bir davanın dinlenebilmesi için her halükarda sorumluluk davasının açıldığı tarihte görevde olan denetçilerden alınan vekaletnamenin «ibrazı» bir ön koşul değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2707 E. 2013/19831 K.
Ortak:sorumluluk davası · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakati» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen dava tarihi itibari ile «görevli» olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TTK.'nın 341'inci maddesi uyarınca yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için şirket genel kurulunun bu konuda karar alması ve davanın da denetçiler tarafından açılması yahut denetçilerin açılan davaya «muvafakatlarının» sağlanması gerekir.
Benzer bu karardaDava, tarafların ortağı oldukları şirketin «yönetim kurulu» üyesi olan davalının usulsüz işlemlerle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı, zararın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, TTK'nun 341.maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesi olan daval …
Anılan «ihtarnamenin» kapsamından davacının şirket denetçisi sıfatıyla davaya konu alacağın şirkete ödenmesini talep ettiği, ayrıca takip için verilen vekaletnamenin de şirket denetçisi olan davacının «sorumluluk davası» açmak üzere yetkilendirilmesi nedeniyle verildiği anlaşılmakta olup, yine dava dilekçesinde de “ ... (ICS A.Ş. denetçisi sıfatıyla) dava açıldığı görülmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · aktif husumet yokluğu · aktif husumet · şirket zararı · husumet yokluğu · ihtar · yetki · ihtarname
Benzer bu kararda… avacı asil tarafından açıldığı, şirket adına yürütülen bir icra takibinin söz konusu olmadığı, icra takip dosyasına konu edilen alacak bakımından dayanak gösterilen «ihtarname» incelendiğinde ise «ihtar» edenin ... olduğu, TTK 341 kapsamında itirazın iptali yönündeki davanın dava dışı şirketi «temsilen» açılması ve icra takibinde aynı şekilde açılmasının zorunlu olduğu, oysa takibin şahıs adına başlatıldığı, takibin ve davanın şirketi temsilen açılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle dava itirazın iptali olup, itirazın iptali davasının takip alacaklısı tarafından açılması gerektiğinden ve bu davanın takip alacaklısı tarafından açılmadığından «aktif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, tarafların ortağı oldukları şirketin «yönetim kurulu» üyesi olan davalının usulsüz işlemlerle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı, zararın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, TTK'nun 341.maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesi olan daval …
Dosya kapsamından şirketin 25.08.2009 tarihli genel kurulunda davalı aleyhine dava açılması için karar alınmış ve şirket denetçisine bu konuda dava açması için «yetki» verildiği anlaşılmaktadır.
Noterliğinin «ihtarnamesi» gösterilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:sorumluluk davası · kesin süre · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakati» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen dava tarihi itibari ile «görevli» olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK.'nın 341'inci maddesi uyarınca yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için şirket genel kurulunun bu konuda karar alması ve davanın da denetçiler tarafından açılması yahut denetçilerin açılan davaya «muvafakatlarının» sağlanması gerekir.
Benzer bu karardaBu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · şirket zararı · ara karar · ibraz
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/15698 E. , 2012/6166 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.07.2010 tarih ve 2008/150-2010/329 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan .... ve ...'nın müvekkili bankanın genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları dönemde kredi tesisinde, kredi kullandırılmasında ve teminata bağlanmasında bankacılık teamüllerine ve bankalar yasasına aykırı hareket ederek banka öz kaynaklarını riske atmak suretiyle banka zararına yol açtıkları ileri sürerek 654.415,94 TL ve 9.262.435 USD tutarındaki zararın faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın TTK 309'uncu maddesi gereğince zamanaşımına uğradığı, müvekkillerinin bankacılık teamüllerine, bankalar yasasına ve mevzuata aykırı hareket ettiklerine dair herhangi bir delil bulunmadığı, iddiaların doğru olmadığı savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre davacı tarafça bankanın eski yöneticileri olan davalıların bankayı zarara uğrattıkları iddia edilerek tazminat talep edildiği, TTK'nun 341'inci maddesi uyarınca banka yöneticileri hakkında dava açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski yönetim kurulu üyeleri olan davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin açılan davaya muvafakati içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul toplantı tutanağı sunulmuş ise de daha önce verilen süreler ile 03.05.2010 tarihli celsede verilen kesin süreye rağmen dava tarihi itibari ile görevli olan şirket denetçilerinden vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
TTK.'nın 341'inci maddesi uyarınca yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunun bu konuda karar alması ve davanın da denetçiler tarafından açılması yahut denetçilerin açılan davaya muvafakatlarının sağlanması gerekir. Bu dava şartı olup, öncelikle bu hususlar irdelenmelidir. Mahkemece dava tarihi itibariyle görevli olan murakıplardan vekaletname alınarak sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Anılan madde uyarınca dava açmak murakıplara ait olup, maddede davanın dava tarihindeki murakıplar tarafından açılacağına dair bir hüküm mevcut değildir. Dava dosyasına banka murakıpları tarafından düzenlenen vekaletname sunulduğuna göre mahkemece uyuşmazlığın esası ile ilgili hüküm kurmak gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 16.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056907500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz