Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/370 E. 2015/13583 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıptan sorumluluk↗ borcun nakli↗ ayıp↗ rücu hakkı↗ ipotek↗ denetime elverişlilik↗ iş bölümü↗ rücu↗ tmsf↗ kefil↗ protokol↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş’ye açılan davanın talep edilen alacağa ilişkin rücuan talep koşullarının bulunmaması nedeniyle reddine, davacı ... A.Ş. ile davalı ... ... hakkında verilen kararın bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olmakla anılan taraflar hakkında yeniden hüküm tesisine yer olmadığına dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, 28.10.1998 tarihli protokolle borcun bir bölümünün ... A.Ş’nin ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'ye devretmiş olduğu, borcun nakli ölçüsünde ... A.Ş’nin borcundan kurtulmuş olduğu, davacı ... ...’nun hem kredi sözleşmesindeki borcu hem de protokoldeki borcu kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, bu nedenle borcun devredilen bölümü için ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'ye kefil olduğunun kabulü gerektiği, ... ...’nun kefil sıfatıyla dava tarihi itibariyle TMSF’ye 261.494,40 YTL ödediği, ödenen bu miktarın %71.11’inden borcun nakli gereğince ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'’nin sorumlu olduğu, buna rağmen ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş' nin borcu ödemediği, dava tarihi olan 08.08.2005 tarihi itibariyle 185.948,00 YTL’den ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'nin sorumlu olduğu, bu nedenle davacı Sabahattin Hafızoğlu’nun rücu hakkı bulunduğu, taşınmazlar ayıplı olmakla birlikte Konaklı Belediyesine yazılan yazıya verilen cevapta davalı ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'nin hem arsa sahibi hem de müteahhit olması nedeniyle taşınmazdaki ayıplardan davalı şirketin sorumlu olduğu ayıbın da giderilmemesi nedeniyle "hiç kimse kendi kusurundan kaynaklanan bir nedenle hak talep edemez" kuralı da nazara alındığında davalı şirketin davacı ... ... tarafından ödenen bedeli rücuen davacıya ödemesi gerektiği, ayıptan davacı sorumlu olmadığına göre ayıbın kimin tarafından giderildiğinin ve yapılan masraflarında bir öneminin bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... ...'nun davalı şirkete yönelik davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılardan şirket vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, borcun nakli sözleşmesine dayalı olarak davalı şirket tarafından devralınan borcun davacı ... ... tarafından ödendiği iddiasına dayalı rücuan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin son bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu yukarıda yazılı gerekçelerle davacı S.. H..'nun davalı şirkete yönelik davasının kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, mahkemece uyulan son bozma ilamında da vurgulandığı üzere davalı şirket, borcun nakli sözleşmesinde geçen ipotekli son üç taşınmazdaki imar mevzuatına aykırılık nedeniyle belediye tarafından taşınmazlar hakkında yıkım kararı alındığını, bu nedenle ayıbı gidermeyen davacıların rücu hakkını kullanamayacağını savunmuş olup, bozma ilamında davalının bu savunmasının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi istenmiş ise de, mahkemece bozma sonrasında bu konuda ilgili Belediyenin salt bir kısım yazılara esas alınarak davalı ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'nin hem arsa sahibi hem de müteahhit olması nedeniyle taşınmazdaki ayıplardan davalı şirketin sorumlu olduğu, bu bağlamda ayıbında giderilmemesi nedeniyle "hiç kimse kendi kusurundan kaynaklanan bir nedenle hak talep edemez" kuralıda nazara alındığında davalı şirketin davacı .... ... tarafından ödenen bedeli rücuen davacıya ödemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ne var ki davalı şirket tarafından bir kısım taşınmazların ayıplı olması nedeniyle borcu ödemediğini savunmuş, davacı ise protokolden kaynaklanan taahhütlerini yerine getirerek taşınmazların mülkiyetinin davalı şirkete geçirilmiş olmasına rağmen davalının ayıp iddiasında bulunarak borcunu ödemekten imtina ettiğini, bu suretle davalı şirketin haksız olarak zenginleştiğini ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece, davalı ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. Şirketi'nin hem arsa sahibi hem de müteahhit olmasının dahi davacıyı ilkesel olarak sorumluluktan kurtarmayacağı nazara alınarak öncelikle söz konusu taşınmazların ayıplı olup olmadığı, ayıp veya ayıplar mevcut ise bu ayıptan kimin sorumlu olduğu hususlarının kuşkuya yer bırakmaksızın denetime elverişli bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda tarafların bu konuda gösterecekleri delillerin tümü ile incelenmesi sonucu taşınmazlardaki ayıptan tereddütsüz bir şekilde davacı tarafın sorumlu olduğunun tespiti halinde bu kez de ayıp davalı tarafından giderilmiş ise davalı tarafın ayıbı gidermek için yaptığı harcamalar ile anılan taşınmazlar için protokol gereği ödemesi gereken borç miktarı karşılaştırılarak sonuçta davalının haksız bir zenginleşmesinin olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle temyiz eden davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/507 E. 2012/21289 K.
Ortak:borcun nakli · ayıp · rücu hakkı · ipotek · rücu · protokol · taahhütname · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaOysa, mahkemece uyulan «son» bozma ilamında da vurgulandığı üzere davalı şirket, «borcun nakli» sözleşmesinde geçen «ipotekli» son üç taşınmazdaki imar mevzuatına aykırılık nedeniyle belediye tarafından taşınmazlar hakkında yıkım kararı alındığını, bu nedenle ayıbı gidermeyen davacıların «rücu hakkını» kullanamayacağını savunmuş olup, bozma ilamında davalının bu savunmasının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi istenmiş ise de, mahkemece bozma sonrasın …
Ne var ki davalı şirket tarafından bir kısım taşınmazların ayıplı olması nedeniyle borcu ödemediğini savunmuş, davacı ise «protokolden» kaynaklanan «taahhütlerini» yerine getirerek taşınmazların mülkiyetinin davalı şirkete geçirilmiş olmasına rağmen davalının «ayıp» iddiasında bulunarak borcunu ödemekten imtina ettiğini, bu suretle davalı şirketin haksız olarak zenginleştiğini ileri sürmüştür.
A.Ş'nin sorumlu olduğu, bu nedenle davacı Sabahattin Hafızoğlu’nun «rücu hakkı» bulunduğu, taşınmazlar ayıplı olmakla birlikte Konaklı Belediyesine yazılan yazıya verilen cevapta davalı ...
Benzer bu karardaDavalı şirket, «borcun nakli» sözleşmesinde geçen «ipotekli» «son» üç taşınmazdaki imar ayıbı nedeniyle belediye tarafından taşınmazlar hakkında yıkım kararı alındığını, bu nedenle ayıbı gidermeyen davacıların «rücu hakkını» kullanamayacağını savunmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının bankaya ödediği borcu davalı şirkete «rücu» edebilmesi için «borcun nakli» sözleşmesinde söz edilen «ipotekli» taşınmazlara ilişkin ayıbı ortadan kaldırması gerektiği, davacının yıkım kararı alınan üç adet taşınmaza ilişkin ödemeyi gerçekleştirmediği, böylece davacının borcun nakli «sözleşmesinden doğan» borçlarını «ifa» etmediği, ayıbı gidermeyen davacının «rücu davası» açmasının M.K.’nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davalı Sezbay A.Ş.’ye açılan davanın talep edilen alacağa ilişkin rücuan talep koşullarının bulunmaması …
Somut olayda, davalı şirket taşınmazların ayıplı olması nedeniyle borcu ödemediğini savunmuş, davacı ise «protokolden» kaynaklanan «taahhütlerini» yerine getirerek taşınmazların mülkiyetinin davalı şirkete geçirilmiş olmasına rağmen davalının «ayıp» iddiasında bulunarak borcunu ödemekten imtina ettiğini, bu suretle davalı şirketin haksız olarak zenginleştiğini ileri sürmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · sözleşmeden doğan dava · ifa
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının bankaya ödediği borcu davalı şirkete «rücu» edebilmesi için «borcun nakli» sözleşmesinde söz edilen «ipotekli» taşınmazlara ilişkin ayıbı ortadan kaldırması gerektiği, davacının yıkım kararı alınan üç adet taşınmaza ilişkin ödemeyi gerçekleştirmediği, böylece davacının borcun nakli «sözleşmesinden doğan» borçlarını «ifa» etmediği, ayıbı gidermeyen davacının «rücu davası» açmasının M.K.’nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davalı Sezbay A.Ş.’ye açılan davanın talep edilen alacağa ilişkin rücuan talep koşullarının bulunmaması …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4776 E. 2019/4624 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2-Dava, «borcun nakli» sözleşmesine dayalı olarak davalı şirket tarafından devralınan borcun davacı ... ... tarafından ödendiği iddiasına dayalı rücuan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin «son» bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu yukarıda yazılı gerekçelerle davacı S..
Oysa, mahkemece uyulan «son» bozma ilamında da vurgulandığı üzere davalı şirket, «borcun nakli» sözleşmesinde geçen «ipotekli» son üç taşınmazdaki imar mevzuatına aykırılık nedeniyle belediye tarafından taşınmazlar hakkında yıkım kararı alındığını, bu nedenle ayıbı gidermeyen davacıların «rücu hakkını» kullanamayacağını savunmuş olup, bozma ilamında davalının bu savunmasının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi istenmiş ise de, mahkemece bozma sonrasın …
Ne var ki davalı şirket tarafından bir kısım taşınmazların ayıplı olması nedeniyle borcu ödemediğini savunmuş, davacı ise «protokolden» kaynaklanan «taahhütlerini» yerine getirerek taşınmazların mülkiyetinin davalı şirkete geçirilmiş olmasına rağmen davalının «ayıp» iddiasında bulunarak borcunu ödemekten imtina ettiğini, bu suretle davalı şirketin haksız olarak zenginleştiğini ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ihbar · ticari defter · fatura · çek · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4319 E. 2015/11426 K.
Ortak:ayıp · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda2-Dava, «borcun nakli» sözleşmesine dayalı olarak davalı şirket tarafından devralınan borcun davacı ... ... tarafından ödendiği iddiasına dayalı rücuan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin «son» bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu yukarıda yazılı gerekçelerle davacı S..
Oysa, mahkemece uyulan «son» bozma ilamında da vurgulandığı üzere davalı şirket, «borcun nakli» sözleşmesinde geçen «ipotekli» son üç taşınmazdaki imar mevzuatına aykırılık nedeniyle belediye tarafından taşınmazlar hakkında yıkım kararı alındığını, bu nedenle ayıbı gidermeyen davacıların «rücu hakkını» kullanamayacağını savunmuş olup, bozma ilamında davalının bu savunmasının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi istenmiş ise de, mahkemece bozma sonrasın …
Ne var ki davalı şirket tarafından bir kısım taşınmazların ayıplı olması nedeniyle borcu ödemediğini savunmuş, davacı ise «protokolden» kaynaklanan «taahhütlerini» yerine getirerek taşınmazların mülkiyetinin davalı şirkete geçirilmiş olmasına rağmen davalının «ayıp» iddiasında bulunarak borcunu ödemekten imtina ettiğini, bu suretle davalı şirketin haksız olarak zenginleştiğini ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı, satış aşamasında gerekli özeni göstermediği, «son» kullanma tarihi yazılı olan bir kısım ürünlerin son kullanma tarihlerinin geçtiği, satışa konu mallarda ki ayıpların «açık ayıp» olması nedeniyle 8 günlük yasal süre içerisinde «faturalara itiraz edilmediği» gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faturaya itiraz edilmemesi · açık ayıp · irade fesadı · işletme devri · faturaya itiraz · tacir
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı, satış aşamasında gerekli özeni göstermediği, «son» kullanma tarihi yazılı olan bir kısım ürünlerin son kullanma tarihlerinin geçtiği, satışa konu mallarda ki ayıpların «açık ayıp» olması nedeniyle 8 günlük yasal süre içerisinde «faturalara itiraz edilmediği» gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «işletme devri» nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin olup, tarafların «tacir» olduklarına ilişkin dosyanın içinde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Ayrıca mahkemece TTK'nın 23/2 maddesi gereği 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı ve satışa konu mallarda ki ayıbın açık olduğu gerekçesiyle dava reddedilmişse de taraflar arasındaki sözleşme «işletmenin devri» sözleşmesidir.
Davacı hataya düşürüldüğünü, bedelin fahiş olduğunu iddia etmek suretiyle 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 25 ve devamı maddelerinde belirtilen «irade fesadı» hallerine dayanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/370 E. , 2015/13583 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .... .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/07/2014
NUMARASI 2013/205-2014/175
Taraflar arasında görülen davada ... ... .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14/07/2014 tarih ve 2013/205-2014/175 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan Şirket vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/12/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ... ile davalı vekili Av. ... ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin .... A.Ş'den kullandığı krediye diğer müvekkilinin müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imza attığını, şirketin borçlarını ödemede güçlük çekmesi üzerine 28.10.1998 tarihinde imzalanan protokol ile şirketin borçlarının belirlendiğini ve belirlenen borcun 745.000 DM’lik kısmını ödemeyi davalıların taahhüt ettiklerini, protokolde belirtilen ödeme planına göre 7 taksidi ödeyen davalıların bakiye 3 takside tekabül eden 223.500 DM'yi ödemediklerini, yıllarca ödenmeyen borcun ... A.Ş'nin TMSF' ye devri üzerine yeniden gündeme getirildiğini ve TMSF ile davacı .... arasında imzalanan 20.04.2005 tarihli protokol çerçevesinde davacıların ve davalı şirket tarafından devralınan borcun % 71.11'lik kısmının ödendiğini, oysa ödenen kısmın içinde davalıların üstlendikleri borcun da bulunduğunu ileri sürerek, 08.08.2005 tarihi itibarıyla 185.948 YTL'ye tekabül eden ödemenin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan rucuen tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin 28.10.1998 tarihli protokolün tarafı olmadıklarını, davacılar ile protokol kapsamında herhangi hukuki ilişkilerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş’ye açılan davanın talep edilen alacağa ilişkin rücuan talep koşullarının bulunmaması nedeniyle reddine, davacı ... A.Ş. ile davalı ... ... hakkında verilen kararın bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olmakla anılan taraflar hakkında yeniden hüküm tesisine yer olmadığına dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, 28.10.1998 tarihli protokolle borcun bir bölümünün ... A.Ş’nin ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'ye devretmiş olduğu, borcun nakli ölçüsünde ... A.Ş’nin borcundan kurtulmuş olduğu, davacı ... ...’nun hem kredi sözleşmesindeki borcu hem de protokoldeki borcu kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, bu nedenle borcun devredilen bölümü için ...
İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'ye kefil olduğunun kabulü gerektiği, ... ...’nun kefil sıfatıyla dava tarihi itibariyle TMSF’ye 261.494,40 YTL ödediği, ödenen bu miktarın %71.11’inden borcun nakli gereğince ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'’nin sorumlu olduğu, buna rağmen ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş' nin borcu ödemediği, dava tarihi olan 08.08.2005 tarihi itibariyle 185.948,00 YTL’den ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'nin sorumlu olduğu, bu nedenle davacı Sabahattin Hafızoğlu’nun rücu hakkı bulunduğu, taşınmazlar ayıplı olmakla birlikte Konaklı Belediyesine yazılan yazıya verilen cevapta davalı ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'nin hem arsa sahibi hem de müteahhit olması nedeniyle taşınmazdaki ayıplardan davalı şirketin sorumlu olduğu ayıbın da giderilmemesi nedeniyle "hiç kimse kendi kusurundan kaynaklanan bir nedenle hak talep edemez" kuralı da nazara alındığında davalı şirketin davacı ...
... tarafından ödenen bedeli rücuen davacıya ödemesi gerektiği, ayıptan davacı sorumlu olmadığına göre ayıbın kimin tarafından giderildiğinin ve yapılan masraflarında bir öneminin bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... ...'nun davalı şirkete yönelik davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılardan şirket vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, borcun nakli sözleşmesine dayalı olarak davalı şirket tarafından devralınan borcun davacı ... ... tarafından ödendiği iddiasına dayalı rücuan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin son bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu yukarıda yazılı gerekçelerle davacı S.. H..'nun davalı şirkete yönelik davasının kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, mahkemece uyulan son bozma ilamında da vurgulandığı üzere davalı şirket, borcun nakli sözleşmesinde geçen ipotekli son üç taşınmazdaki imar mevzuatına aykırılık nedeniyle belediye tarafından taşınmazlar hakkında yıkım kararı alındığını, bu nedenle ayıbı gidermeyen davacıların rücu hakkını kullanamayacağını savunmuş olup, bozma ilamında davalının bu savunmasının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi istenmiş ise de, mahkemece bozma sonrasında bu konuda ilgili Belediyenin salt bir kısım yazılara esas alınarak davalı ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'nin hem arsa sahibi hem de müteahhit olması nedeniyle taşınmazdaki ayıplardan davalı şirketin sorumlu olduğu, bu bağlamda ayıbında giderilmemesi nedeniyle "hiç kimse kendi kusurundan kaynaklanan bir nedenle hak talep edemez" kuralıda nazara alındığında davalı şirketin davacı ....
... tarafından ödenen bedeli rücuen davacıya ödemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ne var ki davalı şirket tarafından bir kısım taşınmazların ayıplı olması nedeniyle borcu ödemediğini savunmuş, davacı ise protokolden kaynaklanan taahhütlerini yerine getirerek taşınmazların mülkiyetinin davalı şirkete geçirilmiş olmasına rağmen davalının ayıp iddiasında bulunarak borcunu ödemekten imtina ettiğini, bu suretle davalı şirketin haksız olarak zenginleştiğini ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece, davalı ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. Şirketi'nin hem arsa sahibi hem de müteahhit olmasının dahi davacıyı ilkesel olarak sorumluluktan kurtarmayacağı nazara alınarak öncelikle söz konusu taşınmazların ayıplı olup olmadığı, ayıp veya ayıplar mevcut ise bu ayıptan kimin sorumlu olduğu hususlarının kuşkuya yer bırakmaksızın denetime elverişli bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda tarafların bu konuda gösterecekleri delillerin tümü ile incelenmesi sonucu taşınmazlardaki ayıptan tereddütsüz bir şekilde davacı tarafın sorumlu olduğunun tespiti halinde bu kez de ayıp davalı tarafından giderilmiş ise davalı tarafın ayıbı gidermek için yaptığı harcamalar ile anılan taşınmazlar için protokol gereği ödemesi gereken borç miktarı karşılaştırılarak sonuçta davalının haksız bir zenginleşmesinin olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle temyiz eden davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı .. ..'ndan alınarak davalı ... İnş. Taah. Turizm San. ve Tic. A.Ş'ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Şirket'e iadesine, 17/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/159185700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz