Şüpheli alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6459 E. 2015/13485 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şüpheli alacak↗ ticari teamül↗ teamül↗ kusur sorumluluğu↗ ispat külfeti↗ haksız fiil↗ ticari defter↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davacının eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkindir.
Mahkemece, grup içi şirketlerde şirketler arası para aktarımının ticari teamüllere uygun, hatta çoğu zaman zorunlu bulunduğu, bu kapsamda davalıların eylemlerinin haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davacının öncelikle alacağını tahsil için paranın aktarıldığı şirketlere yönelmesi, takibin semeresiz kalması halinde yönetim kurulu üyelerinden talepte bulunması gerektiği, zaten aktarılan paranın da bir başka grup şirketinden alındığı, tüm bu şirketlere el konulduğu, grup içi para aktarımının zarar olarak belirlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen ilk karar, Dairemizce bozulmuştur.
Dairemiz bozma ilamında, mahkeme gerekçesinde yer alan, grup içi şirketlere aktarılan paralar için önce paranın aktarıldığı şirketlere takip yapılmasının ön şart olmadığı, öncelikle zararın belirlenmesi gerektiği ve zarar belirlendikten sonra TTK'nın 336 vd. maddeleri bağlamında ispat külfeti ters çevrilmiş kusur sorumluluğu çerçevesinde karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan denetim kurulu üyelerinin de kontrol ve sorumluluklarının süreklilik arzettiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmasından sonra alınan raporda da, .... Holding ve .... Çimento'ya aktarılan paranın davalıdan talep edilebilmesi için, söz konusu alacak bakiyesinin değersiz alacak haline gelmiş olması gerektiği, bu bağlamda bir veriye rastlanmadığı gibi sunulan ticari defterlerde "Şüpheli Alacak" karşılığı ayrılmak suretiyle dönem zararına yansıtıldığına dair kayda dahi rastlanmadığı, davalıların TTK m. 336 vd. hükümleri uyarınca sorumluluklarına gidilebilmesi için davacının somut bir zararının oluştuğunu ispat etmesi gerektiği, dava dışı .... Çimento Sanayi ve Tic. AŞ ve ... Holding AŞ'ye yapılan dava konusu fon aktarımları, davacı şirket tarafından muhasebeleştirildiğinden ve anılan şirketlere karşı herhangi bir takip yapılmadığından, dava konusu alacağın davacı şirket açısından somutlaşmış bir zarar niteliğinde olmadığı belirlenmiş ve mahkemece de bu rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı şirketin kasasında mevcut bulunan paranın şirketin ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır. Ayrıca, mahkemece uyulan önceki bozma ilamında da belirlendiği üzere, zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmez.
O halde, mahkemece anılan işlem nedeniyle zararın gerçekleşmiş olduğu, davalı yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumlulukları bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu olacakları gözetilerek, uyuşmazlığın bu şekilde incelenip değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 14.01.2015 gün 2014/12625 Esas – 2015/295 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16271 E. 2012/16422 K.
Ortak:kusur sorumluluğu · ispat külfeti · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz kararda… arıldığı şirketlere takip yapılmasının ön şart olmadığı, öncelikle zararın belirlenmesi gerektiği ve zarar belirlendikten sonra TTK'nın 336 vd. maddeleri bağlamında «ispat külfeti» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» çerçevesinde karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan denetim kurulu üyelerinin de kontrol ve sorumluluklarının süreklilik arzettiği belirtilmiştir.
Mahkemece, grup içi şirketlerde şirketler arası para aktarımının «ticari teamüllere» uygun, hatta çoğu zaman zorunlu bulunduğu, bu kapsamda davalıların eylemlerinin «haksız fiil» olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davacının öncelikle alacağını tahsil için paranın aktarıldığı şirketlere yönelmesi, takibin semeresiz kalması halinde «yönetim kurulu» üyelerinden talepte bulunması gerektiği, zaten aktarılan paranın da bir başka grup şirketinden alındığı, tüm bu şirketlere el konulduğu, grup içi para aktarımının …
O halde, mahkemece anılan işlem nedeniyle zararın gerçekleşmiş olduğu, davalı «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyelerinin «kusur» ve sorumlulukları bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu olacakları gözetilerek, uyuşmazlığın bu şekilde incelenip değerlendirilmesi gerekirken, …
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, uyuşmazlığın «aydınlatılması yükümlülüğü» çerçevesinde yukarıda anılan iddianın öncelikle davacı için bir zarar olup olmadığı varsa miktarının denetlenebilir bir şekilde gerektiğinde bilirkişi kurulu marifeti ile kuşkuya yer bırakmaksızın saptanması,bu hususun şirket için bir zarar kalemi olarak kabulü halinde, yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin, TTK.'nun 336 vd maddeleri bağlamında «ispat külfeti» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde oluşan zarardan sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, bu yönden yanlış ilkeye ve «eksik incelemeye» dayalı isabetli olmayan yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… asında para aktarımının makul ve ticari prensiplere uygun, hatta çoğu zaman zorunlu olduğu, bu kapsamda davalıların eyleminin özen sorumluluğu ayrık kalmak kaydıyla «haksız fiil» olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davacının öncelikle alacağını tahsil için paranın aktarıldığı şirketlere yönelmesi, takibin semeresiz kalması halinde «yönetim kurulu» üyelerinden talepte bulunması gerektiği,zaten somut uyuşmazlıkta aktarılan paranın da başka bir grup içi şirketten alındığı, davacı şirket ve para aktarılan şirketler «dahil» tüm grup şirketlere el konulduğu, ortada gerçek manada bir zararın bulunmadığı, denetçilerden grup şirketler arası para aktarımını zarar olarak olarak tespit etmelerinin beklenemeyeceği, öte yandan «kasa açığının» fiilen tespit edildiği tarih itibariyle kasa sayımı yapılmamış olduğundan kasa açığı iddiasının soyut kalıp, ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar ve …
Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu «sorumluluktan kurtulabilirler».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yolların tüketilmesi · aydınlatma yükümlülüğü · kasa açığı · sorumluluktan kurtulma · karine · şirket zararı · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu kararda… asında para aktarımının makul ve ticari prensiplere uygun, hatta çoğu zaman zorunlu olduğu, bu kapsamda davalıların eyleminin özen sorumluluğu ayrık kalmak kaydıyla «haksız fiil» olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davacının öncelikle alacağını tahsil için paranın aktarıldığı şirketlere yönelmesi, takibin semeresiz kalması halinde «yönetim kurulu» üyelerinden talepte bulunması gerektiği,zaten somut uyuşmazlıkta aktarılan paranın da başka bir grup içi şirketten alındığı, davacı şirket ve para aktarılan şirketler «dahil» tüm grup şirketlere el konulduğu, ortada gerçek manada bir zararın bulunmadığı, denetçilerden grup şirketler arası para aktarımını zarar olarak olarak tespit etmelerinin beklenemeyeceği, öte yandan «kasa açığının» fiilen tespit edildiği tarih itibariyle kasa sayımı yapılmamış olduğundan kasa açığı iddiasının soyut kalıp, ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar ve …
Zira mahkemenin kabulünün aksine, grup içi şirketlere aktarılan paranın «şirket zararı» olarak kabul edilmesi için «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçiler aleyhine dava açılmadan önce esas borçlu dava dışı şirketler hakkında borcun takibi için harekete geçilmesinin ve bunun semeresiz kalmasının, başka bir ifade ile alacağın tahsil olunması için gereken tüm «hukuki yolların tüketilmesinin» davalıların sorumluluğuna gidilemesinin önşartı olarak kabulü olanaklı değildir.
Bu durumda, mahkemece, uyuşmazlığın «aydınlatılması yükümlülüğü» çerçevesinde yukarıda anılan iddianın öncelikle davacı için bir zarar olup olmadığı varsa miktarının denetlenebilir bir şekilde gerektiğinde bilirkişi kurulu marifeti ile kuşkuya yer bırakmaksızın saptanması,bu hususun şirket için bir zarar kalemi olarak kabulü halinde, yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin, TTK.'nun 336 vd maddeleri bağlamında «ispat külfeti» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde oluşan zarardan sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, bu yönden yanlış ilkeye ve «eksik incelemeye» dayalı isabetli olmayan yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «kasa açığına» ilişkin temyiz itirazların yerinde görülmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki benttlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1163 E. 2018/6852 K.
Ortak:ticari teamül · teamül · kusur sorumluluğu · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, grup içi şirketlerde şirketler arası para aktarımının «ticari teamüllere» uygun, hatta çoğu zaman zorunlu bulunduğu, bu kapsamda davalıların eylemlerinin «haksız fiil» olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davacının öncelikle alacağını tahsil için paranın aktarıldığı şirketlere yönelmesi, takibin semeresiz kalması halinde «yönetim kurulu» üyelerinden talepte bulunması gerektiği, zaten aktarılan paranın da bir başka grup şirketinden alındığı, tüm bu şirketlere el konulduğu, grup içi para aktarımının …
… arıldığı şirketlere takip yapılmasının ön şart olmadığı, öncelikle zararın belirlenmesi gerektiği ve zarar belirlendikten sonra TTK'nın 336 vd. maddeleri bağlamında «ispat külfeti» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» çerçevesinde karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan denetim kurulu üyelerinin de kontrol ve sorumluluklarının süreklilik arzettiği belirtilmiştir.
Ancak, davacı şirketin kasasında mevcut bulunan paranın şirketin ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
Benzer bu karardaA.Ş.’ye para aktarımından 6.790.000,00 YTL olmak üzere toplam 11.613.634,78 YTL’lik işlemlerde imzası bulunan «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar ..., ... ve ...'ın işletmenin kaynaklarını ticari amaçları doğrultusunda şirketin ticari faaliyetleri için kullanması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranarak grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli «masraf» unsurlarına yönelik kullanımı ve bu şekilde şirketin bilerek ve isteyerek zarara uğratılmasına ve şirket varlıklarında azalışa neden olmak suretiyle ... madde 2, 2 …
Mahkemece, üç ayrı alacak kalemi yönünden davalıların «kusur» ve sorumluluğu bulunduğunu tespit etmiş, alacak kalemleri toplamına dava ve «ıslah» tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
Ancak, «haksız fiilde» zarar sorumlusu «ihbar» ya da «ihtara» gerek olmaksızın, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte «temerrüde» düşeceğinden, alacağa da haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ve faiz başlangıcı · faiz başlangıç tarihi · infazda tereddüt · ibra · şirket zararı · infaz · ihbar · temerrüt faizi
Benzer bu karardaBu itibarla davalıların «kusur» ve sorumluluklarının bulunduğu tespit edilen alacak kalemleri yönünden zararın usulsüz işlem tarihlerinde gerçekleştiği kabul edilerek «temerrüd faizi başlangıç tarihinin» her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı ve «infazda tereddüt» yaratmayacak şekilde hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi ve ıslahla arttırılan miktara da yine temerrüd tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yazı …
Gıda A.Ş.'nin kendi kaynaklarını yersiz olarak kaybettiği, yanıltıcı bilançonun genel kurulda «ibraya» neden olduğuna ilişkin herhangi bir veri sunulmadığı, şirket genel kurulunun geriye yönelik bir kararla 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait mevcut ibra kararlarını ortadan kaldırmasının mümkün olmayacağı, kasa noksanı olan 24,43 YTL, iştirak hisse alım/satımından 4.823.610,35 YTL, ...
Dava, 6762 sayılı ...’nın 341. maddesi uyarınca, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların, davacı «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Ancak, «haksız fiilde» zarar sorumlusu «ihbar» ya da «ihtara» gerek olmaksızın, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte «temerrüde» düşeceğinden, alacağa da haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6459 E. , 2015/13485 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .... .... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 07/11/2013
NUMARASI 2013/85-2013/273
Taraflar arasında görülen davada .... .... ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07/11/2013 gün ve 2013/85 - 2013/273 sayılı kararı onayan Daire'nin 14/01/2015 gün ve 2014/12625 - 2015/295 sayılı kararı davacı vekili tarafından karar düzeltmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı şirket denetim kurulu üyeleri, davacı şirketin 2002, 2003, 2004, 2005 yılları ile, 01.01.2006-30.09.2006 dönemine ilişkin olarak yapılan denetimlerde, mahkemenin tedbir kararına rağmen ve ticari amacı bulunmaksızın, davacı şirketin kasasından 03.10.2003 tarihinde grup şirketlerden .... Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye 253.900.000 TL aktarıldığını, bunun 36.980 TL'sinin geri ödeme, 1.131,50 TL'sinin ise davacı şirketin genel giderlerinin ilgili şirketçe karşılanması suretiyle tahsil edildiğini, davacı şirketin halen 215.788 TL alacaklı bulunduğunu, 27.10.2003 tarihinde de .... Holding A.Ş'ye 36.600 TL aktarıldığını, bunun da 34.270,66 TL'sinin henüz tahsil edilemediğini, öte yandan kayıtlarda görünmesine rağmen 471,22 TL'nin fiilen şirket kasasında bulunmadığını, 01.01.2002-13.02.2004 tarihleri arasında davacı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeliklerini yapan davalıların özen ve sadakat borcunu yerine getirmeyerek şirketin zarara uğramasına neden olduklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL'nin faiziyle birlikte sorumlulukları oranında davalılardan tahsilini talep ve dava etmişler, yargılama sırasında temlik alan davacı TMSF tarafından alacak istemi 250.530,38 TL'ne ıslah olunmuştur.
Davalı ... ..., davacı şirket de dahil olmak üzere tüm grup şirketlerde işverenin isteği ile ve işini kaybetme korkusundan denetçilik yaptığını, ancak söz sahibi olmadığını, sorumluluğun şirketlerin sahiplerine ait olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, denetim raporlarının gerçeği yansıtmadığını savunmuştur.
Davalı ... ..., denetim raporunun afaki olduğunu, usulsüz olduğu belirtilen işlemlerle paranın kimler tarafından aktarıldığına dair bilgi ve belgelerin sunulmadığını, şirkette maaşlı sekreter olarak çalıştığını, kağıt üzerinde denetçilik görevini üstlendiğini, iddia olunan usulsüzlüklerle bir ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ... vekili, davaya dayanak oluşturan denetim raporunun tek taraflı düzenlendiğini, mahkemenin tedbir kararından sonra yine mahkemenin izniyle zorunlu harcamalar dışında harcama yapılmadığını, kasa sayımının hangi tarihte yapıldığının belli olmadığını, kaldı ki haklarında dava açılan denetim ve yönetim kurulu üyelerinin genel kurullarda ibra edildiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunmuştur.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davacının eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkindir.
Mahkemece, grup içi şirketlerde şirketler arası para aktarımının ticari teamüllere uygun, hatta çoğu zaman zorunlu bulunduğu, bu kapsamda davalıların eylemlerinin haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davacının öncelikle alacağını tahsil için paranın aktarıldığı şirketlere yönelmesi, takibin semeresiz kalması halinde yönetim kurulu üyelerinden talepte bulunması gerektiği, zaten aktarılan paranın da bir başka grup şirketinden alındığı, tüm bu şirketlere el konulduğu, grup içi para aktarımının zarar olarak belirlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen ilk karar, Dairemizce bozulmuştur.
Dairemiz bozma ilamında, mahkeme gerekçesinde yer alan, grup içi şirketlere aktarılan paralar için önce paranın aktarıldığı şirketlere takip yapılmasının ön şart olmadığı, öncelikle zararın belirlenmesi gerektiği ve zarar belirlendikten sonra TTK'nın 336 vd. maddeleri bağlamında ispat külfeti ters çevrilmiş kusur sorumluluğu çerçevesinde karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan denetim kurulu üyelerinin de kontrol ve sorumluluklarının süreklilik arzettiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmasından sonra alınan raporda da, .... Holding ve .... Çimento'ya aktarılan paranın davalıdan talep edilebilmesi için, söz konusu alacak bakiyesinin değersiz alacak haline gelmiş olması gerektiği, bu bağlamda bir veriye rastlanmadığı gibi sunulan ticari defterlerde "Şüpheli Alacak" karşılığı ayrılmak suretiyle dönem zararına yansıtıldığına dair kayda dahi rastlanmadığı, davalıların TTK m. 336 vd. hükümleri uyarınca sorumluluklarına gidilebilmesi için davacının somut bir zararının oluştuğunu ispat etmesi gerektiği, dava dışı .... Çimento Sanayi ve Tic. AŞ ve ... Holding AŞ'ye yapılan dava konusu fon aktarımları, davacı şirket tarafından muhasebeleştirildiğinden ve anılan şirketlere karşı herhangi bir takip yapılmadığından, dava konusu alacağın davacı şirket açısından somutlaşmış bir zarar niteliğinde olmadığı belirlenmiş ve mahkemece de bu rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı şirketin kasasında mevcut bulunan paranın şirketin ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır. Ayrıca, mahkemece uyulan önceki bozma ilamında da belirlendiği üzere, zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmez.
O halde, mahkemece anılan işlem nedeniyle zararın gerçekleşmiş olduğu, davalı yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumlulukları bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu olacakları gözetilerek, uyuşmazlığın bu şekilde incelenip değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 14.01.2015 gün 2014/12625 Esas – 2015/295 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 14.01.2015 gün 2014/12625 Esas – 2015/295 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 15/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/158777400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz