Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1163 E. 2018/6852 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temerrüt ve faiz başlangıcı↗ ticari teamül↗ faiz başlangıç tarihi↗ infazda tereddüt↗ teamül↗ kusur sorumluluğu↗ ibra↗ şirket zararı↗ infaz↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ haksız fiil↗ sulh↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ dosya masrafı↗ kusur↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ... 2.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 01/08/2008/391 ile 26/08/2003 tarih 2003/442 sayılı ve 26/08/2003 tarih 2003/443 sayılı müteferrik tedbir kararlarına aykırı olarak firma kasasından çok sayıda tahsilat ve ödemelerin yapıldığı, bir kısım ödemelerin ticari dayanaktan yoksun bazı grup firmalarına fon aktarımı amacı ile yapıldığı, tedbir kararından sonra yapılan bu ödemeler ile ... Gıda A.Ş.'nin kendi kaynaklarını yersiz olarak kaybettiği, yanıltıcı bilançonun genel kurulda ibraya neden olduğuna ilişkin herhangi bir veri sunulmadığı, şirket genel kurulunun geriye yönelik bir kararla 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait mevcut ibra kararlarını ortadan kaldırmasının mümkün olmayacağı, kasa noksanı olan 24,43 YTL, iştirak hisse alım/satımından 4.823.610,35 YTL, ... A.Ş.’ye para aktarımından 6.790.000,00 YTL olmak üzere toplam 11.613.634,78 YTL’lik işlemlerde imzası bulunan yönetim kurulu üyeleri olan davalılar ..., ... ve ...'ın işletmenin kaynaklarını ticari amaçları doğrultusunda şirketin ticari faaliyetleri için kullanması gerekirken, ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranarak grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli masraf unsurlarına yönelik kullanımı ve bu şekilde şirketin bilerek ve isteyerek zarara uğratılmasına ve şirket varlıklarında azalışa neden olmak suretiyle ... madde 2, 20, 30, 336/5 'i ihlal ettikleri, yine denetim kurulu üyeleri olan davalılar ... ve ...'dan ... madde 353/3, 354 ve 359'un kendilerine yüklediği kontrol ve uyarı görevlerini yapmamaları nedeniyle sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6762 sayılı ...’nın 341. maddesi uyarınca, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların, davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemenin davanın kabulü kararını sadece davacı yan faiz başlangıcı yönünden temyiz etmiştir.
Davacı, alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, üç ayrı alacak kalemi yönünden davalıların kusur ve sorumluluğu bulunduğunu tespit etmiş, alacak kalemleri toplamına dava ve ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
Ancak, haksız fiilde zarar sorumlusu ihbar ya da ihtara gerek olmaksızın, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşeceğinden, alacağa da haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Bu itibarla davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunduğu tespit edilen alacak kalemleri yönünden zararın usulsüz işlem tarihlerinde gerçekleştiği kabul edilerek temerrüd faizi başlangıç tarihinin her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi ve ıslahla arttırılan miktara da yine temerrüd tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9177 E. 2016/1361 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaBu itibarla davalıların «kusur» ve sorumluluklarının bulunduğu tespit edilen alacak kalemleri yönünden zararın usulsüz işlem tarihlerinde gerçekleştiği kabul edilerek «temerrüd faizi başlangıç tarihinin» her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı ve «infazda tereddüt» yaratmayacak şekilde hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi ve ıslahla arttırılan miktara da yine temerrüd tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yazı …
Ancak, «haksız fiilde» zarar sorumlusu «ihbar» ya da «ihtara» gerek olmaksızın, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte «temerrüde» düşeceğinden, alacağa da haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Benzer bu kararda… gılama nedeniyle temyiz harcı ve Yargıtay onama harcının tahsili de istenmiş ise de, bu kalemlere yönelik istemlerinin yerinde olmadığı, davalı şirket usulüne uygun «temerrüde» düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tahsil · husumet yokluğu · eksik inceleme · husumet
Benzer bu karardaOysa, davaya dayanak yapılan o dava, işbu davadaki davalı yönünden «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş ve o davada verilen karar işbu davadaki davalı tarafından temyiz edilmemiş olup mahkemece davacıya dava konusu anılan kalemler yönünden ödemenin kim tarafından yapıldığı hususunda ispat olanağı sağlanmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan tazminatın «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, davacı tarafından işbu davaya dayanak yapılan o davadaki temyiz ve onama harcına ilişkin istem mahkemece yazılı gerekçe ile reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4870 E. 2020/2413 K.
Ortak:ticari teamül · teamül · yönetim kurulu kararı · dosya masrafı · kusur
İncelediğiniz karardaA.Ş.’ye para aktarımından 6.790.000,00 YTL olmak üzere toplam 11.613.634,78 YTL’lik işlemlerde imzası bulunan «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar ..., ... ve ...'ın işletmenin kaynaklarını ticari amaçları doğrultusunda şirketin ticari faaliyetleri için kullanması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranarak grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli «masraf» unsurlarına yönelik kullanımı ve bu şekilde şirketin bilerek ve isteyerek zarara uğratılmasına ve şirket varlıklarında azalışa neden olmak suretiyle ... madde 2, 2 …
Mahkemece, üç ayrı alacak kalemi yönünden davalıların «kusur» ve sorumluluğu bulunduğunu tespit etmiş, alacak kalemleri toplamına dava ve «ıslah» tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
Bu itibarla davalıların «kusur» ve sorumluluklarının bulunduğu tespit edilen alacak kalemleri yönünden zararın usulsüz işlem tarihlerinde gerçekleştiği kabul edilerek «temerrüd faizi başlangıç tarihinin» her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı ve «infazda tereddüt» yaratmayacak şekilde hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi ve ıslahla arttırılan miktara da yine temerrüd tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yazı …
Benzer bu kararda… kilde gerçekte öz kaynağı dahi bulunmayan şirketin, ödeyemeyeceği bir borç yükü altına sokulurken aynı zamanda bu fonlar ile sağlayabileceği muhtemel gelirlerden de «mahrum» bırakıldığı ve şirket aktiflerinde azalışa neden olarak şirketin kasten zarara uğratıldığı, «yönetim kurulu» üyelerinin işletmenin kaynaklarını ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri için kullanması gerekirken «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranarak grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli «masraf» unsurlarına yönelik kullanımı ve bu şekilde şirketin bilerek ve isteyerek zarara uğratılması ve şirket varlıklarında azalışa neden olunması, denetim kurulu üyeleri …
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur karinesi · illiyet bağı · kâr mahrumiyeti · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · eksik inceleme · görevli mahkeme
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, zarar unsurunun kanıtlanamadığı ve bu zararın tazmini bakımından davalılarla «illiyet bağı» kurulamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Grubu şirketlerinden Çukorova Temizlik ve Sosyal Hizmetler Ticaret A.Ş. 'nin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, «görevleri» sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6459 E. 2015/13485 K.
Ortak:ticari teamül · teamül · kusur sorumluluğu · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaA.Ş.’ye para aktarımından 6.790.000,00 YTL olmak üzere toplam 11.613.634,78 YTL’lik işlemlerde imzası bulunan «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar ..., ... ve ...'ın işletmenin kaynaklarını ticari amaçları doğrultusunda şirketin ticari faaliyetleri için kullanması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranarak grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli «masraf» unsurlarına yönelik kullanımı ve bu şekilde şirketin bilerek ve isteyerek zarara uğratılmasına ve şirket varlıklarında azalışa neden olmak suretiyle ... madde 2, 2 …
Mahkemece, üç ayrı alacak kalemi yönünden davalıların «kusur» ve sorumluluğu bulunduğunu tespit etmiş, alacak kalemleri toplamına dava ve «ıslah» tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
Ancak, «haksız fiilde» zarar sorumlusu «ihbar» ya da «ihtara» gerek olmaksızın, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte «temerrüde» düşeceğinden, alacağa da haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, grup içi şirketlerde şirketler arası para aktarımının «ticari teamüllere» uygun, hatta çoğu zaman zorunlu bulunduğu, bu kapsamda davalıların eylemlerinin «haksız fiil» olarak nitelendirilemeyeceği, bu durumda davacının öncelikle alacağını tahsil için paranın aktarıldığı şirketlere yönelmesi, takibin semeresiz kalması halinde «yönetim kurulu» üyelerinden talepte bulunması gerektiği, zaten aktarılan paranın da bir başka grup şirketinden alındığı, tüm bu şirketlere el konulduğu, grup içi para aktarımının …
… arıldığı şirketlere takip yapılmasının ön şart olmadığı, öncelikle zararın belirlenmesi gerektiği ve zarar belirlendikten sonra TTK'nın 336 vd. maddeleri bağlamında «ispat külfeti» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» çerçevesinde karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan denetim kurulu üyelerinin de kontrol ve sorumluluklarının süreklilik arzettiği belirtilmiştir.
Ancak, davacı şirketin kasasında mevcut bulunan paranın şirketin ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat külfeti · ticari defter · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu karardaÇimento'ya aktarılan paranın davalıdan talep edilebilmesi için, söz konusu alacak bakiyesinin değersiz alacak haline gelmiş olması gerektiği, bu bağlamda bir veriye rastlanmadığı gibi sunulan «ticari defterlerde» "Şüpheli Alacak" karşılığı ayrılmak suretiyle dönem zararına yansıtıldığına dair «kayda» dahi rastlanmadığı, davalıların TTK m.
… arıldığı şirketlere takip yapılmasının ön şart olmadığı, öncelikle zararın belirlenmesi gerektiği ve zarar belirlendikten sonra TTK'nın 336 vd. maddeleri bağlamında «ispat külfeti» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» çerçevesinde karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan denetim kurulu üyelerinin de kontrol ve sorumluluklarının süreklilik arzettiği belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1163 E. , 2018/6852 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... . Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10/02/2016 tarih ve 2014/1323-2016/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirketin 2002, 2003 ve 2004 faaliyet yıllarına ilişkin 05/05/2006 tarihli yapılan Olağan Genel Kurulunda;
09. 11.2005 tarihli Denetim Kurulu Raporu okunduğunu, Genel Kurulun 5 nolu kararı ile şirketi zarara uğratan davalılar aleyhinde mali sorumluluk davası açılmasına ve bu hususta şirket denetim kuruluna yetki verilmesine karar verildiği, şirket kasa hesabında muhasebe kayıtlarında gözükmekle birlikte fiilen mevcut olmayan nakit paranın (24,43 YTL) gerekli takip yapılmayarak zarara dönüşmesinden ve “Sayım ve Tesellüm Noksanları Hesabına“ atılmadığını, ...
2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 01.08.2003 – 2003/391 ile 26.08.2003 tarih 2003/442 esas sayılı ve 2003/443 esas sayılı müt.tedbir kararına aykırı olarak / hiçbir getirisi olmayan 2002-2003-2004 yıllarına ait iştirak hissesi alım–satımı sonucu oluşan 4.823.610.35 TL'lik somut zarar meydana geldiğini, davalıların ayrıca bir başka grup şirketi ... A.Ş.’ye usulsüz şekilde 6.790.000.00 TL para transferi gerçekleştirdiklerini ileri sürerek şimdilik 10.000.00 TL şirket zararının davalılardan faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 17.10.2007 havale tarihli ıslah dilekçesiyle, dava değerini 11.613.634.78 YTL‘ye arttırmıştır.
Davalılar vekilleri, talebin zamanaşımına uğradığını, şirketin 2002-2003-2004 faaliyet yıllarına ilişkin yapılan genel kurul toplantısında bilanço ve kâr-zarar hesaplarının oy birliği ile onaylandığını, genel kurulun ibra iradesinin tersine sorumluluk davasının açılamayacağını, zararla eylem arasında uygun neden-sonuç ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ...
2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 01/08/2008/391 ile 26/08/2003 tarih 2003/442 sayılı ve 26/08/2003 tarih 2003/443 sayılı müteferrik tedbir kararlarına aykırı olarak firma kasasından çok sayıda tahsilat ve ödemelerin yapıldığı, bir kısım ödemelerin ticari dayanaktan yoksun bazı grup firmalarına fon aktarımı amacı ile yapıldığı, tedbir kararından sonra yapılan bu ödemeler ile ... Gıda A.Ş.'nin kendi kaynaklarını yersiz olarak kaybettiği, yanıltıcı bilançonun genel kurulda ibraya neden olduğuna ilişkin herhangi bir veri sunulmadığı, şirket genel kurulunun geriye yönelik bir kararla 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait mevcut ibra kararlarını ortadan kaldırmasının mümkün olmayacağı, kasa noksanı olan 24,43 YTL, iştirak hisse alım/satımından 4.823.610,35 YTL, ...
A.Ş.’ye para aktarımından 6.790.000,00 YTL olmak üzere toplam 11.613.634,78 YTL’lik işlemlerde imzası bulunan yönetim kurulu üyeleri olan davalılar ..., ... ve ...'ın işletmenin kaynaklarını ticari amaçları doğrultusunda şirketin ticari faaliyetleri için kullanması gerekirken, ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranarak grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli masraf unsurlarına yönelik kullanımı ve bu şekilde şirketin bilerek ve isteyerek zarara uğratılmasına ve şirket varlıklarında azalışa neden olmak suretiyle ... madde 2, 20, 30, 336/5 'i ihlal ettikleri, yine denetim kurulu üyeleri olan davalılar ... ve ...'dan ... madde 353/3, 354 ve 359'un kendilerine yüklediği kontrol ve uyarı görevlerini yapmamaları nedeniyle sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6762 sayılı ...’nın 341. maddesi uyarınca, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların, davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemenin davanın kabulü kararını sadece davacı yan faiz başlangıcı yönünden temyiz etmiştir.
Davacı, alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, üç ayrı alacak kalemi yönünden davalıların kusur ve sorumluluğu bulunduğunu tespit etmiş, alacak kalemleri toplamına dava ve ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
Ancak, haksız fiilde zarar sorumlusu ihbar ya da ihtara gerek olmaksızın, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşeceğinden, alacağa da haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Bu itibarla davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunduğu tespit edilen alacak kalemleri yönünden zararın usulsüz işlem tarihlerinde gerçekleştiği kabul edilerek temerrüd faizi başlangıç tarihinin her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi ve ıslahla arttırılan miktara da yine temerrüd tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 07/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462204800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz