Taşıyıcı sorumluluk sigortası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/13705 E. 2015/13422 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşıyıcı sorumluluk sigortası↗ rücuen alacak↗ ibraname↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ sigorta ettiren↗ sorumluluk sigortası↗ alacağın temliki↗ aktif husumet↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ denetime elverişlilik↗ temlik↗ taşıyıcı↗ sigorta poliçesi↗ cy/cy kaydı↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teminat↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı rücuen alacak istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu 2383277 sayılı Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin 13.08.2004 tarihinde tanzim edildiği, bu poliçede teminat başlangıç tarihinin 10.06.2004 tarihi olarak belirtildiği, rücuen alacak istemine konu hasarın meydana geldiği taşımanın ise 29.07.2004 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, 1126965 sayılı bir poliçe sureti daha sunmuşsa da bu poliçenin sunulan suretinde tanzim tarihi ve teminat verilen tarihler belirtilmemiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1279'ncu maddesine göre, sigorta sözleşmesinin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan riskin gerçekleşmiş olduğunu bilmekte iseler sigorta sözleşmesi hükümsüzdür. Davacı sigorta şirketince düzenlenen 2383277 sayılı sigorta poliçesi ile her ne kadar 10.06.2004 tarihinden itibaren gerçekleşen rizikolara karşı teminat verilmiş ise de, bu poliçenin rizikonun gerçekleşmesinden sonra geriye dönük olarak düzenlendiği, 1126965 sayılı poliçenin ise sunulduğu şekliyle herhangi bir tarih kaydı ihtiva etmediği açıktır.İbranamede sigortalının davacı sigorta şirketine dava konusu ile ilgili 818 sayılı BK'nın 162 vd. maddelerine uygun bir temlikinin de bulunmaması karşısında davacının aktif husumetine ilişkin olarak alacağın temliki hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, öncelikle davacının aktif husumete ehil olup olmadığının denetime elverişli bir şekilde karar yerinde değerlendirilip tartışılmak ve sonucuna göre işin esasına girilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı ... ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı ... ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11716 E. 2010/2515 K.
Ortak:taşıyıcı sorumluluk sigortası · ibraname · taşıyıcının sorumluluğu · sigorta ettiren · sorumluluk sigortası · alacağın temliki · aktif husumet · sigorta sözleşmesi · dava şartı
İncelediğiniz karardaOlay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1279'ncu maddesine göre, «sigorta sözleşmesinin» yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan riskin gerçekleşmiş olduğunu bilmekte iseler sigorta sözleşmesi hükümsüzdür.
Davacı sigorta şirketince düzenlenen 2383277 sayılı «sigorta poliçesi» ile her ne kadar 10.06.2004 tarihinden itibaren gerçekleşen «rizikolara» karşı «teminat» verilmiş ise de, bu poliçenin rizikonun gerçekleşmesinden sonra geriye dönük olarak düzenlendiği, 1126965 sayılı poliçenin ise sunulduğu şekliyle herhangi bir tarih «kaydı» ihtiva etmediği açıktır.İbranamede sigortalının davacı sigorta şirketine dava konusu ile ilgili 818 sayılı BK'nın 162 vd. maddelerine uygun bir «temlikinin» de bulunmaması karşısında davacının «aktif husumetine» ilişkin olarak «alacağın temliki» hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, öncelikle davacının «aktif husumete» ehil olup olmadığının «denetime elverişli» bir şekilde karar yerinde değerlendirilip tartışılmak ve sonucuna göre işin esasına girilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı ... ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaOysa, TTK.nun 1279 ncu maddesine göre, «sigorta sözleşmesinin» yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan riskin gerçekleşmiş olduğunu bilmekte iseler sigorta sözleşmesinin hükümsüz olup, davacı ... şirketince düzenlenen «sigorta poliçesi» ile her ne kadar 10.06.2004 tarihinden itibaren gerçekleşen «rizikolara» karşı «teminat» verilmiş ise de, poliçenin geriye dönük olarak rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği açıktır.Kadı ki dosya arasında bir örneği bulunan ve davacı tarafından sunulduğu anlaşılan «taşıyıcı sorumluluk sigorta» poliçesi başlıklı sözleşmenin dahi 21.06.2004 tarihinde düzenlendiği anlaşılmakta olup, «ibranamede» sigortalının davacı ... şirketine dava konusu ile ilgili BK.nun 162 vd. maddelerine uygun bir «temlikinin» de bulunmaması karşısında davacının «aktif husumetine» ilişkin olarak «alacağın temliki» hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır.
1-Dava, davacıya «taşıyıcı sorumluluk» poliçesi ile sigortalı emtianın davalıların maliki ve sürücüsü olduğu araçla yurt içi taşınması sırasında aracın yükle beraber ortadan kaybolmasından kaynaklanan tazminatın «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, davacı ... şirketi 13.08.2004 tarihinde düzenlemiş olduğu taşıyıcı sorumluluk poliçesi ile sigortalıya ait emtianın taşınmasını 10.6.2004-10.06.2005 tarihlerini kapsar biçimde sigortalamış, dava konusu taşıma 10.06.2004 tarihli «taahhütname» ile yapılmış, aynı tarihli «navlun faturası» kesilmiş, emtianın varma yerine ulaşmaması üzerine sigortalı tarafından 15.06.2004 tarihinde davalılar aleyhinde suç duyurunda bulunulmuş ve davacı tarafça 01.09.2 …
Mahkemece, davacı tarafın «aktif husumeti» bulunup bulunmadığı tartışılmakızın, davanın davalılardan sürücü yönünden kısmen kabulüne, diğer davalı yönünden ise yazılı gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun faturası · rücuen tahsil · navlun · şirket zararı · cy/cy şerhi · taşıma sözleşmesi · taahhütname
Benzer bu kararda… enen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalılardan ...'ya ait kamyonun işleticisi ... ile davacı ... şirketinin sigortalısı arasında 10.06.2004 tarihli taşıma konulu «taahhütname» yapıldığı, poliçede kiralık araçlarla yapılan taşımalarda «şerhi» düşülerek 18.8.2004 tarihinden itibaren sigorta «şirketinin zararın» %50 sine katılacağının belirtildiği, davalı ...'nun sorumluluğunda iken kaybolan 888 koli emtia bedelinin 16.729,92- YTL. olarak belirlendiği, davalı ...'nun belirtilen bu zararın yarısından sorumlu tutulmasının gerektiği, davalı ...' ile sigortalı arasında «taşıma sözleşmesinin» yapılmadığı, sözleşmede bu davalının imzasının olmadığı gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabul …
1-Dava, davacıya «taşıyıcı sorumluluk» poliçesi ile sigortalı emtianın davalıların maliki ve sürücüsü olduğu araçla yurt içi taşınması sırasında aracın yükle beraber ortadan kaybolmasından kaynaklanan tazminatın «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, davacı ... şirketi 13.08.2004 tarihinde düzenlemiş olduğu taşıyıcı sorumluluk poliçesi ile sigortalıya ait emtianın taşınmasını 10.6.2004-10.06.2005 tarihlerini kapsar biçimde sigortalamış, dava konusu taşıma 10.06.2004 tarihli «taahhütname» ile yapılmış, aynı tarihli «navlun faturası» kesilmiş, emtianın varma yerine ulaşmaması üzerine sigortalı tarafından 15.06.2004 tarihinde davalılar aleyhinde suç duyurunda bulunulmuş ve davacı tarafça 01.09.2 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11581 E. 2011/4008 K.
Ortak:ibraname · sigorta ettiren · riziko · temlik · hasar
İncelediğiniz karardaDavacı sigorta şirketince düzenlenen 2383277 sayılı «sigorta poliçesi» ile her ne kadar 10.06.2004 tarihinden itibaren gerçekleşen «rizikolara» karşı «teminat» verilmiş ise de, bu poliçenin rizikonun gerçekleşmesinden sonra geriye dönük olarak düzenlendiği, 1126965 sayılı poliçenin ise sunulduğu şekliyle herhangi bir tarih «kaydı» ihtiva etmediği açıktır.İbranamede sigortalının davacı sigorta şirketine dava konusu ile ilgili 818 sayılı BK'nın 162 vd. maddelerine uygun bir «temlikinin» de bulunmaması karşısında davacının «aktif husumetine» ilişkin olarak «alacağın temliki» hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır.
Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu 2383277 sayılı Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin 13.08.2004 tarihinde tanzim edildiği, bu poliçede «teminat» başlangıç tarihinin 10.06.2004 tarihi olarak belirtildiği, «rücuen alacak» istemine konu «hasarın» meydana geldiği taşımanın ise 29.07.2004 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1279'ncu maddesine göre, «sigorta sözleşmesinin» yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan riskin gerçekleşmiş olduğunu bilmekte iseler sigorta sözleşmesi hükümsüzdür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «hırsızlık» olayının 03.10.2005 tarihinde meydana geldiği, her iki sigortalıya ilişkin «hasar ihbar», poliçe teklif ve tanzim tarihinin 06.10.2005 tarihi olduğu, TTK'nun 1279. maddesinin, "mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür" hükmünü havi olduğu, sunulan abonm …
2-Asıl dava bakımından ise; Dava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleştiğinin bilinmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararını davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını BK 162.madde uyarınca davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkını haiz bulunduğundan, mahkemece bu husus nazara alınmak suretiyle …
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, birleşen davada sigortalıya ödenen miktarın davacıya «temliki» sözkonusu olmamasına göre birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hasar ihbarı · halefiyet · hırsızlık · alacak davası · ihbar · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «hırsızlık» olayının 03.10.2005 tarihinde meydana geldiği, her iki sigortalıya ilişkin «hasar ihbar», poliçe teklif ve tanzim tarihinin 06.10.2005 tarihi olduğu, TTK'nun 1279. maddesinin, "mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür" hükmünü havi olduğu, sunulan abonm …
2-Asıl dava bakımından ise; Dava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılan rücuan «alacak davası» olup, her ne kadar TTK'nun 1279. maddesi uyarınca spesifik poliçenin «hasarın» gerçekleştiğinin bilinmesinden sonra düzenlenmesi nedeniyle sigorta akdi «geçersiz» ve bu nedenle davacının sigorta hukuku hükümleri uyarınca «halefiyet» elde etmesi mümkün değil ise de, dosya içerisinde bulunan «ibraname» başlıklı belgeden sigortalının zararını davacıdan tahsil ederek taşıma ilişkisinden kaynaklanan haklarını BK 162.madde uyarınca davacıya «temlik» etmiş olduğu anlaşıldığından ve bu suretle de davacı söz konusu ilişki nedeniyle dava açma hakkını haiz bulunduğundan, mahkemece bu husus nazara alınmak suretiyle …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/681 E. 2012/7011 K.
Ortak:ibraname · aktif husumet · temlik · sigorta poliçesi · hasar · teminat · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacı sigorta şirketince düzenlenen 2383277 sayılı «sigorta poliçesi» ile her ne kadar 10.06.2004 tarihinden itibaren gerçekleşen «rizikolara» karşı «teminat» verilmiş ise de, bu poliçenin rizikonun gerçekleşmesinden sonra geriye dönük olarak düzenlendiği, 1126965 sayılı poliçenin ise sunulduğu şekliyle herhangi bir tarih «kaydı» ihtiva etmediği açıktır.İbranamede sigortalının davacı sigorta şirketine dava konusu ile ilgili 818 sayılı BK'nın 162 vd. maddelerine uygun bir «temlikinin» de bulunmaması karşısında davacının «aktif husumetine» ilişkin olarak «alacağın temliki» hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır.
Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu 2383277 sayılı Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin 13.08.2004 tarihinde tanzim edildiği, bu poliçede «teminat» başlangıç tarihinin 10.06.2004 tarihi olarak belirtildiği, «rücuen alacak» istemine konu «hasarın» meydana geldiği taşımanın ise 29.07.2004 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, öncelikle davacının «aktif husumete» ehil olup olmadığının «denetime elverişli» bir şekilde karar yerinde değerlendirilip tartışılmak ve sonucuna göre işin esasına girilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı ... ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece dava, «hasarın» «sigorta teminatı» dışında olduğu gerekçesiyle reddedilmişse de davacının yaptığı ödeme nedeniyle sigortalının 3.kişilere karşı tazminat ve dava hakkını «temlik» aldığı değerlendirilerek «aktif husumet ehliyetinin» varlığının kabulü ile davasının esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin temyiz talebi yerinde görülerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından yapılan ödemeye ilişkin olarak düzenlenen tazminat makbuzu ve «ibranamede» sigortalının, meydana gelen «hasar» nedeniyle üçüncü kişilere karşı talep ve dava haklarını ödenen tazminat tutarı kadar davacı ... şirketine «temlik» ettiği yazılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm delillere göre, söz konusu kazanın mevcut «sigorta poliçesinin» imzalanmasından önce meydana geldiği ve bu nedenle de meydana gelen kazanın sigorta poliçesi kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · sigorta teminatı · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece dava, «hasarın» «sigorta teminatı» dışında olduğu gerekçesiyle reddedilmişse de davacının yaptığı ödeme nedeniyle sigortalının 3.kişilere karşı tazminat ve dava hakkını «temlik» aldığı değerlendirilerek «aktif husumet ehliyetinin» varlığının kabulü ile davasının esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin temyiz talebi yerinde görülerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7580 E. 2012/15713 K.
Ortak:ibraname · sigorta ettiren · riziko · temlik · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDavacı sigorta şirketince düzenlenen 2383277 sayılı «sigorta poliçesi» ile her ne kadar 10.06.2004 tarihinden itibaren gerçekleşen «rizikolara» karşı «teminat» verilmiş ise de, bu poliçenin rizikonun gerçekleşmesinden sonra geriye dönük olarak düzenlendiği, 1126965 sayılı poliçenin ise sunulduğu şekliyle herhangi bir tarih «kaydı» ihtiva etmediği açıktır.İbranamede sigortalının davacı sigorta şirketine dava konusu ile ilgili 818 sayılı BK'nın 162 vd. maddelerine uygun bir «temlikinin» de bulunmaması karşısında davacının «aktif husumetine» ilişkin olarak «alacağın temliki» hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1279'ncu maddesine göre, «sigorta sözleşmesinin» yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan riskin gerçekleşmiş olduğunu bilmekte iseler sigorta sözleşmesi hükümsüzdür.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, öncelikle davacının «aktif husumete» ehil olup olmadığının «denetime elverişli» bir şekilde karar yerinde değerlendirilip tartışılmak ve sonucuna göre işin esasına girilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı ... ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaOlayda uygulanması gereken 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta «primini» istiyebilir.” hükmünü haizdir.
Dosyada bulunan «ibranamede» de herhangi bir «temlik» beyanı yer almamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece «rizikonun» sigorta akdinin oluşmasından önce gerçekleşip geçekleşmediği üzerinde durulup buna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emtia nakliyat sigortası · nakliyat sigortası · halefiyet · rücuen tahsil · ek prim · temerrüt
Benzer bu karardaDava, «emtia nakliyat sigortasından» kaynaklandığı iddia olunan tazminatın «rücuen tahsiline» ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücüsü ...’ın %100 oranında kusurlu bulunduğu, davacının sigortalısına 17.335,00 TL ödediği, davacının sigortalısına ödeme yapmakla haklarına halef olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne 17.335,00 TL'nın «temerrüt» faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Olayda uygulanması gereken 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1279. maddesi “Mukavelenin yapıldığı sırada «sigorta ettiren» veya sigortadan faydalanan kimse, «rizikonun» gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta «primini» istiyebilir.” hükmünü haizdir.
Hükümsüz bulunan bir sigorta ilişkisine nazaran yapılan ödeme de 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1301. maddesi uyarınca davacıya «halefiyet» hakkı sağlamaz.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/13705 E. , 2015/13422 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... .. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 12/12/2013
NUMARASI 2012/62-2013/607
Taraflar arasında görülen davada ... .. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya verilen 12.12.2013 tarih ve 2012/62-2013/607 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı K.. Ç.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL'nın altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Gıda Nakliyat Oto. Tic. ve Paz. A.Ş'nin yapacağı emtia sevkiyatlarını Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına aldığını, sigortalının anlaşma yaptığı ve davalılardan ... ...'nun sürücüsü, ... ...'nın kayıt maliki olduğu 35 SZ 863 plakalı araçla taşınan kola emtiasının alıcıya teslim edilmeyerek davalı ... ...'le birlikte üçüncü kişilere satılmak suretiyle elden çıkartıldığını, müvekkilinin sigortalısına 9.980,71 TL ödediğini ileri sürerek bu bedelin ödeme tarihi olan 04.10.2004 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
1-Mahkemece, iddia, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, açılan kamu davasında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmişse de, davalı ... ...'nun ... Asliye Ceza Mahkemesinde emniyeti suistimal fiilini ikrar ettiği, davalı. ... ...'nın araç maliki sıfatıyla kusursuz sorumlu olduğu, davalının İzmir'de teslim etmek üzere almış olduğu sigortalı emtiayı teslim etmeyerek, dava dışı sigortalının zararına sebebiyet verdiği, davacının sigorta poliçesi gereğince hasar bedelini emtia sahiplerine ödediği, bu ödeme tarihinden itibaren davacı sigortanın TTK’nın 1301. maddesi gereğince yasal halef olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.980,71 TL'nın 04.10.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı rücuen alacak istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu 2383277 sayılı Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin 13.08.2004 tarihinde tanzim edildiği, bu poliçede teminat başlangıç tarihinin 10.06.2004 tarihi olarak belirtildiği, rücuen alacak istemine konu hasarın meydana geldiği taşımanın ise 29.07.2004 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, 1126965 sayılı bir poliçe sureti daha sunmuşsa da bu poliçenin sunulan suretinde tanzim tarihi ve teminat verilen tarihler belirtilmemiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1279'ncu maddesine göre, sigorta sözleşmesinin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan riskin gerçekleşmiş olduğunu bilmekte iseler sigorta sözleşmesi hükümsüzdür. Davacı sigorta şirketince düzenlenen 2383277 sayılı sigorta poliçesi ile her ne kadar 10.06.2004 tarihinden itibaren gerçekleşen rizikolara karşı teminat verilmiş ise de, bu poliçenin rizikonun gerçekleşmesinden sonra geriye dönük olarak düzenlendiği, 1126965 sayılı poliçenin ise sunulduğu şekliyle herhangi bir tarih kaydı ihtiva etmediği açıktır.İbranamede sigortalının davacı sigorta şirketine dava konusu ile ilgili 818 sayılı BK'nın 162 vd. maddelerine uygun bir temlikinin de bulunmaması karşısında davacının aktif husumetine ilişkin olarak alacağın temliki hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, öncelikle davacının aktif husumete ehil olup olmadığının denetime elverişli bir şekilde karar yerinde değerlendirilip tartışılmak ve sonucuna göre işin esasına girilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı ... ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı ... ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı ... ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ... ...'e iadesine, 14.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/156225800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz