6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket müdürünün sorumluluğunda genel kurul kararı dava şartıdır

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/18 E. 2021/21 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

Gerekçe özeti

Limited şirket müdürünün şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı sorumluluk davası açılabilmesi için, TTK'nin 618/3-c ve 644. maddeleri yollamasıyla 553. madde ile 408/1 ve 479/3-a maddeleri uyarınca şirket genel kurulunda (ortaklar kurulunda) bu yönde alınmış, yasada öngörülen nisaba uygun bir kararın bulunması dava şartıdır. Bu karar dava açılmadan önce alınmamışsa dahi yargılama sırasında tamamlanabilir; mahkeme, davacıya bu kararın ibrazı için mehil, gerekirse kesin mehil vermeli ve sonucuna göre hüküm kurmalıdır. Bu eksiklik giderilmeden esas hakkında karar verilmesi, kararın kaldırılmasını gerektirir.

Ele alınan sorunlar

Limited şirket müdürünün sorumluluğu davasında genel kurul (ortaklar kurulu) kararının dava şartı olup olmadığı → kabul

Gerekçe: Davalı, davacı şirketin kuruluşundan itibaren 5 yıl süreyle münferiden yetkili şirket müdürü olarak atanmıştır. TTK'nin 644. maddesi uyarınca limited şirket yöneticilerinin sorumluluğu hakkında anonim şirkete ilişkin hükümler uygulanır. 6102 sayılı TTK'de mülga TTK'nin 341. maddesi gibi açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, TTK'nin 618/3-c ve 644. maddeleri yollamasıyla 553. madde ile 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenlemeler karşısında, limited şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunda (ortaklar kurulunda) bu yönde karar alınması gereklidir. TTK'nin 618/3-c maddesi uyarınca yasada öngörülen nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunması sorumluluk davası bakımından dava şartıdır. Davacı şirket tarafından ortaklar kurulunca bu yönde alınmış bir karar sunulmadığından dava açma koşulu oluşmamıştır; ancak bu husus yargılama aşamasında da tamamlanabilir. Bu durumda mahkemece öncelikle ortaklar kurulu tarafından bu yönde alınmış bir kararın ibrazı için davacı tarafa mehil, gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirket müdürünün sorumluluğu davalarında, TTK'nin 618/3-c ve 644. maddeleri yollamasıyla 553, 408/1 ve 479/3-a maddeleri uyarınca ortaklar kurulunca alınmış nisaba uygun bir kararın dava şartı olduğuna ve bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceğine ilişkin tespiti içermesi nedeniyle bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Limited şirket müdürünün sorumluluğu davasında, TTK'nin 618/3-c ve 644. maddeleri yollamasıyla 553, 408/1 ve 479/3-a maddeleri uyarınca ortaklar kurulunca nisaba uygun alınmış bir sorumluluk davası açma kararının bulunması dava şartıdır; bu eksiklik yargılama sırasında tamamlanabilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün sorumluluğu dava şartı ortaklar kurulu kararı nisap re'sen inceleme

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 644TTK 618/3-cTTK 553TTK 408/1TTK 479/3-a · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/18

KARAR NO 2021/21

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/03/2020

NUMARASI 2015/78 Esas-2020/290 Karar

DAVA

Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/01/2021

Davanın kısmen kabulüne yönelik hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin şirketin %99 hissesi iran asıllı ... olan ve %1 hissesi de Temmuz 2013 tarihine kadar davalı ...'e ait olduğunu, Temmuz 2013'den bu yana ...'e ait %1'lik hissenin ...'a devir olduğunu, davalı ...'ün Temmuz 2013 tarihine kadar aynı zamanda şirketi temsile tek başına yetkili olduğunu,tek imza yetkisini kötüye kullandığını, müvekkilinin gerçekleştirdiği işlemler neticesinde faturaları kendi şirketi üzerinden göstererek ödemeleri kendi şirketi adına aldığını ve sahte faturalar düzenlediğini, bunun üzerine yapılan incelemede yeminli mali müşavirden rapor aldırıldığını, müvekkili şirketin uğradığı zararın 222.018-TL olduğunun tesbit edildiği ileri sürerek 222.018-TL'nin 01/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş,davacı vekili 13/03/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 222.018-TL'den 290.000-TL'ye çıkartmıştır.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkilinin çalıştığı sürede prim alacağı olarak 22.000- usd , ile 88.000-TL ayrıca alacaklı olduğunu,bu alacaklarını takas-mahsup ettiklerini, ... firması ile ilgili 31.05.2013 tarihinde kesilmiş faturada tahrifat yapılmadığını, o tarihte kara para aklama suçlaması ile şirketteki tüm kayıt ve belgeler ve bilgisayarlara polisler tarafından el konulduğunu, ayrıca 22.05.2013 tarihinde müvekkilinin şirket müdürlüğü süresinin bittiğini, ... firması ile alakalı 09.01.2013 tarihinde kesilen faturanın İtalya’ya giden tırlara ilgili olduğunu,tüm bağlantıların İran üzerinden kurulduğunu ancak ekonomik ambargo sebebiyle davacı firma aracılığı ile işlemlerin yapıldığını, ... adına düzenlenen faturanın düzenlenme sebebinin, şirket sahibinin ...'ya daha önce İran’ dan doğrudan gönderdiği bozuk malların yerine yeni mal verilmesi olduğunu belirterek davanın reddine ve karşı alacaklarının takas ve mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, ... Ltd. Şti.’ne yapılan 2 adet fatura karşılığı 19.068,80.-TL’lik satış ile ilgili olarak, davalının tahsil ettiği 17.500-TL’lik tahsilat ile 30.04.2013 tarih ... numaralı 50.000-usd’lik çek bedelinin davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına işlenmediğinin bilirkişi raporunda tespit edildiğini, davalı tarafın her ne kadar, her iki tahsilatı da davacı şirketten olan alacaklarına mahsuben yapıldığını iddia etse de, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarından davalının herhangi bir alacağına rastlanmadığı, davalının anılan bedellerden sorumlu olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 128.000- TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; İran Cumhuriyeti'ne karşı uygulanan ambargo gereği uluslararası ticaretin zorunlu kıldığı para ve sermaye transferindeki engeller dolayısıyla ticari ilişkilerin davacı firma aracılığıyla gerçekleştirildiği, davalının davacı şirketin n%1 hissedarı ve sorumlu müdürü olarak şirketi temsil ettiğini, para transferi sağlamak amacıyla zaman zaman dünyanın değişik yerlerinden şirket hesabına para aktarıldığı ve müvekkilinin imzasıyla çekilen bu paraların elden başka insanlara teslim edildiği de bizzat şirketin gerçek sahibi olan ...'in bilgisi dahilinde gerçekleştiği müvekkilinin şirket müdürü ve ortağı olarak üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, ambargo sebebiyle ticari faaliyetlerin kayıt altına alınmadığını, bu kayıt dışılıktan faydalanılarak müvekkilinden davacı şirketin zarara uğradığından bahisle bu zararın tazmininin istenmesinin dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; limited şirket müdürü olarak görev yapan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup ;davalının ,davacı şirketin 28 nisan 2011 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ana sözleşmesi ile şirketin kuruluşundan itibaren 5 yıl süre ile şirketi münferiden yetkili şirket müdürü olarak atandığı anlaşılmaktadır. TTK nun 644.madde uyarınca şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK'nin 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 618/3-c maddesi ve 644. maddesi yollamasıyla 553.

madde ve 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenlemeler karşısında limited şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.(Yargıtay 11.HD nin 2018/2242 esas ,2019/7531 karar sayılı ve 26.11.2019 tarihli ilamı) 6102 Sayılı T.T.K.'nın 618/3.c maddesi uyarınca yasada öngörülen nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunması sorumluluk davası bakımından dava şartıdır.Davacı şirket tarafından ortaklar kurulunca bu yönde alınmış bir karar alınıp sunulmadığından dava açma koşulu oluşmamış ise de bu husus yargılama aşamasında da tamamlanabilir. Bu durumda mahkemece öncelikle ortaklar kurulu tarafından bu yönde alınmış bir karar ibrazı için davacı tarafa mehil ve gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Dava şartına ilişkin bu eksiklik re'sen incelenerek , giderilmek üzere verilen kararın esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/03/2020 Tarih 2015/78 Esas 2020/290 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" Davalı tarafından yatırılan 2.208-TL istinaf harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda H.M.K.'nın 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.12/01/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/143847 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.