İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1390 E. 2015/7314 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözlü sözleşme↗ faturanın tebliği↗ taşıma sözleşmesi↗ ispat yükü↗ fatura↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 01/04/2011 tarihli sözleşme ve eklerinde davalı şirketin yetkili temsilcisinin imzası bulunmadığından sözleşmenin davalı tarafı bağlamayacağı, ancak taraflar arasında 2011 yılından 2013 yılı Haziran ayına kadar sürdürülmüş bir taşımacılık ilişkisinin bulunması sebebiyle aralarında sözlü bir sözleşmenin mevcudiyetinin kabulünün gerektiği, sözlü sözleşmede fiyat artışı konusunda bir anlaşma bulunduğunu ispat yükünün davacıda olduğu, taşıma ilişkisi süresince düzenlenen faturalarda herhangi bir artışın gösterilmediği, davacı tarafça yalnızca taşıma sözleşmenin feshinden sonra fiyat artışı olduğu gerekçesi ile fatura düzenlendiği, davacının fiyat artışı yönünde taraflar arasında bir anlaşma olduğu hususunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece, taraflar arasında sözlü bir sözleşmenin varlığı ve fiyat farkı konusundaki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, davalı taraf taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin feshine ilişkin ihtarında ve 15/07/2013 tarihli faturanın tebliği üzerine iade yazısında, taraflar arasında 11/04/2011 tarihli "yazılı" bir sözleşmenin varlığını kabul etmiş olup, yargılama sırasında davacı tarafça ibraz edilen 11/04/2011 tarihli sözleşme dışında taraflar arasında imzalanmış başka bir yazılı sözleşmenin varlığından söz etmeyip, sadece söz konusu sözleşmedeki davalı şirket tarafından atılan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacı tarafça ibraz edilmiş olan 11/04/2011 tarihli sözleşme kapsamında kaldığının ve sözleşmenin tüm maddeleri itibariyle tarafları bağlayıcı olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu husus gözden kaçırılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1618 E. 2010/7386 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · taahhütname
Benzer bu kararda… lmeden karar verildiği gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının «sermaye taahhüdünü» davacının ödediği, bu ödeme sonunda davalının sermaye payında artış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10271 E. 2014/1312 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının paranın nakit çekilmesine ilişkin talimatın davalı Banka'ya ulaştığının ve işlemler nedeniyle «masraf» alınmayacağı konusunda taraflar arasında anlaşma olduğunun ispatlanamadığı, davalı tarafından alınan «havale» ücretinin makul ve yasal olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, her ne kadar taraflar arasında, işlemlerden «masraf» alınamayacağına dair yazılı bir sözleşme yok ve de davalı da bu hususta sözlü anlaşmanın varlığını inkar etmiş ise de, davacı taraf diğer iddialarının yanında davada, sözlü anlaşmanın varlığının delili olarak, dava konusu işleme kadar yapılan benzer işlemlerden, davalı Banka'nın ücret almadığını ileri sürmüştür.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3943 E. 2013/3776 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözlü yargılama · tenfiz · tebligat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'nın 53. maddesi uyarınca «tenfize» konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, T.C.
Devletine yapılacak tüm «tebligatların» Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda davaya dayanak mahkeme kararının davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle MÖHUK'nın 53. maddesi kapsamında kesinleşmiş bir kararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Davaya konu ... (İstinaf) Mahkemesi'nce 06.05.2009 tarihinde verilen karar, yapılan «sözlü yargılama» sonucu, davalının ...’da bulunan vekili Av. ...’ın huzurunda verilmiş, anılan davalı vekiline karar usulünce tefhim edilmiş ve taraflarca süresinde temyiz edilmemesi üzerine Mahkemesince 08.09.2009 tarihinde karar kesinleştirilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1390 E. , 2015/7314 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEME ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/10/2014 tarih ve 2013/353-2014/369 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 01/04/2011 tarihli sözleşme ve bu sözleşmelerin eki niteliğindeki 05/09/2011 ve 03/10/2011 tarihli sözleşmeler ile müvekkilinin davalıya 30/06/2013 tarihine kadar taşıma hizmeti verdiğini, sözleşmedeki fiyat artış hükmü uyarınca Nisan 2012 - Nisan 2013 arası toplam 33.325,56 TL fiyat farkı alacağı için davalı aleyhine giriştiği icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve % 20 icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin şirketi temsile yetkili kişiler tarafından imzalanmamış olması sebebiyle sözleşmedeki fiyat artış hükmünün şirketi bağlayamayacağını, davacının sözleşme feshedilene kadar fiyat fark ücreti talebinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 01/04/2011 tarihli sözleşme ve eklerinde davalı şirketin yetkili temsilcisinin imzası bulunmadığından sözleşmenin davalı tarafı bağlamayacağı, ancak taraflar arasında 2011 yılından 2013 yılı Haziran ayına kadar sürdürülmüş bir taşımacılık ilişkisinin bulunması sebebiyle aralarında sözlü bir sözleşmenin mevcudiyetinin kabulünün gerektiği, sözlü sözleşmede fiyat artışı konusunda bir anlaşma bulunduğunu ispat yükünün davacıda olduğu, taşıma ilişkisi süresince düzenlenen faturalarda herhangi bir artışın gösterilmediği, davacı tarafça yalnızca taşıma sözleşmenin feshinden sonra fiyat artışı olduğu gerekçesi ile fatura düzenlendiği, davacının fiyat artışı yönünde taraflar arasında bir anlaşma olduğu hususunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece, taraflar arasında sözlü bir sözleşmenin varlığı ve fiyat farkı konusundaki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, davalı taraf taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin feshine ilişkin ihtarında ve 15/07/2013 tarihli faturanın tebliği üzerine iade yazısında, taraflar arasında 11/04/2011 tarihli "yazılı" bir sözleşmenin varlığını kabul etmiş olup, yargılama sırasında davacı tarafça ibraz edilen 11/04/2011 tarihli sözleşme dışında taraflar arasında imzalanmış başka bir yazılı sözleşmenin varlığından söz etmeyip, sadece söz konusu sözleşmedeki davalı şirket tarafından atılan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacı tarafça ibraz edilmiş olan 11/04/2011 tarihli sözleşme kapsamında kaldığının ve sözleşmenin tüm maddeleri itibariyle tarafları bağlayıcı olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece bu husus gözden kaçırılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/138089400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz