Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3943 E. 2013/3776 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözlü yargılama↗ usulüne uygun tebliğ↗ möhuk 47↗ tenfiz↗ tebligat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'nın 53. maddesi uyarınca tenfize konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, T.C. Devletine yapılacak tüm tebligatların Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda davaya dayanak mahkeme kararının davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle MÖHUK'nın 53. maddesi kapsamında kesinleşmiş bir kararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Davaya konu ... (İstinaf) Mahkemesi'nce 06.05.2009 tarihinde verilen karar, yapılan sözlü yargılama sonucu, davalının ...’da bulunan vekili Av. ...’ın huzurunda verilmiş, anılan davalı vekiline karar usulünce tefhim edilmiş ve taraflarca süresinde temyiz edilmemesi üzerine Mahkemesince 08.09.2009 tarihinde karar kesinleştirilmiştir. Ancak yerel mahkemece bu husus gözden kaçırılarak, tenfize konu kararın MÖHUK'nın 53. maddesi hükmü gereğince kesinleşmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13071 E. 2011/5608 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra hukuk mahkemesi · olumsuz oy · hukuki yarar · zamanaşımı · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «icra hukuk» mahkemesinin görevi kapsamında kalan ve «kesin» hükme bağlanan bir hususun genel mahkemeler huzurunda yeniden görülmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, alacağın tespit ve tahsili yönünde bir isteminin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davanın esasına girilerek davacının talebi hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken, davacının dava açmakta «hukuki yararının» olmadığı ve alacağın tespit ve tahsili yönünde bir isteminin bulunmadığı gerekçesiyle red hükmü kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından geri bırakılmasına karar verilen icra takibinin «zamanaşımına» uğramadığının tespiti ile takibin devamına karar verilmesi istemine ilişkin olup İİK’nun 71. maddesi yollaması ile aynı Yasanın 33/a maddesi uyarınca bu tür davaların genel mahkemelerce incelenmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4057 E. 2015/10840 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari dava niteliği · ticari faiz · taşıma sözleşmesi · maddi tazminat · yasal faiz
Benzer bu kararda… bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava hava «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davacılar vekili hükmedilecek tazminata «ticari faiz» yürütülmesini talep etmiş olmasına rağmen, mahkemece davaya konu alacağın «ticari nitelikte» olduğu hususu gözden kaçırılarak «yasal faize» hükmedilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğin …
Mahkemece, tüm dosya kapsamı nazara alınarak «maddi tazminat» isteminin kısmen kabulü ile 2.105,29 TL tazminatın 02/02/2012 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5710 E. 2013/4931 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tefrik · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaA.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Davalı ...'ın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece davalı ... hakkında açılan davanın eldeki dava dosyasından «tefrikine» ve ayrı bir esasa «kaydına» karar verilmesine karşın bu husus gözden kaçırılarak adı geçen davalı hakkında da hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3943 E. , 2013/3776 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ...4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.09.2011 Tarih ve 2011/41-2011/413 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil edip, geri ödemediğini, bunun üzerine müvekkilince davalı aleyhine Essen Eyalet Mahkemesi’nde alacak davası açıldığını, açılan bu davada verilen kararın temyizi üzerine Hamm Yüksek Eyalet (İstinaf) Mahkemesi'nce davalı tarafından 16.016,22 Euro ana paranın 29.03.2007 tarihinden itibaren % 4 faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, anılan mahkemece verilen kararın tanıma ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ilamın konusunun Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisi dahilinde olan bir konuya matuf bulunduğunu, ilamın kamu düzenine aykırı olduğunu, uyuşmazlığın taraflarının Türk vatandaşı olması nedeniyle uyuşmazlığa Türk Hukuku’nun uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin ortağı olan davacının TTK'nın 405. maddesi gereğince müvekkili şirkete verdiğini geri isteme hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'nın 53. maddesi uyarınca tenfize konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, T.C. Devletine yapılacak tüm tebligatların Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda davaya dayanak mahkeme kararının davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle MÖHUK'nın 53. maddesi kapsamında kesinleşmiş bir kararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Davaya konu ... (İstinaf) Mahkemesi'nce 06.05.2009 tarihinde verilen karar, yapılan sözlü yargılama sonucu, davalının ...’da bulunan vekili Av. ...’ın huzurunda verilmiş, anılan davalı vekiline karar usulünce tefhim edilmiş ve taraflarca süresinde temyiz edilmemesi üzerine Mahkemesince 08.09.2009 tarihinde karar kesinleştirilmiştir. Ancak yerel mahkemece bu husus gözden kaçırılarak, tenfize konu kararın MÖHUK'nın 53. maddesi hükmü gereğince kesinleşmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/448117100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz