Kusur karinesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9930 E. 2015/6936 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ limited şirket müdürlüğü↗ şirket müdürlüğü↗ bozma sonrası karar↗ kusur sorumluluğu↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ tasdik kararı↗ şirket müdürü↗ işbölümü↗ şirket zararı↗ iş bölümü↗ ispat yükü↗ uyuşmazlık konusu↗ limited şirket↗ ticari defter↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ eksik inceleme↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “davacı vekilinin delil listesinde belirttiği banka kayıtlarının ilgili yerlerden celbedilip, davacı şirket hesabından düzenli olarak davalının şahsi ödemelerinin yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, taraflar arasında yargılaması devam etmekte olan.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/327 Esas sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının tek tek karşılanması için ek bilirkişi raporu veya gerektiği takdirde üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma sonrası alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, her iki ortağın da şirketi münferit olarak temsile yetkili müdür oldukları, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığından davalının şirket zararına hareket ettiğinin belirlenemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin ortağı ve müdürlerinden birisi olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Somut olayda, davacı tarafça davalının müdür olarak görev yaptığı süre içinde şirkete ait paraları şahsi işlerinde kullandığı, faturasız mal satışı yaparak şirketi zarara uğrattığı ve şirketi karşılıksız olarak borçlandırdığı iddia edilmiş, mahkemece Dairemiz bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunda ise her iki ortak ve müdürün kredi kartları borçlarının şirket hesaplarından ödendiği, ancak bunun şirket adına yapılmış bir harcama olup olmadığının belli olmadığı, kapanış tasdikleri olmayan ticari defterlerde fiilen olmadığı halde mal stokunun mevcut olduğunun kayıtlı olduğu, şirket adına çekilen kredilerin gerçekten şirket için kullanılıp kullanılmadığının belli olmadığı, banka işlemlerinin çoğunlukla davalı tarafından gerçekleştirildiği ve kasadan yapılan ödeme ve tahsilatların kayıtlara geçmediği belirtilmiş ve mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak defterlerin usulsüz tutulması nedeniyle davalının şirket zararına hareket ettiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla anılan Kanun’un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine kusur karinesi kabul edilmiş olup, limited şirket müdürleri, kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır. Bununla birlikte, anılan Kanun'un 325.. maddesi uyarınca idare meclisi lüzumlu defterleri tutmak ve muayyen müddet içinde geçen iş yılına ait bilançoyu kanun hükümleri gereğince tanzim ve umumi heyet toplantısından en az on beş gün önce pay sahiplerinin tetkikine arz etmekle mükelleftir. Buna göre yönetim kurulu üyeleri veya müdürler bu konuda açık bir iş bölümü yapılmamışsa, kendi tutmakla yükümlü bulundukları defterlerdeki aleyhlerine olan kayıtlarla bağlıdır.
Somut uyuşmazlıkta davacı ... ile davalı ...'un her ikisinin de müdür olarak atandıkları uyuşmazlık konusu olmayıp müdürler arasında defterlerin tutulması konusunda yapılmış bir iş bölümünün bulunup bulunmadığı dosya içinden anlaşılamamaktadır.
Bu durumda mahkemece, davacı şirketin ortağı ve müdürü olan davacı ... ile davalı ... arasında defterlerin tutulması konusunda bir işbölümünün bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve şayet defterlerin tutulmasından davalının sorumlu olduğu konusunda bir iş bölümü yapılmışsa, davalının, kendi aleyhindeki şirket defter ve kayıtlarından sorumlu olduğunun kabulü ile yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda şirket müdürü olan davalının şahsi hesabına aktarılan ve yine şahsi kredi kartı borcunun ödenmesinde kullanılan şirket parasının şirket adına harcanıp harcanmadığının ispatı hususunda davalıya ispat imkanı tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11958 E. 2015/8456 K.
Ortak:kusur karinesi · limited şirket müdürlüğü · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · şirket zararı · iş bölümü · ispat yükü · uyuşmazlık konusu
İncelediğiniz karardaOysa, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla anılan Kanun’un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine «kusur karinesi» kabul edilmiş olup, «limited şirket müdürleri», kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır.
Bu durumda mahkemece, davacı şirketin ortağı ve müdürü olan davacı ... ile davalı ... arasında «defterlerin» tutulması konusunda bir «işbölümünün» bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve şayet defterlerin tutulmasından davalının sorumlu olduğu konusunda bir iş «bölümü» yapılmışsa, davalının, kendi aleyhindeki şirket defter ve kayıtlarından sorumlu olduğunun kabulü ile yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda «şirket müdürü» olan davalının şahsi hesabına aktarılan ve yine şahsi kredi kartı borcunun ödenmesinde kullanılan şirket parasının şirket adına harcanıp harcanmadığının ispatı hususunda davalıya ispat imkanı tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/327 Esas sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek davacı vekilinin «bilirkişi raporuna itirazlarının» tek tek karşılanması için ek bilirkişi raporu veya gerektiği takdirde üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece «bozma sonrası» alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, her iki ortağın da şirketi münferit olarak «temsile» yetkili müdür oldukları, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığından davalının «şirket zararına» hareket ettiğinin belirlenemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaOysa, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla anılan Kanun’un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine «kusur karinesi» kabul edilmiş olup, «limited şirket müdürleri», kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır.
2- Dava, «limited şirket müdürü» olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Somut olayda, davalının 10 yıllık süreliğine «şirketin müdürü» olarak atandığı «uyuşmazlık konusu» olmadığı gibi «tasfiye memuru» tarafından gerek 24.11.2007 ve gerekse 28.03.2008 tarihli «ihtarlar» ile şirkete ait «defter» ve tüm belgelerin davalıdan talep edildiği ve davalı tarafından tüm defterlerin tasfiye memuruna «ibraz» edilmediği ve ayrıca şirkete ait bir kamyonun çalınmış olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · özen yükümlülüğü · tasfiye memuru · fesih · ihtar · ek tasfiye · ibraz
Benzer bu karardaSomut olayda, davalının 10 yıllık süreliğine «şirketin müdürü» olarak atandığı «uyuşmazlık konusu» olmadığı gibi «tasfiye memuru» tarafından gerek 24.11.2007 ve gerekse 28.03.2008 tarihli «ihtarlar» ile şirkete ait «defter» ve tüm belgelerin davalıdan talep edildiği ve davalı tarafından tüm defterlerin tasfiye memuruna «ibraz» edilmediği ve ayrıca şirkete ait bir kamyonun çalınmış olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
… olduğunun belli olmadığı, bir aracın başıboş bırakılması nedeniyle çalındığı ve davalının şirket işleyişinden bilgi vermemesi nedeniyle açılan dava sonucu şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu iddia edilmiş, mahkemece «tasfiye» sürecine giren şirkete ait «defter» ve belgelerin tasfiye memurunda olması gerektiği ve sunulan sınırlı sayıdaki defter ve belgelerden davalının «şirketi zarara» uğrattığının ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, tarafların ortağı olduğu «limited şirketin müdürü» olan davalının şirkete ait «defterleri» usulüne uygun veya hiç tutmamasından dolayı sorumlu olduğunun kabulü ile davalının müdür olarak şirkete ait araçların korunması konusunda «özen yükümlülüğüne» aykırı hareket edip etmediğinin, çalınan araç nedeniyle bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığının, yine şirkete ait araçları davalının kendi adına çalıştırıp çalıştırmadığının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirkete ait bir kısım «defterlerin» «ibraz» edilmediği ve defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, ancak salt bu nedenle davalı müdürün sorumlu tutulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7765 E. 2014/371 K.
Ortak:iş bölümü · ispat yükü · ticari defter · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme · e-defter
İncelediğiniz karardaBuna göre «yönetim kurulu» üyeleri veya müdürler bu konuda açık bir iş «bölümü» yapılmamışsa, kendi tutmakla yükümlü bulundukları «defterlerdeki» aleyhlerine olan kayıtlarla bağlıdır.
Bu durumda mahkemece, davacı şirketin ortağı ve müdürü olan davacı ... ile davalı ... arasında «defterlerin» tutulması konusunda bir «işbölümünün» bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve şayet defterlerin tutulmasından davalının sorumlu olduğu konusunda bir iş «bölümü» yapılmışsa, davalının, kendi aleyhindeki şirket defter ve kayıtlarından sorumlu olduğunun kabulü ile yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda «şirket müdürü» olan davalının şahsi hesabına aktarılan ve yine şahsi kredi kartı borcunun ödenmesinde kullanılan şirket parasının şirket adına harcanıp harcanmadığının ispatı hususunda davalıya ispat imkanı tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Somut olayda, davacı tarafça davalının müdür olarak görev yaptığı süre içinde şirkete ait paraları şahsi işlerinde kullandığı, faturasız mal satışı yaparak «şirketi zarara» uğrattığı ve şirketi karşılıksız olarak borçlandırdığı iddia edilmiş, mahkemece Dairemiz bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunda ise her iki ortak ve müdürün kredi kartları borçlarının şirket hesaplarından ödendiği, ancak bunun şirket adına yapılmış bir harcama olup olmadığının belli olmadığı, kapanış «tasdikleri» olmayan «ticari defterlerde» fiilen olmadığı halde mal stokunun mevcut olduğunun kayıtlı olduğu, şirket adına çekilen kredilerin gerçekten şirket için kullanılıp kullanılmadığının belli olmadı …
Benzer bu karardaBuna göre «yönetim kurulu» üyeleri, bu konuda açık bir iş «bölümü» yapılmamışsa, kendi tutmakla yükümlü bulundukları «defterlerdeki» aleyhlerine olan kayıtlarla bağlıdır.
Dolayısıyla mahkemece, davalı şirket «yönetim kurulu» üyeleri arasında, «defterlerin» tutulması konusunda yapılmış bir iş bölümünün bulunup bulunmadığının incelenmesi, böyle bir iş «bölümü» yapılmamışsa veya defterlerin tutulmasından davacının sorumlu olduğu konusunda bir iş bölümü yapılmışsa, dava konusu dönemde davalı şirketin yönetim kurulu üyesi o …
Davalı şirketin ikinci kalem savunmasında dayandığı tüm hususlar da «ticari defter» ve kayıtlarında yer almaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye koyma borcu · bağlantısız bileşik ikrar · ödünç sözleşmesi · yönetim kurulu üyeliği · el koyma · kesin delil · karine · yemin delili
Benzer bu kararda… i raporuna dayanılarak, davacının dayandığı havalelerde her hangi bir açıklamanın bulunmadığı, havalenin mevcut bir borcun söndürülmesi için gönderilmiş sayılacağı, «karine» bu ise de davalının savunmaları nedeniyle «ispat yükünün» davalıya geçtiği, davacının dava dışı Ege Grup Holding A.Ş.'ye borçlu olduğuna ve davacının da davalıya o borcunu ödemesi konusunda talimat verdiğine ilişkin davalının elinde her hangi bir «kesin delilin» bulunmadığı, davalı şirket vekiline «yemin delilinin» hatırlatıldığı halde, verilen «kesin süre» içinde davacıya yemin yöneltmediğinden yemin delilinden vazgeçmiş sayıldığı, ayrıca davacının davalı şirkete «sermaye koyma borcu» ile daha önceden payına düşen ve ödenen genel giderlerden dolayı her hangi bir borcunun bulunmadığının da anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile icra takibine 174.670,60 TL «asıl alacak» ve asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak suretiyle takibin devamına, asıl alacağın %40'ı olan 69.868,26 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, «ödünç sözleşmesine» dayanılarak verildiği iddia edilen paranın iadesi amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalının paranın geri kalan kısmına ilişkin ikinci kalem savunması ise davacının başka bir şirkete olan borcunun davalıya ödendiği vakıasına dayandığından, «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindedir.
Ö.., ana sözleşme ile «yönetim kurulu üyeliğine» getirilmiş, en «son» 21.06.2007 tarihli genel kurul toplantısında yeniden bu göreve seçilmiş, 24.09.2008 tarihli genel kurul toplantısında ise tekrar seçilmemiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15584 E. 2013/500 K.
Ortak:bilirkişi raporuna itiraz · şirket zararı · limited şirket · eksik inceleme · temsil · e-defter
İncelediğiniz karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/327 Esas sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek davacı vekilinin «bilirkişi raporuna itirazlarının» tek tek karşılanması için ek bilirkişi raporu veya gerektiği takdirde üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece «bozma sonrası» alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, her iki ortağın da şirketi münferit olarak «temsile» yetkili müdür oldukları, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığından davalının «şirket zararına» hareket ettiğinin belirlenemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafça davalının müdür olarak görev yaptığı süre içinde şirkete ait paraları şahsi işlerinde kullandığı, faturasız mal satışı yaparak «şirketi zarara» uğrattığı ve şirketi karşılıksız olarak borçlandırdığı iddia edilmiş, mahkemece Dairemiz bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunda ise her iki ortak ve müdürün kredi kartları borçlarının şirket hesaplarından ödendiği, ancak bunun şirket adına yapılmış bir harcama olup olmadığının belli olmadığı, kapanış «tasdikleri» olmayan «ticari defterlerde» fiilen olmadığı halde mal stokunun mevcut olduğunun kayıtlı olduğu, şirket adına çekilen kredilerin gerçekten şirket için kullanılıp kullanılmadığının belli olmadı …
Bu durumda mahkemece, davacı şirketin ortağı ve müdürü olan davacı ... ile davalı ... arasında «defterlerin» tutulması konusunda bir «işbölümünün» bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve şayet defterlerin tutulmasından davalının sorumlu olduğu konusunda bir iş «bölümü» yapılmışsa, davalının, kendi aleyhindeki şirket defter ve kayıtlarından sorumlu olduğunun kabulü ile yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda «şirket müdürü» olan davalının şahsi hesabına aktarılan ve yine şahsi kredi kartı borcunun ödenmesinde kullanılan şirket parasının şirket adına harcanıp harcanmadığının ispatı hususunda davalıya ispat imkanı tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ...'nde eşit oranda hisseye malik oldukları ve her birinin şirketi münferiden «temsile» yetkili bulunduğu, davalının «şirketin zararına» hareket ettiğine ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı şirketin «defterleri» üzerinde yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu alınan ve karara dayanak yapılan rapor ile. davacı şirkette yapılan tüm ticari ve idari faaliyetlerin şirketi münferiden «temsile» yetkili davacı ve davalı iki ortağın bilgisi dahilinde yapılmış olduğu belirtilmiş ise de, davacı vekili tarafından anılan bilirkişi raporuna somut sebepler gösterilerek ciddi itirazlar yapılmıştır.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/327 Esas sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek davacı vekilinin «bilirkişi raporuna itirazlarının» tek tek karşılanması için ek bilirkişi raporu veya gerektiği takdirde üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmadan ve karar yerinde bu itirazlar tartışılmadan yazılı şekilde, «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı şirketin «defterleri» üzerinde yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu alınan ve karara dayanak yapılan rapor ile. davacı şirkette yapılan tüm ticari ve idari faaliyetlerin şirketi münferiden «temsile» yetkili davacı ve davalı iki ortağın bilgisi dahilinde yapılmış olduğu belirtilmiş ise de, davacı vekili tarafından anılan bilirkişi raporuna somut sebepler gösterilerek ciddi itirazlar yapılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9930 E. , 2015/6936 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/04/2014 tarih ve 2013/196-2014/215 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12/05/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının ... İnş. Temizlik Gıda Üretim Paz. San. Tic. Ltd. Şti'nin % 50'şer ortağı olduklarını, şirketin kuruluşundan bugüne kadar fiili ve resmi idaresini davalının yerine getirdiğini, davalının son yıllarda şirketi zarara uğratan eylemleri nedeni ile şirketin mali sıkıntıya girdiğini, davalının şirketin parasını kendi şahsi hesaplarına aktardığını, ayrıca şirketin ticari mallarını faturasız satarak şirketi zarara uğrattığını, davalının eşine ve çocuklarına gayrimenkul bağışladığını, müvekkilinin şirketten 670.000,00 TL alacaklı olduğunu, ancak şirketin bu alacağı karşılayacak mal varlığının bulunmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ...'nin şirket malvarlığını kaçırmaya çalıştığının ortaya çıkması üzerine ortaklar arasında husumet çıktığını, davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, şirket kayıtlarının denetime açık olup bugüne kadar davacının herhangi bir itirazının bulunmadığını, davacının dava açma hak ve yetkisinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “davacı vekilinin delil listesinde belirttiği banka kayıtlarının ilgili yerlerden celbedilip, davacı şirket hesabından düzenli olarak davalının şahsi ödemelerinin yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, taraflar arasında yargılaması devam etmekte olan.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/327 Esas sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının tek tek karşılanması için ek bilirkişi raporu veya gerektiği takdirde üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma sonrası alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, her iki ortağın da şirketi münferit olarak temsile yetkili müdür oldukları, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığından davalının şirket zararına hareket ettiğinin belirlenemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin ortağı ve müdürlerinden birisi olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Somut olayda, davacı tarafça davalının müdür olarak görev yaptığı süre içinde şirkete ait paraları şahsi işlerinde kullandığı, faturasız mal satışı yaparak şirketi zarara uğrattığı ve şirketi karşılıksız olarak borçlandırdığı iddia edilmiş, mahkemece Dairemiz bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunda ise her iki ortak ve müdürün kredi kartları borçlarının şirket hesaplarından ödendiği, ancak bunun şirket adına yapılmış bir harcama olup olmadığının belli olmadığı, kapanış tasdikleri olmayan ticari defterlerde fiilen olmadığı halde mal stokunun mevcut olduğunun kayıtlı olduğu, şirket adına çekilen kredilerin gerçekten şirket için kullanılıp kullanılmadığının belli olmadığı, banka işlemlerinin çoğunlukla davalı tarafından gerçekleştirildiği ve kasadan yapılan ödeme ve tahsilatların kayıtlara geçmediği belirtilmiş ve mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak defterlerin usulsüz tutulması nedeniyle davalının şirket zararına hareket ettiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla anılan Kanun’un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine kusur karinesi kabul edilmiş olup, limited şirket müdürleri, kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır. Bununla birlikte, anılan Kanun'un 325.. maddesi uyarınca idare meclisi lüzumlu defterleri tutmak ve muayyen müddet içinde geçen iş yılına ait bilançoyu kanun hükümleri gereğince tanzim ve umumi heyet toplantısından en az on beş gün önce pay sahiplerinin tetkikine arz etmekle mükelleftir.
Buna göre yönetim kurulu üyeleri veya müdürler bu konuda açık bir iş bölümü yapılmamışsa, kendi tutmakla yükümlü bulundukları defterlerdeki aleyhlerine olan kayıtlarla bağlıdır.
Somut uyuşmazlıkta davacı ... ile davalı ...'un her ikisinin de müdür olarak atandıkları uyuşmazlık konusu olmayıp müdürler arasında defterlerin tutulması konusunda yapılmış bir iş bölümünün bulunup bulunmadığı dosya içinden anlaşılamamaktadır.
Bu durumda mahkemece, davacı şirketin ortağı ve müdürü olan davacı ... ile davalı ... arasında defterlerin tutulması konusunda bir işbölümünün bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve şayet defterlerin tutulmasından davalının sorumlu olduğu konusunda bir iş bölümü yapılmışsa, davalının, kendi aleyhindeki şirket defter ve kayıtlarından sorumlu olduğunun kabulü ile yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda şirket müdürü olan davalının şahsi hesabına aktarılan ve yine şahsi kredi kartı borcunun ödenmesinde kullanılan şirket parasının şirket adına harcanıp harcanmadığının ispatı hususunda davalıya ispat imkanı tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takidr olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 14/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/137232200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz