İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/7765 E. 2014/371 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye koyma borcu↗ bağlantısız bileşik ikrar↗ ödünç sözleşmesi↗ yönetim kurulu üyeliği↗ el koyma↗ kesin delil↗ karine↗ yemin delili↗ ticari defter kayıtları↗ yemin↗ ikrar↗ kesin süre↗ iş bölümü↗ ispat yükü↗ ifa↗ ticari defter↗ havale↗ yönetim kurulu kararı↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının dayandığı havalelerde her hangi bir açıklamanın bulunmadığı, havalenin mevcut bir borcun söndürülmesi için gönderilmiş sayılacağı, karine bu ise de davalının savunmaları nedeniyle ispat yükünün davalıya geçtiği, davacının dava dışı Ege Grup Holding A.Ş.'ye borçlu olduğuna ve davacının da davalıya o borcunu ödemesi konusunda talimat verdiğine ilişkin davalının elinde her hangi bir kesin delilin bulunmadığı, davalı şirket vekiline yemin delilinin hatırlatıldığı halde, verilen kesin süre içinde davacıya yemin yöneltmediğinden yemin delilinden vazgeçmiş sayıldığı, ayrıca davacının davalı şirkete sermaye koyma borcu ile daha önceden payına düşen ve ödenen genel giderlerden dolayı her hangi bir borcunun bulunmadığının da anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile icra takibine 174.670,60 TL asıl alacak ve asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, asıl alacağın %40'ı olan 69.868,26 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ödünç sözleşmesine dayanılarak verildiği iddia edilen paranın iadesi amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı şirketin kurucu ortağı olan müvekkilinin davalıya 30.11.2007 tarihinde toplam 115.500 USD ödünç verdiğini ileri sürmüş, bu iddiasını ispat etmek için de davalının banka hesaplarına gönderdiği havale dekontlarını sunmuştur. Dekontlarda herhangi bir açıklama bulunmadığından, bu havalelerin davalıya olan bir borcun söndürülmesi amacıyla gönderildiği kabul edilir. Dolayısı ile ispat yükümlülüğü anılan dekontlara rağmen davacıya ait olmaya devam edecektir. Davalı vekili ise bu paralardan 10.000 TL'nin davacının müvekkiline olan sermaye borcuna karşılık olarak ödendiğini, 40.000 TL'lik kısmının davacının hissesini devraldığı E. Grup Holding AŞ.'ye olan sermaye borcuna, 86.361,30 TL'nin de aynı şirkete olan hisse devir bedeli borcuna karşılık davalıya ödendiğini, müvekkilinin de bu paraları anılan şirkete gönderdiğini savunmuştur. Davalı savunmasının 10.000 TL.'lik ilk kaleme ilişkin kısmı ile yine davacının davalıya olan bir borcunu ödediği ileri sürüldüğünden, ispat yükümlülüğü ters çevrilmemiş, davacıda kalmaya devam etmiştir. Davalının paranın geri kalan kısmına ilişkin ikinci kalem savunması ise davacının başka bir şirkete olan borcunun davalıya ödendiği vakıasına dayandığından, bağlantısız bileşik ikrar niteliğindedir. Dolayısıyla ispat yükümlülüğü ters çevrilmiş ve bu vakıanın ispat yükümlülüğü davalıya geçmiştir. Esasen tüm bu hususlar mahkemenin de kabulündedir. Ancak, mahkemenin bundan sonraki değerlendirmeleri yanılgılı olmuştur.
Zira öncelikle davacının sermaye borcunu davalı şirketin G. AŞ.'ye olan borcundan 16.995 TL'yi ödemekle ifa ettiğinin kabulü doğru değildir. Sermaye borcunun diğer ortaklar gibi olağan usullerle ve davalı şirkete ödenmesi gereklidir. Mahkemece belirtildiğinin aksine davacının sermaye borcunu bu şekilde ödediğine ilişkin olarak davalının açık bir kabulü de yoktur. O halde bu konudaki ispat yükümlülüğü kendisine düşen davacı, davalı şirkete olan sermaye borcunu ödediğini ispatlayamamıştır.
Yine mahkemece davalı şirketin ikinci kalem savunmasını ispatlamak amacıyla dava dışı E.Grup Holding AŞ.'nin defterlerine dayanamayacağının kabulü de doğru olmamıştır. Zira 1086 sayılı HUMK.'nın 333-336. maddeleri (6100 sayılı HMK.'nın 221. maddesi) uyarınca, aynı Yasa'nın 326. maddesinde (HMK.'nın 219. maddesi) beyan olunan vesikalar üçüncü şahıs yeddinde ise mahkemece onlar tarafından ibraz olunmasına karar verilir. Bu durumda herkes elindeki belgeyi ibraz etmek zorundadır. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta da mahkemenin davalının ikinci kalem savunmalarını ispatlamak amacıyla dava dışı E. Grup Holding AŞ.'nin defterlerine dayanabileceğini kabul etmesi ve bu şirketin defter ve kayıtlarını da incelemesi gereklidir.
Ayrıca 6762 sayılı TTK.'nın 325. maddesi uyarınca idare meclisi lüzumlu defterleri tutmak ve muayyen müddet içinde geçen iş yılına ait bilançoyu kanun hükümleri gereğince tanzim ve umumi heyet toplantısından en az on beş gün önce pay sahiplerinin tetkikine arz etmekle mükelleftir. Buna göre yönetim kurulu üyeleri, bu konuda açık bir iş bölümü yapılmamışsa, kendi tutmakla yükümlü bulundukları defterlerdeki aleyhlerine olan kayıtlarla
bağlıdır. Somut uyuşmazlıkta da davacı N.. Ö.., ana sözleşme ile yönetim kurulu üyeliğine getirilmiş, en son 21.06.2007 tarihli genel kurul toplantısında yeniden bu göreve seçilmiş, 24.09.2008 tarihli genel kurul toplantısında ise tekrar seçilmemiştir. Davalı şirketin ikinci kalem savunmasında dayandığı tüm hususlar da ticari defter ve kayıtlarında yer almaktadır. Dolayısıyla mahkemece, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri arasında, defterlerin tutulması konusunda yapılmış bir iş bölümünün bulunup bulunmadığının incelenmesi, böyle bir iş bölümü yapılmamışsa veya defterlerin tutulmasından davacının sorumlu olduğu konusunda bir iş bölümü yapılmışsa, dava konusu dönemde davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davacının, kendi aleyhindeki davalı defter ve kayıtlarından sorumlu olup olmayacağının değerlendirilmemesi de doğru olmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3984 E. 2024/2534 K.
Ortak:sermaye koyma borcu · bağlantısız bileşik ikrar · yönetim kurulu üyeliği · el koyma · kesin delil · karine · yemin delili · yemin
İncelediğiniz kararda… i raporuna dayanılarak, davacının dayandığı havalelerde her hangi bir açıklamanın bulunmadığı, havalenin mevcut bir borcun söndürülmesi için gönderilmiş sayılacağı, «karine» bu ise de davalının savunmaları nedeniyle «ispat yükünün» davalıya geçtiği, davacının dava dışı Ege Grup Holding A.Ş.'ye borçlu olduğuna ve davacının da davalıya o borcunu ödemesi konusunda talimat verdiğine ilişkin davalının elinde her hangi bir «kesin delilin» bulunmadığı, davalı şirket vekiline «yemin delilinin» hatırlatıldığı halde, verilen «kesin süre» içinde davacıya yemin yöneltmediğinden yemin delilinden vazgeçmiş sayıldığı, ayrıca davacının davalı şirkete «sermaye koyma borcu» ile daha önceden payına düşen ve ödenen genel giderlerden dolayı her hangi bir borcunun bulunmadığının da anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile icra takibine 174.670,60 TL «asıl alacak» ve asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak suretiyle takibin devamına, asıl alacağın %40'ı olan 69.868,26 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalının paranın geri kalan kısmına ilişkin ikinci kalem savunması ise davacının başka bir şirkete olan borcunun davalıya ödendiği vakıasına dayandığından, «bağlantısız bileşik ikrar» niteliğindedir.
Ö.., ana sözleşme ile «yönetim kurulu üyeliğine» getirilmiş, en «son» 21.06.2007 tarihli genel kurul toplantısında yeniden bu göreve seçilmiş, 24.09.2008 tarihli genel kurul toplantısında ise tekrar seçilmemiştir.
Benzer bu kararda… 170 K. sayılı kararı ile davacının dayandığı havalelerde herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, havalenin mevcut bir borcun söndürülmesi için gönderilmiş sayılacağı, «karine» bu ise de davalının savunmaları nedeniyle «ispat yükünün» davalıya geçtiği, davacının dava dışı Ege Grup Holding A.Ş.'ye borçlu olduğuna ve davacının da davalıya o borcunu ödemesi konusunda talimat verdiğine ilişkin davalının elinde her hangi bir «kesin delilin» bulunmadığı, davalı şirket vekiline «yemin delilinin» hatırlatıldığı halde verilen «kesin süre» içinde davacıya yemin yöneltmediğinden yemin delilinden vazgeçmiş sayıldığı, ayrıca davacının davalı şirkete «sermaye koyma borcu» ile daha önceden payına düşen ve ödenen genel giderlerden dolayı her hangi bir borcunun bulunmadığının da anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı Ege Grup Holding A.Ş. ile yapmış olduğu «hisse devir sözleşmesi» ile devir bedeli olan 40.000,00 TL'nin nakden ve peşinen dava dışı şirkete ödendiğini, kaldı ki davalı şirketin müvekkilinin talimatı olmaksızın dava dışı üçüncü şirkete müvekkili adına ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının 86.361,30 TL'nin hisse devir borcuna karşılık alındığı iddiasını ispatlayacak herhangi bir «yazılı delil» de sunamadığını, Ege Grup Holding A.Ş.'den devralınan hisseye ilişkin olarak, davacı müvekkilin Ege Grup Holding A.Ş.'ye bir borcu bulunmadığına ilişkin ıslak imzalı belge sunulduğunu, dava dışı Ege Grup Holding A.Ş.'nin «ticari defterlerinin» halen tespit edilemediğini, «ispat yükü» kendisinde olan davalının bu defterleri «ibraz» edemediğini, müvekkilinin şirketin doğalgazının açılabilmesi için Gaznet A.Ş.'ye kendi hesabından göndermiş olduğu paranın sermaye borcundan «mahsup» edildiğini ve müvekkilinin şirkete sermaye borcu kalmadığını, ancak müvekkilinin sermaye borcuna karşılık yapmış olduğu bu ödemenin mahkemece olağan usulle ödeme olmadığı ve doğrudan davalıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle yok sayıldığını, ayrıca müvekkilinin şirkette pasif «yönetim kurulu» üyesi olduğunu ve 24.09.2008 tarihinde görevinin sona erdiğini, davalı şirketin 2008 yılı ticari defterlerinin kapanış «tasdiki» ise müvekkilinin pasif üyeliği sona erdikten 5 ay sonra yapıldığını, müvekkilinin sırf bir dönem «yönetim kurulu üyeliği» yapmış olması sebebiyle davalı şirketin defterlerindeki aleyhine tüm kayıtlardan sorumlu olacağı yaklaşımının hatalı olduğunu, davalının müvekkilin göndermiş olduğu havalelerin müvekkilin davalı şirkete olan sermaye «koyma» borcuna ve dava dışı Ege Grup Holding A.Ş'ye hisse devir borcuna karşılık ödendiğine yönelik savunmalarla «bağlantısız bileşik ikrarda» bulunduğunu ancak ispat yükünü yerine getirmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:görev dağılımı · ispat külfeti · tasdik kararı · yazılı delil · kötüniyet tazminatı · hisse devir sözleşmesi · mahsup · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı çerçevesinde dava dışı Ege Grup Holding A.Ş.'nin «ticari defter» ve belgelerinin incelenmesinin mümkün olmadığı, davacının davalı şirkete banka aracılığı ile «havale» göndermek suretiyle ödünç verdiği iddiasına dayanak olarak «ibraz» ettiği dekontlarda herhangi bir açıklama bulunmadığı, açıklama içermeyen havalelerin borcun söndürülmesi amacıyla gönderildiğinin kabulü gerektiği, ödünç iddiasını «ispat külfetinin» iddia sahibi davacı üzerinde olduğu, davalının aşamalardaki yazılı ve sözlü beyanlarında davacı tarafından gönderilen havalenin 10.000,00 TL'lik kısmının şirket ortağı olan davacının sermaye borcuna karşılık olarak ödendiği yönünde savunmada bulunduğu, her ne kadar davacı sermaye borcunu davalı şirketin Gaznet A.Ş.'ye olan borcundan 16.995,00 TL'yi ödemekle «ifa» ettiği ileri sürmüş ise de sermaye borcunun diğer ortaklar gibi olağan usullerle ve doğrudan davalı şirkete ödenmesi gerektiği, ayrıca gerek davalının «uyuşmazlık konusu» havalelerin yapıldığı dönemlerde muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak tutulması gerekse de davacının söz konusu tarihlerde davalı şirketin «yönetim kurulu» üyesi olması ve yönetim kurulu üyeleri arasında ticari defter ve belgelerin tutulması hususunda bir «görev dağılımı» bulunmaması nazara alınarak davalı şirketin ticari defter ve belgelerinde davacı tarafından ödünç olarak gönderildiği iddia edilen havalelere ilişkin olarak 40.000,00 TL'lik kısmının davacının hissesini devraldığı Ege Grup Holding AŞ.'ye olan sermaye borcuna, 86.361,30 TL'nin de aynı şirkete olan hisse devir bedeli borcuna karşılık davalıya ödendiği, dava konusu dönemde davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davacının, tutmakla yükümlü olduğu kendi aleyhindeki davalı defter ve kayıtlarından sorumlu olacağı, davalının yasal süre içerisinde «kötüniyet tazminatı» talebinde bulunmadığı, davacının eldeki takibe girişmekte kötüniyetli olduğunu gösterir herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişt …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı Ege Grup Holding A.Ş. ile yapmış olduğu «hisse devir sözleşmesi» ile devir bedeli olan 40.000,00 TL'nin nakden ve peşinen dava dışı şirkete ödendiğini, kaldı ki davalı şirketin müvekkilinin talimatı olmaksızın dava dışı üçüncü şirkete müvekkili adına ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının 86.361,30 TL'nin hisse devir borcuna karşılık alındığı iddiasını ispatlayacak herhangi bir «yazılı delil» de sunamadığını, Ege Grup Holding A.Ş.'den devralınan hisseye ilişkin olarak, davacı müvekkilin Ege Grup Holding A.Ş.'ye bir borcu bulunmadığına ilişkin ıslak imzalı belge sunulduğunu, dava dışı Ege Grup Holding A.Ş.'nin «ticari defterlerinin» halen tespit edilemediğini, «ispat yükü» kendisinde olan davalının bu defterleri «ibraz» edemediğini, müvekkilinin şirketin doğalgazının açılabilmesi için Gaznet A.Ş.'ye kendi hesabından göndermiş olduğu paranın sermaye borcundan «mahsup» edildiğini ve müvekkilinin şirkete sermaye borcu kalmadığını, ancak müvekkilinin sermaye borcuna karşılık yapmış olduğu bu ödemenin mahkemece olağan usulle ödeme olmadığı ve doğrudan davalıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle yok sayıldığını, ayrıca müvekkilinin şirkette pasif «yönetim kurulu» üyesi olduğunu ve 24.09.2008 tarihinde görevinin sona erdiğini, davalı şirketin 2008 yılı ticari defterlerinin kapanış «tasdiki» ise müvekkilinin pasif üyeliği sona erdikten 5 ay sonra yapıldığını, müvekkilinin sırf bir dönem «yönetim kurulu üyeliği» yapmış olması sebebiyle davalı şirketin defterlerindeki aleyhine tüm kayıtlardan sorumlu olacağı yaklaşımının hatalı olduğunu, davalının müvekkilin göndermiş olduğu havalelerin müvekkilin davalı şirkete olan sermaye «koyma» borcuna ve dava dışı Ege Grup Holding A.Ş'ye hisse devir borcuna karşılık ödendiğine yönelik savunmalarla «bağlantısız bileşik ikrarda» bulunduğunu ancak ispat yükünü yerine getirmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7006 E. 2014/13610 K.
Ortak:sermaye koyma borcu · el koyma · kesin delil · karine · yemin delili · yemin · kesin süre · ispat yükü · İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
İncelediğiniz kararda… i raporuna dayanılarak, davacının dayandığı havalelerde her hangi bir açıklamanın bulunmadığı, havalenin mevcut bir borcun söndürülmesi için gönderilmiş sayılacağı, «karine» bu ise de davalının savunmaları nedeniyle «ispat yükünün» davalıya geçtiği, davacının dava dışı Ege Grup Holding A.Ş.'ye borçlu olduğuna ve davacının da davalıya o borcunu ödemesi konusunda talimat verdiğine ilişkin davalının elinde her hangi bir «kesin delilin» bulunmadığı, davalı şirket vekiline «yemin delilinin» hatırlatıldığı halde, verilen «kesin süre» içinde davacıya yemin yöneltmediğinden yemin delilinden vazgeçmiş sayıldığı, ayrıca davacının davalı şirkete «sermaye koyma borcu» ile daha önceden payına düşen ve ödenen genel giderlerden dolayı her hangi bir borcunun bulunmadığının da anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile icra takibine 174.670,60 TL «asıl alacak» ve asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak suretiyle takibin devamına, asıl alacağın %40'ı olan 69.868,26 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş.'ye borçlu olduğuna ve davacının da davalıya o borcunu ödemesi konusunda talimat verdiğine ilişkin davalının elinde her hangi bir «kesin delilin» bulunmadığı, davalı şirket vekiline «yemin delilinin» hatırlatıldığı halde verilen «kesin süre» içinde davacıya yemin yöneltmediğinden yemin delilinden vazgeçmiş sayıldığı, ayrıca davacının davalı şirkete «sermaye koyma borcu» ile daha önceden payına düşen ve ödenen genel giderlerden dolayı her hangi bir borcunun bulunmadığının da anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen ka …
Mahkemece, davacının dayandığı havalelerde her hangi bir açıklamanın bulunmadığı, havalenin mevcut bir borcun söndürülmesi için gönderilmiş sayılacağı, «karine» bu ise de davalının savunmaları nedeniyle «ispat yükünün» davalıya geçtiği, davacının dava dışı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Ortak:havale · ibraz · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, davalı şirketin kurucu ortağı olan müvekkilinin davalıya 30.11.2007 tarihinde toplam 115.500 USD ödünç verdiğini ileri sürmüş, bu iddiasını ispat etmek için de davalının banka hesaplarına gönderdiği «havale» dekontlarını sunmuştur.
Zira 1086 sayılı HUMK.'nın 333-336. maddeleri (6100 sayılı HMK.'nın 221. maddesi) uyarınca, aynı Yasa'nın 326. maddesinde (HMK.'nın 219. maddesi) beyan olunan vesikalar üçüncü şahıs yeddinde ise mahkemece onlar tarafından «ibraz» olunmasına karar verilir.
Bu durumda herkes elindeki belgeyi «ibraz» etmek zorundadır.
Benzer bu karardaDavacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
Temyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · harç
Benzer bu karardaTemyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/7765 E. , 2014/371 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 29/03/2012
NUMARASI 2010/410-2012/170
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.03.2012 tarih ve 2010/410-2012/170 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.01.2014 günü hazır bulunan davalı vekili Av. A.. E.. ile davacı vekili Av. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, davalının bir dönem maddi sıkıntıya girmesi nedeniyle davalı şirket yöneticilerinin müvekkilinden ödünç para istediklerini, müvekkilinin de davalının İş Bankası Başkent/Ankara Şubesi'ndeki hesabına 30/11/2007 tarihinde 100.000 USD karşılığı 118.000 TL ve yine aynı tarihte aynı şubedeki başka bir hesabına da 15.500 USD havale ettiğini, müvekkilinin verdiği ödünç miktarı olan toplam 115.500 USD'nin iadesi için noterden keşide ettiği ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalı hakkında 174.670,60 TL üzerinden icra takibine girişildiğini, davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan ödünç para almadığını, davacının ödemesinin sermaye borcu ile davacının dava dışı E. Grup Holding A.Ş.'ye olan borcuna karşılık yapıldığını, bu paranın da müvekkili tarafından dava dışı Ege Grup Holding A.Ş.'ye aktarıldığını savunarak davanın reddini istemiş, davacının %40'dan az olmamak üzere tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının dayandığı havalelerde her hangi bir açıklamanın bulunmadığı, havalenin mevcut bir borcun söndürülmesi için gönderilmiş sayılacağı, karine bu ise de davalının savunmaları nedeniyle ispat yükünün davalıya geçtiği, davacının dava dışı Ege Grup Holding A.Ş.'ye borçlu olduğuna ve davacının da davalıya o borcunu ödemesi konusunda talimat verdiğine ilişkin davalının elinde her hangi bir kesin delilin bulunmadığı, davalı şirket vekiline yemin delilinin hatırlatıldığı halde, verilen kesin süre içinde davacıya yemin yöneltmediğinden yemin delilinden vazgeçmiş sayıldığı, ayrıca davacının davalı şirkete sermaye koyma borcu ile daha önceden payına düşen ve ödenen genel giderlerden dolayı her hangi bir borcunun bulunmadığının da anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile icra takibine 174.670,60 TL asıl alacak ve asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, asıl alacağın %40'ı olan 69.868,26 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ödünç sözleşmesine dayanılarak verildiği iddia edilen paranın iadesi amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı şirketin kurucu ortağı olan müvekkilinin davalıya 30.11.2007 tarihinde toplam 115.500 USD ödünç verdiğini ileri sürmüş, bu iddiasını ispat etmek için de davalının banka hesaplarına gönderdiği havale dekontlarını sunmuştur. Dekontlarda herhangi bir açıklama bulunmadığından, bu havalelerin davalıya olan bir borcun söndürülmesi amacıyla gönderildiği kabul edilir. Dolayısı ile ispat yükümlülüğü anılan dekontlara rağmen davacıya ait olmaya devam edecektir. Davalı vekili ise bu paralardan 10.000 TL'nin davacının müvekkiline olan sermaye borcuna karşılık olarak ödendiğini, 40.000 TL'lik kısmının davacının hissesini devraldığı E. Grup Holding AŞ.'ye olan sermaye borcuna, 86.361,30 TL'nin de aynı şirkete olan hisse devir bedeli borcuna karşılık davalıya ödendiğini, müvekkilinin de bu paraları anılan şirkete gönderdiğini savunmuştur.
Davalı savunmasının 10.000 TL.'lik ilk kaleme ilişkin kısmı ile yine davacının davalıya olan bir borcunu ödediği ileri sürüldüğünden, ispat yükümlülüğü ters çevrilmemiş, davacıda kalmaya devam etmiştir. Davalının paranın geri kalan kısmına ilişkin ikinci kalem savunması ise davacının başka bir şirkete olan borcunun davalıya ödendiği vakıasına dayandığından, bağlantısız bileşik ikrar niteliğindedir. Dolayısıyla ispat yükümlülüğü ters çevrilmiş ve bu vakıanın ispat yükümlülüğü davalıya geçmiştir. Esasen tüm bu hususlar mahkemenin de kabulündedir. Ancak, mahkemenin bundan sonraki değerlendirmeleri yanılgılı olmuştur.
Zira öncelikle davacının sermaye borcunu davalı şirketin G. AŞ.'ye olan borcundan 16.995 TL'yi ödemekle ifa ettiğinin kabulü doğru değildir. Sermaye borcunun diğer ortaklar gibi olağan usullerle ve davalı şirkete ödenmesi gereklidir. Mahkemece belirtildiğinin aksine davacının sermaye borcunu bu şekilde ödediğine ilişkin olarak davalının açık bir kabulü de yoktur. O halde bu konudaki ispat yükümlülüğü kendisine düşen davacı, davalı şirkete olan sermaye borcunu ödediğini ispatlayamamıştır.
Yine mahkemece davalı şirketin ikinci kalem savunmasını ispatlamak amacıyla dava dışı E.Grup Holding AŞ.'nin defterlerine dayanamayacağının kabulü de doğru olmamıştır. Zira 1086 sayılı HUMK.'nın 333-336. maddeleri (6100 sayılı HMK.'nın 221. maddesi) uyarınca, aynı Yasa'nın 326. maddesinde (HMK.'nın 219. maddesi) beyan olunan vesikalar üçüncü şahıs yeddinde ise mahkemece onlar tarafından ibraz olunmasına karar verilir. Bu durumda herkes elindeki belgeyi ibraz etmek zorundadır. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta da mahkemenin davalının ikinci kalem savunmalarını ispatlamak amacıyla dava dışı E. Grup Holding AŞ.'nin defterlerine dayanabileceğini kabul etmesi ve bu şirketin defter ve kayıtlarını da incelemesi gereklidir.
Ayrıca 6762 sayılı TTK.'nın 325. maddesi uyarınca idare meclisi lüzumlu defterleri tutmak ve muayyen müddet içinde geçen iş yılına ait bilançoyu kanun hükümleri gereğince tanzim ve umumi heyet toplantısından en az on beş gün önce pay sahiplerinin tetkikine arz etmekle mükelleftir. Buna göre yönetim kurulu üyeleri, bu konuda açık bir iş bölümü yapılmamışsa, kendi tutmakla yükümlü bulundukları defterlerdeki aleyhlerine olan kayıtlarla
bağlıdır. Somut uyuşmazlıkta da davacı N.. Ö.., ana sözleşme ile yönetim kurulu üyeliğine getirilmiş, en son 21.06.2007 tarihli genel kurul toplantısında yeniden bu göreve seçilmiş, 24.09.2008 tarihli genel kurul toplantısında ise tekrar seçilmemiştir. Davalı şirketin ikinci kalem savunmasında dayandığı tüm hususlar da ticari defter ve kayıtlarında yer almaktadır. Dolayısıyla mahkemece, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri arasında, defterlerin tutulması konusunda yapılmış bir iş bölümünün bulunup bulunmadığının incelenmesi, böyle bir iş bölümü yapılmamışsa veya defterlerin tutulmasından davacının sorumlu olduğu konusunda bir iş bölümü yapılmışsa, dava konusu dönemde davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davacının, kendi aleyhindeki davalı defter ve kayıtlarından sorumlu olup olmayacağının değerlendirilmemesi de doğru olmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101817600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz