Kusur karinesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/11958 E. 2015/8456 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ limited şirket müdürlüğü↗ limited şirket müdürü↗ şirket müdürlüğü↗ özen yükümlülüğü↗ kusur sorumluluğu↗ şirket müdürü↗ şirket zararı↗ iş bölümü↗ tasfiye memuru↗ ispat yükü↗ fesih↗ uyuşmazlık konusu↗ ihtar↗ limited şirket↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirkete ait bir kısım defterlerin ibraz edilmediği ve defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, ancak salt bu nedenle davalı müdürün sorumlu tutulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, limited şirket müdürü olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Somut olayda, davacı tarafça davalının müdür olarak görev yaptığı süre içinde şirketin gelirlerini şahsi işlerinde kullandığı, şirkete ait araçların usulsüz işlemler ile davalının ortağı olduğu dava dışı şirkete devredildiği, şirkete ait araçların akıbetinin ne olduğunun belli olmadığı, bir aracın başıboş bırakılması nedeniyle çalındığı ve davalının şirket işleyişinden bilgi vermemesi nedeniyle açılan dava sonucu şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu iddia edilmiş, mahkemece tasfiye sürecine giren şirkete ait defter ve belgelerin tasfiye memurunda olması gerektiği ve sunulan sınırlı sayıdaki defter ve belgelerden davalının şirketi zarara uğrattığının ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla anılan Kanun’un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine kusur karinesi kabul edilmiş olup, limited şirket müdürleri, kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır. Bununla birlikte, anılan Kanun'un 325. maddesi uyarınca idare meclisi lüzumlu defterleri tutmak ve muayyen müddet içinde geçen iş yılına ait bilançoyu kanun hükümleri gereğince tanzim ve umumi heyet toplantısından en az on beş gün önce pay sahiplerinin tetkikine arz etmekle mükelleftir. Buna göre yönetim kurulu üyeleri veya müdürler bu konuda açık bir iş bölümü yapılmamışsa, şirket için gerekli defterleri tutmakla yükümlü bulundukları gibi defterlerdeki aleyhlerine olan kayıtlarla da bağlıdır. Kanunen tutulması gereken defterlerin yönetim kurulu veya müdürler tarafından tutulmaması, defterlerin düzensiz tutulmuş olması veya kanuni süreler içinde saklanması yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hallerinde meydana gelen zararlardan dolayı yönetim kurulu üyeleri veya bununla yükümlü olan müdürler doğrudan sorumludurlar.
Somut olayda, davalının 10 yıllık süreliğine şirketin müdürü olarak atandığı uyuşmazlık konusu olmadığı gibi tasfiye memuru tarafından gerek 24.11.2007 ve gerekse 28.03.2008 tarihli ihtarlar ile şirkete ait defter ve tüm belgelerin davalıdan talep edildiği ve davalı tarafından tüm defterlerin tasfiye memuruna ibraz edilmediği ve ayrıca şirkete ait bir kamyonun çalınmış olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, tarafların ortağı olduğu limited şirketin müdürü olan davalının şirkete ait defterleri usulüne uygun veya hiç tutmamasından dolayı sorumlu olduğunun kabulü ile davalının müdür olarak şirkete ait araçların korunması konusunda özen yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediğinin, çalınan araç nedeniyle bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığının, yine şirkete ait araçları davalının kendi adına çalıştırıp çalıştırmadığının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9930 E. 2015/6936 K.
Ortak:kusur karinesi · limited şirket müdürlüğü · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · şirket zararı · iş bölümü · ispat yükü · uyuşmazlık konusu
İncelediğiniz karardaOysa, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla anılan Kanun’un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine «kusur karinesi» kabul edilmiş olup, «limited şirket müdürleri», kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır.
2- Dava, «limited şirket müdürü» olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Somut olayda, davalının 10 yıllık süreliğine «şirketin müdürü» olarak atandığı «uyuşmazlık konusu» olmadığı gibi «tasfiye memuru» tarafından gerek 24.11.2007 ve gerekse 28.03.2008 tarihli «ihtarlar» ile şirkete ait «defter» ve tüm belgelerin davalıdan talep edildiği ve davalı tarafından tüm defterlerin tasfiye memuruna «ibraz» edilmediği ve ayrıca şirkete ait bir kamyonun çalınmış olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaOysa, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla anılan Kanun’un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine «kusur karinesi» kabul edilmiş olup, «limited şirket müdürleri», kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır.
Bu durumda mahkemece, davacı şirketin ortağı ve müdürü olan davacı ... ile davalı ... arasında «defterlerin» tutulması konusunda bir «işbölümünün» bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve şayet defterlerin tutulmasından davalının sorumlu olduğu konusunda bir iş «bölümü» yapılmışsa, davalının, kendi aleyhindeki şirket defter ve kayıtlarından sorumlu olduğunun kabulü ile yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda «şirket müdürü» olan davalının şahsi hesabına aktarılan ve yine şahsi kredi kartı borcunun ödenmesinde kullanılan şirket parasının şirket adına harcanıp harcanmadığının ispatı hususunda davalıya ispat imkanı tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/327 Esas sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek davacı vekilinin «bilirkişi raporuna itirazlarının» tek tek karşılanması için ek bilirkişi raporu veya gerektiği takdirde üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece «bozma sonrası» alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, her iki ortağın da şirketi münferit olarak «temsile» yetkili müdür oldukları, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığından davalının «şirket zararına» hareket ettiğinin belirlenemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · bilirkişi raporuna itiraz · tasdik kararı · işbölümü · ticari defter · temsil
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/327 Esas sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek davacı vekilinin «bilirkişi raporuna itirazlarının» tek tek karşılanması için ek bilirkişi raporu veya gerektiği takdirde üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece «bozma sonrası» alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, her iki ortağın da şirketi münferit olarak «temsile» yetkili müdür oldukları, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığından davalının «şirket zararına» hareket ettiğinin belirlenemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafça davalının müdür olarak görev yaptığı süre içinde şirkete ait paraları şahsi işlerinde kullandığı, faturasız mal satışı yaparak «şirketi zarara» uğrattığı ve şirketi karşılıksız olarak borçlandırdığı iddia edilmiş, mahkemece Dairemiz bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunda ise her iki ortak ve müdürün kredi kartları borçlarının şirket hesaplarından ödendiği, ancak bunun şirket adına yapılmış bir harcama olup olmadığının belli olmadığı, kapanış «tasdikleri» olmayan «ticari defterlerde» fiilen olmadığı halde mal stokunun mevcut olduğunun kayıtlı olduğu, şirket adına çekilen kredilerin gerçekten şirket için kullanılıp kullanılmadığının belli olmadı …
Bu durumda mahkemece, davacı şirketin ortağı ve müdürü olan davacı ... ile davalı ... arasında «defterlerin» tutulması konusunda bir «işbölümünün» bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve şayet defterlerin tutulmasından davalının sorumlu olduğu konusunda bir iş «bölümü» yapılmışsa, davalının, kendi aleyhindeki şirket defter ve kayıtlarından sorumlu olduğunun kabulü ile yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda «şirket müdürü» olan davalının şahsi hesabına aktarılan ve yine şahsi kredi kartı borcunun ödenmesinde kullanılan şirket parasının şirket adına harcanıp harcanmadığının ispatı hususunda davalıya ispat imkanı tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17037 E. 2013/22036 K.
Ortak:tasfiye memuru · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davalının 10 yıllık süreliğine «şirketin müdürü» olarak atandığı «uyuşmazlık konusu» olmadığı gibi «tasfiye memuru» tarafından gerek 24.11.2007 ve gerekse 28.03.2008 tarihli «ihtarlar» ile şirkete ait «defter» ve tüm belgelerin davalıdan talep edildiği ve davalı tarafından tüm defterlerin tasfiye memuruna «ibraz» edilmediği ve ayrıca şirkete ait bir kamyonun çalınmış olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
… olduğunun belli olmadığı, bir aracın başıboş bırakılması nedeniyle çalındığı ve davalının şirket işleyişinden bilgi vermemesi nedeniyle açılan dava sonucu şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu iddia edilmiş, mahkemece «tasfiye» sürecine giren şirkete ait «defter» ve belgelerin tasfiye memurunda olması gerektiği ve sunulan sınırlı sayıdaki defter ve belgelerden davalının «şirketi zarara» uğrattığının ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Benzer bu karardaKararı, davalı «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
2- Ancak, talep edilmediği halde davacı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle mümeyyiz davalı «tasfiye memuru» yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı «tasfiye» memurunun aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu kararda2- Ancak, talep edilmediği halde davacı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle mümeyyiz davalı «tasfiye memuru» yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/11958 E. , 2015/8456 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 01/04/2014
NUMARASI 2009/652-2014/84
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/04/2014 tarih ve 2009/652-2014/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ise de duruşma günü olan 16/06/2015 tarihinde davacı vekili tarafından duruşmadan vazgeçme dilekçesi de dikkate alınarak, dosyanın incelenmesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların dava dışı limited şirketin ortakları olduklarını, davalının aynı zamanda şirketin müdürü olduğunu, davalının şirkete ait araçların yaptığı taşıma nedeniyle elde edilen gelirleri kendi uhdesine geçirdiğini, şirkete ait defter ve kayıtların gereği gibi veya hiç tutulmadığını, bu nedenle müvekkili ve şirketin zarara uğradığını, şirketin mahkeme kararı ile fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, bundan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile şirkete verilmesini, 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirkete ait araçlarla ile yapılan taşıma sonucu elde edilen gelirin araçların taksitlerinde kullanıldığını, zamanla akaryakıt ve diğer gider fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle şirketin zarar ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirkete ait bir kısım defterlerin ibraz edilmediği ve defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, ancak salt bu nedenle davalı müdürün sorumlu tutulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, limited şirket müdürü olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Somut olayda, davacı tarafça davalının müdür olarak görev yaptığı süre içinde şirketin gelirlerini şahsi işlerinde kullandığı, şirkete ait araçların usulsüz işlemler ile davalının ortağı olduğu dava dışı şirkete devredildiği, şirkete ait araçların akıbetinin ne olduğunun belli olmadığı, bir aracın başıboş bırakılması nedeniyle çalındığı ve davalının şirket işleyişinden bilgi vermemesi nedeniyle açılan dava sonucu şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu iddia edilmiş, mahkemece tasfiye sürecine giren şirkete ait defter ve belgelerin tasfiye memurunda olması gerektiği ve sunulan sınırlı sayıdaki defter ve belgelerden davalının şirketi zarara uğrattığının ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla anılan Kanun’un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine kusur karinesi kabul edilmiş olup, limited şirket müdürleri, kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır. Bununla birlikte, anılan Kanun'un 325. maddesi uyarınca idare meclisi lüzumlu defterleri tutmak ve muayyen müddet içinde geçen iş yılına ait bilançoyu kanun hükümleri gereğince tanzim ve umumi heyet toplantısından en az on beş gün önce pay sahiplerinin tetkikine arz etmekle mükelleftir.
Buna göre yönetim kurulu üyeleri veya müdürler bu konuda açık bir iş bölümü yapılmamışsa, şirket için gerekli defterleri tutmakla yükümlü bulundukları gibi defterlerdeki aleyhlerine olan kayıtlarla da bağlıdır. Kanunen tutulması gereken defterlerin yönetim kurulu veya müdürler tarafından tutulmaması, defterlerin düzensiz tutulmuş olması veya kanuni süreler içinde saklanması yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hallerinde meydana gelen zararlardan dolayı yönetim kurulu üyeleri veya bununla yükümlü olan müdürler doğrudan sorumludurlar.
Somut olayda, davalının 10 yıllık süreliğine şirketin müdürü olarak atandığı uyuşmazlık konusu olmadığı gibi tasfiye memuru tarafından gerek 24.11.2007 ve gerekse 28.03.2008 tarihli ihtarlar ile şirkete ait defter ve tüm belgelerin davalıdan talep edildiği ve davalı tarafından tüm defterlerin tasfiye memuruna ibraz edilmediği ve ayrıca şirkete ait bir kamyonun çalınmış olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, tarafların ortağı olduğu limited şirketin müdürü olan davalının şirkete ait defterleri usulüne uygun veya hiç tutmamasından dolayı sorumlu olduğunun kabulü ile davalının müdür olarak şirkete ait araçların korunması konusunda özen yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediğinin, çalınan araç nedeniyle bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığının, yine şirkete ait araçları davalının kendi adına çalıştırıp çalıştırmadığının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/134548200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz