Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/17827 E. 2015/6331 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eski hale getirme↗ mazeret↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ sorumluluk davası↗ tahsilde tekerrür↗ gerçek zarar↗ davanın konusu↗ şirket zararı↗ derdestlik↗ kesin süre↗ tmsf↗ uyuşmazlık konusu↗ haksız fiil↗ tebligat↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ kesin hüküm↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalılardan ...'nun davacı şirketin yönetim kurulu üyesi, ...'nün genel müdürü, ....'in icra kurulu üyesi, ...'in nakit akış koordinatörü, ...'ın finasman müdürü,... ile ...'in ise dava dışı ...'de muhasebe müdürü ve muhasebe direktörleri oldukları, bu kişilerin davacı şirketin yetkilisi ve çalışanı bulunmadıkları, sorumluluk zincirinde yer almadıkları, zarar ile bağlantılarının olmadığı, davacı zararının belirlendiği, usulsüz şekilde dava dışı ... Parti Genel Başkan Yardımcısına davacı hesaplarından para aktarıldığı, yöneticiler ile denetçiler hakkında aynı istemle dava açıldığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin işlemle ilgili olarak bir açıklama yapmadıkları, işbu davanın tahsilde tekerrür olmaması istemli olarak ikame edildiği, dava dışı şirkette çalışan davalılar dışındaki davalıların zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle 10.000 TL'nin dava tarihinden ve ıslah edilen 389.335,32 TL'nin ise ıslah tarihi olan 26.09.2008 tarihinden itibaren davalılar ..., ... ve ... yönünden kabulü ile yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine dair verilen karar davacı vekili ile davalılar .., ... ve .... vekilleri tarafından temyiz edilmiş, davalı ... vekilinin temyiz isteminin süreden reddine dair mahkemece ek karar verilmiş, ek kararın anılan davalı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine Dairemizin 03.06.2014 tarihli kararı ile ek karara yönelik temyiz itirazı reddedilmiş, diğer mümeyyiz davalılar yararına karar bozulmuştur.
Davacı vekili ve davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
1- Dava, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi, icra komitesi üyesi ve çalışanları olduğu ileri sürülen davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu davalılar ..., ... ve ... yönünden kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir. Davalı .... vekili, kararı 11.05.2012 tarihinde temyiz etmiş, 21.05.2012 tarihli dilekçesi ile temyiz dilekçesine ... Devlet Hastanesi Aile Hekiminden alınan 8.5.2012- 10.5.2012 tarihlerini kapsar rapor kağıdını ekleyerek temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulünü istemiş, diğer bir deyişle HMK’nun 95. vd. maddeleri uyarınca eski hale getirme talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 22.05.2012 tarihli kararı ile temyiz süresi geçtiğinden anılan davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiş, davalı vekili bu kararı süresinde temyiz etmiştir.
Eski hale getirme talebi HMK’nun 95. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup. HMK'nun 95 vd. maddeleri uyarınca elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hale getirme talebinde bulunabilir. Düşen bir hakkın eski hale getirilmesine karar verilebilmesi için belli süre içerisinde işlem yapmaya mecbur olan kimsenin veya vekilinin arzu ve isteği dışında o işlemi yapmaktan aciz olduğu kanıtlanmış bulunmalıdır. Yine aynı kanunun 98.maddesi hükmüne göre ise, hüküm verilmeden önceki eski hale getirme istemleri davaya bakan mahkemeye, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine eski hale getirme istemleri ise hükmü temyizen İncelenmekle görevli Yargıtay Dairesi’ne yapılmalıdır. Başka bir deyişle HMK’nun 98.maddesi hükmü gereğince, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine eski hale getirme istemlerinin incelenmesi, hükmü temyizen İncelenmekle görevli Yargıtay Daİresi’ne ait olduğundan, davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 3.6.2014 tarih ve 2014/2082-10376 sayılı olup anılan davalı hakkındaki (1) nolu bendindeki “temyiz itirazlarının reddine'' ilişkin kısmın kaldırılmasına, keza anılan davalı vekilinin eski hale getirme istemi Yargıtayca incelenmeksizin verilmiş bulunan mahkemenin 22.05.2012 tarih ve 2011/36-121 sayılı ek kararının yerinde olmadığı anlaşılmakla, bu kararın da bozularak kaldırılmasına karar verilerek, anılan davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz istemiyle ilgili eski hale getirme isteminin incelenmesine geçilmesi gerekmiştir.
2- Somut olayda mahkeme kararı, davalı ... vekilinin dosyada mevcut adresine Tebligat Yasası hükümlerine göre usulünce tebliğ edilmiş ve davalı vekili Av. ... 08.05.2012 tarihinde göğüs ağrısı ile hastaneye müracaat ettiğini bu nedenle de temyiz süresinin kaçırıldığını belirtmiştir. Dosyada bulunan ve temyiz aşamasında ileri sürülen mazeretin HMK'nun 95. maddesindeki kesin sürenin elde olmayan sebeple kaçırılması (m.95,1) ve başvurulacak başka hukukî yol olmaması (m.95,2) kapsamında değerlendirilmesi mümkün görülmesi nedeniyle davalı ... vekilinin eski hale getirme isteminin kabulü ile mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesine karar vermek gerekmiştir.
3- Davalı ... vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; davalı ... davacı şirketin yönetim kurulu üyesi ve 2. derece A gurubu imza yetkilisi olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi hükmüne göre, şirket muamelelerinin icra safhasına taalluk eden kısmı, esas mukavele veya umumi heyet veya idare meclisi kararıyla idare meclisi azasından veya ortaklardan olmayan bir müdüre tevdi edildiği takdirde; müdür, kanun veya esas mukavele yahut iş görme şartlarını tesbit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri, gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olması halinde idare meclisi azasının mesuliyetlerine ait hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklarına karşı mesul olacağı hükmünü haizdir. Davalı genel müdür olup, işbu davanın konusu vakıalara dayalı olarak genel kurul kararı uyarınca önceden hakkında sorumluluk davası açıldığı tarafların da kabulündedir. Temyize konu bu dava, anılan davalının genel müdür sıfatı nedeniyle doğrudan teftiş kurulu raporuna dayalı olarak açılmıştır. Ancak, genel müdür sıfatıyla temsil ve ilzama yetkili kişiler hakkında şirkete karşı verdiği zararın tahsili davası da somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi kapsamında olup, haksız fiil hükümlerine dayalı doğrudan dava açılması mümkün değildir. Yine yukarıda açıklandığı üzere, aynı vakıalarla ilgili olarak davacı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasının derdest olduğu tartışmasızdır. Mahkemece, o davayla ilgili olarak davacı şirketin hesaplarından zarar verici işlemlerle ilgili yönetim kurulu ve denetçilerin bir açıklama yapmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, şirketin zararına ilişkin olduğu ileri sürülen işlemlerin neler olduğu, ne zaman ve kimler tarafından gerçekleştirildiği, zararın boyutu gibi hususların doğru ve net şekilde ortaya çıkarılması, adaletin doğru tesis edilmesi ve taraf menfaatleri bakımından, yönetim kurulu ve denetçiler hakkındaki açılan davayla işbu davanın birlikte görülmesi veya işbu davanın o davanın sonucunu beklemesi gerektiği kabul edilmelidir.
O halde, davalı hakkında doğrudan teftiş kurulu raporuna dayalı olarak dava açılamayacağı, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca dava açılması için alınmış bir genel kurul kararı olup olmadığı üzerinde durulması, kararın bulunmadığı sonucuna varılırsa bu usulü eksikliğin giderilmesi, dava açılması yönündeki usulü eksiklik tamamlandığında eldeki davanın, davacının yönetim kurulu ile denetçiler hakkında açılan davayla birleştirilmesi veya o davanın sonucunun beklenilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından davalı ... vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulüyle Dairemizin 03.06.2014 tarih ve 2014/2082-2014/10376 karar sayılı ilamının bu davalı yönünden bir bent daha eklenerek kararın .... yararına da bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4- Davacı TMSF vekilinin karar düzeltme istemine gelince; davalı ... yönünden verilen işbu temyiz ilamının taraflara tebliği İle tarafların anılan davalı bakımından verilen işbu karara karşı yasal karar düzeltme süreleri geçtikten sonra topluca incelenme zorunluluğu nedeniyle bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, yukarda belirtilen tebliğ işlemleri ile sair işlemlerin yerine getirilmesi ve davacı TMSF vekilinin her halükarda diğer davalılarla ilgili karar düzeltme itirazlarının incelenmesi için iade edilmek üzere dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2082 E. 2014/10376 K.
Ortak:tahsilde tekerrür olmaması · sorumluluk davası · tahsilde tekerrür · gerçek zarar · davanın konusu · şirket zararı · derdestlik · uyuşmazlık konusu · Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
İncelediğiniz kararda… , yöneticiler ile denetçiler hakkında aynı istemle dava açıldığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin işlemle ilgili olarak bir açıklama yapmadıkları, işbu davanın «tahsilde tekerrür olmaması» istemli olarak ikame edildiği, dava dışı şirkette çalışan davalılar dışındaki davalıların zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle 10.000 TL'nin dava tarihinden ve «ıslah» edilen 389.335,32 TL'nin ise ıslah tarihi olan 26.09.2008 tarihinden itibaren davalılar ..., ... ve ... yönünden kabulü ile yasal faiziyle birlikte müştereken ve m …
Davalı genel müdür olup, işbu «davanın konusu» vakıalara dayalı olarak genel kurul kararı uyarınca önceden hakkında «sorumluluk davası» açıldığı tarafların da kabulündedir.
Ancak, «şirketin zararına» ilişkin olduğu ileri sürülen işlemlerin neler olduğu, ne zaman ve kimler tarafından «gerçekleştirildiği, zararın» boyutu gibi hususların doğru ve net şekilde ortaya çıkarılması, adaletin doğru tesis edilmesi ve taraf menfaatleri bakımından, «yönetim kurulu» ve denetçiler hakkındaki açılan davayla işbu davanın birlikte görülmesi veya işbu davanın o davanın sonucunu beklemesi gerektiği kabul edilmelidir.
Benzer bu kararda… , yöneticiler ile denetçiler hakkında aynı istemle dava açıldığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin işlemle ilgili olarak bir açıklama yapmadıkları, işbu davanın «tahsilde tekerrür olmaması» istemli olarak ikame edildiği, dava dışı şirkette çalışan davalılar dışındaki davalıların zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle 10.000 TL'nin dava tarihinden ve «ıslah» edilen 389.335,32 TL'nin ise ıslah tarihi olan 26.09.2008 tarihinden itibaren davalılar ..., ... ve .... yönünden kabulü ile yasal faiziyle birlikte müştereken ve …
Davalı ... yönetici olup, işbu «davanın konusu» vakıalara dayalı olarak genel kurul kararı uyarınca önceden hakkında «sorumluluk davası» açıldığı tarafların da kabulündedir.
Ancak, «şirketin zararına» ilişkin olduğu ileri sürülen işlemlerin neler olduğu, ne zaman ve kimler tarafından «gerçekleştirildiği, zararın» boyutu gibi hususların doğru ve net şekilde ortaya çıkarılması, adaletin doğru tesis edilmesi ve taraf menfaatleri bakımından, «yönetim kurulu» ve denetçiler hakkındaki açılan davayla işbu davanın birlikte görülmesi veya işbu davanın o davanın sonucunu beklenmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:temsil yetkisi · yönetici sorumluluğu · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaBu durum karşısında, davalı ... vekilinin «derdestlik» itirazının dikkate alınarak, hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Ortak veya «yönetim kurulu» olmasa bile, icra komitesi sıfatıyla şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilerin sorumluluğu, «yöneticilerin sorumluluğu» hükümlerine tabi olacaktır.
Ancak, anılan davalının da icra komitesi üyesi ve davacı şirketi «temsil yetkisi» olup, bu sıfatı dikkate alındığında şirkete karşı sorumluluğu yukarıda 2 numaralı bentte açıklandığı üzere 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4409 E. 2015/11618 K.
Ortak:ıslah · yönetim kurulu kararı · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalılardan ...'nun davacı şirketin «yönetim kurulu» üyesi, ...'nün genel müdürü, ....'in icra kurulu üyesi, ...'in nakit akış koordinatörü, ...'ın finasman müdürü,... ile ...'in ise dava dışı ...'de muhasebe müdürü …
… , yöneticiler ile denetçiler hakkında aynı istemle dava açıldığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin işlemle ilgili olarak bir açıklama yapmadıkları, işbu davanın «tahsilde tekerrür olmaması» istemli olarak ikame edildiği, dava dışı şirkette çalışan davalılar dışındaki davalıların zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle 10.000 TL'nin dava tarihinden ve «ıslah» edilen 389.335,32 TL'nin ise ıslah tarihi olan 26.09.2008 tarihinden itibaren davalılar ..., ... ve ... yönünden kabulü ile yasal faiziyle birlikte müştereken ve m …
1- Dava, davacı şirketin «yönetim kurulu» üyesi, icra komitesi üyesi ve çalışanları olduğu ileri sürülen davalıların «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… görev yapmadıklarından zarardan sorumlu olmadıkları, davacı zararının 1.745.231,00 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., Meltem İşgördü Rapayazdiç ve ... hakkındaki davanın toplam 1.745.231,00 TL üzerinden kısmen kabulü ile bunun 10.000,00 TL’lik kısmına dava tarihinden itibaren, «ıslah» edilen 1.735.231,00-TL’lik kısmına ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla talebin …
Bu madde ile anonim ortaklığın iç ve dış ilişkilerinde «görevli» icra müdürleri ile bunların sorumluluğu düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla mahkemece, davacı vekilince dosyaya «ibraz» edilen 15.02.2002 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan 25.01.2002 tarih 32 nolu «yönetim kurulu» kararı ve imza sikülerleri ile davalılar ... ve ...’a tanınan «imza yetkilerinin» TTK'nın 342. maddesi hükmü uyarınca bu kişilerin sorumluluğunu gerektirip gerektirmeyeceğinin anılan davalıların görev yaptıkları tarihler de tereddüte yer bırakma …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza yetkisi · imza sirküleri · yönetici sorumluluğu · haksız eylem · ara karar · zamanaşımı def'i · olumsuz oy · def'i
Benzer bu karardaMahkemece ne «ara» kararda ne de gerekçeli kararda anılan davalının «zamanaşımı def»’i konusunda olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
Ayrıca, davacı tarafça dava dilekçesi ve «ıslah» dilekçesi ile dava konusu alacağın zararın meydana geldiği tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş olmasına göre mahkemece, davalı «yöneticilerin sorumluluğunu» doğuran «haksız eylem» tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
3-Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde ve «ıslah» dilekçesine karşı beyan dilekçesinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuştur.
Noterliği'nin 14.02.2002 tarih ... yevmiye nolu «imza sirkülerinde» görüleceği üzere muhasebe müdürü ... ile mali koordinatör ...'in II.
-
Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4966 E. 2022/6481 K.
Ortak:eski hale getirme · şirket zararı · ıslah · yönetim kurulu kararı · temsil · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
İncelediğiniz kararda1- Dava, davacı şirketin «yönetim kurulu» üyesi, icra komitesi üyesi ve çalışanları olduğu ileri sürülen davalıların «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Yine aynı kanunun 98.maddesi hükmüne göre ise, hüküm verilmeden önceki «eski hale getirme» istemleri davaya bakan mahkemeye, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine eski hale getirme istemleri ise hükmü temyizen İncelenmekle «görevli» Yargıtay Dairesi’ne yapılmalıdır.
Başka bir deyişle HMK’nun 98.maddesi hükmü gereğince, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine «eski hale getirme» istemlerinin incelenmesi, hükmü temyizen İncelenmekle «görevli» Yargıtay Daİresi’ne ait olduğundan, davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 3.6.2014 tarih ve 2014/2082-10376 sayılı olup anılan davalı …
Benzer bu kararda… lı savunmaları ve bu savunmalara esas belgeler karşısında dava konusu eylemin gerçekleştiği tarih itibariyle bu dosyanın davalıları olan ve davacı şirket bünyesinde «hizmet akdi» ile görev yapan ..., .........ile davacı şirket arasındaki ilişkinin eylem tarihi itibariyle, yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü nedeniyle iş mahkemesinin «görev alanı» dahilinde bulunduğu, öte yandan işçi sıfatı olduğu anlaşılan bu kişiler aleyhine açılan dava yönünden ise, dava tarihinde yürürlükte olan HUMK hükümleri uyarınca tüm davalılar yönünden asliye ticaret mahkemesi ile kıyaslandığında özel mahkeme durumundaki iş mahkemesinin «görevli» bulunduğu, konuyla ilgili gerek doktrin gerek Yargıtay uygulaması ve gerekse yukarıda belirtilen gerekçeler karşısında mahkemenin görevli bulunmadığı, açılan davada dava tarihi itibariyle tüm davalılar yönünden iş mahkemesinin «özel görevli» mahkeme olarak bu davaya bakmakta görevli olduğu, hüküm verilen dava dosyasındaki söz konusu birleştirme kararının, usul hukuku tekniği ve HMK sistematiği açısından «görevsizlik» kararı verilmesine engel olmadığı, aynı davacının, aynı hukuki nedene dayalı olarak, aynı görev süresi içinde işçi sıfatıyla çalışan kişilerin şirkette «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyesi olan kişilerle birlikte davalı olmaları durumunda bu tip davaların iş mahkemesinde görülmesi gerektiği noktasında gerek doktrin gerek Yargıtay uygulaması çerçevesinde kararlar oluşturulduğu halde, mahkemenin bu dosyasında aynı davacı, aynı neden ve aynı görev süresi içinde işçi sıfatıyla çalışan kişilerin aynı şirkette yönetim kurulu ve denetim kurulu olan kişilerle birlikte davalı olmaları karşısında, mahkemedeki bu dosyada dahi iş mahkemesinin görevli olmadığını kabul etmeyi gerektirir haklı ve makul herhangi bir hukuki neden bulunmadığı, mahkemelerin tarafları, konusu ve sebepleri aynı veya benzer nitelikteki dosyalarda haklı ve makul bir neden olmadığı sürece farklı ve çelişkili uygulamalara sebebiyet vermesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik uygulamaları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesi nedeniyle «adil yargılanma hakkının» ihlaline de yol açacağı, bu yönden ihlalin oluşmaması açısından görevsizlik kararı verilirken bu hususun dahi ayrıca dikkate alındığı, HMK m.114 hükmünde belirtile …
Dava, davacı şirketin «yönetim kurulu» üyesi, icra komitesi üyesi ve çalışanları olduğu ileri sürülen davalıların «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
… ile davacı vekilinin davalılar ....... ve ...’a yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, (2) numaralı bendi ile davalılardan ...’nun davacı şirketin «yönetim kurulu» üyesi, 2. derece A grubu imza yetkilisi ve ayrıca icra komitesi üyesi olduğu belirlenerek yine bu bentte açıklanan gerekçelerle hakkındaki hükmün bozulmasına karar verilmiş, (3) numaralı bendi ile davalı ...’in icra komitesi üyesi ve davacı şirketi «temsil yetkisi» olduğu belirlenerek yine bu bentte açıklanan gerekçelerle hakkındaki hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel görevli mahkeme · hizmet akdi · adil yargılanma hakkı · temsil yetkisi · i̇i̇k 167 · dava şartı yokluğu · usulden reddi · görevsizlik kararı
Benzer bu kararda… lı savunmaları ve bu savunmalara esas belgeler karşısında dava konusu eylemin gerçekleştiği tarih itibariyle bu dosyanın davalıları olan ve davacı şirket bünyesinde «hizmet akdi» ile görev yapan ..., .........ile davacı şirket arasındaki ilişkinin eylem tarihi itibariyle, yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü nedeniyle iş mahkemesinin «görev alanı» dahilinde bulunduğu, öte yandan işçi sıfatı olduğu anlaşılan bu kişiler aleyhine açılan dava yönünden ise, dava tarihinde yürürlükte olan HUMK hükümleri uyarınca tüm davalılar yönünden asliye ticaret mahkemesi ile kıyaslandığında özel mahkeme durumundaki iş mahkemesinin «görevli» bulunduğu, konuyla ilgili gerek doktrin gerek Yargıtay uygulaması ve gerekse yukarıda belirtilen gerekçeler karşısında mahkemenin görevli bulunmadığı, açılan davada dava tarihi itibariyle tüm davalılar yönünden iş mahkemesinin «özel görevli» mahkeme olarak bu davaya bakmakta görevli olduğu, hüküm verilen dava dosyasındaki söz konusu birleştirme kararının, usul hukuku tekniği ve HMK sistematiği açısından «görevsizlik» kararı verilmesine engel olmadığı, aynı davacının, aynı hukuki nedene dayalı olarak, aynı görev süresi içinde işçi sıfatıyla çalışan kişilerin şirkette «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyesi olan kişilerle birlikte davalı olmaları durumunda bu tip davaların iş mahkemesinde görülmesi gerektiği noktasında gerek doktrin gerek Yargıtay uygulaması çerçevesinde kararlar oluşturulduğu halde, mahkemenin bu dosyasında aynı davacı, aynı neden ve aynı görev süresi içinde işçi sıfatıyla çalışan kişilerin aynı şirkette yönetim kurulu ve denetim kurulu olan kişilerle birlikte davalı olmaları karşısında, mahkemedeki bu dosyada dahi iş mahkemesinin görevli olmadığını kabul etmeyi gerektirir haklı ve makul herhangi bir hukuki neden bulunmadığı, mahkemelerin tarafları, konusu ve sebepleri aynı veya benzer nitelikteki dosyalarda haklı ve makul bir neden olmadığı sürece farklı ve çelişkili uygulamalara sebebiyet vermesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik uygulamaları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesi nedeniyle «adil yargılanma hakkının» ihlaline de yol açacağı, bu yönden ihlalin oluşmaması açısından görevsizlik kararı verilirken bu hususun dahi ayrıca dikkate alındığı, HMK m.114 hükmünde belirtile …
115 hükmü uyarınca davanın her aşamasında ele alınması mümkün olan hususlardan olmakla konuyla ilgili Yargıtay uygulaması dahi dikkate alınarak dosya üzerinden hüküm oluşturulduğu gerekçesiyle HMK m.114/f.1 ve HMK m.115 hükmü uyarınca mahkemenin «görevli» olmaması karşısında, davanın dava «şartı yokluğundan» ve «usulden reddine», talep halinde dava dosyanın görevli İstanbul İş Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/780 esasını almış ve bu esas üzerinden davanın dava «şartı yokluğundan» ve «usulden reddine», talep halinde dava dosyanın «görevli» İstanbul İş Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş, işbu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece eldeki davanın dava «şartı yokluğundan» ve «usulden reddine», talep halinde dava dosyasının «görevli» İstanbul İş Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş ise de, hakkında verilen hükümler bozulan davalılar....... ve ...’nun davacı şirkette hangi sıfatla görev ya …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/17827 E. , 2015/6331 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2011 gün ve 2011/36-2011/121 sayılı kararı bozan Daire’nin 03.06.2014 gün ve 2014/2082-2014/10376 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yönetim ve icra kurulu üyesi, nakit akış koordinatörü, yönetim kurulu üyesi, finansman müdürü ve muhasebe direktörü olan davalıların teftiş sonucunda 2002 yılı Eylül, Ekim ve Kasım aylarında dava dışı ... Parti Genel Başkan Yardımcısı ...'e avans şeklinde kaynak aktardıklarının, durumu gizlediklerinin, tespit edildiğini, yönetim ve denetim kurulu üyelerine bu nedenle dava açıldığını, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla verdikleri zararın tahsili gerektiğini ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 399.335.32 TL'nin avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin, davacı şirketin yöneticisi, denetçisi ve çalışanı olmadığını, hangi sıfatlı dava açıldığının açıklanması gerektiğini, istemin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili hakkında yönetim kurulu üyesi sıfatıyla önceden aynı şekilde dava açıldığını, derdestlik itirazında bulunduğunu, esas itibariyle davanın yerinde olmadığını açıklayarak, reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, dava konusu olayların gerçekleştiği, devamında ve takibin yapılmadığı iddia edilen sürelerde müvekkilin davacı şirkette genel müdür olarak görevli bulunmadığını, husumet düşmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmadığını, faaliyetinin iddia edilen zararla illiyet bağının bulunmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, müvekkilinin, ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş'de yetkili imza niteliği olmayan muhasebe bölüm elemanı olduğunu, husumet yöneltilemeyeceğini, istemin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davalılardan ...'nun davacı şirketin yönetim kurulu üyesi, ...'nün genel müdürü, ....'in icra kurulu üyesi, ...'in nakit akış koordinatörü, ...'ın finasman müdürü,... ile ...'in ise dava dışı ...'de muhasebe müdürü ve muhasebe direktörleri oldukları, bu kişilerin davacı şirketin yetkilisi ve çalışanı bulunmadıkları, sorumluluk zincirinde yer almadıkları, zarar ile bağlantılarının olmadığı, davacı zararının belirlendiği, usulsüz şekilde dava dışı ... Parti Genel Başkan Yardımcısına davacı hesaplarından para aktarıldığı, yöneticiler ile denetçiler hakkında aynı istemle dava açıldığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin işlemle ilgili olarak bir açıklama yapmadıkları, işbu davanın tahsilde tekerrür olmaması istemli olarak ikame edildiği, dava dışı şirkette çalışan davalılar dışındaki davalıların zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle 10.000 TL'nin dava tarihinden ve ıslah edilen 389.335,32 TL'nin ise ıslah tarihi olan 26.09.2008 tarihinden itibaren davalılar ..., ...
ve ... yönünden kabulü ile yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine dair verilen karar davacı vekili ile davalılar .., ... ve .... vekilleri tarafından temyiz edilmiş, davalı ... vekilinin temyiz isteminin süreden reddine dair mahkemece ek karar verilmiş, ek kararın anılan davalı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine Dairemizin 03.06.2014 tarihli kararı ile ek karara yönelik temyiz itirazı reddedilmiş, diğer mümeyyiz davalılar yararına karar bozulmuştur.
Davacı vekili ve davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
1- Dava, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi, icra komitesi üyesi ve çalışanları olduğu ileri sürülen davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu davalılar ..., ... ve ... yönünden kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir. Davalı .... vekili, kararı 11.05.2012 tarihinde temyiz etmiş, 21.05.2012 tarihli dilekçesi ile temyiz dilekçesine ... Devlet Hastanesi Aile Hekiminden alınan 8.5.2012- 10.5.2012 tarihlerini kapsar rapor kağıdını ekleyerek temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulünü istemiş, diğer bir deyişle HMK’nun 95. vd. maddeleri uyarınca eski hale getirme talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 22.05.2012 tarihli kararı ile temyiz süresi geçtiğinden anılan davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiş, davalı vekili bu kararı süresinde temyiz etmiştir.
Eski hale getirme talebi HMK’nun 95. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup. HMK'nun 95 vd. maddeleri uyarınca elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hale getirme talebinde bulunabilir. Düşen bir hakkın eski hale getirilmesine karar verilebilmesi için belli süre içerisinde işlem yapmaya mecbur olan kimsenin veya vekilinin arzu ve isteği dışında o işlemi yapmaktan aciz olduğu kanıtlanmış bulunmalıdır. Yine aynı kanunun 98.maddesi hükmüne göre ise, hüküm verilmeden önceki eski hale getirme istemleri davaya bakan mahkemeye, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine eski hale getirme istemleri ise hükmü temyizen İncelenmekle görevli Yargıtay Dairesi’ne yapılmalıdır.
Başka bir deyişle HMK’nun 98.maddesi hükmü gereğince, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine eski hale getirme istemlerinin incelenmesi, hükmü temyizen İncelenmekle görevli Yargıtay Daİresi’ne ait olduğundan, davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 3.6.2014 tarih ve 2014/2082-10376 sayılı olup anılan davalı hakkındaki (1) nolu bendindeki “temyiz itirazlarının reddine'' ilişkin kısmın kaldırılmasına, keza anılan davalı vekilinin eski hale getirme istemi Yargıtayca incelenmeksizin verilmiş bulunan mahkemenin 22.05.2012 tarih ve 2011/36-121 sayılı ek kararının yerinde olmadığı anlaşılmakla, bu kararın da bozularak kaldırılmasına karar verilerek, anılan davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz istemiyle ilgili eski hale getirme isteminin incelenmesine geçilmesi gerekmiştir.
2- Somut olayda mahkeme kararı, davalı ... vekilinin dosyada mevcut adresine Tebligat Yasası hükümlerine göre usulünce tebliğ edilmiş ve davalı vekili Av. ...
08. 05.2012 tarihinde göğüs ağrısı ile hastaneye müracaat ettiğini bu nedenle de temyiz süresinin kaçırıldığını belirtmiştir. Dosyada bulunan ve temyiz aşamasında ileri sürülen mazeretin HMK'nun 95. maddesindeki kesin sürenin elde olmayan sebeple kaçırılması (m.95,1) ve başvurulacak başka hukukî yol olmaması (m.95,2) kapsamında değerlendirilmesi mümkün görülmesi nedeniyle davalı ... vekilinin eski hale getirme isteminin kabulü ile mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesine karar vermek gerekmiştir.
3- Davalı ... vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; davalı ... davacı şirketin yönetim kurulu üyesi ve 2. derece A gurubu imza yetkilisi olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi hükmüne göre, şirket muamelelerinin icra safhasına taalluk eden kısmı, esas mukavele veya umumi heyet veya idare meclisi kararıyla idare meclisi azasından veya ortaklardan olmayan bir müdüre tevdi edildiği takdirde; müdür, kanun veya esas mukavele yahut iş görme şartlarını tesbit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri, gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olması halinde idare meclisi azasının mesuliyetlerine ait hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklarına karşı mesul olacağı hükmünü haizdir.
Davalı genel müdür olup, işbu davanın konusu vakıalara dayalı olarak genel kurul kararı uyarınca önceden hakkında sorumluluk davası açıldığı tarafların da kabulündedir. Temyize konu bu dava, anılan davalının genel müdür sıfatı nedeniyle doğrudan teftiş kurulu raporuna dayalı olarak açılmıştır. Ancak, genel müdür sıfatıyla temsil ve ilzama yetkili kişiler hakkında şirkete karşı verdiği zararın tahsili davası da somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi kapsamında olup, haksız fiil hükümlerine dayalı doğrudan dava açılması mümkün değildir. Yine yukarıda açıklandığı üzere, aynı vakıalarla ilgili olarak davacı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasının derdest olduğu tartışmasızdır.
Mahkemece, o davayla ilgili olarak davacı şirketin hesaplarından zarar verici işlemlerle ilgili yönetim kurulu ve denetçilerin bir açıklama yapmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, şirketin zararına ilişkin olduğu ileri sürülen işlemlerin neler olduğu, ne zaman ve kimler tarafından gerçekleştirildiği, zararın boyutu gibi hususların doğru ve net şekilde ortaya çıkarılması, adaletin doğru tesis edilmesi ve taraf menfaatleri bakımından, yönetim kurulu ve denetçiler hakkındaki açılan davayla işbu davanın birlikte görülmesi veya işbu davanın o davanın sonucunu beklemesi gerektiği kabul edilmelidir.
O halde, davalı hakkında doğrudan teftiş kurulu raporuna dayalı olarak dava açılamayacağı, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca dava açılması için alınmış bir genel kurul kararı olup olmadığı üzerinde durulması, kararın bulunmadığı sonucuna varılırsa bu usulü eksikliğin giderilmesi, dava açılması yönündeki usulü eksiklik tamamlandığında eldeki davanın, davacının yönetim kurulu ile denetçiler hakkında açılan davayla birleştirilmesi veya o davanın sonucunun beklenilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından davalı ... vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulüyle Dairemizin 03.06.2014 tarih ve 2014/2082-2014/10376 karar sayılı ilamının bu davalı yönünden bir bent daha eklenerek kararın ....
yararına da bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4- Davacı TMSF vekilinin karar düzeltme istemine gelince; davalı ... yönünden verilen işbu temyiz ilamının taraflara tebliği İle tarafların anılan davalı bakımından verilen işbu karara karşı yasal karar düzeltme süreleri geçtikten sonra topluca incelenme zorunluluğu nedeniyle bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, yukarda belirtilen tebliğ işlemleri ile sair işlemlerin yerine getirilmesi ve davacı TMSF vekilinin her halükarda diğer davalılarla ilgili karar düzeltme itirazlarının incelenmesi için iade edilmek üzere dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile mahkemenin ek kararına yönelik temyiz itirazlarının reddine dair Dairemizin 03.06.2014 tarihli ilamının 1. Bendinin davalı ... yönünden KALDIRILMASINA, buna bağlı olarak mahkemenin 22.05.2012 tarih ve 2011/36-121 sayılı ek kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı .... vekilinin ESKİ HALE GETİRME İSTEMİNİN KABULÜ İLE anılan davalı vekilinin mahkemenin asıl kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı... vekilinin asıl karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile Dairemizin 03.06.2014 tarih ve 2014/2082-2014/10376 karar sayılı bozma ilamına bir bent daha eklenerek yerel mahkeme kararının ilamda yazılı diğer davalılar yanında davalı ....
yararına da BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı, TMSF vekilinin karar düzelteme isteminin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA ve dava dosyasının mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalı ....'ye iadesine, 05/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/136752000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz