Alacak | Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9891 E. 2015/6504 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
makul süre↗ güven kurumu↗ zimmet↗ kişilik hakları↗ şikayet↗ sözleşmeye aykırılık↗ uyuşmazlık konusu↗ haksız fiil↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı Banka'da hesabının bulunduğu, bu hesapların emekli banka çalışanı Orhan Topaloğlu tarafından hileli yöntemlerle boşaltıp zimmetine geçirildiği, bir güven kurumu olan bankanın bu olay sebebiyle sorumluluğunun açık olduğu, manevi tazminat istemi koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, banka hesap sözleşmesine dayalı alacak ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacının, davalı […] Şubesi'nin mudisi olduğu, anılan şubede çalışan personelin davacı hesabı dahil olmak üzere bir çok hesapta bankacılık mevzuatına aykırı işlemler yaptığı, bu nedenle davalı tarafından soruşturma başlatıldığı, davacıyı da kapsar şekilde bir çok hesap sahibine ödeme yapılmadığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davalı personelinin hukuka aykırı eylemleri, daha çok mudilerden önceden aldığı imzalı belgeleri iradeleri dışında kullanma şeklinde cereyan etmiştir. Taraflar arasında banka hesap sözleşmesi bulunduğu çekişmesizdir. Mülga BK’nın 98/2'nci maddesinin yollaması dolayısıyla haksız fiil hükümleri arasında düzenlenmiş bulunan manevi zararın tazminine ilişkin hükümler, aynı zamanda sözleşmeye aykırılık nedeniyle doğan zararların tazmini için de geçerli olacaktır. Mülga BK’nın 49. maddesinde düzenlenen kişilik hakları, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık, yaşam ile nesep gibi, insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Somut olayda mudilerin şikayetleri üzerine davalı Banka, bankacılık mevzuatına uygun şekilde soruşturma başlatmış olup, bu soruşturmanın belirli bir süre alacağı şüphesizdir. O halde, hesaptaki paranın makul bir süre ödenmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca, davacı taraf, nasıl bir cismani zarara uğradığını, maddi nitelikte olmayan hangi kişisel değerinin ihlal edildiğini de kanıtlayamamıştır. Bu durum karşısında, davacının manevi tazminat istemi koşullarının oluşmadığı ilke olarak kabul edilerek bu kalem istemin reddi yerine, isabetli olmayan yazılı gerekçelerle kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13336 E. 2012/19676 K.
Ortak:kişilik hakları
İncelediğiniz karardaMülga BK’nın 49. maddesinde düzenlenen «kişilik hakları», kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir.
Benzer bu karardaMülga 818 sayılı BK’nun 49. maddesinde düzenlenen «kişilik hakları», kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin ihlali
Benzer bu karardaBK’nun 98/2'nci maddesinin yollaması dolayısıyla haksız fiillerden mütevellit mesuliyete mütallik hükümler kıyasen «sözleşmenin ihlali» halinde de uygulanır.
Dolayısı ile «sözleşmenin ihlali» nedeniyle manevi tazminat istemleri de bu hükümlere tabidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14618 E. 2018/5797 K.
Ortak:kişilik hakları
İncelediğiniz karardaMülga BK’nın 49. maddesinde düzenlenen «kişilik hakları», kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda,manevi tazminat verilebilecek olguların sınırlı olduğu, manevi tazminata hükmedilebilmesi için «kişilik haklarına saldırı» niteliğinde bir eylemin olması gerektiği, kişilik haklarının ise kişisel varlıkların korunmasıyla ilgili olduğu, kişisel varlıkların bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ve nesep gibi insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimli olduğu, tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş kişisel varlıkların açıklananlarla çevrelediği, taraflar arasında akdedilen yayıncı yazar sözleşmesine konu olayın bu çerçeve dışında kalmasından dolayı somut olayda manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, davacının «ıslah» dilekçesiyle talep ettiği diğer taleplerinin ise taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek manevi tazminat talebinin reddine, "..." adli eserin, dava tarihi olan 09.....2013 tarihine kadar ki satış takip sistem bilgisinin davalı tarafından davacıya verilmesine, "..." adlı eserin, dava tarihi olan 09.....2013 tarihine kadar ki kitabın satış ve kazanç bilgilerinin, davalı tarafından davacıya verilmesine,"..." adlı eserin tümü satılmadı ise, davalı elinde olan basılmış bu eserin, satışı yapılmamış olanlarının «masrafı» davalıya ait olmak üzere, davacıya iadesine, karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · infazda tereddüt · infaz · olumsuz oy · kamu düzeni · kâr dağıtımı · hukuki yarar · ıslah
Benzer bu kararda… n infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetine sebep olabilecek, «kamu düzeni» ve barışını «olumsuz» yönde etkileyecektir. (HGK 2013/9-1989 Esas 2014/657 Karar sayılı ilamı) Davacı taraf «ıslah» dilekçesiyle, sözleşmenin feshedilmesi gerekçe gösterilerek, davalı tarafça piyasaya satış için «dağıtımı» yapılan kitaplardan henüz satışı yapılamamış olanların iadesi talebinde bulunulmuş, mahkemece, ‘eserin tümü satılmadı ise davalı elinde olan ve satışı yapılamamış olanlarının «masrafı» davalıya ait olmak üzere davacıya iadesine’ şeklinde hüküm tesis edilmek suretiyle bu taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda,manevi tazminat verilebilecek olguların sınırlı olduğu, manevi tazminata hükmedilebilmesi için «kişilik haklarına saldırı» niteliğinde bir eylemin olması gerektiği, kişilik haklarının ise kişisel varlıkların korunmasıyla ilgili olduğu, kişisel varlıkların bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ve nesep gibi insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimli olduğu, tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş kişisel varlıkların açıklananlarla çevrelediği, taraflar arasında akdedilen yayıncı yazar sözleşmesine konu olayın bu çerçeve dışında kalmasından dolayı somut olayda manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, davacının «ıslah» dilekçesiyle talep ettiği diğer taleplerinin ise taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek manevi tazminat talebinin reddine, "..." adli eserin, dava tarihi olan 09.....2013 tarihine kadar ki satış takip sistem bilgisinin davalı tarafından davacıya verilmesine, "..." adlı eserin, dava tarihi olan 09.....2013 tarihine kadar ki kitabın satış ve kazanç bilgilerinin, davalı tarafından davacıya verilmesine,"..." adlı eserin tümü satılmadı ise, davalı elinde olan basılmış bu eserin, satışı yapılmamış olanlarının «masrafı» davalıya ait olmak üzere, davacıya iadesine, karar verilmiştir.
Ancak mahkeme hükmü, bu haliyle ile belirsiz ve «infazda tereddüt» oluşturacak niteliktedir.
Belirtilen nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 297/.... maddesine uygun olmayan, belirsiz ve «infazda tereddüt» oluşturacak nitelikteki mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir. ...-) Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3888 E. 2021/3083 K.
Ortak:kişilik hakları
İncelediğiniz karardaMülga BK’nın 49. maddesinde düzenlenen «kişilik hakları», kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir.
Benzer bu kararda4-Kabule göre de, Mülga 818 sayılı BK’nın 49. maddesinde düzenlenen «kişilik hakları», kişisel varlıkların korunmasıyla ilgili olup kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık, yaşam ile nesep gibi, insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimde incelenir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün açıklanmasının geri bırakılması · çalışma hürriyeti · hakkaniyet indirimi · ceza zamanaşımı · yetki itirazı · hakkaniyet · taraf ehliyeti · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalıların «yetki itirazının» yerinde görülmediği, «ceza zamanaşımı» nedeniyle zamanaşımı savunmasına itibar edilmediği, davalıların eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu, davacının maddi zararın miktarının tam olarak anlaşılmadığı, zarar kapsamının belirlenmesi bakımından davalının davacı ile aynı faaliyet sahasında öncesinden beri çalışıyor olmasına nazaran «hakkaniyet indirimi» yapılmasının gerektiği, bu oranın takdiren % 35 olarak belirlendiği, manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 153.737,90 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
2-Dava konusu «haksız rekabet» iddiası davalı gerçek kişilerin davacı şirketin eski çalışanları bulunduğu olgusuna dayanmakta olup, bu yönüyle davacı «limited şirket» yönünden aktif dava «ehliyeti» bulunmakla birlikte iddianın ileri sürülüş şekli itibari ile şirket ortağı olan gerçek kişi davacı ... yönünden aktif dava ehliyeti bulunmaması sebebiyle davanın r …
3-Mahkemece, ceza davasında verilen karar, davalı gerçek kişilerin 2010 senesinin «son» iki ayına kadar davacı firmada çalışmakta iken, Kasım 2010'dan itibaren davalı firmada çalışmaya başlamaları, davacıya ait klişe ve grafiklerin davalı şirket yararına kullanılması bütün halinde değerlendirilerek somut olayda «haksız rekabetin» oluştuğu kabul edilmiş ise de, «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» dair verilen ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlamayacağı ve maddi vakıanın sübutunda yeterli kabul edilemeyeceği gözetilmeden, davalı işçilerin Anayasal «çalışma hürriyeti» kapsamında bulunan iş değiştirme özgürlüklerinin haksız rekabete vücut verdiği yanılgılı değerlendirmesi ile ve davalıların bilgisayarlarında ele geçirilen klişe v …
Haksız rekabet aynı zamanda cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde bulunduğundan somut olaya «ceza zamanaşımının» uygulanma olanağı nedeniyle davalıların zamanaşımı itirazlarının reddine dair mahkeme karararında bir isabetsizlik bulunmamakla davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9891 E. , 2015/6504 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/03/2014
NUMARASI 2012/227-2014/83
Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/03/2014 tarih ve 2012/227-2014/83 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/05/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. N.. Ç.. ile davalı vekili Av. A. Y. L. ve ihbar olunan vekili Av. Ş.. Y.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı […] Şubesi'nde çeşitli hesapları bulunduğunu, davalı çalışanı O. T.'nun çeşitli yöntemlerle müşteriler nezdinde sağladığı güveni ve bankanın kendisine verdiği yetki ve görevi kötüye kullanarak davacı, davacının eşi ve diğer mevduat sahiplerinin hesaplarını usulsüz şekilde boşaltıp zimmetine geçirdiğini, hesabından imzasız dekontlarla para çekilmiş olmasına rağmen müvekkilinin bu işlerden haberi olmadığını, davacının zarar görmesinde davalı Bankanın denetim görevini yapmadığından tam kusurlu olduğunu, olayın müvekkilinde depresyona neden olduğunu ileri sürerek, şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının husumeti O. T.'na yöneltmesi gerektiğini, dava konusu olayda müvekkili bankanın kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın yetki, husumet ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı Banka'da hesabının bulunduğu, bu hesapların emekli banka çalışanı Orhan Topaloğlu tarafından hileli yöntemlerle boşaltıp zimmetine geçirildiği, bir güven kurumu olan bankanın bu olay sebebiyle sorumluluğunun açık olduğu, manevi tazminat istemi koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, banka hesap sözleşmesine dayalı alacak ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacının, davalı […] Şubesi'nin mudisi olduğu, anılan şubede çalışan personelin davacı hesabı dahil olmak üzere bir çok hesapta bankacılık mevzuatına aykırı işlemler yaptığı, bu nedenle davalı tarafından soruşturma başlatıldığı, davacıyı da kapsar şekilde bir çok hesap sahibine ödeme yapılmadığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davalı personelinin hukuka aykırı eylemleri, daha çok mudilerden önceden aldığı imzalı belgeleri iradeleri dışında kullanma şeklinde cereyan etmiştir. Taraflar arasında banka hesap sözleşmesi bulunduğu çekişmesizdir. Mülga BK’nın 98/2'nci maddesinin yollaması dolayısıyla haksız fiil hükümleri arasında düzenlenmiş bulunan manevi zararın tazminine ilişkin hükümler, aynı zamanda sözleşmeye aykırılık nedeniyle doğan zararların tazmini için de geçerli olacaktır.
Mülga BK’nın 49. maddesinde düzenlenen kişilik hakları, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık, yaşam ile nesep gibi, insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Somut olayda mudilerin şikayetleri üzerine davalı Banka, bankacılık mevzuatına uygun şekilde soruşturma başlatmış olup, bu soruşturmanın belirli bir süre alacağı şüphesizdir. O halde, hesaptaki paranın makul bir süre ödenmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca, davacı taraf, nasıl bir cismani zarara uğradığını, maddi nitelikte olmayan hangi kişisel değerinin ihlal edildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu durum karşısında, davacının manevi tazminat istemi koşullarının oluşmadığı ilke olarak kabul edilerek bu kalem istemin reddi yerine, isabetli olmayan yazılı gerekçelerle kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/136301100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz