Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13336 E. 2012/19676 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin ihlali↗ kişilik hakları↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacının şifresinin gizliliğine gereken özeni göstermemesi nedeniyle %60, davalı bankanın ise ATM cihazının güvenliğini teknolojik imkanlarla sağlamaması, kamera kurmaması nedeniyle %40 oranında kusurlu bulundukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 878 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın 03.09.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, bankamatik makinesince kartın alıkonulması ve 3. kişilerce para çekilmesinde davalının tam kusurlu olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında banka hesap sözleşmesi bulunduğu çekişmesizdir. BK’nun 98/2'nci maddesinin yollaması dolayısıyla haksız fiillerden mütevellit mesuliyete mütallik hükümler kıyasen sözleşmenin ihlali halinde de uygulanır. Dolayısı ile sözleşmenin ihlali nedeniyle manevi tazminat istemleri de bu hükümlere tabidir. Mülga 818 sayılı BK’nun 49. maddesinde düzenlenen kişilik hakları, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık, yaşam ile nesep gibi, insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Somut olayda davacı tarafın cismani bir zarara uğraması ya da maddi nitelikte olmayan kişisel değerlerinin ihlal edilmesi söz konusu olmayıp, manevi tazminatın koşulları oluşmamıştır. Bu durum karşısında, manevi tazminata yönelik talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9891 E. 2015/6504 K.
Ortak:kişilik hakları
İncelediğiniz karardaMülga 818 sayılı BK’nun 49. maddesinde düzenlenen «kişilik hakları», kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir.
Benzer bu karardaMülga BK’nın 49. maddesinde düzenlenen «kişilik hakları», kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven kurumu · zimmet · şikayet · sözleşmeye aykırılık · uyuşmazlık konusu · haksız fiil · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı Banka'da hesabının bulunduğu, bu hesapların emekli banka çalışanı Orhan Topaloğlu tarafından hileli yöntemlerle boşaltıp «zimmetine» geçirildiği, bir «güven kurumu» olan bankanın bu olay sebebiyle sorumluluğunun açık olduğu, manevi tazminat istemi koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şubesi'nin mudisi olduğu, anılan şubede çalışan personelin davacı hesabı «dahil» olmak üzere bir çok hesapta bankacılık mevzuatına aykırı işlemler yaptığı, bu nedenle davalı tarafından soruşturma başlatıldığı, davacıyı da kapsar şekilde bir çok hesap sahibine ödeme yapılmadığı hususları taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mülga BK’nın 98/2'nci maddesinin yollaması dolayısıyla «haksız fiil» hükümleri arasında düzenlenmiş bulunan manevi zararın tazminine ilişkin hükümler, aynı zamanda «sözleşmeye aykırılık» nedeniyle doğan zararların tazmini için de geçerli olacaktır.
Somut olayda mudilerin «şikayetleri» üzerine davalı Banka, bankacılık mevzuatına uygun şekilde soruşturma başlatmış olup, bu soruşturmanın belirli bir süre alacağı şüphesizdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14618 E. 2018/5797 K.
Ortak:kişilik hakları
İncelediğiniz karardaMülga 818 sayılı BK’nun 49. maddesinde düzenlenen «kişilik hakları», kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda,manevi tazminat verilebilecek olguların sınırlı olduğu, manevi tazminata hükmedilebilmesi için «kişilik haklarına saldırı» niteliğinde bir eylemin olması gerektiği, kişilik haklarının ise kişisel varlıkların korunmasıyla ilgili olduğu, kişisel varlıkların bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ve nesep gibi insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimli olduğu, tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş kişisel varlıkların açıklananlarla çevrelediği, taraflar arasında akdedilen yayıncı yazar sözleşmesine konu olayın bu çerçeve dışında kalmasından dolayı somut olayda manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, davacının «ıslah» dilekçesiyle talep ettiği diğer taleplerinin ise taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek manevi tazminat talebinin reddine, "..." adli eserin, dava tarihi olan 09.....2013 tarihine kadar ki satış takip sistem bilgisinin davalı tarafından davacıya verilmesine, "..." adlı eserin, dava tarihi olan 09.....2013 tarihine kadar ki kitabın satış ve kazanç bilgilerinin, davalı tarafından davacıya verilmesine,"..." adlı eserin tümü satılmadı ise, davalı elinde olan basılmış bu eserin, satışı yapılmamış olanlarının «masrafı» davalıya ait olmak üzere, davacıya iadesine, karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · infazda tereddüt · infaz · olumsuz oy · kamu düzeni · kâr dağıtımı · hukuki yarar · ıslah
Benzer bu kararda… n infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetine sebep olabilecek, «kamu düzeni» ve barışını «olumsuz» yönde etkileyecektir. (HGK 2013/9-1989 Esas 2014/657 Karar sayılı ilamı) Davacı taraf «ıslah» dilekçesiyle, sözleşmenin feshedilmesi gerekçe gösterilerek, davalı tarafça piyasaya satış için «dağıtımı» yapılan kitaplardan henüz satışı yapılamamış olanların iadesi talebinde bulunulmuş, mahkemece, ‘eserin tümü satılmadı ise davalı elinde olan ve satışı yapılamamış olanlarının «masrafı» davalıya ait olmak üzere davacıya iadesine’ şeklinde hüküm tesis edilmek suretiyle bu taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda,manevi tazminat verilebilecek olguların sınırlı olduğu, manevi tazminata hükmedilebilmesi için «kişilik haklarına saldırı» niteliğinde bir eylemin olması gerektiği, kişilik haklarının ise kişisel varlıkların korunmasıyla ilgili olduğu, kişisel varlıkların bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ve nesep gibi insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimli olduğu, tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş kişisel varlıkların açıklananlarla çevrelediği, taraflar arasında akdedilen yayıncı yazar sözleşmesine konu olayın bu çerçeve dışında kalmasından dolayı somut olayda manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, davacının «ıslah» dilekçesiyle talep ettiği diğer taleplerinin ise taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek manevi tazminat talebinin reddine, "..." adli eserin, dava tarihi olan 09.....2013 tarihine kadar ki satış takip sistem bilgisinin davalı tarafından davacıya verilmesine, "..." adlı eserin, dava tarihi olan 09.....2013 tarihine kadar ki kitabın satış ve kazanç bilgilerinin, davalı tarafından davacıya verilmesine,"..." adlı eserin tümü satılmadı ise, davalı elinde olan basılmış bu eserin, satışı yapılmamış olanlarının «masrafı» davalıya ait olmak üzere, davacıya iadesine, karar verilmiştir.
Ancak mahkeme hükmü, bu haliyle ile belirsiz ve «infazda tereddüt» oluşturacak niteliktedir.
Belirtilen nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 297/.... maddesine uygun olmayan, belirsiz ve «infazda tereddüt» oluşturacak nitelikteki mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir. ...-) Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3888 E. 2021/3083 K.
Ortak:kişilik hakları
İncelediğiniz karardaMülga 818 sayılı BK’nun 49. maddesinde düzenlenen «kişilik hakları», kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir.
Benzer bu kararda4-Kabule göre de, Mülga 818 sayılı BK’nın 49. maddesinde düzenlenen «kişilik hakları», kişisel varlıkların korunmasıyla ilgili olup kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık, yaşam ile nesep gibi, insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimde incelenir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün açıklanmasının geri bırakılması · çalışma hürriyeti · hakkaniyet indirimi · ceza zamanaşımı · yetki itirazı · hakkaniyet · taraf ehliyeti · limited şirket
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalıların «yetki itirazının» yerinde görülmediği, «ceza zamanaşımı» nedeniyle zamanaşımı savunmasına itibar edilmediği, davalıların eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu, davacının maddi zararın miktarının tam olarak anlaşılmadığı, zarar kapsamının belirlenmesi bakımından davalının davacı ile aynı faaliyet sahasında öncesinden beri çalışıyor olmasına nazaran «hakkaniyet indirimi» yapılmasının gerektiği, bu oranın takdiren % 35 olarak belirlendiği, manevi tazminat istemi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 153.737,90 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
2-Dava konusu «haksız rekabet» iddiası davalı gerçek kişilerin davacı şirketin eski çalışanları bulunduğu olgusuna dayanmakta olup, bu yönüyle davacı «limited şirket» yönünden aktif dava «ehliyeti» bulunmakla birlikte iddianın ileri sürülüş şekli itibari ile şirket ortağı olan gerçek kişi davacı ... yönünden aktif dava ehliyeti bulunmaması sebebiyle davanın r …
3-Mahkemece, ceza davasında verilen karar, davalı gerçek kişilerin 2010 senesinin «son» iki ayına kadar davacı firmada çalışmakta iken, Kasım 2010'dan itibaren davalı firmada çalışmaya başlamaları, davacıya ait klişe ve grafiklerin davalı şirket yararına kullanılması bütün halinde değerlendirilerek somut olayda «haksız rekabetin» oluştuğu kabul edilmiş ise de, «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» dair verilen ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlamayacağı ve maddi vakıanın sübutunda yeterli kabul edilemeyeceği gözetilmeden, davalı işçilerin Anayasal «çalışma hürriyeti» kapsamında bulunan iş değiştirme özgürlüklerinin haksız rekabete vücut verdiği yanılgılı değerlendirmesi ile ve davalıların bilgisayarlarında ele geçirilen klişe v …
Haksız rekabet aynı zamanda cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde bulunduğundan somut olaya «ceza zamanaşımının» uygulanma olanağı nedeniyle davalıların zamanaşımı itirazlarının reddine dair mahkeme karararında bir isabetsizlik bulunmamakla davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13336 E. , 2012/19676 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.06.2011 tarih ve 2010/419-2011/417 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, emekli maaşını davalı Bankadan aldığını, 02.09.2004 tarihinde saat 21.30 sıralarında davalı Bankanın İnegöl Şube binasının ana girişindeki ATM cihazından hesap durumunu kontrol etmek ve para çekmek için kartını cihaza yerleştirdiğini, ancak kartın cihazda sıkışması nedeniyle cihazın hizmet dışı ikazı verdiğini, etrafta yetkili göremeyince kartını iyice içeriye ittirerek geri çıkmasını önlemek istediğini, bu arada yanına gelen tanıdık tanımadık birilerinin tekrar şifreyi girmesini istediklerini, belki düzelir düşüncesiyle kimseye göstermemeye dikkat ederek şifreyi girmesine rağmen yine kartın çıkmadığını, bunun üzerine yakında bulunan polis karakoluna giderek durumu anlattığını, ertesi gün yeniden cihazın başına geldiğini, mesai başlayınca durumu yetkililere söylediğinde kendisine ait sıkışmış kartın bulunmadığını belirttiklerini, hesap durumunu kontrol ettirdiğinde de dava konusu paranın çekildiğini öğrendiğini, maaşının 03.09.2004 günü hesabına geçmesi gerekir iken bankanın bir gün önceden hesabına maaşını aktardığını, davalının bu nedenle sorumlu olduğunu ileri sürerek, 2.195 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacının şifresinin gizliliğine gereken özeni göstermemesi nedeniyle %60, davalı bankanın ise ATM cihazının güvenliğini teknolojik imkanlarla sağlamaması, kamera kurmaması nedeniyle %40 oranında kusurlu bulundukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 878 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın 03.09.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, bankamatik makinesince kartın alıkonulması ve 3. kişilerce para çekilmesinde davalının tam kusurlu olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında banka hesap sözleşmesi bulunduğu çekişmesizdir. BK’nun 98/2'nci maddesinin yollaması dolayısıyla haksız fiillerden mütevellit mesuliyete mütallik hükümler kıyasen sözleşmenin ihlali halinde de uygulanır. Dolayısı ile sözleşmenin ihlali nedeniyle manevi tazminat istemleri de bu hükümlere tabidir. Mülga 818 sayılı BK’nun 49. maddesinde düzenlenen kişilik hakları, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık, yaşam ile nesep gibi, insanın insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Somut olayda davacı tarafın cismani bir zarara uğraması ya da maddi nitelikte olmayan kişisel değerlerinin ihlal edilmesi söz konusu olmayıp, manevi tazminatın koşulları oluşmamıştır.
Bu durum karşısında, manevi tazminata yönelik talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı Banka yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066023800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz