Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9926 E. 2015/6560 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ limited şirket müdürlüğü↗ şirket müdürünün sorumluluğu↗ virman↗ şirket müdürlüğü↗ kusur sorumluluğu↗ ticari işletme↗ aktif dava ehliyeti↗ şirket zararı↗ ispat yükü↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kusur↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı A.. C.. ile davalının, diğer davacı şirkette eşit hisseye sahip oldukları, her birinin şirketi münferiden temsile yetkili bulundukları, şirketin ticari kayıtlarının usulüne uygun biçimde tutulmadığı, bu haliyle davalının, davacı şirketin zararına hareket ettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkemece, davanın reddine dair verilen ilk kararın davacılar vekilince temyizi üzerine Dairemizin 09.01.2013 tarihli kararı ile davacı A.. C..'nin, işbu davada aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, anılan davacı yönünden davanın bu nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenlerle reddi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru bulunan kararın onanmasına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş olup hakkındaki hüküm kesinleşen davacı A.. C.. yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı A.. C.. yönünden de yeniden davanın reddine karar verilerek aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı A.. C.. yararına bozulması gerekmiştir.
3-Dava, davalı şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mülga 6762 sayılı TTK'nun 556. maddesi yollamasıyla limited şirket müdürleri hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine kusur karinesi kabul edilmiştir. (Gönen Eriş. Ticari İşletme ve Şirketler, s: 1941, 1942, 1999). Diğer bir deyişle, limited şirket müdürleri, kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır. Somut olayda, davalı şirket müdürünün, şirketin parasını şahsi hesabına aktardığı, ailesi için yaptığı harcamalarda kullandığı ileri sürülmüş olup mahkemece bozmaya uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda da, davacı şirket defterlerinin usulünce tutulmadığı, şirketin banka hesaplarından yapılan ödeme ve tahsil işlemlerinin muhasebe kayıtlarına işlenmediği, şirket hesaplarından ortakların şahsi hesaplarına virman işlemlerinin yapıldığı, yine şirketin parası ile ortakların kredi kartı borçlarının ödendiği açıklanmış bulunmaktadır. Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davalı şirket müdürünün, şahsi hesabına aktarılan ve yine şahsi kredi kartı borcunun ödenmesinde kullanılan şirket parasını, şirket yararına sarf ettiğini ispat edemediği takdirde şirkete karşı sorumlu olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12224 E. 2014/19093 K.
Ortak:kusur karinesi · şirket müdürlüğü · ispat yükü · taraf ehliyeti · limited şirket · kusur · e-defter
İncelediğiniz kararda3-Dava, davalı «şirket müdürünün sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mülga 6762 sayılı TTK'nun 556. maddesi yollamasıyla «limited şirket müdürleri» hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine «kusur karinesi» kabul edilmiştir. (Gönen Eriş.
Diğer bir deyişle, «limited şirket müdürleri», «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır.
C..'nin, işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı, anılan davacı yönünden davanın bu nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenlerle reddi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru bulunan kararın onanmasına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş olup hakkındaki hüküm kesinleşen davacı A..
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Hriş.
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı «limited şirket ortağı» olduklarını, şirketin sigorta aracılık hizmeti verdiğini, müvekkilinin dava dışı şirketteki hisselerini devrettiğini, daha sonra vergi idaresi tarafından yapılan inceleme sonucunda bir kısım gelirlerin «defterlere» kaydedilmediğinin tespit edildiğini, davalının şirketin defterlerini tutarak gelir ve gider kayıtlarını takip ettiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama so …
Dava, «limited şirket müdürü» olan davalının şirket kayıtlarına geçirmediği kazancı kendi adına tahsil ettiği iddiası ile açılan, limited «şirket yöneticisinin sorumluluğu» hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru sorumluluğu · limited şirket müdürü · limited şirket ortağı · şirket yöneticisinin sorumluluğu · kazanç kaybı · yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · şirket müdürü
Benzer bu karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının şirket kayıtlarına geçirmediği kazancı kendi adına tahsil ettiği iddiası ile açılan, limited «şirket yöneticisinin sorumluluğu» hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı «limited şirket ortağı» olduklarını, şirketin sigorta aracılık hizmeti verdiğini, müvekkilinin dava dışı şirketteki hisselerini devrettiğini, daha sonra vergi idaresi tarafından yapılan inceleme sonucunda bir kısım gelirlerin «defterlere» kaydedilmediğinin tespit edildiğini, davalının şirketin defterlerini tutarak gelir ve gider kayıtlarını takip ettiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama so …
Aynı Yasa'nın 556. maddesi uyarınca şirketin kuruluşuna iştirak edenlerle şirketin yönetim veya denetimine memur edilen kimselerin ve «tasfiye memurlarının sorumluluğuna» ilişkin olarak yukarıda değinilen «anonim şirketlere» yönelik hükümler «limited şirketler» yönünden de uygulanır.
Dava konusu olayda davalı şirket müdürüne isnat edilen kusurlu eylem, davacı eski ortağın hissesine düşen kazancın davalı tarafından kendi hesabına aktarıldığı ve şirketin «kazanç kaybına» uğradığı yönündedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18298 E. 2014/10035 K.
Ortak:kusur karinesi · şirket zararı · kusur
İncelediğiniz kararda3-Dava, davalı «şirket müdürünün sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mülga 6762 sayılı TTK'nun 556. maddesi yollamasıyla «limited şirket müdürleri» hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine «kusur karinesi» kabul edilmiştir. (Gönen Eriş.
C.. ile davalının, diğer davacı şirkette eşit hisseye sahip oldukları, her birinin şirketi münferiden «temsile» yetkili bulundukları, şirketin ticari kayıtlarının usulüne uygun biçimde tutulmadığı, bu haliyle davalının, davacı «şirketin zararına» hareket ettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Diğer bir deyişle, «limited şirket müdürleri», «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için ispat yükünü tersine çevirmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… un bulunmadığı, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ise fazla ödeme yapılmış olmasında kasti bir eylemlerinin veya sorumluluk gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» bulunduğunun iddia ve ispat edilmediği, bir şirketin hata ve «hileye» uğratılarak fazla ödeme yapması halinde ödeme yapılan kişiye karşı dava açılması gerektiği gerekçesiyle, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 9.80 …
2-Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile müdürünün sorumluluklarına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalı müdürün şirket borçlarından şahsen sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalıların ise kasti bir eylemlerinin veya sorumluluklarını gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · hile · şirket müdürü · müteselsil sorumluluk · anonim şirket · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaAncak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesine göre «anonim şirketlerde müdürler», yasa veya anasözleşme yahut iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olmaları halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» ilişkin hükümler uyarınca ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olurlar.
… un bulunmadığı, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ise fazla ödeme yapılmış olmasında kasti bir eylemlerinin veya sorumluluk gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» bulunduğunun iddia ve ispat edilmediği, bir şirketin hata ve «hileye» uğratılarak fazla ödeme yapması halinde ödeme yapılan kişiye karşı dava açılması gerektiği gerekçesiyle, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 9.80 …
2-Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile müdürünün sorumluluklarına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalı müdürün şirket borçlarından şahsen sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalıların ise kasti bir eylemlerinin veya sorumluluklarını gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Yönetim kurulu üyeleri ise kural olarak şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6920 E. 2014/18402 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda3-Dava, davalı «şirket müdürünün sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mülga 6762 sayılı TTK'nun 556. maddesi yollamasıyla «limited şirket müdürleri» hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine «kusur karinesi» kabul edilmiştir. (Gönen Eriş.
C.. yönünden de yeniden davanın reddine karar verilerek aleyhine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı A..
Diğer bir deyişle, «limited şirket müdürleri», «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil sorumluluk · temlik · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme · görevli mahkeme
Benzer bu karardaKural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı «temlik» alan TMSF vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.
Yani «yönetim kurulu» üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir.
1 benzer karar daha
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.
Ortak:kusur karinesi · şirket zararı · ispat yükü · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda3-Dava, davalı «şirket müdürünün sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mülga 6762 sayılı TTK'nun 556. maddesi yollamasıyla «limited şirket müdürleri» hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine «kusur karinesi» kabul edilmiştir. (Gönen Eriş.
C.. ile davalının, diğer davacı şirkette eşit hisseye sahip oldukları, her birinin şirketi münferiden «temsile» yetkili bulundukları, şirketin ticari kayıtlarının usulüne uygun biçimde tutulmadığı, bu haliyle davalının, davacı «şirketin zararına» hareket ettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
C.. yönünden de yeniden davanın reddine karar verilerek aleyhine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı A..
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… , karar tarihinde yürürlükte bulunan ...’nun 359. maddesi yollaması ile aynı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Nitekim ...’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · ticari teamül · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · teamül · müteselsil sorumluluk · kâr payı · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» söz edilebilmesi için hisselerin değerinden fazlaya satın alındığının ve hissesi satın alınan şirketlerin finansal durumlarının bilinmesinin gerektiği, bu hususların davacı tarafça kanıtlanamadığı ayrıca salt grup şirketlerinin hisselerinin alınmasının kusurlu davranış olarak nitelenemeyeceği, «kasa açığına» ilişkin tutanağın iki ay sonra tutulması nedeniyle eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
Yani «yönetim kurulu» üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9926 E. , 2015/6560 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ELAZIĞ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 17/04/2014
NUMARASI 2013/195-2014/214
Taraflar arasında görülen davada Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17/04/2014 tarih ve 2013/195-2014/214 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/05/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. L.. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili A.. C..'nin diğer davacı şirketin % 50 paya sahip ortağı ve müdürü olduğunu, davalı ortağın da aynı yetkilere sahip bulunduğunu ve fiilen şirket işleriyle davalının ilgilendiğini, davalının şirket mal varlığını şahsi hesabına geçirdiğini, ailesinin harcamalarında kullandığını, ticari malları faturasız satarak şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, şimdilik 50.000 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ortağın iddiasının yersiz olduğunu, asıl kendisinin şirket mal varlığını kaçırmaya çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı A.. C.. ile davalının, diğer davacı şirkette eşit hisseye sahip oldukları, her birinin şirketi münferiden temsile yetkili bulundukları, şirketin ticari kayıtlarının usulüne uygun biçimde tutulmadığı, bu haliyle davalının, davacı şirketin zararına hareket ettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkemece, davanın reddine dair verilen ilk kararın davacılar vekilince temyizi üzerine Dairemizin 09.01.2013 tarihli kararı ile davacı A.. C..'nin, işbu davada aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, anılan davacı yönünden davanın bu nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenlerle reddi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru bulunan kararın onanmasına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş olup hakkındaki hüküm kesinleşen davacı A.. C.. yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı A.. C.. yönünden de yeniden davanın reddine karar verilerek aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı A.. C.. yararına bozulması gerekmiştir.
3-Dava, davalı şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mülga 6762 sayılı TTK'nun 556. maddesi yollamasıyla limited şirket müdürleri hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine kusur karinesi kabul edilmiştir. (Gönen Eriş. Ticari İşletme ve Şirketler, s: 1941, 1942, 1999). Diğer bir deyişle, limited şirket müdürleri, kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır. Somut olayda, davalı şirket müdürünün, şirketin parasını şahsi hesabına aktardığı, ailesi için yaptığı harcamalarda kullandığı ileri sürülmüş olup mahkemece bozmaya uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda da, davacı şirket defterlerinin usulünce tutulmadığı, şirketin banka hesaplarından yapılan ödeme ve tahsil işlemlerinin muhasebe kayıtlarına işlenmediği, şirket hesaplarından ortakların şahsi hesaplarına virman işlemlerinin yapıldığı, yine şirketin parası ile ortakların kredi kartı borçlarının ödendiği açıklanmış bulunmaktadır.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davalı şirket müdürünün, şahsi hesabına aktarılan ve yine şahsi kredi kartı borcunun ödenmesinde kullanılan şirket parasını, şirket yararına sarf ettiğini ispat edemediği takdirde şirkete karşı sorumlu olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/135798700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz