6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Terkin edilen şirketin, ek tasfiye işlemleri için ihyası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1856 E. 2021/1750 K. · · İlk derece: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Şirketin ihyasıistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Ek Tasfiye mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Tasfiyesi kapanarak sicilden terkin edilen bir şirketin, tasfiye kapanış tarihinde derdest olan ve şirketin taraf olduğu bir dava veya icra takibinin sonucu beklenmeden tasfiye işlemlerinin tamamlanmış olması halinde, TTK 547 uyarınca ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması zorunluluğu doğar; bu durumda ilgili alacaklı, ek tasfiye işlemlerinin yürütülmesi ve derdest dava/takibin infazı ile sınırlı olarak şirketin yeniden tescilini (ihyasını) talep etmekte hukuki yarara sahiptir ve tasfiyenin sonlandırılmış olması alacaklının hakkını ortadan kaldırmaz.

Ele alınan sorunlar

Tasfiyenin tamamlanmasından sonra ek tasfiye zorunluluğu nedeniyle şirketin ihyası → ret

İddia: Davalı tasfiye memuru, tasfiye işlemlerinin yasalara uygun ve eksiksiz şekilde tamamlandığını, davacının ilanlara ve bekleme süresine rağmen alacağını bildirmediğini, TTK 547 şartlarının bir arada bulunmadığını, şirketin ihyasının hukuka aykırı olacağını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddini istemiştir.

Gerekçe: TTK 547. maddesi, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden bu işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebileceğini düzenlemektedir. Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilebilir. Ticaret sicil kaydı incelendiğinde şirketin 31/12/2015 tarihinde tasfiyesinin sona erdiği tescil edilerek terkin edildiği, ancak şirketin İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/350 Esas sayılı dava dosyasında davalı ve ilgili icra müdürlüğü dosyasında borçlu olarak yer aldığı, verilecek kararın infazı için ihya talebinde hukuki yarar bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı tasfiye memurunun tasfiyenin tam olarak yapıldığı ve davacının alacağını bildirmediği yönündeki savunmasına karşın, icra takibinin 2012 yılında başlatıldığı ve takip derdest iken tasfiye kararı alınıp akabinde kapatılarak şirketin sicilden terkin edildiği açıktır. Davacının alacağı icra takibiyle ödenmediği gibi tasfiye memuru tarafından da depo edilmemiştir; bu nedenle ilk derece mahkemesinin davalıyı kusurlu kabul etmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya kapsamından TTK 547 uyarınca ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılmakta olup, tasfiyenin sonlandırılmış olması davacının hakkının sona erdiği sonucunu doğurmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yargılama giderinin davalı tasfiye memurundan tahsili → ret

Gerekçe: Davalı tasfiye memurunun, derdest icra takibinin ve buna bağlı istihkak davasının sonucu beklenmeden tasfiyeyi kapatması nedeniyle kusurlu olduğu kabul edildiğinden, HMK 326 gereği yargılama giderinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, derdest bir icra takibi/dava sonuçlanmadan tasfiyenin kapatılıp şirketin terkin edilmesi halinde TTK 547 uyarınca ek tasfiye zorunluluğu doğduğu ve alacaklının bu nedenle şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararı bulunduğu yönündeki tespiti, benzer ek tasfiye/ihya uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ek tasfiye şirketin ihyası tasfiye memuru hukuki yarar istihkak davası aktif husumet

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 547 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 326

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1856

KARAR NO 2021/1750

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/07/2021

NUMARASI 2021/274 Esas 2021/591 Karar

DAVA

Şirketin İhyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/11/2021

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilleri ... ve ...'ün terkin edilen ve ihyasını talep ettikleri ... Ltd. Şti.nin alacaklıları olduğunu, müvekkili ... yönünden İstanbul 14. İcra Hukuk Mah. 2020/350 E. sayılı dava ve İstanbul ... İcra Dairesi ... E. (Eski No: ... ) sayılı icra takibinin ve davacı ... yönünden İstanbul 14. İcra Hukuk Mah. 2019/1344 E. Sayılı dava ve İstanbul ... İcra Dairesi ... E. (Eski No: ... ) sayılı icra dosyalarının bulunduğunu, yapılan yargılama sürecinde şirketin tasfiye edilerek sicilden kaydının silindiğinin anlaşıldığını, şirketin 28/12/2015 tarihinde tasfiye edildiğini ve 31/12/2015 tarihinde tasfiye bitişine istinaden mükellefiyet kaydının da kapatıldığını, terkinden evvel alacağın tahsili amacıyla İstanbul ...

İcra Müdürlüğünün ... E. Ve .. E. dosyalarından icra takibi başlatıldığını, söz konusu takiplerin 2012 yılında başlatıldığını, şirketin ise 28/12/2015 tarihinde tasfiye edildiğini, görüldüğü üzere; tasfiye öncesinde başlatılmış bir icra takibi mevcut olmasına rağmen, şirketin tasfiye sürecine girdiğini ve nihayetinde sicilden terkin edildiğini, İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1344 E. ve 2020/350 E. sayılı dosyasından taraflarına ... Ltd. Şti. ve ... aleyhine müvekkillerin ayrı ayrı davacı olduğu İİK 99. Maddesine göre istihkak iddiasının reddi davası açıldığını, mahkemece şirketi ihya ettirmek üzere taraflarına mehil verildiğini bu durumda tüzel kişiliğin ihyasına gidilerek yargılamanın limited şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerektiğini, her ne kadar ilgili istihkak davası, davalı limited şirketin tasfiyesinden sonra açılmışsa ise de;

tasfiye memurunun uyuşmazlık konusu alacaktan haberdar olduğunu, tasfiye memuru olan ...'nın aynı zamanda şirket ortağı ve yetkilisi olduğunu, bahsi geçen icra ve dava dosyalarına da taraf olduğunu, dolayısıyla uyuşmazlık konusu alacaktan haberdar olup, bu konuda dava açılıp açılmadığını takip etmekle ve gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğunu, eksik işlemler neticesinde, tasfiyenin hukuken tamamladığının kabul edilemeyeceğini, 28/12/2015 tarihinde tasfiye edilen ve sicil kaydı silinen ... Ltd. Şti. isimli şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili ; müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, ilgili yasal mevzuat kapsamında yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, Ticaret Sicil Müdürlüğünün mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirketin tasfiye memurunda olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Tasfiye Memuru vekili; müvekkilinin tasfiye memurluğu görevini yasalara uygun olarak eksiksiz yerine getirdiğini, ancak aradan geçen süreye rağmen müvekkilin tasfiyeden sorumlu tutulması da kabul edilemez olduğundan pasif husumet yokluğundan da davanın reddi gerektiğini,tasfiye işlemleri üzerinden uzunca bir zaman geçmiş olduğundan müvekkilin yeniden tasfiye memurluğuna atanmamasını ve haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, tasfiye işleminin tam olarak tamamlanabilmesi için anılı dava dosyasının sonuçlanıp infazı gerekirken tasfiye işlemleri tamamlanıp ticaret sicilinde ilan edildiği tarihte şirketin herhangi bir borcunun bulunup bulunmadığını tasfiye memuru bilebilecek durumda olmasına rağmen tasfiyeyi kapattığı açık olup, davalı tasfiye memurunca İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/350 Esas sayılı dosyası ile istihkak davası ve davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin akıbeti beklenilmeden şirketin tasfiyesinin gerçekleştirildiği anlaşılmakla söz konusu ek tasfiyenin sağlanması için şirketin ihyasının gerektiği ve davacı ...'ün bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, şirketin sicildeki terkin kaydının İstanbul 14.

İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/350 Esas sayılı dava dosyasının görülmesi, mahkemece verilecek kararın infazı ve davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının yürütülmesi ve takibe konu alacağın tahsili işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile, TTK 547. maddesi gereğince aynı ünvanla ticaret siciline tescili sureti ile ihyasına ve ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere TTK 547/2 maddesi gereğince şirketin son tasfiye memuru olan ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına,davalı tasfiye memuru kusurlu olup davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutularak, şirketin son tasfiye memuru olması nedeni ile tasfiye memuru için takdiren ücret tayinine yer olmadığına ve davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden bu davalı aleyhine yargı gideri ve vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, davacı müteveffa ...

adına açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı tasfiye memuru ... vekili; davacı tarafın yapılan çağrılara ve bekleme süresine rağmen hiçbir şekilde tasfiye memurluğunun belirtmiş olduğu adrese veya şirkete başvurmadığını, davanın açılabilmesi ya da kabulü için TTK 547.maddesindeki şartların bir arada bulunmasının kanunen zorunlu olduğunu, davacı tarafın alacağına ulaşması amacındaki kullanabileceği tek yolun dava dışı şirketin ihyası olmadığını, İstanbul 14.İcra Hukuk Mahkemesinde görülen istihkak davalarına sebep edilen fiili haciz işlemlerinin gerçekleştirildiği haciz mahallinde şirkete ilişkin davanın kabulüne yeterli hukuken geçerli herhangi bir belge veya evrak bulunamadığını,müvekkilinin görevini yasalara uygun olarak eksiksiz yerine getirdiğini, tasfiye işlemleri üzerinden uzunca bir zaman geçmiş olduğundan müvekkilinin yeniden tasfiye memurluğuna atanmasının hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; sicilden terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir. TTK'nun 547. maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir. Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Dosya arasına celbedilen ticaret sicil kaydının incelenmesinde şirketin tasfiyesinin sona erdiği 31/12/2015 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği, Tasfiye Halinde ...

Ltd. Şti'nin İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/350 Esas sayılı dava dosyasında davalı ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında borçlu olarak bulunduğu ve verilecek kararın infazı için ihya talebinde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı tasfiye memuru her ne kadar tasfiyenin tam olarak yapıldığını ileri sürmekte ve davacının ilanlara rağmen alacağını bildirmediğini ileri sürmekte ise de ; icra takibinin 2012 yılında başlatıldığı ve icra takibi derdest iken tasfiye kararı alınarak akabinde kapatıldığı ve şirketin sicilden terkin edildiği açıktır. Davacının icra takibi ile alacağı ödenmediği gibi davalı tasfiye memuru tarafından depo edilmediği de anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davalının kusurlu kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Tüm dosya kapsamından; TTK'nın 547. maddesi gereğince ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Tasfiyenin sonlandırılması nedeniyle davacının hakkının sona erdiği kabul edilemeyecektir. Bu nedenlerle şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına, HMK 326 gereği aleyhine yargı giderine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf aşamasında davacı gider avansından karşılanan 75,50-TL posta masrafının davalı tasfiye memurundan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/11/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/132759 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.