6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İbra kararının iptalinde hukuki yarar yokluğu; yönetim kurulu aday seçiminde imtiyaz ihlali

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/54 E. 2023/1142 K. ·

Genel kurul kararının iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

İlgili mesele: ◆ Aday gösterme imtiyazına (TTK 360) aykırı YK seçimi

Gerekçe özeti

Anonim şirket yönetim kurulu üyesinin ibra edilmemesine ve hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararının, tek başına genel kurul kararı iptali davasına konu edilebilmesi için, davacı hakkında sorumluluk davasının makul sürede açılıp açılmamasının beklenmesi gerekir; sorumluluk davası açılmadan ibra etmeme kararının iptali istenirse hukuki yarar bulunmadığından davanın reddi gerekir. Esas sözleşme ve ortaklık sözleşmesiyle belirli bir pay grubuna veya azlığa tanınan yönetim kurulu üyeliği için aday gösterme imtiyazı bir bütün olarak tanınmış olup, genel kurul, haklı bir sebep bulunmadığı takdirde önerilen adayı seçmek zorundadır; haklı sebep bulunmadığı halde adayın reddedilip yerine başka bir adayın seçilmesi esas sözleşmeye ve ortaklık sözleşmesine aykırıdır.

Ele alınan sorunlar

İbraya ilişkin 6 nolu kararın iptalinde hukuki yarar → kabul

İddia: Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacı hakkında henüz bir sorumluluk davası açılmadığını, ibranın tek başına icra edilebilir bir karar olmadığını, bu nedenle davacının hukuki yararının bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemeleri ya da önceden alınan bir ibra kararının genel kurulca geri alınması hâlinin başlı başına iptal davasına konu edilmesi durumunda, yerleşik yargı kararlarına göre davacıların hukuki yararı bulunmamaktadır; hukuki yararın varlığı için yönetim kurulu üyeleri hakkında ayrı bir sorumluluk davasının makul bir sürede açılıp açılmadığının beklenmesi gerekir. Zira yönetim kurulu üyelerinin görevleriyle ilgili iş ve işlemlere ilişkin inceleme ve değerlendirmeler sorumluluk davasında somuta indirgenerek ele alınıp sonuca bağlanmakta, sorumluluk davası açılmaksızın sırf ibra etmeme yönündeki kararlar ilgililer hakkında herhangi bir hukuksal sonuç meydana getirmemektedir. Somut olayda davacının ibra edilmemesine ve hakkında sorumluluk davası açılmasına dair karar alınmış ise de davacı yönetim kurulu üyesi hakkında genel kurul kararına dayalı olarak açılmış bir sorumluluk davası bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınmaksızın işin esasına girilerek 6 no.lu kararın iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının dava açma yetkisi (pay oranı yönünden istinaf sebebi) → ret

İddia: Davalı vekili, davacının 7 nolu karar yönünden tek başına iptal davası açamayacağını, azlık gruba yönetim kurulu üyesi belirleme imtiyazının ancak birlikte kullanılabileceğini, davanın grup halinde açılması gerektiğini, taraf dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı ve dava açma hakkının bulunduğu, TTK 446. maddesine göre bu hakkın pay oranına bakılmaksızın her pay sahibine tanınan bir hak olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin davacının %15 paya sahip olmadığı ve dava açmaya yetkili bulunmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetim kurulu üyeliği seçimine ilişkin 7 nolu kararın esas sözleşme ve ortaklık sözleşmesine aykırılığı → ret

İddia: Davalı vekili, davacının kötü yönetimi ve şirketi zarara uğratması nedeniyle TTK 360. madde uyarınca yönetim kuruluna seçilmemesi için haklı sebep bulunduğunu, mahkemenin bu maddeyi tartışmadığını, geçmiş dönem defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, hükme esas bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: TTK 360. maddesi uyarınca esas sözleşmede öngörülmek şartıyla belirli pay gruplarına veya azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir; bu hak aday gösterme şeklinde veya doğrudan belirli bir gruptan seçilme şeklinde olabilir. Genel kurul tarafından önerilen adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde seçilmesi zorunludur; TTK 408/2-a uyarınca üye seçimi genel kurulun yetkisinde olup haklı sebep varsa genel kurulun adayı reddetme yetkisi mevcuttur. Tanınan imtiyaz hakkı belirli bir pay grubuna veya azlığa bir bütün halinde verilmiştir. Ortaklık sözleşmesinin 4.2.1 maddesi uyarınca, sermayenin en az %15'ine sahip pay sahiplerinin gösterdiği adayın genel kurulca seçilmesi zorunludur. Olağan genel kurul toplantısının 7. bendinde aday gösterilen davacı, şirketin zarar etmesi, zararın hakim pay sahibi tarafından finanse edilmesi ve azınlık pay sahiplerinin bu finansmana katılmaması, davacının şirketi sürekli zarara uğratması gerekçesiyle reddedilmiştir. Ancak davacı önceki olağan genel kurul toplantılarında diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte ibra edilmiştir; ayrıca genel kurul toplantısından sonra boşalan yönetim kurulu üyeliği için davacıya, genel kurul kararı ile çelişki oluşturacak şekilde teklifte bulunulmuştur. Bu durumda esas sözleşmenin 12. maddesine ve ortaklık sözleşmesinin 4.2.1 maddesine aykırı olarak azlık pay sahipleri tarafından aday gösterilen davacının seçilmeyerek yerine hakim pay sahibi tarafından gösterilen adayın seçilmesi şirket esas sözleşmesine ve ortaklık sözleşmesine aykırıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda hem ibra kararının tek başına iptal davasına konu edilebilmesi için hukuki yarar şartının içeriği hem de esas sözleşmeyle tanınan yönetim kurulu üyeliği için aday gösterme imtiyazının haklı sebep bulunmadan ihlal edilip edilemeyeceği konularında BAM'ın kendi muhakemesiyle kurduğu genel ilkeler mevcuttur; bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurulda ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılması kararının tek başına iptal davasına konu edilebilmesi için, yönetim kurulu üyesi hakkında ayrı bir sorumluluk davası açılıp makul sürede beklenmesi gerekir; aksi halde hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerekir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali hukuki yarar ibra sorumluluk davası yönetim kurulu üyeliği imtiyaz aday gösterme hakkı haklı sebep muhalefet şerhi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 360TTK 408/2-aTTK 446 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/54

KARAR NO 2023/1142

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/06/2020

NUMARASI 2018/546 Esas - 2020/331 Karar

DAVA

Ticari Şirket

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin toplam 16.333.350 hissesinden 1.023.557 adedine sahip olduğunu, 13.009.346 hissenin ... Holding A.Ş.'ye, 1.023.557 adedin ...'a, 1.023.557 adedin ...'a, 163.333 adedin ...'na ait olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulunun aldığı karar üzerine olağan genel kurul toplantısının 14/05/2018 tarihinde yapıldığını, olağan genel kurulda gündemin 6.maddesi gereğince alınan karar ile müvekkilinin ibra edilmediğini ve hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, yine olağan genel kurulda gündemin 7.maddesi gereğince alınan karar ile esas sözleşmeye aykırı olarak davalı şirketin sermayesinin en az % 15'ine sahip hissedarlar tarafından önerilen aday yerine davalı şirketin hakim hissedarı konumunda bulunan ...

Holding A.Ş. tarafından önerilen ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine karar verildiğini, olağan genel kurulda alınan 6 ve 7 no.lu kararın kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına, eşit davranma ilkesine ve 7 no.lu kararın esas sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin 14/05/2018 tarihli olağan genel kurulunda alınan 6 ve 7 no.lu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; 14/05/2018 tarihli olağan genel kurulda alınan 6 ve 7 no.lu kararların kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına, eşit davranma ilkesine ve 7 no.lu kararın esas sözleşmeye aykırı olmadığını, zira davacıya yönelik işlem yapılması kararının davacının pay sahipliği sıfatından değil yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklandığını, eşit şartlardaki pay sahiplerinin gerek pay sahipliği haklarını kullanırken, gerek ortaklığa karşı borçlarını ifa ederken eşit muameleye tabi tutulması şeklinde ifade edilebilecek eşit işlem ilkesinin bu sebeple somut olaya uygulanamayacağını, davacının şirkette CEO olarak görevlendirildiğini, bu çerçevede şirketi devamlı zarar ettirerek yüklü miktarda borç altına soktuğunu, davacının yönetim kurulu üyesi olarak vazifelerini ifa etmemekle şirketi zarara soktuğunu, bu nedenle ibra edilmediği gibi hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, yönetim kurulu üyelerinin tamamının ibrasının zorunlu olmasını gerektiren yasal düzenleme bulunmaması, CEO olarak görevlendirilen davacının da şirketi zarara sokması nedeniyle davacının ibra edilmemesinin dürüstlük kuralına aykırı olmadığını, genel kurul toplantısında diğer pay sahiplerinin alınan kararlara muhalefet etmediklerini, diğer pay sahiplerinin ancak birlikte yönetim kuruluna aday gösterebileceklerini, tek başına davacının aday gösterme hakkının esas sözleşme gereğince bulunmadığı gibi davacının eldeki davayı da tek başına açamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davalı şirketin esas sözleşmesinin 12.maddesi ile yönetim kuruluna, sermayeyi temsil eden payların % 15'ini temsil eden pay sahiplerinin 1 üye, kalan %20 paya sahip olanların 1 üye, geriye kalan % 30'a sahip pay sahiplerinin 1 üye ve % 35'e sahip olanların 1 üye aday gösterme hakkının bulunduğunun düzenlendiği, 29/07/2013 tarihli ortaklık sözleşmesinin 4.2.1 maddesinde, yönetim kuruluna 4 üye seçileceği, üyelerden üçünün ... Holding A.Ş., 1'inin azınlık ortaklar tarafından gösterilen adayın genel kurulca seçileceğinin düzenlendiği, somut olayda, 14/05/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının 6. ve 7.maddeleri ile şirkette % 19,81 oranında pay sahibi olanların aday olarak gösterdiği davacının, geçmiş yıllar özellikle 2017 yılındaki 80.056.832-TL faaliyet zararı nedeniyle ibra edilmeyerek sorumluluk davası açılmasına, azlık pay sahipleri tarafından (%19,81)aday gösterilen davacının yerine ...

Holding AŞ tarafından gösterilen adayın oy çokluğuyla seçilmesine karar verildiği, davacının fiillerinin 2017 yılı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve zararın açıklaması olmadan ibra edilmemesine karar verilmesinin kanuna, esas sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu nedenle gündemin 6.maddesi gereğince alınan ibra edilmeme ve davacı hakkında sorumluluk davası açılması yönündeki kararın iptalinin gerektiği, yine esas sözleşmenin 12.maddesi ve ortaklık sözleşmesinin 4.2.1 maddesine aykırı olarak azlık pay sahipleri tarafından yönetim kuruluna aday gösterilen davacının seçilmeyerek yerine ... Holding A.Ş. tarafından gösterilen adayın seçilmesinin şirket esas sözleşmesine ve ortaklık sözleşmesine aykırı olduğu, 7.maddede alınan kararın iptalinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin genel kurulunda ibraya ilişkin 6 no.lu ve yönetim kurulu seçimine ilişkin 7 nolu kararın iptaline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; 6 nolu kararın iptali bakımından davacının hukuki yararının bulunmadığını, çünkü müvekkili şirket tarafından davacı hakkında henüz sorumluluk davası açılmadığını, ayrıca ibranın tek başına icra edilebilir bir karar olmadığını, 7 nolu karar bakımından davacının tek başına iptal davası açamayacağını, çünkü azlık gruba yönetim kurulu üyesi belirlemek hususundaki imtiyazın ancak birlikte kullanılabileceğini, bu nedenle 7 nolu karar yönünden davanın grup halinde açılabileceğini, bu nedenle davanın taraf dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece davacı tarafından şirketin kötü yönetilip yönetilmediği ile ilgili incelemenin 2017-2018 dönemine münhasır yapılmış ise de geçmiş dönemlere ait defter ve kayıtların da incelenmesi gerektiğini, ayrıca bilirkişi ...'in ticari defter ve belgeleri inceleyebilecek özel ve teknik bilgiye sahip olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda beyan ve itirazların dikkate alınmadan eksik inceleme ile hazırlandığını, gerekçe içermediğini, mahkemece kabul edilmeyen önceki bilirkişi raporları ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda bir farklılık olmadığını, mahkemenin ibra kararını ticari defter ve belgeler incelenmeden karara bağladığını, mahkemenin gerekçeli kararında bilirkişi raporunun kopyalanarak gerekçe oluşturulduğunu, müvekkili şirketin faaliyet alanı ve sektöründeki tecrübesine binaen davacıya müvekkili şirketin idari ve operasyonel yönetiminin tümüyle teslim edildiğini, davacıya bu nedenle genel müdür sıfatının kazandırıldığını, davacının şirketi zarara uğrattığını ve bu hususun tolerans edilemez boyutlara geldiğini, geçmiş yılların incelenmesi ile bu hususun açıkça tespit edilebileceğini, ayrıca davacının müvekkili şirketten kendisinin % 100 hisse ile sahibi olduğu şirketlere kaynak aktarımında bulunduğunu, bu para transferlerinin yetkisiz olarak tek imza ile yapıldığını, müvekkili şirketin defterlerinin yeterli olarak incelenmesi halinde haklı nedenlerin tespit edilebileceğini, TTK'nın 360.

maddesini dikkate almadan şirket esas sözleşmesinin lafzı ile hareket edilmesinin doğru olmadığını, davacının kötü yönetiminin ve davranışlarının şirkete yönetim kurul üyesi olarak seçilmemesi için haklı sebep oluşturduğunu, TTK'nın 360. maddesinde haklı bir sebep bulunması halinde yönetim kuruluna seçmeme imkanı tanındığını, gerekçede TTK'nın 360. maddesinin tartışılmadığını, davalı şirketin 2016 yılınds 76.905.633,57-TL, 2017 yılında 77.390.191,39-TL, 2018 yılında ise 123.244.321,53-TL zararının oluştuğunu, şirketin her iç dönemde de borca batık olduğunu, müvekkili şirkete ait denetim raporlarından da anlaşıldığı üzere davacının CEO olarak görev yaptığı dönemlerde şirketin önemli ölçüde zarara uğratıldığını, ayrıca davacının sahibi olduğu şirketlere toplamda 7.089.815,60-TL aktarıldığını, geri alınması için girişimde bulunmadığını, yönetim kurulu kararı alınmaksızın makam aracı tahsisi nedeniyle 512.893-Euro zarara yol açıldığını, şirket yönetim kurulu kararı olmadan 508.025-TL şirket alacağından vazgeçildiğini, ayrıca atıl durumda olan sabit kıymetler ile hurda halinde bekleyen kıymetler nedeniyle zarar meydana geldiğini, davacının aşkın giderlerinin de şirketi zarara soktuğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davalı şirketin 14/05/2018 günlü olağan genel kurul toplantısında davacının ibra edilmemesine ve davacı hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin alınan gündemin 6 no.lu karar ile yönetim kuruluna üye seçimine ilişkin alınan 7 no.lu kararların iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı şirketin 16.333.350 payının 1.023.557'sine sahip olduğu, şirketin 13.009.346 payının ... Holding AŞ'ne, 1.023.557 payın ...'a, 1.023.557 payın ...'a, 163.333 payın ...'na ait olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunun aldığı karar üzerine olağan genel kurul toplantısının 14/05/2018 tarihinde gerçekleştirildiği, olağan genel kurul toplantı tutanağı içeriğinden anlaşılacağı üzere, gündemin 6.maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin 2017 yılı hesap ve faaliyetlerinden dolayı ibraya sunulduğu, neticede davacı hariç olmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğuyla ibra edildiği, davacının ise geçmiş yıllara ve özellikle 2017 faaliyet yılına ilişkin şirketin zarar etmesine sebep olduğundan bahisle ibra edilmemesine ve kendisi hakkında sorumluluk davası açılmasına oy çokluğuyla karar verildiği,gündemin 7.maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin seçildiği, davacının alınan her iki karara muhalefet ettiği ve muhalefet şerhini genel kurul tutanağına yazdırdığı anlaşılmaktadır.

Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemeleri ya da daha önce alınan bir ibra kararının yine genel kurul marifeti ile geri alınması halinin başlı başına iptal davasına konu edilmesi durumunda, yerleşik yargı kararlarına göre davacıların hukuki yararlarının bulunmadığı kabul edilmekte; hukuki yararın varlığının kabul edilebilmesi için yönetim kurulu üyeleri hakkında ayrı bir sorumluluk davasının makul bir süre de açılıp açılmadığının beklenmesi gerektiği belirtilmektedir. Zira yönetim kurulu üyelerinin görevleri ile ilgili iş ve işlemlere ilişkin inceleme ve değerlendirmeler sorumluluk davasında somuta indirgenmek suretiyle ele alınarak sonuca bağlanmakta ve sorumluluk davası açılmaksızın sırf ibra etmeme yönündeki kararlar, ilgililer hakkında herhangi bir hukuksal sonuç meydana getirmemektedir (Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi'nin 13/03/2013 tarih, 2013/1578 E. 2013/4933 K. Sayılı ilamı). Somut olayda davacının ibra edilmemesine ve hakkında sorumluluk davası açılmasına dair karar alınmış ise de davacı yönetim kurulu üyesi hakkında genel kurul kararına dayalı olarak açılmış bir sorumluluk davası bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınmaksızın, işin esasına girilerek genel kurulda alınan 6 no.lu kararın iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi başlıklı TTK 360.maddesinde "(1) Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir.

Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur. Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır. (2) Bu maddeye göre yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınan paylar imtiyazlı sayılır." hükmünü ihtiva etmekte olup tanınan imtiyaz hakkı belirli bir pay grubuna veya azlığa bir bütün halinde verilmiştir.

Temsil edilme hakkı, esas sözleşmede belirlenmiş olmak üzere ya yönetim kurulu adaylığı için aday gösterme ya da doğrudan belirli bir grup pay sahibi veya azlık arasından seçilme şeklinde olmakla birlikte, TTK 408/2-a maddesi uyarınca yönetim kurulu üye seçimi genel kurulun görev ve yetkisindedir. Haklı bir sebep bulunmadığı sürece önerilen adayın seçilmesi zorunlu olup, haklı sebebin bulunması halinde ise genel kurulun her zaman adayı reddetme yetkisi mevcuttur. Davacının; genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı, bu nedenle dava açma hakkının bulunduğu, TTK 446.maddesine göre pay oranına bakılmaksızın her pay sahibine tanınan bir hak olduğundan davalı vekilinin davacının %15 paya sahip olmadığı ve dava açmaya yetkili bulunmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Şirket Ortaklık sözleşmesinin Yönetim Kurulu üye sayısı ve dağılımını gösteren 4.2.1 maddesinde "Taraflar, her bir Şirket'in Yönetim Kurulu'nun 4 üyeden oluşacağı, üyelerin 3'ünün ..., 1'inin ise Azınlık Ortaklar tarafından gösterilen adaylar arasından Genel Kurul tarafından seçileceği hususunda mutabıkdır. Şirket sermayesini temsil eden Pay'ların en az %15'ine sahip olan Pay Sahibi veya Sahipleri'nin ilgili Şirket'in Yönetim Kurulu'na 1 (bir) üye, geri kalan %20'sine sahip olan Pay Sahibi veya Sahipleri'nin 1 (bir) üye, geri kalan %30'una sahip olan Pay Sahibi veya Sahipleri'nin 1 (bir) üye ve geri kalan %35'ine sahip olan Pay Sahibi veya Sahipleri'nin 1 (bir) üye atama hakkı olacaktır. Bu şekilde aday gösterilen üyeyi Genel Kurul, Yönetim Kurulu'na seçmek zorundadır.” hükmünü ihtiva ettiği görülmektedir.

Olağanüstü genel kurul tutanağının 7.bendinde aday gösterilen davacı, şirketin zarar etmesi ve zararın pay sahibi ... Holding A.Ş. Tarafından finanse edilmesi, azınlık pay sahiplerinin zararın finanse edilmesine yönelik bir girişimlerinin olmaması, davacının şirketi sürekli zarara uğratması nedeniyle reddedilmiştir. Ancak davacı önceki olağan genel kurul toplantılarında diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte ibra edilmiştir. Bunun dışında 14/05/2018 tarihli genel kurul toplantısından sonra, boşalan yönetim kurulu üyeliği için davacıya genel kurul kararı ile çelişki oluşturacak şekilde teklifte bulunulmuştur. Bu durumda esas sözleşmenin 12.maddesi ve ortaklık sözleşmesinin 4.2.1 maddesine aykırı olarak azlık pay sahipleri tarafından yönetim kuruluna aday gösterilen davacının seçilmeyerek yerine ...

Holding Anonim Şirketi tarafından gösterilen adayın seçilmesinin şirket esas sözleşmesine ve ortaklık sözleşmesine aykırıdır. Bu nedenle mahkemece genel kurulda alınan 7 nolu kararın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; 14/05/20218 tarihli genel kurulda alınan 6 no.lu karar yönünden davacının hukuki yararının bulunmadığı halde iptaline karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından,yeniden karar verilmesine davanın kısmen kabulüne, 14/05/20218 tarihli genel kurulda alınan 7 nolu kararın iptaline, 6 nolu kararın iptali isteminin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/546 Esas - 2020/331 Karar sayılı 16/06/2020 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne; 14/05/20218 tarihli genel kurulda alınan 7 nolu kararın iptaline, 6 nolu kararın iptali isteminin reddine," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; Alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcından, 35,90-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 233,95-TL harcın davalıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından ödenen toplam 134-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 1250-TL bilirkişi ücreti ve 350-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.600-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 800-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili lehine takdir olunan 9.200-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı vekili lehine takdir olunan 9.200-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan 49-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 25-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 19-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 10-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.13/07/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/130895 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5361 E. 2024/9065 K. · Bozuldu

İbra edilmeme kararının iptalinde hukuki yararın ilkesel çerçevesi

Gerekçe özeti

Yönetim kurulu üyesinin ibra edilmemesine ilişkin genel kurul kararının iptalinde hukuki yarar üç hâlde ayrılır: (i) yalnızca ibra edilmeme kararı alınmışsa hukuki yarar vardır; (ii) ibra edilmeme ile birlikte sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş fakat dava açılmamışsa hukuki yarar vardır; (iii) sorumluluk davası fiilen açılmışsa, ibra edilmeme kararının yerindeliği o davada itiraz ve def'ilerle tartışılabileceğinden usul ekonomisi gereği ayrıca iptal davası açmakta hukuki yarar yoktur. Ayrıca genel kurul toplantısına katılıp muhalefetini bildiren pay sahibinin iptal davası açma hakkı pay oranına bağlı değildir; esas sözleşme ve ortaklık sözleşmesiyle azlığa tanınan aday gösterme hakkına aykırı biçimde hâkim pay sahibinin adayının seçilmesi iptal sebebidir.

Emsal değeri

Daire, kendi kararları arasındaki çelişkiyi tespit ederek yönetim kurulu üyesinin ibra edilmeme kararına karşı iptal davasında hukuki yararı üç hâlli ilkesel bir çerçeveye bağlamış ve bundan böyle uygulamanın bu şekilde yürütüleceğini belirtmiştir; bağlayıcı ve yerleşik içtihat oluşturmaya elverişli emsal değeri taşır.

Kavramlar: ibra hukuki yarar sorumluluk davası genel kurul kararının iptali azlık hakları aday gösterme hakkı usul ekonomisi içtihat yeknesaklığı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/5361 E.  ,  2024/9065 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/54 Esas, 2023/1142 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/546 E., 2020/331 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.12.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin toplam 16.333.350 hissesinden 1.023.557 adedine sahip olduğunu, 13.009.346 hissenin ... Holding A.Ş.'ye, 1.023.557 adedin Ahmet Sinan Ulağ'a, 1.023.557 adedin Ali Ulağ'a, 163.333 adedin Ayşegül Aslı Mumcuoğlu'na ait olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulunun aldığı karar üzerine olağan genel kurul toplantısının 14.05.2018 tarihinde yapıldığını, olağan genel kurulda gündemin 6. maddesi gereğince alınan karar ile müvekkilinin ibra edilmediğini ve hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, yine olağan genel kurulda gündemin 7. maddesi gereğince alınan karar ile esas sözleşmeye aykırı olarak davalı şirketin sermayesinin en az %15'ine sahip hissedarlar tarafından önerilen aday yerine davalı şirketin hakim hissedarı konumunda bulunan ...

Holding A.Ş. tarafından önerilen ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine karar verildiğini, olağan genel kurulda alınan 6 ve 7 numaralı kararların kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına, eşit davranma ilkesine ve 7 numaralı kararın esas sözleşmeye aykırı olduğunu iddia ederek davalı şirketin 14.05.2018 tarihli olağan genel kurulunda alınan 6 ve 7 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde;14.05.2018 tarihli olağan genel kurulda alınan 6 ve 7 numaralı kararların kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına, eşit davranma ilkesine ve 7 numaralı kararın esas sözleşmeye aykırı olmadığını, zira davacıya yönelik işlem yapılması kararının davacının pay sahipliği sıfatından değil, yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklandığını, eşit şartlardaki pay sahiplerinin gerek pay sahipliği haklarını kullanırken gerek ortaklığa karşı borçlarını ifa ederken eşit muameleye tabi tutulması şeklinde ifade edilebilecek eşit işlem ilkesinin bu sebeple somut olaya uygulanamayacağını, davacının şirkette CEO olarak görevlendirildiğini, bu çerçevede şirketi devamlı zarar ettirerek yüklü miktarda borç altına soktuğunu, davacının yönetim kurulu üyesi olarak vazifelerini ifa etmemekle şirketi zarara soktuğunu, bu nedenle ibra edilmediği gibi hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, yönetim kurulu üyelerinin tamamının ibrasının zorunlu olmasını gerektiren yasal düzenleme bulunmaması, CEO olarak görevlendirilen davacının da şirketi zarara sokması nedeniyle davacının ibra edilmemesinin dürüstlük kuralına aykırı olmadığını, genel kurul toplantısında diğer pay sahiplerinin alınan kararlara muhalefet etmediklerini, diğer pay sahiplerinin ancak birlikte yönetim kuruluna aday gösterebileceklerini, tek başına davacının aday gösterme hakkının esas sözleşme gereğince bulunmadığı gibi davacının eldeki davayı da tek başına açamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davalı şirketin esas sözleşmesinin 12. maddesi ile yönetim kuruluna, sermayeyi temsil eden payların %15'ini temsil eden pay sahiplerinin 1 üye, kalan %20 paya sahip olanların 1 üye, geriye kalan % 30'a sahip pay sahiplerinin 1 üye ve % 35'e sahip olanların 1 üye aday gösterme hakkının bulunduğunun düzenlendiği, 29.07.2013 tarihli ortaklık sözleşmesinin 4.2.1 maddesinde, yönetim kuruluna 4 üye seçileceği, üyelerden üçünün ... Holding A.Ş., 1'inin azınlık ortaklar tarafından gösterilen adayın genel kurulca seçileceğinin düzenlendiği, somut olayda, 14.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının 6. ve 7. maddeleri ile şirkette %19,81 oranında pay sahibi olanların aday olarak gösterdiği davacının, geçmiş yıllar, özellikle 2017 yılındaki 80.056.832 TL faaliyet zararı nedeniyle ibra edilmeyerek sorumluluk davası açılmasına, azlık pay sahipleri tarafından (%19,81) aday gösterilen davacının yerine ...

Holding A.Ş. tarafından gösterilen adayın oy çokluğuyla seçilmesine karar verildiği, davacının fiillerinin 2017 yılı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve zararın açıklaması olmadan ibra edilmemesine karar verilmesinin kanuna, esas sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu nedenle gündemin 6. maddesi gereğince alınan ibra edilmeme ve davacı hakkında sorumluluk davası açılması yönündeki kararın iptalinin gerektiği, yine esas sözleşmenin 12. maddesi ve ortaklık sözleşmesinin 4.2.1 maddesine aykırı olarak azlık pay sahipleri tarafından yönetim kuruluna aday gösterilen davacının seçilmeyerek yerine ... Holding A.Ş. tarafından gösterilen adayın seçilmesinin şirket esas sözleşmesine ve ortaklık sözleşmesine aykırı olduğu, 7.

maddede alınan kararın iptalinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin genel kurulunda ibraya ilişkin 6 numaralı ve yönetim kurulu seçimine ilişkin 7 numaralı kararın iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemeleri ya da daha önce alınan bir ibra kararının yine genel kurul marifeti ile geri alınması halinin başlı başına iptal davasına konu edilmesi durumunda, yerleşik yargı kararlarına göre davacıların hukuki yararlarının bulunmadığı kabul edildiği, hukuki yararın varlığının kabul edilebilmesi için yönetim kurulu üyeleri hakkında ayrı bir sorumluluk davasının makul bir süre de açılıp açılmadığının beklenmesi gerektiği, zira yönetim kurulu üyelerinin görevleri ile ilgili iş ve işlemlere ilişkin inceleme ve değerlendirmelerin sorumluluk davasında somuta indirgenmek suretiyle ele alınarak sonuca bağlandığı ve sorumluluk davası açılmaksızın sırf ibra etmeme yönündeki kararların, ilgililer hakkında herhangi bir hukuksal sonuç meydana getirmediği, somut olayda davacının ibra edilmemesine ve hakkında sorumluluk davası açılmasına dair karar alınmış ise de, davacı yönetim kurulu üyesi hakkında genel kurul kararına dayalı olarak açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı, bu nedenle davacının hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınmaksızın işin esasına girilerek genel kurulda alınan 6 numaralı kararın iptaline karar verilmesinin doğru görülmediği, davacının, genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalif kaldığı, bu nedenle dava açma hakkının bulunduğu, pay oranına bakılmaksızın her pay sahibine tanınan bir hak olduğundan davalı vekilinin davacının %15 paya sahip olmadığı ve dava açmaya yetkili bulunmadığına yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği, genel kurul tutanağının 7.

bendinde aday gösterilen davacının, şirketin zarar etmesi ve zararın pay sahibi ... Holding A.Ş. tarafından finanse edilmesi, azınlık pay sahiplerinin zararın finanse edilmesine yönelik bir girişimlerinin olmaması, davacının şirketi sürekli zarara uğratması nedeniyle reddedildiği, davacının önceki olağan genel kurul toplantılarında diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte ibra edildiği, bunun dışında 14.05.2018 tarihli genel kurul toplantısından sonra boşalan yönetim kurulu üyeliği için davacıya genel kurul kararı ile çelişki oluşturacak şekilde teklifte bulunulduğu, bu durumda esas sözleşmenin 12. maddesi ve ortaklık sözleşmesinin 4.2.1 maddesine aykırı olarak azlık pay sahipleri tarafından yönetim kuruluna aday gösterilen davacının seçilmeyerek yerine ...

Holding Anonim Şirketi tarafından gösterilen adayın seçilmesinin şirket esas sözleşmesine ve ortaklık sözleşmesine aykırı olduğu, Mahkemece genel kurulda alınan 7 numaralı kararın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 14.05.2018 tarihli genel kurulda alınan 7 numaralı kararın iptaline, 6 numaralı kararın iptali isteminin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı şirketin 14.05.2018 günlü olağan genel kurul toplantısında davacının ibra edilmemesine ve hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin alınan gündemin 6 numaralı kararı ile yönetim kuruluna üye seçimine ilişkin alınan 7 numaralı kararın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı, 14.05.2018 günlü olağan genel kurul toplantısında ibra edilmemesine ve hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin alınan 6 numaralı kararın iptalini istemiş, İlk Derece Mahkemesince bu kararın iptaline karar verilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince davacının bu kararın iptali için dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.

Somut uyuşmazlık bakımından tartışılması gereken hukuki sorun, yönetim kurulu üyesinin ibra edilmemesi ve hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiği, ancak hakkında sorumluluk davası açılmadığı bir durumda, ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılması kararına karşı iptal davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Dairemizin konu ile ilgili ilamları irdelendiğinde bir kısım kararlarda, sadece ibra edilmeme yönünde karar verilip sorumluluk davası açılmasına karar verilmediği hallerde, bu durumun tek başına uygulanabilir bir karar olmadığı, haklarında sorumluluk davası açılması yolunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada bu kararın iptalinin talep edilebilmesinin mümkün görülmediği, sorumluluk kararı ve davası için makul bir sürenin geçmesi beklenilmeden açılan davanın dinlenilemeyeceği kabul edilmiştir. Bazı kararlarda ise, sorumluluk davası açılmasına karar verilmemiş olsa bile ibra edilmeme kararının iptali için dava açmakta hukuki yararın bulunduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.10.2023 tarihli, 2022/3989 E.

ve 2023/6219 K. sayılı kararı) kabul edilmiştir. Diğer bir kısım kararlarda, davacı hakkında genel kurulda alınan ibra edilmeme kararına dayanılarak alınmış bir sorumluluk davası açılması kararı ile açılmış bir sorumluluk davası bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, davacı hakkında açılmış bir sorumluluk davasının mevcut olduğunun belirlenmesi hâlinde, davacı hakkında verilen ibra edilmeme kararının açılmış sorumluluk davasında değerlendirilecek olması karşısında, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığının kabulü ile davanın reddi gerektiği, ancak, davacı hakkında açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığının ve makul bir süre geçmesine rağmen bu davanın açılmadığının anlaşılması hâlinde ise alınan ibra edilmeme kararının, kanun, ana sözleşme hükümleri ve iyi niyet esaslarına aykırı bulunup bulunmadığı yönlerinden tarafların dayandıkları deliller de değerlendirilmek suretiyle ortaya çıkacak sonuca göre davacının istemi hakkında bir karar verilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Bir kısım kararlarda ise, bir yönetim kurulu üyesinin kendisinin ibra edilmemesine dair genel kurul kararının iptali davası açabilmesi için bu kararın alındığı tarihten itibaren makul bir süre geçtiği hâlde aleyhine sorumluluk davası açılmaması gerektiği, aksi hâlde yani bir sorumluluk davası açılması hâlinde, yöneticinin kendisinin ibra edilmemesine dair kararın iptalini istemekte hukuki yararı bulunmadığı, zira anılan ibra edilmeme kararının yerinde olup olmadığının, açılmış bulunan bu sorumluluk davasında somut nedenleriyle birlikte incelenip değerlendirileceği, ancak davacının ibra edilmemesi kararının yanında, aynı zamanda davacı hakkında sorumluluk davası açılmasına da karar verildiği bir durumda, davacı yönetim kurulu üyesinin dava açmakta hukuki yararının bulunduğu içtihat edilmiş olup konuya ilişkin yerleşik bir uygulamanın bulunmadığı anlaşılmıştır.

Yargı kararlarının yeknesak olması, birbiriyle çelişkili kararların bulunmaması gerek hukuk güvenliği gerekse kamu düzenini yakından ilgilendiren bir husustur. Somut vakıa vesilesiyle günümüze dek farklı şekillerde çıkan kararların ilkesel biri çerçeveye oturtulması ve bundan böylede uygulamanın bu şekilde yürütülmesi sonucuna varılmıştır.

Açıklanan bu hususlar çerçevesinde; yönetim kurulu üyesi hakkında sadece ibra edilmeme kararı alındığı bir durumda, pay sahibi ilgili yönetim kurulu üyesinin ibra edilmeme kararının iptali için dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Yönetim kurulu üyesi hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verildiği bir durumda sorumluluk davası açılmamışsa, pay sahibi ilgili yönetim kurulu üyesinin ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılması yönündeki kararın iptali için dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Yönetim kurulu üyesi hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verildiği bir durumda sorumluluk davası açılmışsa, artık pay sahibi yönetim kurulu üyesinin kararın iptali için dava açmakta hukukî yararının bulunmadığı kabul edilmelidir.

Zira açılacak sorumluluk davasında ilgili yönetim kurulu üyesi iptal davasında gündeme getireceği tüm itiraz ve def'ilerini ileri sürme imkân ve kabileyetine sahip olacağından müstakilen iptal davası açmasında usul ekonomisi yönünden de hukuki yarar bulunmayacaktır.

Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacı hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş ise de hakkında sorumluluk davası açılmamıştır. Bu durumda davacının (6) numaralı kararın iptalini istemekte hukuki yararı bulunduğu gözetilerek dosyadaki deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 16.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.