6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Muhalefet şerhi olmadan ibra kararının TTK 436/2 gereği resen incelenmesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/35 E. 2023/1245 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

İlgili meseleler: ◆ YK huzur hakkı/ücretinin fahişliği (kârdan pay hakkı ihlali)◆ Muhalefet şerhi dava şartı (TTK 446/1-a)

Gerekçe özeti

Genel kurul kararlarının iptali için, toplantıda hazır bulunup olumsuz oy kullanan pay sahibinin bu muhalefetini tutanağa geçirtmesi dava şartı niteliğindedir; bu şart yoksa iptal istemi reddedilir. Ancak TTK 436/2 gibi emredici hükme aykırı biçimde kullanılan oylarla alınan kararlar (yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanması) geçersiz olup, bu geçersizlik muhalefet şerhi bulunmasa da resen gözetilir. Yönetim kurulu üyelerine tanınan huzur hakkının fahiş olup olmadığı, şirketin mali yapısı, faaliyet hacmi ve emsal uygulamalar karşılaştırılarak, üyelerin harcadığı emek ve mesai ile orantılı olup olmadığına göre belirlenir.

Ele alınan sorunlar

3, 4 ve 5 no'lu kararlarda muhalefet şerhinin bulunmaması → ret

İddia: Davacı, genel kurul toplantısına vekili aracılığıyla katılıp olumsuz oy kullandığını, davanın açılabilmesi için olumsuz oy kullanmasının yeterli olduğunu, tutanağa muhalefet şerhi yazdırılmasının şart olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 445 ve 446. maddeleri uyarınca genel kurul kararlarının iptali için, toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahibinin dava açabileceği düzenlenmiştir. Oylama öncesi görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz; muhalefetin tutanağa geçirilmesi gerekir. Davacı 3, 4 ve 5 no'lu kararlara olumsuz oy kullanmış ise de bu kararlara muhalif kaldığı keyfiyeti tutanağa geçirtmemiştir. Bilanço onaylanması ve ibra ayrı gündem maddeleri olarak ayrı ayrı oylandığından, bu kararlar birbirinden ayrı değerlendirilir; bilançonun onaylanmasına ilişkin karar için de muhalefet şerhinin varlığı zorunludur. Bu nedenle dava şartı niteliğindeki muhalefetin bulunmaması nedeniyle bu kararlar bakımından iptal isteminin reddi doğrudur.

Gerekçe kaynağı: özgün

6 no'lu karara ilişkin muhalefet/olumsuz oy bulunmaması → ret

İddia: Davacı, kar payının kısıtlı ve gecikmeli ödenmesine dair 6 no'lu kararın da iptalinin gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının 6 no'lu karara karşı olumsuz oyu bulunmadığından, karşı oy bulunmaması nedeniyle bu karara ilişkin iptal isteminin reddinde bir isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

İbraya ilişkin 5 no'lu kararda TTK 436/2 gereği oydan yoksunluk ve gerekli çoğunluğun bulunmaması → kabul

İddia: Davacı, yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında hiçbir şekilde oy kullanamayacağını, oylamanın TTK 436/2 maddesine aykırı yapıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 436/2 maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkına sahip değildir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, hükme aykırı kullanılan oylar geçersizdir ve bu oylarla alınan genel kurul kararları da geçersiz olur; bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına gerek yoktur. Somut olayda yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmamış olsalar da bir diğer üyenin ibrasında oy kullanmışlardır. Bu şekilde oylamaya katılan üyelerin toplam olumlu oyu, oydan yoksunluk hükmü uygulandığında ibra kararı için gerekli çoğunluğu sağlamamaktadır; bu durumda ibraya ilişkin karar bu yönüyle geçersizdir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetim kurulu üyelerine tanınan huzur hakkının fahiş olup olmadığı (7 no'lu karar) → ret

İddia: Davalı vekili, bilirkişinin eksik inceleme yaptığını, yönetim kurulu üyelerinin harcadığı emek ve mesainin dikkate alınmadığını, belirlenen ücretin düşük olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 408/2-b uyarınca yönetim kurulu üyelerinin ücret ve huzur hakları hakkında karar vermek genel kurulun münhasır yetkisindedir; TTK 394/1 uyarınca bu haklar esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla ödenebilir. Belirlenen ücretin miktarı şirketin mali yapısı, uygulaması ve yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır; ücretin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, geçmiş uygulamaları ve benzer durumdaki şirketlerin emsal ücretleri karşılaştırılarak, pay sahiplerinin kârdan pay alma hakkını ihlal etmeyecek şekilde tespit yapılmalıdır. Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, şirketin neredeyse yıllık kârının tamamını kapsayacak şekilde takdir edilen huzur hakkının, davalı şirketin ortaklık yapısına, mali durumuna, faaliyetlerine ve işlem hacmine göre fahiş olduğu kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanmasının TTK 436/2 uyarınca emredici hükme aykırılık oluşturduğu ve bu geçersizliğin muhalefet şerhi şartına bağlı olmaksızın resen gözetilebileceği yönündeki tespit ile huzur hakkının fahiş olup olmadığının değerlendirilme kriterleri açısından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararının iptali davasında, toplantıda hazır bulunup olumsuz oy kullanan pay sahibinin bu muhalefetini tutanağa geçirtmesi dava şartı niteliğindedir; muhalefetin tutanağa geçirilmemesi halinde iptal istemi reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi TTK 436/2 oydan yoksunluk ibra kararı huzur hakkı dürüstlük kuralı yürütmenin durdurulması

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 436/2TTK 445TTK 446TTK 408/2-bTTK 394/1TTK 449 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/35

KARAR NO 2023/1245

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/02/2020

NUMARASI 2017/233 Esas - 2020/156 Karar

DAVA

Genel Kurul Kararının İptali

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilin davalı şirketin hissedarı olduğunu, davalı şirketin 01/12/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısına vekili marifetiyle katıldığını, iyi niyet kurallarına aykırı ve ayrıca mahkeme kararlarını yok sayan kararlara karşı olumsuz oy kullandığını, ancak diğer hissedarların yönetimde yer almaları nedeniyle itirazlara rağmen şirketin zarara uğramasını gözardı ederek kendi menfaatleri uğruna kanuna ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı karar aldıklarını, yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 436/2. maddesi hükmüne aykırı olarak oy kullandıklarını, bu nedenle TTK'nın 436. maddesine aykırı olarak alınan 3, 4 ve 5 nolu kararların iptalinin gerektiğini, aynı toplantının 7 nolu kararı ile yönetim kurulu üyelerinin her birine 10.000-TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, icrai hiçbir faaliyeti bulunmayan şirketin gelirinin yarısından fazlasının huzur hakkı adı altında şirket için hiçbir mesai harcamayan yönetim kurulu üyelerine ödenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğundan iptalinin gerektiğini belirterek 01/12/2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2015 yılı faaliyet raporunun kabulüne dair 3 numaralı, 2015 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının kabulüne dair 4 numaralı, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına dair alınan 5 numaralı, kar payının kısıtlı ve gecikmeli olarak ödenmesine dair 6 numaralı ve yönetim kurulu üyelerine 10.000-TL huzur hakkı ödenmesine dair 7 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı tarafın daha evvel ortaklıktan çıkarılma davası ikame ettiğini, işbu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, TTK m.436 hükmünün yalnızca ibraya ilişkin bir madde olduğunu, davacı tarafın bahse konu kar payı dağıtımı kararına olumsuz oy kullanmamaları nedeniyle iptal davası açma hakkının hukuken mevcut olmadığını, davacı tarafın hukuka aykırı bir şekilde alınan bilirkişi raporunun delil niteliğinde sunulmasınının davacının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini belirterek, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/995 E .sayılı dosyasının iş dava için bekletici mesele yapılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dava ve karar tarihi itibariyle davacının davalı şirketin ortağı olarak aktif husumetinin bulunduğu, davacının sadece 7 nolu kararda muhalif olduğunu belirttiği ve tutanağa geçirttiği, diğer maddeler yönünden muhalefet belirtilmediği, bu nedenle 3 ve 4 nolu kararlarla ilgili dava açılamayacağı, davacının ibraya ilişkin 5 nolu karara muhalefet sunmamış ise de TTK.nın 436. maddesinin emredici nitelikte olması nedeniyle oy yoksunluğunun bulunup bulunmadığının her yönetim kurulu üyesi açısından ayrı ayrı resen değerlendirilmesi gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin kardeş olması nedeniyle birbirlerinin oylamalarında oy hakkına sahip olduğu, ayrı ayrı oylama yapıldığından ibra kararı için gerekli çoğunluğun sağlandığı, bu nedenle davacının bu maddeye ilişkin itirazının haklı olmadığı, genel kurulun 7.

maddesinde yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık 10.000-TL huzur hakkı tanındığı, bilirkişi raporunda tespit edildiği gibi 10.000-TL ücretin davalı şirketin ortaklık yapısına ve mali durumuna göre yüksek bir tutar olduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 01/12/2016 tarihli 2016 yılına ait olağan genel kurulun 7 no'lu yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın iptaline, diğer maddelerin iptali taleplerinin reddine, 01/12/2016 tarihli 2016 yılına ait olağan genel kurulun 7 nolu kararın yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; müvekkilinin genel kurul toplantısına vekili vasıtasıyla katılarak olumsuz oy kullandığını, bu kararların yasanın emredici hükümlerine ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, şirketin keyfi yönetildiğini, finansal tablolarında açıklıklar bulunduğunu, şirket gelir ve giderlerinin gerçek rakamlarla gösterilmediğini, mahkemece bu hususta inceleme yaptırılmadığını, şirket çalışanı olmayan kişilere şirket çalışanıymış gibi ödemeler yapıldığını, şirket kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmadığını, şirketin kira gelirlerinin her dönem artmasına rağmen kar tutarlarının açıklanamayacak bir şekilde azaldığını, yönetim kurulu üyelerinin hiç bir şekilde ibra oylamasında yer alamayacağını, oylamanın TTK m.436/2 maddesine aykırı olarak yapıldığını, İstanbul 1.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/613 Esas sayılı dosyasında ibraların usulüne uygun görülmediğini ve kararın istinaf aşamasında olduğunu, yine 6 nolu kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararının da iptalinin gerektiğini, davanın açılabilmesi için olumsuz oy kullanılmasının yeterli olduğunu, pay sahibinin olumsuz oy verdiğinin tutanaktan anlaşılması halinde davanın açılabileceğini kabul etmek gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını, genel kurulda alınan 3, 4, 5 ve 6 no'lu kararların iptaline karar verilmesini, TTK'nın 449. Maddesi gereğince kararların icrasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2- İstinaf yoluna başvuran davalı vekili; bilirkişinin eksik inceleme yaptığını, bilirkişi tarafından şirket yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılan çalışmaların incelenmediğini, şirkete düzenli gelir sağlanabilmesi için düzenli olarak projeler çizdirildiğini, bu konuda çeşitli çalışmalar yapıldığını, bu hususların 23/03/2017 tarihli dilekçenin ekinde belgelendirildiğini, şirketin gerek tekstil gerekse inşaat ve gerekse kiralama faaaliyetlerine ilişkin olarak emek ve uğraşın davacının yurt dışında yaşaması nedeniyle yalnızca yönetim kurulu üyeleri tarafından gösterildiğini, İstanbul'da bulunan şirketin yönetim kurulu üyelerine verilmesi kararlaştırılan ücretin oldukça düşük olduğunu, ayrıca huzur hakkının azaltılmasına dair tedbir kararının istinafça kaldırıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davalı şirketin 01/12/2016 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan 3 no'lu 2015 yılı faaliyet raporunun kabul edilmesine, 4 no'lu bilanço kar ve zarar hesaplarının onaylanmasına, 5 no'lu yönetim kurulu üyelerinin ibrasına, 6 no'lu kar payının kısıtlı ve gecikmeli olarak ödenmesine ve 7 no'lu yönetim kurulu üyelerine aylık 10.000'er TL huzur hakkı ödenmesine dair genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 445. ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.

Genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz (Yargıtay 11. HD, 08.12.2015 tarih, 2014/18887; 2015/13122 E.K sayılı emsal ilamı). Bahsi geçen genel kurul toplantısında davacının 3, 4 ve 5 no lu kararlara karşı olumsuz oy kulanmış ise de bu kararlara muhalif kaldığı keyfiyetini tutanağa geçirtmemiştir.

Bunun dışında 6 no'lu karara karşı ise olumsuz oyu bulunmamaktadır. Dava konusu genel kurulda, yönetim kurulu üyelerinin ibrası ile bilançonun tasdiki hususları ayrı ayrı oylamaya sunulmuştur. Genel kurulda bu konular birbirinden ayrılarak ayrı ayrı oylandığından, verilen kararların da birbirinden ayrı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilançonun onaylanması ve ibra ayrı ayrı gündem maddelerini teşkil ediyorsa, bu durumda bilançonun onaylanması ibra anlamına gelmeyeceğinden, yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksunluk hali söz konusu değildir. Bu nedenle bilançonun onaylanmasına ilişkin 4 no.lu gündem maddesi bakımından da iptal talep edilebilmesi için muhalefet şerhinin varlığı zorunludur.

Bu kapsamda dava konusu 3, 4 ve 5 no.lu genel kurul kararları bakımından, dava şartı niteliğindeki muhalefetin bulunmaması nedeniyle, 6 nolu genel kurul kararı bakımından ise karşı oy bulunmaması nedeniyle iptal isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. TTK'nın 436/2 maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olduğundan, bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizdir. Bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına da gerek yoktur.

Somut olayda davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri, kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de bir diğer yönetim kurulu üyesinin ibrasında oy kullanmışlardır. İbra kararı oylamaya katılan yönetim kurulu üyelerinin (...

21. 250, ...

25. 500, ...

21. 250) toplam 68.000 olumlu oyu ile alınmıştır.

17. 000 pay sahibi davacı oylamada olumsuz oy kullanmış, 17.000 pay sahibi diğer ortak ... toplantıya katılmamıştır. Bu durumda gerekli oy çoğunluğu bulunmadığından yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin söz konusu karar bu yönüyle geçersizdir. Davacının muhalefet şerhini yazdırdığı tek madde 7 nolu karardır. TTK'nın 408/2-b maddesine göre, yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları genel kurulun münhasır yetkilerindendir. TTK'nın 394/1. maddesinde, yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceği düzenlenmiştir.

Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretin miktarı şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması, yönetim kurulunun bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır. Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durum açısından davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir (Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi'nin 11/12/2019 tarih, 2019/336 Esas 2019/8055 Karar Sayılı kararı). Genel kurulun 7. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık 10.000-TL huzur hakkı tanınmıştır. Bilirkişi raporu da dikkate alındığında şirketin neredeyse yıllık kârının tamamını kapsayacak şekilde (40.000X12=480.000) takdir edilen huzur hakkının davalı şirketin ortaklık yapısına ve mali durumuna, faaliyetlerine ve işlem hacmine göre fahiş olduğunun kabulünde ve 7 no'lu kararın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece huzur hakkında ilişkin 7 no'lu genel kurul kararının yanında, yönetim kurulu üyelerin ibrasına ilişkin 5 no'lu kararın geçersizliğinin tespitine de karar verilmesi gerekirken sadece 7 no'lu kararın iptali ile yetinilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından genel kurul toplantısında alınan 5 no.lu kararın batıl olduğunun tespitine, 7 nolu kararın iptaline, diğer kararların iptali isteminin reddine davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/233 Esas - 2020/156 Karar sayılı ve 12/02/2020 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne; davalı şirketin 01.12.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 5 no.lu kararın batıl olduğunun tespitine, 7 nolu kararın iptaline, diğer kararların iptali isteminin reddine, 5 ve 7 nolu kararın TTK m.449 uyarınca yürütmesinin durdurulmasına,"İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ;Alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcından, 31,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 238,45‬-TL harcın davalıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından ödenen 62,80-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 1.500-TL bilirkişi ücreti ve 82,60-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.582,6‬0-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 633,04‬-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 15-TL posta masrafından ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 9-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili lehine takdir olunan 9.200-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı vekili lehine takdir olunan 9.200-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL istinaf karar harcının talebi halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 54,40‬-TL harcın mahsubu ile kalan 215,45‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 56-TL istinaf yargı giderinden davanın kabulü oranında hesaplanan 22-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 01/09/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/130837 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5960 E. 2024/7196 K. · Onandı

Birbirini ibra eden yönetim kurulu üyelerinin oyu nisabı sağlamaz

Gerekçe özeti

Yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oydan yoksundur; bu emredici kurala aykırı kullanılan oylar geçersiz olduğundan, ibra kararı yalnızca bu oylarla alınmışsa gerekli karar nisabı oluşmaz ve karar butlanla değil yoklukla maluldür. Böyle bir karara karşı dava açan ortaktan ayrıca muhalefet şerhi aranmaz. Buna karşılık emredici oydan yoksunluk hâli bulunmayan gündem maddeleri yönünden, alınan karara muhalefet şerhi koydurmamış ortak iptal davası açamaz. Ortaklık yapısına ve şirketin mali durumuna göre aşırı yüksek belirlenen huzur hakkına ilişkin karar iptale tabidir.

Emsal değeri

Yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibralarında oydan yoksun olduğu, yalnız bu oylarla alınan ibra kararında nisap oluşmayacağı ve yaptırımın butlan değil yokluk olduğu tespiti Yargıtay'ın kendi muhakemesidir ve bağlayıcı içtihat değeri taşır. Nitelendirme hatasının temyiz edenin sıfatı gözetilerek bozma sebebi yapılmaması da yol göstericidir.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali ibra oydan yoksunluk karar nisabı yokluk butlan muhalefet şerhi huzur hakkı aktif husumet hak düşürücü süre

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/5960 E.  ,  2024/7196 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/35 E., 2023/1245 K.

HÜKÜM

Davanın kısmen kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/233 E., 2020/156 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, davalı şirketin 01.12.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısına vekili marifetiyle katıldığını, iyi niyet kurallarına aykırı ve ayrıca mahkeme kararlarını yok sayan kararlara karşı olumsuz oy kullandığını, ancak diğer hissedarların yönetimde yer almaları nedeniyle itirazlara rağmen şirketin zarara uğramasını gözardı ederek kendi menfaatleri uğruna kanuna ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı karar aldıklarını, yönetim kurulu üyelerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmüne aykırı olarak oy kullandıklarını, bu nedenle anılan Yasa hükmüne aykırı olarak alınan 3, 4 ve 5 numaralı kararların iptalinin gerektiğini, aynı toplantının 7 numaralı kararı ile yönetim kurulu üyelerinin her birine 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, icrai hiçbir faaliyeti bulunmayan şirketin gelirinin yarısından fazlasının huzur hakkı adı altında şirket için hiçbir mesai harcamayan yönetim kurulu üyelerine ödenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğundan iptalinin gerektiğini ileri sürerek davaya konu genel kurul toplantısında alınan 2015 yılı faaliyet raporunun kabulüne dair 3 numaralı, 2015 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının kabulüne dair 4 numaralı, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına dair alınan 5 numaralı, kâr payının kısıtlı ve gecikmeli olarak ödenmesine dair 6 numaralı ve yönetim kurulu üyelerine 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine dair 7 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın daha evvel ortaklıktan çıkarılma davası ikame ettiğini, işbu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesi hükmünün yalnızca ibraya ilişkin bir madde olduğunu, davacı tarafın bahse konu kâr payı dağıtımı kararına olumsuz oy kullanmamaları nedeniyle iptal davası açma hakkının hukuken mevcut olmadığını, davacı tarafın hukuka aykırı bir şekilde alınan bilirkişi raporunun delil niteliğinde sunulmasınının davacının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dava ve karar tarihi itibariyle davacının davalı şirketin ortağı olarak aktif husumetinin bulunduğu, davacının sadece 7 numaralı kararda muhalif olduğunu belirttiği ve tutanağa geçirttiği, diğer maddeler yönünden muhalefet belirtilmediği, bu nedenle 3 ve 4 numaralı kararlarla ilgili dava açılamayacağı, davacı ibraya ilişkin 5 numaralı karara muhalefet sunmamış ise de 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin emredici nitelikte olması nedeniyle oy yoksunluğunun bulunup bulunmadığının her yönetim kurulu üyesi açısından ayrı ayrı resen değerlendirilmesi gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin kardeş olması nedeniyle birbirlerinin oylamalarında oy hakkına sahip olduğu, ayrı ayrı oylama yapıldığından ibra kararı için gerekli çoğunluğun sağlandığı, bu nedenle davacının bu maddeye ilişkin itirazının haklı olmadığı, genel kurulun 7.

maddesinde yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık 10.000,00 TL huzur hakkı tanındığı, bilirkişi raporunda tespit edildiği gibi 10.000,00 TL ücretin davalı şirketin ortaklık yapısına ve mali durumuna göre yüksek bir tutar olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 01.12.2016 tarihli 2016 yılına ait olağan genel kurulun 7 numaralı yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın iptaline, diğer maddelerin iptali taleplerinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin ise sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince yönetim kurulu üyelerinin, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkına sahip olmadıkları, bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olduğundan, bu oylar ile alınan genel kurul kararlarının da geçersiz olduğu, bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına da gerek bulunmadığı, somut olayda davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri, kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de bir diğer yönetim kurulu üyesinin ibrasında oy kullandıkları, ibra kararının oylamaya katılan yönetim kurulu üyelerinin (...

21. 250, ...

25. 500, ...

21. 250) toplam 68.000 olumlu oyu ile alındığı, 17.000 pay sahibi davacının oylamada olumsuz oy kullandığı, 17.000 pay sahibi diğer ortak ... toplantıya katılmadığı, bu durumda gerekli oy çoğunluğu bulunmadığından yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin söz konusu kararın bu yönüyle geçersiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne; davalı şirketin 01.12.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 5 numaralı kararın batıl olduğunun tespitine, 7 numaralı kararın iptaline, diğer kararların iptali isteminin reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 36 ncı, 272 ve 282 nci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı, 445 inci ve 446 ncı maddeleri

3. Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve bir genel kurul kararının varlığından bahsedilebilmesi için şirket genel kurulunca, gerekli toplantı ve karar nisabıyla alınmış bir karar bulunması gerekmesine, davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına dair alınan (5) numaralı kararın 68.000 olumlu oya karşılık 17.000 olumsuz oyla alındığı, olumlu oyu teşkil eden 68.000 oyun tamamının aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak da görev yapan şirket ortaklarına ait olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ve birbirlerinin ibralarında oydan yoksun olduğu gözetildiğinde anılan karar bakımından yeterli karar nisabı oluşmadığının ve kararın yok hükmünde olduğunun açık olmasına, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince, (5) numaralı kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken batıl olduğunun tespitine karar verilmesi isabetli görülmese de temyiz edenin sıfatına göre bu hususun eleştirilmekle yetinilip bozma sebebi yapılmayacak olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 08.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.