Kusur karinesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12466 E. 2015/9289 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ limited şirket müdürlüğü↗ şirket müdürlüğü↗ sorumluluk davası↗ ibraname↗ kişilik hakları↗ aktif dava ehliyeti↗ usuli kazanılmış hak↗ satış sözleşmesi↗ mirasçılık↗ kazanılmış hak↗ ispat yükü↗ sulh hukuk mahkemesi↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ havale↗ sulh↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının şirket ortağı ve müdürü olduğu dönemde, şirkete ait üç adet aracı toplam 495.000 TL bedelle dava dışı şirkete sattığı, yapılan satış işleminin davacı şirketin kayıtlarına yansıtıldığı ve bu kapsamda davacı şirketin, söz konusu şirketten alacaklı gözüktüğü, dava dışı şirketin araç satış bedeli olarak 350.000 TL'yi davalı müdürün banka hesabına yatırdığı, banka yazısından bu paranın 313.335,08 TL'sinin, davacı şirketin kredi borçlarının kapatılmasında kullanıldığının, 21.048 TL'sinin nakit olarak çekildiğinin, bakiyesinin ise başka kişilerin hesaplarına havale edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda şirketin borcunun ödenmesinde kullanılan para yönünden davalının sorumlu tutulamayacağı, davacı şirketin kredi borcunun kapatılmasında kullanılan para dışında kalan kısmın ise davalı müdürün uhdesinde kaldığı ve bu miktarda şirkete karşı sorumlu olduğu, her ne kadar davalı yanca ibraname adı altında bir belge sunulmuş ise de söz konusu belgede şirket ortağı ve müdürü olan davacı H.. T..'nin imzasının bulunmadığı, dolayısıyla anılan belgenin hukuki değer taşımadığı, davacı H.. T..'nin kişilik haklarının zedelenmesine yönelik bir davranış bulunmadığından manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 20.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden, 161.565 TL maddi tazminatın ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı şirket ve davacı H.. T.. mirasçıları vekili ile G.. T.. dışında kalan davalı mirasçıları vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davanın limited şirket müdürüne karşı açılan sorumluluk davası niteliğinde olmasına ve mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla limited şirket müdürleri hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmesine, diğer deyişle yöneticiler aleyhine kusur karinesinin kabul edilmesine, davaya konu araçların satışına ilişkin noterde düzenlenen satış sözleşmelerinde, satış bedellerinin peşin alındığının yazılmasına rağmen davalı şirket müdürünün, mahkemece de davacı şirketin kredi borcunun kapatılmasında kullanıldığı kabul edilen kısmı dışında bu parayı şirket yararına kullandığını ispat edememesine, Dairemizce bozulan mahkemenin 13.10.2011 tarihli ilk kararında hüküm altına alınan meblağa yasal faiz işletilmesine ve hükmün bu yönden bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi nedeniyle davalı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş bulunmasına göre davacı şirket vekilinin ve mümeyyiz davalılar vekillerinin davacı şirket yönünden kurulan hükme yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- […]. T.. yönünden kurulan hükme yönelik davacı H.. T.. mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; […]. T.. yargılama sırasında ölmüş olup mirasçısı sıfatıyla eşi ve çocukları yargılamaya katılmış iseler de hükümden sonra dosyaya sunulan Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 19.11.2009 tarih, 2009/1850-3225 E.K. sayılı ilamından, adı geçen mirasçılar tarafından H.. T.. mirasının reddedildiği anlaşılmaktadır. Aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun mahkemece yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden, yargılamaya H.. T.. mirasçısı sıfatıyla katılan kişilerin aktif dava ehliyetlerinin olup olmadığının belirlenerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre H.. T.. mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/478 E. 2017/697 K.
Ortak:mirasçılık · ıslah · maddi tazminat · yasal faiz
İncelediğiniz karardaT..'nin «kişilik haklarının» zedelenmesine yönelik bir davranış bulunmadığından manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 20.000 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden, 161.565 TL maddi tazminatın ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
T.. «mirasçıları» vekili ile G..
T.. dışında kalan davalı «mirasçıları» vekilleri temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 20.000 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden, 161.565 TL maddi tazminatın «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat talebinin reddine dair verilen kararın davacı şirket ve davacı ... «mirasçıları» vekili ile ... dışında kalan davalı mirasçıları vekillerince temyizi üzerine karar dairemizce davacı şirket yönünden onanmış, davacı ... yönünden bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9926 E. 2015/6560 K.
Ortak:kusur karinesi · limited şirket müdürlüğü · şirket müdürlüğü · ispat yükü · taraf ehliyeti · limited şirket · kusur
İncelediğiniz kararda1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davanın «limited şirket» müdürüne karşı açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olmasına ve mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla «limited şirket müdürleri» hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmesine, diğer deyişle yöneticiler aleyhine «kusur karinesinin» kabul edilmesine, davaya konu araçların satışına ilişkin noterde düzenlenen «satış sözleşmelerinde», satış bedellerinin peşin alındığının yazılmasına rağmen davalı şirket müdürünün, mahkemece de davacı şirketin kredi borcunun kapatılmasında kullanıldığı kabul edilen kısmı dışında bu parayı şirket yararına kullandığını ispat edememesine, Dairemizce bozulan mahkemenin 13.10.2011 tarihli ilk kararında hüküm altına alınan meblağa «yasal faiz» işletilmesine ve hükmün bu yönden bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi nedeniyle davalı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğmuş bulunmasına göre davacı şirket vekilinin ve mümeyyiz davalılar vekillerinin davacı şirket yönünden kurulan hükme yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değil …
Aktif dava «ehliyetinin» bulunup bulunmadığı hususunun mahkemece yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden, yargılamaya H..
T.. «mirasçısı» sıfatıyla katılan kişilerin aktif dava «ehliyetlerinin» olup olmadığının belirlenerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda3-Dava, davalı «şirket müdürünün sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mülga 6762 sayılı TTK'nun 556. maddesi yollamasıyla «limited şirket müdürleri» hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine «kusur karinesi» kabul edilmiştir. (Gönen Eriş.
Diğer bir deyişle, «limited şirket müdürleri», «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır.
C..'nin, işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı, anılan davacı yönünden davanın bu nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenlerle reddi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru bulunan kararın onanmasına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş olup hakkındaki hüküm kesinleşen davacı A..
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün sorumluluğu · virman · şirket zararı · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına · temsil · e-defter
Benzer bu karardaC.. ile davalının, diğer davacı şirkette eşit hisseye sahip oldukları, her birinin şirketi münferiden «temsile» yetkili bulundukları, şirketin ticari kayıtlarının usulüne uygun biçimde tutulmadığı, bu haliyle davalının, davacı «şirketin zararına» hareket ettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… hesabına aktardığı, ailesi için yaptığı harcamalarda kullandığı ileri sürülmüş olup mahkemece bozmaya uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda da, davacı şirket «defterlerinin» usulünce tutulmadığı, şirketin banka hesaplarından yapılan ödeme ve tahsil işlemlerinin muhasebe kayıtlarına işlenmediği, şirket hesaplarından ortakların şahsi hesaplarına «virman» işlemlerinin yapıldığı, yine şirketin parası ile ortakların kredi kartı borçlarının ödendiği açıklanmış bulunmaktadır.
C.. yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı A..
C.. yönünden de yeniden davanın reddine karar verilerek aleyhine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı A..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/575 E. 2013/17503 K.
Ortak:ibraname · limited şirket
İncelediğiniz kararda… 8 TL'sinin, davacı şirketin kredi borçlarının kapatılmasında kullanıldığının, 21.048 TL'sinin nakit olarak çekildiğinin, bakiyesinin ise başka kişilerin hesaplarına «havale» edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda şirketin borcunun ödenmesinde kullanılan para yönünden davalının sorumlu tutulamayacağı, davacı şirketin kredi borcunun kapatılmasında kullanılan para dışında kalan kısmın ise davalı müdürün uhdesinde kaldığı ve bu miktarda şirkete karşı sorumlu olduğu, her ne kadar davalı yanca «ibraname» adı altında bir belge sunulmuş ise de söz konusu belgede şirket ortağı ve müdürü olan davacı H..
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davanın «limited şirket» müdürüne karşı açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olmasına ve mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla «limited şirket müdürleri» hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmesine, diğer deyişle yöneticiler aleyhine «kusur karinesinin» kabul edilmesine, davaya konu araçların satışına ilişkin noterde düzenlenen «satış sözleşmelerinde», satış bedellerinin peşin alındığının yazılmasına rağmen davalı şirket müdürünün, mahkemece de davacı şirketin kredi borcunun kapatılmasında kullanıldığı kabul edilen kısmı dışında bu parayı şirket yararına kullandığını ispat edememesine, Dairemizce bozulan mahkemenin 13.10.2011 tarihli ilk kararında hüküm altına alınan meblağa «yasal faiz» işletilmesine ve hükmün bu yönden bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi nedeniyle davalı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğmuş bulunmasına göre davacı şirket vekilinin ve mümeyyiz davalılar vekillerinin davacı şirket yönünden kurulan hükme yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değil …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «ibraz» ettiği «ibranamede» davacı ...'in imzasının bulunmadığı, araçların satışı yapılan Dabaklar Oto.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nın 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetci bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · zimmet · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · yetkisizlik kararı · ibraz
Benzer bu kararda6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nın 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetci bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «ibraz» ettiği «ibranamede» davacı ...'in imzasının bulunmadığı, araçların satışı yapılan Dabaklar Oto.
1- Dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının «zimmetine» para geçirdiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12466 E. , 2015/9289 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 06/05/2014
NUMARASI 2014/32-2014/122
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06/05/2014 tarih ve 2014/32-2014/122 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı şirket ve davacı H.. T.. mirasçıları vekili ile G.. T.. dışında kalan davalı mirasçıları vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/09/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. Ö. K. E. ile davalılardan S.. A.. ile S.. T.. vekili Av. M.. B.. ve K.. T.. mirasçıları S.. T.., M.. T.. ve S.. Y.. vekili Av. T..İ.dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının müvekkili şirketin müdürü olduğu dönemde şirkete ait 3 adet otobüsü satarak bunların parasını şirkete aktarmadığını, haksız olarak el koyduğunu, 6762 sayılı TTK 320. ve 342. maddeleri uyarınca şirket müdürünün sorumlu bulunduğunu, yine davacı H.. T..'nin, davalının güvenlerini kötüye kullanması, özen ve sadakat borcuna aykırı davranması nedeniyle üzüntü duyduğunu ileri sürerek, şirket için 20.000 TL maddi tazminatın, davacı Hüseyin için ise 10.000 TL manevi tazminatın ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla maddi tazminat talebini 350.000 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, söz konusu araçların satışı sonrası müvekkilinin ibra edildiğini, araçların satıldığı dava dışı şirketin müvekkilinin hesabına gönderdiği araç bedellerinin, davacı şirketin kredi borcunun kapatılmasında kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının şirket ortağı ve müdürü olduğu dönemde, şirkete ait üç adet aracı toplam 495.000 TL bedelle dava dışı şirkete sattığı, yapılan satış işleminin davacı şirketin kayıtlarına yansıtıldığı ve bu kapsamda davacı şirketin, söz konusu şirketten alacaklı gözüktüğü, dava dışı şirketin araç satış bedeli olarak 350.000 TL'yi davalı müdürün banka hesabına yatırdığı, banka yazısından bu paranın 313.335,08 TL'sinin, davacı şirketin kredi borçlarının kapatılmasında kullanıldığının, 21.048 TL'sinin nakit olarak çekildiğinin, bakiyesinin ise başka kişilerin hesaplarına havale edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda şirketin borcunun ödenmesinde kullanılan para yönünden davalının sorumlu tutulamayacağı, davacı şirketin kredi borcunun kapatılmasında kullanılan para dışında kalan kısmın ise davalı müdürün uhdesinde kaldığı ve bu miktarda şirkete karşı sorumlu olduğu, her ne kadar davalı yanca ibraname adı altında bir belge sunulmuş ise de söz konusu belgede şirket ortağı ve müdürü olan davacı H..
T..'nin imzasının bulunmadığı, dolayısıyla anılan belgenin hukuki değer taşımadığı, davacı H.. T..'nin kişilik haklarının zedelenmesine yönelik bir davranış bulunmadığından manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 20.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden, 161.565 TL maddi tazminatın ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı şirket ve davacı H.. T.. mirasçıları vekili ile G.. T.. dışında kalan davalı mirasçıları vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davanın limited şirket müdürüne karşı açılan sorumluluk davası niteliğinde olmasına ve mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi yollamasıyla limited şirket müdürleri hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 338. maddesinde, şirket yöneticileri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmesine, diğer deyişle yöneticiler aleyhine kusur karinesinin kabul edilmesine, davaya konu araçların satışına ilişkin noterde düzenlenen satış sözleşmelerinde, satış bedellerinin peşin alındığının yazılmasına rağmen davalı şirket müdürünün, mahkemece de davacı şirketin kredi borcunun kapatılmasında kullanıldığı kabul edilen kısmı dışında bu parayı şirket yararına kullandığını ispat edememesine, Dairemizce bozulan mahkemenin 13.10.2011 tarihli ilk kararında hüküm altına alınan meblağa yasal faiz işletilmesine ve hükmün bu yönden bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi nedeniyle davalı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş bulunmasına göre davacı şirket vekilinin ve mümeyyiz davalılar vekillerinin davacı şirket yönünden kurulan hükme yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- […]. T.. yönünden kurulan hükme yönelik davacı H.. T.. mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; […]. T.. yargılama sırasında ölmüş olup mirasçısı sıfatıyla eşi ve çocukları yargılamaya katılmış iseler de hükümden sonra dosyaya sunulan Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 19.11.2009 tarih, 2009/1850-3225 E.K. sayılı ilamından, adı geçen mirasçılar tarafından H.. T.. mirasının reddedildiği anlaşılmaktadır. Aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun mahkemece yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden, yargılamaya H.. T.. mirasçısı sıfatıyla katılan kişilerin aktif dava ehliyetlerinin olup olmadığının belirlenerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre H.. T.. mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı şirket vekili ile mümeyyiz davalılar vekillerinin davacı şirket yönünden kurulan hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile bu davacı yönünden usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı H.. T.. yönünden kurulan hükmün resen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı H.. T.. mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı G.. T.. dışındaki davalılardan alınarak davacı şirkete verilmesine, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı şirketten alınarak davalılardan S..
A.., S.. T.., S.. T.., M.. T..'ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı şirketten alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı H.. T.. mirasçıları ile G.. T.. dışında kalan davalı mirasçılarına ayrı ayrı iadesine, 15.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/130635300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz