Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/15758 E. 2015/11183 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
i̇i̇k 308/b↗ tanık beyanı↗ imza incelemesi↗ pay devri↗ bilirkişi incelemesi↗ taahhütname↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bilirkişi incelemesinde, davaya konu taahütnamedeki imzanın başlangıç bölümünde oluşturulan M harfine benzer gramın tersim tarzı ve imzaların bitiriliş özelliği yönüyle mukayese imzalar ile kısmi benzerlik gösterdiğinin, inceleme konusu imzanın mukayese imzalara kıyasla davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli itiyadi grafolojik bulgulara rastlanmadığının mütalaa edildiği, HUMK 309. maddesi uyarınca senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenebileceği, davacı tanıklarının belgeyi davalının imzaladığını belirttiği, davacının sunduğu 23.05.2000 tarihli pay devrine ilişkin yazının, İİK'nın 68. maddesinde belirtilen yetkili makamların yetkileri dahilinde verdikleri belgelerden olmadığından imza incelemesine esas tutulamayacağı, davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı tarafından imzalanarak davacıya verildiği iddia edilen “Taahhütname” başlıklı belge kapsamında ödenmesi gereken 3.250.000 USD'nın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece İcra Tetkik Mercii tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesine göre taahütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kararın kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan raporun mahkemeyi bağlamadığı, HUMK 308 ve 309. maddeleri uyarınca işlem yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine işaret olunarak bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, imzanın basit tersimli olduğu, imzanın davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli grafolojik bulgulara rastlanmadığı mütalaa edilmiş, HUMK 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenmesine karar verilmiş, davacı tanıkları “Taahütname” isimli belgedeki imzaların davacı tarafından atıldığını ifade etmiş, mahkemece netice olarak davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, tanık beyanlarına hangi nedenle itibar edilip edilmediği karar yerinde yeterince değerlendirilip tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3964 E. 2019/2535 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · tanık beyanı · bilirkişi incelemesi · taahhütname · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda… aahhütname” başlıklı belge kapsamında ödenmesi gereken 3.250.000 USD'nın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece İcra Tetkik Mercii tarafından yaptırılan «bilirkişi incelemesine» göre taahütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kararın «kesin» hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan raporun mahkemeyi bağlamadığı, HUMK «308» ve 309. maddeleri uyarınca işlem yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine işaret olunarak bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış, imzanın basit tersimli olduğu, imzanın davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli grafolojik bulgulara rastlanmadığı mütalaa edilmiş, HUMK 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenmesine karar verilmiş, davacı tanıkları “Taahütname” isimli belgedeki imzaların davacı tarafından atıldığını ifade etmiş, mahkemece netice olarak davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, «tanık beyanlarına» hangi nedenle itibar edilip edilmediği karar yerinde yeterince değerlendirilip tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmas …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «bilirkişi incelemesinde», davaya konu taahütnamedeki imzanın başlangıç bölümünde oluşturulan M harfine benzer gramın tersim tarzı ve imzaların bitiriliş özelliği yönüyle mukayese imzalar ile kısmi benzerlik gösterdiğinin, inceleme konusu imzanın mukayese imzalara kıyasla davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli itiyadi grafolojik bulgulara rastlanmadığının mütalaa edildiği, HUMK 309. maddesi uyarınca senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenebileceği, davacı tanıklarının belgeyi davalının imzaladığını belirttiği, davacının sunduğu 23.05.2000 tarihli «pay devrine» ilişkin yazının, İİK'nın 68. maddesinde belirtilen yetkili makamların yetkileri dahilinde verdikleri belgelerden olmadığından «imza incelemesine» esas tutulamayacağı, davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, mahkemece öncelikle İcra Tetkik Mercii tarafından yaptırılan «bilirkişi incelemesine» göre taahütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kararın «kesin» hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, işbu red kararı Dairemizce İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan raporun mahkemeyi bağlamadığı, HUMK'nun «308» ve 309. maddeleri uyarınca işlem yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine işaret olunarak bozulmuş, bozma ilamına uyularak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi incelemesi ile imzanın basit tersimli olduğu, davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli grafolojik bulgulara rastlanmadığı mütalaa edildiğinden HUMK'nun 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenilmesine karar verilmiş, davacı tanıklarının “Taahütname” isimli belgedeki imzaların davalı tarafından atıldığını beyan etmelerine rağmen mahkemece «tanık beyanlarına» hangi nedenle itibar edilip edilmediği karar yerinde yeterince değerlendirilip tartışılmadan davacının davasını ispatlayamadığından bahisle reddine dair verilen ka …
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça 15.08.2000 tarihli «taahhütname» başlıklı ... imzalı adi yazılı belgeye dayalı «alacak davası» açılmış ise de, HUMK'nın 309/1 m. uyarınca senetteki imzanın iddia edilen kişiye ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanıklığı ile iddianın ispat edilebileceği, bilirkişi raporları ile belgedeki imzanın davalıya ait olmadığının belirlendiği, taraflarca «ibraz» edilen kendi lehlerine alınmış özel raporlara içerikleri ve alınış şekilleri açısından itibar edilemeyeceği, davanın alacak davası olduğu, belgedeki ispat sınırına göre alacağın varlığı konusunda tanık dinlenemeyeceği, mahkemece anılan hüküm uyarınca davacının tanıkları dinlendiği gibi, tanıkların belgenin taraflar arasındaki borç tasfiyesine ilişkin olarak davalı tarafından imzalandığı beyanı ve davacının alacağın kaynağı olarak Bilka A.Ş. ortaklarına ait olan Turkcell hisselerinin halka arzının Newyork Borsasında Haziran 2000 tarihinde satışların yapılarak bedelin yabancılar tarafından davalı ...'a ödendiği halde kendilerine ödenmediği beyanı, bir kısım davacı tanıklarının 14.08.2000 tarihli «ibraname» hakkında bilgilerinin olmadığını belirtmesi ve diğer tanıkların 14.08.2000 tarihli ibraname ve 15.08.2000 tarihli taahhütnamenin aynı gün imzalandığı konusundaki çelişki ve davanın alacak davası olarak açılması karşısında «tanık beyanlarına» itibar edilmediği, dava konusu belgenin, «imzaya itiraz» edilmeksizin dava konusu edilmiş olsaydı dahi, belge içeriğine göre alacağın varlığı için esas ilişkinin incelenmesi gerekeceği, bu nedenlerle, davacının alacağının temelinin dayandığı ilişkiye ilişkin tarafların «ticari defterleri» üzerinde yapılan incelemede alacağın varlığının ispatlanamadığı, davacı vekilinin SPK ve Türkcell'e yeniden yazı yazılması talebinin yazılan yazıya belge eklenmek suretiyle belge aslı talep edildiğinden yerinde olmadığı, davacı tarafa «tahkikat» aşamasına «son» verilmeden önce kullanmak istediği delili varsa beyanda bulunmak üzere «mehil» verilmesine rağmen başka delile dayanmadığı, alacağın varlığınının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca somut uyuşmazlıkta, «taahhütnamedeki» imzanın davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte grafolojik bulgulara rastlanılamadığından HUMK'nun 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenilebileceği açık olup, bu husus davacı yararına «usuli kazanılmış hak» da oluşturmasına rağmen mahkemece tanıklar davanın esası hakkında dinletilecekmiş gibi değerlendirme yapılmasının doğru olmamasının yanı sıra, taahütnameye dayalı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imzaya itiraz · ek mehil · tahkikat · ibraname · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · alacak davası · ticari defter
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça 15.08.2000 tarihli «taahhütname» başlıklı ... imzalı adi yazılı belgeye dayalı «alacak davası» açılmış ise de, HUMK'nın 309/1 m. uyarınca senetteki imzanın iddia edilen kişiye ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanıklığı ile iddianın ispat edilebileceği, bilirkişi raporları ile belgedeki imzanın davalıya ait olmadığının belirlendiği, taraflarca «ibraz» edilen kendi lehlerine alınmış özel raporlara içerikleri ve alınış şekilleri açısından itibar edilemeyeceği, davanın alacak davası olduğu, belgedeki ispat sınırına göre alacağın varlığı konusunda tanık dinlenemeyeceği, mahkemece anılan hüküm uyarınca davacının tanıkları dinlendiği gibi, tanıkların belgenin taraflar arasındaki borç tasfiyesine ilişkin olarak davalı tarafından imzalandığı beyanı ve davacının alacağın kaynağı olarak Bilka A.Ş. ortaklarına ait olan Turkcell hisselerinin halka arzının Newyork Borsasında Haziran 2000 tarihinde satışların yapılarak bedelin yabancılar tarafından davalı ...'a ödendiği halde kendilerine ödenmediği beyanı, bir kısım davacı tanıklarının 14.08.2000 tarihli «ibraname» hakkında bilgilerinin olmadığını belirtmesi ve diğer tanıkların 14.08.2000 tarihli ibraname ve 15.08.2000 tarihli taahhütnamenin aynı gün imzalandığı konusundaki çelişki ve davanın alacak davası olarak açılması karşısında «tanık beyanlarına» itibar edilmediği, dava konusu belgenin, «imzaya itiraz» edilmeksizin dava konusu edilmiş olsaydı dahi, belge içeriğine göre alacağın varlığı için esas ilişkinin incelenmesi gerekeceği, bu nedenlerle, davacının alacağının temelinin dayandığı ilişkiye ilişkin tarafların «ticari defterleri» üzerinde yapılan incelemede alacağın varlığının ispatlanamadığı, davacı vekilinin SPK ve Türkcell'e yeniden yazı yazılması talebinin yazılan yazıya belge eklenmek suretiyle belge aslı talep edildiğinden yerinde olmadığı, davacı tarafa «tahkikat» aşamasına «son» verilmeden önce kullanmak istediği delili varsa beyanda bulunmak üzere «mehil» verilmesine rağmen başka delile dayanmadığı, alacağın varlığınının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca somut uyuşmazlıkta, «taahhütnamedeki» imzanın davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte grafolojik bulgulara rastlanılamadığından HUMK'nun 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenilebileceği açık olup, bu husus davacı yararına «usuli kazanılmış hak» da oluşturmasına rağmen mahkemece tanıklar davanın esası hakkında dinletilecekmiş gibi değerlendirme yapılmasının doğru olmamasının yanı sıra, taahütnameye dayalı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16350 E. 2012/6082 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · imza incelemesi · kesin hüküm · Alacak
İncelediğiniz kararda… aahhütname” başlıklı belge kapsamında ödenmesi gereken 3.250.000 USD'nın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece İcra Tetkik Mercii tarafından yaptırılan «bilirkişi incelemesine» göre taahütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kararın «kesin» hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan raporun mahkemeyi bağlamadığı, HUMK «308» ve 309. maddeleri uyarınca işlem yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine işaret olunarak bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «bilirkişi incelemesinde», davaya konu taahütnamedeki imzanın başlangıç bölümünde oluşturulan M harfine benzer gramın tersim tarzı ve imzaların bitiriliş özelliği yönüyle mukayese imzalar ile kısmi benzerlik gösterdiğinin, inceleme konusu imzanın mukayese imzalara kıyasla davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli itiyadi grafolojik bulgulara rastlanmadığının mütalaa edildiği, HUMK 309. maddesi uyarınca senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenebileceği, davacı tanıklarının belgeyi davalının imzaladığını belirttiği, davacının sunduğu 23.05.2000 tarihli «pay devrine» ilişkin yazının, İİK'nın 68. maddesinde belirtilen yetkili makamların yetkileri dahilinde verdikleri belgelerden olmadığından «imza incelemesine» esas tutulamayacağı, davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca, yukarıda belirtildiği şekilde mahkemece bilirkişi heyetine yaptıracak «imza incelemesi» sonunda, sözleşmedeki imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunda «kesin» bir kanaat sahibi olunmazsa, «kredi sözleşmesinde» başka şahısların da imzası bulunduğu anlaşılmakla HUMK’nun «308». ve 309. maddeleri gereğince imzanın atıldığını görenlerin veya bunlara kesin surette delalet eden vakıalara tanık olanların dinlenmesine karar verilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi sözleşmesi · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak, İstanbul Adli Tıp Kurumunun «kredi sözleşmesi» altındaki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğini bildirdiği, adli tıp kurumun bu konuda en «son» mercii olduğu, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Adli Tıp Kurumundan alınan raporda «kredi sözleşmesindeki» imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunun tespit edilemediği belirtilmiştir.
Oysa, Adli Tıp Kurumu bu konuda «son» merci olmadığından mahkemece grafoloji dalında üç kişilik bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılması gerekir.
Ayrıca, yukarıda belirtildiği şekilde mahkemece bilirkişi heyetine yaptıracak «imza incelemesi» sonunda, sözleşmedeki imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunda «kesin» bir kanaat sahibi olunmazsa, «kredi sözleşmesinde» başka şahısların da imzası bulunduğu anlaşılmakla HUMK’nun «308». ve 309. maddeleri gereğince imzanın atıldığını görenlerin veya bunlara kesin surette delalet eden vakıalara tanık olanların dinlenmesine karar verilmelidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2943 E. 2021/2617 K.
Ortak:imza incelemesi · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «bilirkişi incelemesinde», davaya konu taahütnamedeki imzanın başlangıç bölümünde oluşturulan M harfine benzer gramın tersim tarzı ve imzaların bitiriliş özelliği yönüyle mukayese imzalar ile kısmi benzerlik gösterdiğinin, inceleme konusu imzanın mukayese imzalara kıyasla davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli itiyadi grafolojik bulgulara rastlanmadığının mütalaa edildiği, HUMK 309. maddesi uyarınca senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenebileceği, davacı tanıklarının belgeyi davalının imzaladığını belirttiği, davacının sunduğu 23.05.2000 tarihli «pay devrine» ilişkin yazının, İİK'nın 68. maddesinde belirtilen yetkili makamların yetkileri dahilinde verdikleri belgelerden olmadığından «imza incelemesine» esas tutulamayacağı, davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… aahhütname” başlıklı belge kapsamında ödenmesi gereken 3.250.000 USD'nın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece İcra Tetkik Mercii tarafından yaptırılan «bilirkişi incelemesine» göre taahütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kararın «kesin» hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan raporun mahkemeyi bağlamadığı, HUMK «308» ve 309. maddeleri uyarınca işlem yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine işaret olunarak bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış, imzanın basit tersimli olduğu, imzanın davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli grafolojik bulgulara rastlanmadığı mütalaa edilmiş, HUMK 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenmesine karar verilmiş, davacı tanıkları “Taahütname” isimli belgedeki imzaların davacı tarafından atıldığını ifade etmiş, mahkemece netice olarak davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, «tanık beyanlarına» hangi nedenle itibar edilip edilmediği karar yerinde yeterince değerlendirilip tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmas …
Benzer bu kararda… llere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların aksine satım konusu ... motor nolu traktörün resmen ve fiili olarak davacıya «teslim» ve tescil edildiği anlaşıldığından dava konusu takibe dayanak olan ve traktör satımı sonrası malen düzenlenen «bononun» «bedelsiz» olmadığı ve hukuken geçerli bir «satış sözleşmesi» sonrasında düzenlendiği, davacı tarafından ATK incelemesine konu olan ve toplamda 59.125,00 TL yapmış olduğu ödemenin «istirdadını» talep etmiş ise de istirdat istemine dayanak teşkil eden bu belgeler altındaki imzaların ATK tarafından yapılan «imza incelemesi» neticesinde imzaların kuvvetle muhtemel davalı ...'ın el ürünü olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vek …
Davacıların delil olarak sunmuş olduğu ödeme belgeleri üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmış ise de sonuç olarak bilirkişi raporunda “İnceleme konusu belgelerdeki basit tersimli imzalar ile ...'ın mukayese imzaları arasında farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'ın eli ürünü olmadığı” belirtilmekle raporun bu haliyle tek başına hükme elverişli olmadığı görülmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · kamu düzenine aykırılık · satış sözleşmesi · bedelsizlik · kamu düzeni · bono · istirdat · eksik inceleme
Benzer bu kararda… llere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların aksine satım konusu ... motor nolu traktörün resmen ve fiili olarak davacıya «teslim» ve tescil edildiği anlaşıldığından dava konusu takibe dayanak olan ve traktör satımı sonrası malen düzenlenen «bononun» «bedelsiz» olmadığı ve hukuken geçerli bir «satış sözleşmesi» sonrasında düzenlendiği, davacı tarafından ATK incelemesine konu olan ve toplamda 59.125,00 TL yapmış olduğu ödemenin «istirdadını» talep etmiş ise de istirdat istemine dayanak teşkil eden bu belgeler altındaki imzaların ATK tarafından yapılan «imza incelemesi» neticesinde imzaların kuvvetle muhtemel davalı ...'ın el ürünü olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vek …
Bölge adliye mahkemesince, mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas …
Davacıların rapora itirazları göz önünde bulunarak dosyanın grafoloji dalında uzman üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek imzaların davalı eli ürünü olup olmadığı hususunda rapor alınıp sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/15758 E. , 2015/11183 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 29/05/2014
NUMARASI 2009/361-2014/210
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/05/2014 tarih ve 2009/361-2014/210 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/10/2015 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. S.. G.. ve Av. H. P. ile davalı vekili Av. K.. E.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğu “B. Bilgi Kaynak ve İletişim Sanayi ve Ticaret A.Ş.” ve bu şirketin sahibi bulunduğu “T. İletişim Hiz. A.Ş.” unvanlı şirkete ait hisse senetlerinin değerlendirilmesi ile ilgili olarak davalı M.. K.. ile doğrudan ve/veya M.. K..’ın ortağı ve/veya yönetim kurulu üyesi ve/veya temsilcisi olduğu veya karar aldırma etkinliğine sahip olduğu “E. Ltd.”, “A. Ltd.”, “R. Ltd.”, “G. Menkul Değerler A.Ş.”, “G. Financial Products Ltd.”, “B. Holding A.Ş.” unvanlı şirketler aracılığıyla ticari ilişkiye girdiğini, bu bağlamda davalının bir süre “Bilka Bilgi Kaynak İletişim San. ve Tic. A.Ş.” unvanlı şirket nezdinde yönetim kurulu üyesi sıfatıyla görev yapıp, organ ve/veya tek başına yetkili temsilci sıfatıyla şirket namına tasarruflarda bulunduğunu, anılan ticari ilişkiler sürecinde doğmuş borç-alacak hesapları ile ilgili olarak devalının müvekkiline (3.250.000) USD borçlu olduğu ve bu borcunu 31.03.2001 tarihinde ödeyeceği taahhüdünü içeren 15.08.2000 tarihli “Taahhütname” başlıklı belgeyi, şahitler huzurunda imzalayıp, tevdi ettiğini, borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle girişilen icra takibine vaki imzaya itirazın kaldırılması istemiyle açılan İstanbul 4.İcra Tetkik Mercii Hakimliği’nde açılan davanın reddedilerek, %40 icra tazminatına mahkum edildiklerini, İcra Tetkik Mercii kararlarının taraflar arasında dahi kesin hüküm özelliği arzetmeyeceğini, kaldı ki, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu, müvekkilinin davalıdan olan alacağının gerek temel ilişki, gerek buna dayanak vakıalar, gerekse borcu kanıtlayan taahhütname ile sabit olduğunu belirterek, (3.250.000) USD alacağın 31.03.2001 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ABD Doları olarak veya tahsil tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, İcra Tetkik Mercii Hakimliği’nce verilen %40 icra inkar tazminatının tahsiline ilişkin hüküm kısmının infazının durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacağın dayanağı olduğu iddia edilen “Taahhütname” başlıklı belgenin altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ileri sürülen alacak iddiasının ticari ilişkiden kaynaklandığı iddia edildiğinden alacağın sair delillerle ispatının gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bilirkişi incelemesinde, davaya konu taahütnamedeki imzanın başlangıç bölümünde oluşturulan M harfine benzer gramın tersim tarzı ve imzaların bitiriliş özelliği yönüyle mukayese imzalar ile kısmi benzerlik gösterdiğinin, inceleme konusu imzanın mukayese imzalara kıyasla davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli itiyadi grafolojik bulgulara rastlanmadığının mütalaa edildiği, HUMK 309. maddesi uyarınca senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenebileceği, davacı tanıklarının belgeyi davalının imzaladığını belirttiği, davacının sunduğu 23.05.2000 tarihli pay devrine ilişkin yazının, İİK'nın 68.
maddesinde belirtilen yetkili makamların yetkileri dahilinde verdikleri belgelerden olmadığından imza incelemesine esas tutulamayacağı, davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı tarafından imzalanarak davacıya verildiği iddia edilen “Taahhütname” başlıklı belge kapsamında ödenmesi gereken 3.250.000 USD'nın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece İcra Tetkik Mercii tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesine göre taahütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kararın kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan raporun mahkemeyi bağlamadığı, HUMK 308 ve 309. maddeleri uyarınca işlem yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine işaret olunarak bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, imzanın basit tersimli olduğu, imzanın davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli grafolojik bulgulara rastlanmadığı mütalaa edilmiş, HUMK 309.
maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenmesine karar verilmiş, davacı tanıkları “Taahütname” isimli belgedeki imzaların davacı tarafından atıldığını ifade etmiş, mahkemece netice olarak davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, tanık beyanlarına hangi nedenle itibar edilip edilmediği karar yerinde yeterince değerlendirilip tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 27/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/128889300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz