Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/3964 E. 2019/2535 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
i̇i̇k 308/b↗ imzaya itiraz↗ ek mehil↗ tanık beyanı↗ tahkikat↗ ibraname↗ usuli kazanılmış hak↗ kazanılmış hak↗ alacak davası↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ taahhütname↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça 15.08.2000 tarihli taahhütname başlıklı ... imzalı adi yazılı belgeye dayalı alacak davası açılmış ise de, HUMK'nın 309/1 m. uyarınca senetteki imzanın iddia edilen kişiye ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanıklığı ile iddianın ispat edilebileceği, bilirkişi raporları ile belgedeki imzanın davalıya ait olmadığının belirlendiği, taraflarca ibraz edilen kendi lehlerine alınmış özel raporlara içerikleri ve alınış şekilleri açısından itibar edilemeyeceği, davanın alacak davası olduğu, belgedeki ispat sınırına göre alacağın varlığı konusunda tanık dinlenemeyeceği, mahkemece anılan hüküm uyarınca davacının tanıkları dinlendiği gibi, tanıkların belgenin taraflar arasındaki borç tasfiyesine ilişkin olarak davalı tarafından imzalandığı beyanı ve davacının alacağın kaynağı olarak Bilka A.Ş. ortaklarına ait olan Turkcell hisselerinin halka arzının Newyork Borsasında Haziran 2000 tarihinde satışların yapılarak bedelin yabancılar tarafından davalı ...'a ödendiği halde kendilerine ödenmediği beyanı, bir kısım davacı tanıklarının 14.08.2000 tarihli ibraname hakkında bilgilerinin olmadığını belirtmesi ve diğer tanıkların 14.08.2000 tarihli ibraname ve 15.08.2000 tarihli taahhütnamenin aynı gün imzalandığı konusundaki çelişki ve davanın alacak davası olarak açılması karşısında tanık beyanlarına itibar edilmediği, dava konusu belgenin, imzaya itiraz edilmeksizin dava konusu edilmiş olsaydı dahi, belge içeriğine göre alacağın varlığı için esas ilişkinin incelenmesi gerekeceği, bu nedenlerle, davacının alacağının temelinin dayandığı ilişkiye ilişkin tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede alacağın varlığının ispatlanamadığı, davacı vekilinin SPK ve Türkcell'e yeniden yazı yazılması talebinin yazılan yazıya belge eklenmek suretiyle belge aslı talep edildiğinden yerinde olmadığı, davacı tarafa tahkikat aşamasına son verilmeden önce kullanmak istediği delili varsa beyanda bulunmak üzere mehil verilmesine rağmen başka delile dayanmadığı, alacağın varlığınının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı tarafından imzalanarak davacıya verildiği iddia edilen 15.08.2000 tarihli ''Taahhütname'' başlıklı belge kapsamında ödenmesi gereken 3.250.000 USD'nin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, mahkemece öncelikle İcra Tetkik Mercii tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesine göre taahütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kararın kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, işbu red kararı Dairemizce İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan raporun mahkemeyi bağlamadığı, HUMK'nun 308 ve 309. maddeleri uyarınca işlem yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine işaret olunarak bozulmuş, bozma ilamına uyularak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi incelemesi ile imzanın basit tersimli olduğu, davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli grafolojik bulgulara rastlanmadığı mütalaa edildiğinden HUMK'nun 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenilmesine karar verilmiş, davacı tanıklarının “Taahütname” isimli belgedeki imzaların davalı tarafından atıldığını beyan etmelerine rağmen mahkemece tanık beyanlarına hangi nedenle itibar edilip edilmediği karar yerinde yeterince değerlendirilip tartışılmadan davacının davasını ispatlayamadığından bahisle reddine dair verilen karar yine Dairemizce belirtilen yönden bozulmuştur.
Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca somut uyuşmazlıkta, taahhütnamedeki imzanın davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte grafolojik bulgulara rastlanılamadığından HUMK'nun 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenilebileceği açık olup, bu husus davacı yararına usuli kazanılmış hak da oluşturmasına rağmen mahkemece tanıklar davanın esası hakkında dinletilecekmiş gibi değerlendirme yapılmasının doğru olmamasının yanı sıra, taahütnameye dayalı alacak istemine ilişkin işbu davada, gerekçede İİK'nın 68. maddesine dayalı açıklamalara yer verilmesi de doğru olmadığından, yargılama sırasında dinlenilen davacı tanıkları da “Taahhütname'' isimli belgedeki imzanın kendi önlerinde, davalı tarafından atıldığını beyan ettiklerinden, belirtilen bu hususlar uyarınca bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yanılgılı ve kendi içerisinde çelişkili gerekçelere dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15758 E. 2015/11183 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · tanık beyanı · bilirkişi incelemesi · taahhütname · kesin hüküm · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, mahkemece öncelikle İcra Tetkik Mercii tarafından yaptırılan «bilirkişi incelemesine» göre taahütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kararın «kesin» hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, işbu red kararı Dairemizce İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan raporun mahkemeyi bağlamadığı, HUMK'nun «308» ve 309. maddeleri uyarınca işlem yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine işaret olunarak bozulmuş, bozma ilamına uyularak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi incelemesi ile imzanın basit tersimli olduğu, davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli grafolojik bulgulara rastlanmadığı mütalaa edildiğinden HUMK'nun 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenilmesine karar verilmiş, davacı tanıklarının “Taahütname” isimli belgedeki imzaların davalı tarafından atıldığını beyan etmelerine rağmen mahkemece «tanık beyanlarına» hangi nedenle itibar edilip edilmediği karar yerinde yeterince değerlendirilip tartışılmadan davacının davasını ispatlayamadığından bahisle reddine dair verilen ka …
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça 15.08.2000 tarihli «taahhütname» başlıklı ... imzalı adi yazılı belgeye dayalı «alacak davası» açılmış ise de, HUMK'nın 309/1 m. uyarınca senetteki imzanın iddia edilen kişiye ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanıklığı ile iddianın ispat edilebileceği, bilirkişi raporları ile belgedeki imzanın davalıya ait olmadığının belirlendiği, taraflarca «ibraz» edilen kendi lehlerine alınmış özel raporlara içerikleri ve alınış şekilleri açısından itibar edilemeyeceği, davanın alacak davası olduğu, belgedeki ispat sınırına göre alacağın varlığı konusunda tanık dinlenemeyeceği, mahkemece anılan hüküm uyarınca davacının tanıkları dinlendiği gibi, tanıkların belgenin taraflar arasındaki borç tasfiyesine ilişkin olarak davalı tarafından imzalandığı beyanı ve davacının alacağın kaynağı olarak Bilka A.Ş. ortaklarına ait olan Turkcell hisselerinin halka arzının Newyork Borsasında Haziran 2000 tarihinde satışların yapılarak bedelin yabancılar tarafından davalı ...'a ödendiği halde kendilerine ödenmediği beyanı, bir kısım davacı tanıklarının 14.08.2000 tarihli «ibraname» hakkında bilgilerinin olmadığını belirtmesi ve diğer tanıkların 14.08.2000 tarihli ibraname ve 15.08.2000 tarihli taahhütnamenin aynı gün imzalandığı konusundaki çelişki ve davanın alacak davası olarak açılması karşısında «tanık beyanlarına» itibar edilmediği, dava konusu belgenin, «imzaya itiraz» edilmeksizin dava konusu edilmiş olsaydı dahi, belge içeriğine göre alacağın varlığı için esas ilişkinin incelenmesi gerekeceği, bu nedenlerle, davacının alacağının temelinin dayandığı ilişkiye ilişkin tarafların «ticari defterleri» üzerinde yapılan incelemede alacağın varlığının ispatlanamadığı, davacı vekilinin SPK ve Türkcell'e yeniden yazı yazılması talebinin yazılan yazıya belge eklenmek suretiyle belge aslı talep edildiğinden yerinde olmadığı, davacı tarafa «tahkikat» aşamasına «son» verilmeden önce kullanmak istediği delili varsa beyanda bulunmak üzere «mehil» verilmesine rağmen başka delile dayanmadığı, alacağın varlığınının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca somut uyuşmazlıkta, «taahhütnamedeki» imzanın davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte grafolojik bulgulara rastlanılamadığından HUMK'nun 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenilebileceği açık olup, bu husus davacı yararına «usuli kazanılmış hak» da oluşturmasına rağmen mahkemece tanıklar davanın esası hakkında dinletilecekmiş gibi değerlendirme yapılmasının doğru olmamasının yanı sıra, taahütnameye dayalı …
Benzer bu kararda… aahhütname” başlıklı belge kapsamında ödenmesi gereken 3.250.000 USD'nın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece İcra Tetkik Mercii tarafından yaptırılan «bilirkişi incelemesine» göre taahütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kararın «kesin» hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan raporun mahkemeyi bağlamadığı, HUMK «308» ve 309. maddeleri uyarınca işlem yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine işaret olunarak bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış, imzanın basit tersimli olduğu, imzanın davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli grafolojik bulgulara rastlanmadığı mütalaa edilmiş, HUMK 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenmesine karar verilmiş, davacı tanıkları “Taahütname” isimli belgedeki imzaların davacı tarafından atıldığını ifade etmiş, mahkemece netice olarak davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, «tanık beyanlarına» hangi nedenle itibar edilip edilmediği karar yerinde yeterince değerlendirilip tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmas …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «bilirkişi incelemesinde», davaya konu taahütnamedeki imzanın başlangıç bölümünde oluşturulan M harfine benzer gramın tersim tarzı ve imzaların bitiriliş özelliği yönüyle mukayese imzalar ile kısmi benzerlik gösterdiğinin, inceleme konusu imzanın mukayese imzalara kıyasla davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli itiyadi grafolojik bulgulara rastlanmadığının mütalaa edildiği, HUMK 309. maddesi uyarınca senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenebileceği, davacı tanıklarının belgeyi davalının imzaladığını belirttiği, davacının sunduğu 23.05.2000 tarihli «pay devrine» ilişkin yazının, İİK'nın 68. maddesinde belirtilen yetkili makamların yetkileri dahilinde verdikleri belgelerden olmadığından «imza incelemesine» esas tutulamayacağı, davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza incelemesi · pay devri
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «bilirkişi incelemesinde», davaya konu taahütnamedeki imzanın başlangıç bölümünde oluşturulan M harfine benzer gramın tersim tarzı ve imzaların bitiriliş özelliği yönüyle mukayese imzalar ile kısmi benzerlik gösterdiğinin, inceleme konusu imzanın mukayese imzalara kıyasla davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli itiyadi grafolojik bulgulara rastlanmadığının mütalaa edildiği, HUMK 309. maddesi uyarınca senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenebileceği, davacı tanıklarının belgeyi davalının imzaladığını belirttiği, davacının sunduğu 23.05.2000 tarihli «pay devrine» ilişkin yazının, İİK'nın 68. maddesinde belirtilen yetkili makamların yetkileri dahilinde verdikleri belgelerden olmadığından «imza incelemesine» esas tutulamayacağı, davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3206 E. 2021/5327 K.
Ortak:ibraname · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça 15.08.2000 tarihli «taahhütname» başlıklı ... imzalı adi yazılı belgeye dayalı «alacak davası» açılmış ise de, HUMK'nın 309/1 m. uyarınca senetteki imzanın iddia edilen kişiye ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanıklığı ile iddianın ispat edilebileceği, bilirkişi raporları ile belgedeki imzanın davalıya ait olmadığının belirlendiği, taraflarca «ibraz» edilen kendi lehlerine alınmış özel raporlara içerikleri ve alınış şekilleri açısından itibar edilemeyeceği, davanın alacak davası olduğu, belgedeki ispat sınırına göre alacağın varlığı konusunda tanık dinlenemeyeceği, mahkemece anılan hüküm uyarınca davacının tanıkları dinlendiği gibi, tanıkların belgenin taraflar arasındaki borç tasfiyesine ilişkin olarak davalı tarafından imzalandığı beyanı ve davacının alacağın kaynağı olarak Bilka A.Ş. ortaklarına ait olan Turkcell hisselerinin halka arzının Newyork Borsasında Haziran 2000 tarihinde satışların yapılarak bedelin yabancılar tarafından davalı ...'a ödendiği halde kendilerine ödenmediği beyanı, bir kısım davacı tanıklarının 14.08.2000 tarihli «ibraname» hakkında bilgilerinin olmadığını belirtmesi ve diğer tanıkların 14.08.2000 tarihli ibraname ve 15.08.2000 tarihli taahhütnamenin aynı gün imzalandığı konusundaki çelişki ve davanın alacak davası olarak açılması karşısında «tanık beyanlarına» itibar edilmediği, dava konusu belgenin, «imzaya itiraz» edilmeksizin dava konusu edilmiş olsaydı dahi, belge içeriğine göre alacağın varlığı için esas ilişkinin incelenmesi gerekeceği, bu nedenlerle, davacının alacağının temelinin dayandığı ilişkiye ilişkin tarafların «ticari defterleri» üzerinde yapılan incelemede alacağın varlığının ispatlanamadığı, davacı vekilinin SPK ve Türkcell'e yeniden yazı yazılması talebinin yazılan yazıya belge eklenmek suretiyle belge aslı talep edildiğinden yerinde olmadığı, davacı tarafa «tahkikat» aşamasına «son» verilmeden önce kullanmak istediği delili varsa beyanda bulunmak üzere «mehil» verilmesine rağmen başka delile dayanmadığı, alacağın varlığınının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre,taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafça davalı şirkete mal «teslimi» yapıldığı ve karşılığında faturaların alındığı, «fatura» alacaklarının tahsili amacıyla icra takibine girişildiği, her ne kadar bilirkişi raporunda davacı tarafın davalıdan alacaklı olduğu rapor edilmiş ise de taraflar arasında fatura bedellerinin ödendiğine ilişkin «ibraname» düzenlendiği, davacının bu ilişkiyi ancak «yazılı delil» veya «yemin delili» ile ispat edebileceği, tanıkla ispat edemeyeceği, davacının yazılı delil sunmadığı ve yemin deliline de açıkça dayanmadığı anlaşıldığından davanın ispat edilemediğ …
Davalı, «ibraname»-makbuz başlıklı 20.06.2016 tarihli belge ile borcun «ibra» edildiğini öne sürmüş, davacı ise söz konusu belgenin taşınma usulüyle sahte olarak düzenlendiğini belirtmiştir.
Mahkemece yapılacak iş, söz konusu belgenin dosyaya «ibrazı» sağlanarak başka bir belgeden taşınmak suretiyle oluşturulup oluşturulmadığı, belgede «sahtecilik» yapılıp yapılmadığı hususunda Grafoloji ve Sahtecilik konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınarak karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin delili · sahtecilik · yazılı delil · ibra · yemin · icra takibine itiraz · fatura · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre,taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafça davalı şirkete mal «teslimi» yapıldığı ve karşılığında faturaların alındığı, «fatura» alacaklarının tahsili amacıyla icra takibine girişildiği, her ne kadar bilirkişi raporunda davacı tarafın davalıdan alacaklı olduğu rapor edilmiş ise de taraflar arasında fatura bedellerinin ödendiğine ilişkin «ibraname» düzenlendiği, davacının bu ilişkiyi ancak «yazılı delil» veya «yemin delili» ile ispat edebileceği, tanıkla ispat edemeyeceği, davacının yazılı delil sunmadığı ve yemin deliline de açıkça dayanmadığı anlaşıldığından davanın ispat edilemediğ …
Mahkemece yapılacak iş, söz konusu belgenin dosyaya «ibrazı» sağlanarak başka bir belgeden taşınmak suretiyle oluşturulup oluşturulmadığı, belgede «sahtecilik» yapılıp yapılmadığı hususunda Grafoloji ve Sahtecilik konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınarak karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava, faturadan kaynaklı alacağın tahsiline yönelik «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Davalı, «ibraname»-makbuz başlıklı 20.06.2016 tarihli belge ile borcun «ibra» edildiğini öne sürmüş, davacı ise söz konusu belgenin taşınma usulüyle sahte olarak düzenlendiğini belirtmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/3964 E. , 2019/2535 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 24/05/2017 tarih ve 2017/94-2017/192 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 02.04.2019 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ve Av. Hakan Pekcanıtez ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğu “Bilka Bilgi Kaynak ve İletişim Sanayi ve Ticaret A.Ş.” ve bu şirketin sahibi bulunduğu “Turkcell İletişim Hiz. A.Ş.” unvanlı şirkete ait hisse senetlerinin değerlendirilmesi ile ilgili olarak davalı ... ile doğrudan ve/veya ...’ın ortağı ve/veya yönetim kurulu üyesi ve/veya temsilcisi olduğu veya karar aldırma etkinliğine sahip olduğu “Eden Ltd.”, “Action Ltd.”, “Ringold Ltd.”, “Global Menkul Değerler A.Ş.”, “Global Financial Products Ltd.”, “Boğaziçi Holding A.Ş.” unvanlı şirketler aracılığıyla ticari ilişkiye girdiğini, bu bağlamda davalının bir süre “Bilka Bilgi Kaynak İletişim San. ve Tic. A.Ş.” unvanlı şirket nezdinde yönetim kurulu üyesi sıfatıyla görev yapıp, organ ve/veya tek başına yetkili temsilci sıfatıyla şirket namına tasarruflarda bulunduğunu, anılan ticari ilişkiler sürecinde doğmuş borç-alacak hesapları ile ilgili olarak davalının müvekkiline (3.250.000) USD borçlu olduğu ve bu borcunu 31.03.2001 tarihinde ödeyeceği taahhüdünü içeren 15.08.2000 tarihli “Taahhütname” başlıklı belgeyi, şahitler huzurunda imzalayıp, tevdi ettiğini, borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle girişilen icra takibine vaki imzaya itirazın kaldırılması istemiyle açılan İstanbul 4.İcra Tetkik Mercii Hakimliği’nde açılan davanın reddedilerek, %40 icra tazminatına mahkum edildiklerini, İcra Tetkik Mercii kararlarının taraflar arasında dahi kesin hüküm özelliği arzetmeyeceğini, kaldı ki, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu, müvekkilinin davalıdan olan alacağının gerek temel ilişki, gerek buna dayanak vakıalar, gerekse borcu kanıtlayan taahhütname ile sabit olduğunu belirterek, (3.250.000) USD alacağın 31.03.2001 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ABD Doları olarak veya tahsil tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, İcra Tetkik Mercii Hakimliği’nce verilen %40 icra inkar tazminatının tahsiline ilişkin hüküm kısmının infazının durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacağın dayanağı olduğu iddia edilen “Taahhütname” başlıklı belgenin altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ileri sürülen alacak iddiasının ticari ilişkiden kaynaklandığı iddia edildiğinden alacağın sair delillerle ispatının gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça 15.08.2000 tarihli taahhütname başlıklı ... imzalı adi yazılı belgeye dayalı alacak davası açılmış ise de, HUMK'nın 309/1 m. uyarınca senetteki imzanın iddia edilen kişiye ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanıklığı ile iddianın ispat edilebileceği, bilirkişi raporları ile belgedeki imzanın davalıya ait olmadığının belirlendiği, taraflarca ibraz edilen kendi lehlerine alınmış özel raporlara içerikleri ve alınış şekilleri açısından itibar edilemeyeceği, davanın alacak davası olduğu, belgedeki ispat sınırına göre alacağın varlığı konusunda tanık dinlenemeyeceği, mahkemece anılan hüküm uyarınca davacının tanıkları dinlendiği gibi, tanıkların belgenin taraflar arasındaki borç tasfiyesine ilişkin olarak davalı tarafından imzalandığı beyanı ve davacının alacağın kaynağı olarak Bilka A.Ş.
ortaklarına ait olan Turkcell hisselerinin halka arzının Newyork Borsasında Haziran 2000 tarihinde satışların yapılarak bedelin yabancılar tarafından davalı ...'a ödendiği halde kendilerine ödenmediği beyanı, bir kısım davacı tanıklarının 14.08.2000 tarihli ibraname hakkında bilgilerinin olmadığını belirtmesi ve diğer tanıkların 14.08.2000 tarihli ibraname ve 15.08.2000 tarihli taahhütnamenin aynı gün imzalandığı konusundaki çelişki ve davanın alacak davası olarak açılması karşısında tanık beyanlarına itibar edilmediği, dava konusu belgenin, imzaya itiraz edilmeksizin dava konusu edilmiş olsaydı dahi, belge içeriğine göre alacağın varlığı için esas ilişkinin incelenmesi gerekeceği, bu nedenlerle, davacının alacağının temelinin dayandığı ilişkiye ilişkin tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede alacağın varlığının ispatlanamadığı, davacı vekilinin SPK ve Türkcell'e yeniden yazı yazılması talebinin yazılan yazıya belge eklenmek suretiyle belge aslı talep edildiğinden yerinde olmadığı, davacı tarafa tahkikat aşamasına son verilmeden önce kullanmak istediği delili varsa beyanda bulunmak üzere mehil verilmesine rağmen başka delile dayanmadığı, alacağın varlığınının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı tarafından imzalanarak davacıya verildiği iddia edilen 15.08.2000 tarihli ''Taahhütname'' başlıklı belge kapsamında ödenmesi gereken 3.250.000 USD'nin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, mahkemece öncelikle İcra Tetkik Mercii tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesine göre taahütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kararın kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, işbu red kararı Dairemizce İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan raporun mahkemeyi bağlamadığı, HUMK'nun 308 ve 309. maddeleri uyarınca işlem yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine işaret olunarak bozulmuş, bozma ilamına uyularak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi incelemesi ile imzanın basit tersimli olduğu, davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli grafolojik bulgulara rastlanmadığı mütalaa edildiğinden HUMK'nun 309.
maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenilmesine karar verilmiş, davacı tanıklarının “Taahütname” isimli belgedeki imzaların davalı tarafından atıldığını beyan etmelerine rağmen mahkemece tanık beyanlarına hangi nedenle itibar edilip edilmediği karar yerinde yeterince değerlendirilip tartışılmadan davacının davasını ispatlayamadığından bahisle reddine dair verilen karar yine Dairemizce belirtilen yönden bozulmuştur.
Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca somut uyuşmazlıkta, taahhütnamedeki imzanın davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte grafolojik bulgulara rastlanılamadığından HUMK'nun 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenilebileceği açık olup, bu husus davacı yararına usuli kazanılmış hak da oluşturmasına rağmen mahkemece tanıklar davanın esası hakkında dinletilecekmiş gibi değerlendirme yapılmasının doğru olmamasının yanı sıra, taahütnameye dayalı alacak istemine ilişkin işbu davada, gerekçede İİK'nın 68. maddesine dayalı açıklamalara yer verilmesi de doğru olmadığından, yargılama sırasında dinlenilen davacı tanıkları da “Taahhütname'' isimli belgedeki imzanın kendi önlerinde, davalı tarafından atıldığını beyan ettiklerinden, belirtilen bu hususlar uyarınca bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yanılgılı ve kendi içerisinde çelişkili gerekçelere dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenelerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/506513700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz