Teminat mektubu tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/3769 E. 2015/10824 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat mektubu tazmini↗ hükümsüzlüğün tespiti↗ nispi vekalet ücreti↗ teminat mektubu↗ maktu vekalet ücreti↗ zayi↗ rücu↗ komisyon↗ taşıyıcı↗ ihtarname↗ taşıyan↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının oluşan zararının tazmini istemiyle İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı davada D.. A..'nin taraf olarak yeralmadığı, yapılan yargılama neticesinde dava konusu emtiada oluşan ıslanmanın deniz taşıması sırasında meydana gelmediği gerekçesi ile taşıyıcı A. Denizcilik Nakliyat A.Ş.'nin sorumlu olmadığına, mal bedelinden kaynaklanan zararın sigorta şirketinden tazminine karar verilerek kararın kesinleştiği, mahkeme kararıyla hüküm altına alınan zararın sorumluları arasında davacı şirketin bulunmadığı, ayrıca TTK'nın 1067. maddesinde düzenlenen "malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların zayi veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer." hükmü dikkate alındığında davacının sözkonusu zarardan dolayı hakkında dava yoluna gidilemeyeceği, öte yandan davacının Tekel İdaresi ile yapmış olduğu sözleşme ile yükümlendiği edimlerini yerine getirmediği konusunda davalı yanın herhangi bir yazılı bildirimi bulunmadığı gibi dosyaya da bu yönde bir delil sunulmadığı, sözleşme süresi sonunda teminat mektubunun tazmini talep edilmediğinden, sözleşme süresi sonunda teminat mektubunun hükümsüz hale geldiği, davacının mektubun iade edilmesi aksi halde sözleşme süresinden sonra ödenen komisyonlar için kendisine rücu edileceği yönünde davalıya keşide edilmiş bir ihtarnamesinin bulunmadığı, bu nedenle dava tarihinden önce ödenen komisyonların davalıdan istenemeyeceği, dava tarihinden sonra ödemiş olduğu komisyon tutarlarını ayrı bir dava ile talep edebileceği gerekçesiyle dava konusu ABank tarafından düzenlenen 29/11/2006 tarihli 936MZ00580 nolu 57.176 YTL bedelli kesin teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitine, komisyon ücretine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı dava dilekçesinde, teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitini, tespit anına kadar geçeçek süre içinde doğabilecek devre komisyon ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiş; mahkemece yazılı gerekçeyle komisyon ücretine ilişkin davacı talebi reddedilmiştir. Ancak dava dilekçesinde davacının devre komisyon ücretlerine ilişkin talebi açık olmayıp, mahkemece, davacının talebinin açıklattırılarak dava tarihinden önce ödediği devre komisyon ücretlerini de talep edip etmediğinin ve talep halinde dava tarihine kadar talep ettiği miktarın sorulup açıklattırılması, harcın buna göre tamamlattırılması ve dava tarihine kadarki komisyon ücretleri bakımından yargılamanın bundan sonra yapılması gerekirken, yazılı gerekçelerle bu talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacının, teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti istemi yönünden davanın kabulüne karar verildiğinden, nisbi karar ve ilam harcı ile davacı vekili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu karar ve ilam harcı ile maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/348 E. 2013/153 K.
Ortak:taşıyan · teslim
İncelediğiniz kararda… n kesinleştiği, mahkeme kararıyla hüküm altına alınan zararın sorumluları arasında davacı şirketin bulunmadığı, ayrıca TTK'nın 1067. maddesinde düzenlenen "malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zayi» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer." hükmü dikkate alındığında davacının sözkonusu zarardan dolayı hakkında dava yoluna gidilemeyeceği, öte yandan davacının Tekel İdaresi ile yapmış olduğu sözleşme ile yükümlendiği edimlerini yerine getirmediği konusunda davalı yanın herhangi bir yazılı bildirimi bulunmadığı gibi dosyaya da bu yönde bir delil sunulmadığı, sözleşme süresi sonunda «teminat mektubunun tazmini» talep edilmediğinden, sözleşme süresi sonunda teminat mektubunun hükümsüz hale geldiği, davacının mektubun iade edilmesi aksi halde sözleşme süresinden sonra ödenen «komisyonlar» için kendisine «rücu» edileceği yönünde davalıya keşide edilmiş bir «ihtarnamesinin» bulunmadığı, bu nedenle dava tarihinden önce ödenen komisyonların davalıdan istenemeyeceği, dava tarihinden sonra ödemiş olduğu komisyon tutarlarını ayrı bir dava ile talep edebileceği gerekçesiyle dava konusu ABank tarafından düzenlenen 29/11/2006 tarihli 936MZ00580 nolu 57.176 YTL bedelli «kesin» teminat mektubunun «hükümsüzlüğünün tespitine», komisyon ücretine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinin» geç ifası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 1067. maddesinde ''Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.'' düzenlemesi getirilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere düzenlemenin yalnızca emtianın «ziya» ve hasarından kaynaklanan davalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, somut uyuşmazlıkta, emtianın «geç teslimi» dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olmakla, TTK'nun 1067. maddesi kapsamında «hakdüşürücü sürenin» dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakdüşürücü süre · zıya · geç teslim · ziya · taşıma sözleşmesi · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinin» geç ifası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 1067. maddesinde ''Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.'' düzenlemesi getirilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere düzenlemenin yalnızca emtianın «ziya» ve hasarından kaynaklanan davalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, somut uyuşmazlıkta, emtianın «geç teslimi» dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olmakla, TTK'nun 1067. maddesi kapsamında «hakdüşürücü sürenin» dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, taşımanın Temmuz 2008 yılında gerçekleştirildiği, davanın 25/03/2011 tarihinde açıldığı, buna göre TTK'nun 1067. maddesi kapsamında 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, bu hususun mahkemece re'sen nazara alınacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9094 E. 2014/15985 K.
Ortak:taşıyan · teslim
İncelediğiniz kararda… n kesinleştiği, mahkeme kararıyla hüküm altına alınan zararın sorumluları arasında davacı şirketin bulunmadığı, ayrıca TTK'nın 1067. maddesinde düzenlenen "malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zayi» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer." hükmü dikkate alındığında davacının sözkonusu zarardan dolayı hakkında dava yoluna gidilemeyeceği, öte yandan davacının Tekel İdaresi ile yapmış olduğu sözleşme ile yükümlendiği edimlerini yerine getirmediği konusunda davalı yanın herhangi bir yazılı bildirimi bulunmadığı gibi dosyaya da bu yönde bir delil sunulmadığı, sözleşme süresi sonunda «teminat mektubunun tazmini» talep edilmediğinden, sözleşme süresi sonunda teminat mektubunun hükümsüz hale geldiği, davacının mektubun iade edilmesi aksi halde sözleşme süresinden sonra ödenen «komisyonlar» için kendisine «rücu» edileceği yönünde davalıya keşide edilmiş bir «ihtarnamesinin» bulunmadığı, bu nedenle dava tarihinden önce ödenen komisyonların davalıdan istenemeyeceği, dava tarihinden sonra ödemiş olduğu komisyon tutarlarını ayrı bir dava ile talep edebileceği gerekçesiyle dava konusu ABank tarafından düzenlenen 29/11/2006 tarihli 936MZ00580 nolu 57.176 YTL bedelli «kesin» teminat mektubunun «hükümsüzlüğünün tespitine», komisyon ücretine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesine göre malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracat edilmediği takdirde «taşıyan» aleyhine malların «ziya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu emtiaların 24.05.2011 tarihinde davacının sigortalısı tarafından «teslim» alındığı, davacı tarafından yükün tesliminden itibaren bir yıllık «hak düşürücü süre» sonrasında 08.03.2013 tarihinde davanın açıldığı, somut olayda 6102 sayılı TTK'nın 1188. maddesinin uygulanılması halinde dahi davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · rücuen alacak · ziya · hak düşürücü süre · sigorta poliçesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava; «nakliyat sigorta poliçesiyle» sigortalanan emtealar nedeniyle sigortalıya yapılan ödemelerden kaynaklı «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Mahkemece bahsi geçen icra dosyası da değerlendirilerek davanın «hak düşürücü sürede» açılıp açılmadığının tespiti ile sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu emtiaların 24.05.2011 tarihinde davacının sigortalısı tarafından «teslim» alındığı, davacı tarafından yükün tesliminden itibaren bir yıllık «hak düşürücü süre» sonrasında 08.03.2013 tarihinde davanın açıldığı, somut olayda 6102 sayılı TTK'nın 1188. maddesinin uygulanılması halinde dahi davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesine göre malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracat edilmediği takdirde «taşıyan» aleyhine malların «ziya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8215 E. 2013/13034 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz kararda… n kesinleştiği, mahkeme kararıyla hüküm altına alınan zararın sorumluları arasında davacı şirketin bulunmadığı, ayrıca TTK'nın 1067. maddesinde düzenlenen "malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zayi» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer." hükmü dikkate alındığında davacının sözkonusu zarardan dolayı hakkında dava yoluna gidilemeyeceği, öte yandan davacının Tekel İdaresi ile yapmış olduğu sözleşme ile yükümlendiği edimlerini yerine getirmediği konusunda davalı yanın herhangi bir yazılı bildirimi bulunmadığı gibi dosyaya da bu yönde bir delil sunulmadığı, sözleşme süresi sonunda «teminat mektubunun tazmini» talep edilmediğinden, sözleşme süresi sonunda teminat mektubunun hükümsüz hale geldiği, davacının mektubun iade edilmesi aksi halde sözleşme süresinden sonra ödenen «komisyonlar» için kendisine «rücu» edileceği yönünde davalıya keşide edilmiş bir «ihtarnamesinin» bulunmadığı, bu nedenle dava tarihinden önce ödenen komisyonların davalıdan istenemeyeceği, dava tarihinden sonra ödemiş olduğu komisyon tutarlarını ayrı bir dava ile talep edebileceği gerekçesiyle dava konusu ABank tarafından düzenlenen 29/11/2006 tarihli 936MZ00580 nolu 57.176 YTL bedelli «kesin» teminat mektubunun «hükümsüzlüğünün tespitine», komisyon ücretine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/3769 E. , 2015/10824 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 04/06/2014
NUMARASI 2011/101-2014/124
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.06.2014 tarih ve 2011/101-2014/124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı ile 01/12/2006 tarihinde akdedilen 21/12/2006-21/12/2007 tarihleri arasında geçerli olan sözleşme ile üstlendiği taşıma işini yerine getirdiğini, sözleşmenin 9. maddesi gereğince teminat olarak verilen A. Bank A.Şubesi'nden alınan 57.176,00 YTL bedelli süresiz kesin teminat mektubunun iade edilmesi gerektiğini, ancak davalının yazılı taleplere rağmen iade yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek, 29/11/2006 tarihli 57.176,00 YTL bedelli teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitine, tespit anına kadar geçecek süre için doğabilecek devre komisyon ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafından A.-K. limanından İstanbul sigara fabrikasına tütün nakliyesi işinin sözleşme kapsamında gerçekleştirildiğini, ancak konteynerlerin boşaltılması esnasında tabanda ıslaklık tespit edildiğini, tütün emtiasının kullanılamaz hale geldiğini, işbu hasar nedeniyle konteynerin sahibi ve deniz taşımacılık işlemini yapan A. Denizcilik A.Ş.'ye ve sigorta şirketine tazminat davası açıldığını, idarenin zararının 161.256,00 YTL olduğunu, davacı firmanın tütünlerin hasarlanmasında sorumluluğunun sözkonusu olabileceğinden teminatın iadesi talebinin kabul edilmediğini, teminat mektubu veren kişinin riskin tamamen ortadan kalktığını, borçlarını ödediğini, edimleri ifa ettiğini kanıtlamadıkça teminatın nakde çevrilmesine mani olamayacağını, dolayısıyla bu aşamada teminat mektubunun iadesine olanak bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının oluşan zararının tazmini istemiyle İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı davada D.. A..'nin taraf olarak yeralmadığı, yapılan yargılama neticesinde dava konusu emtiada oluşan ıslanmanın deniz taşıması sırasında meydana gelmediği gerekçesi ile taşıyıcı A. Denizcilik Nakliyat A.Ş.'nin sorumlu olmadığına, mal bedelinden kaynaklanan zararın sigorta şirketinden tazminine karar verilerek kararın kesinleştiği, mahkeme kararıyla hüküm altına alınan zararın sorumluları arasında davacı şirketin bulunmadığı, ayrıca TTK'nın 1067. maddesinde düzenlenen "malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların zayi veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer." hükmü dikkate alındığında davacının sözkonusu zarardan dolayı hakkında dava yoluna gidilemeyeceği, öte yandan davacının Tekel İdaresi ile yapmış olduğu sözleşme ile yükümlendiği edimlerini yerine getirmediği konusunda davalı yanın herhangi bir yazılı bildirimi bulunmadığı gibi dosyaya da bu yönde bir delil sunulmadığı, sözleşme süresi sonunda teminat mektubunun tazmini talep edilmediğinden, sözleşme süresi sonunda teminat mektubunun hükümsüz hale geldiği, davacının mektubun iade edilmesi aksi halde sözleşme süresinden sonra ödenen komisyonlar için kendisine rücu edileceği yönünde davalıya keşide edilmiş bir ihtarnamesinin bulunmadığı, bu nedenle dava tarihinden önce ödenen komisyonların davalıdan istenemeyeceği, dava tarihinden sonra ödemiş olduğu komisyon tutarlarını ayrı bir dava ile talep edebileceği gerekçesiyle dava konusu ABank tarafından düzenlenen 29/11/2006 tarihli 936MZ00580 nolu 57.176 YTL bedelli kesin teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitine, komisyon ücretine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı dava dilekçesinde, teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitini, tespit anına kadar geçeçek süre içinde doğabilecek devre komisyon ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiş; mahkemece yazılı gerekçeyle komisyon ücretine ilişkin davacı talebi reddedilmiştir. Ancak dava dilekçesinde davacının devre komisyon ücretlerine ilişkin talebi açık olmayıp, mahkemece, davacının talebinin açıklattırılarak dava tarihinden önce ödediği devre komisyon ücretlerini de talep edip etmediğinin ve talep halinde dava tarihine kadar talep ettiği miktarın sorulup açıklattırılması, harcın buna göre tamamlattırılması ve dava tarihine kadarki komisyon ücretleri bakımından yargılamanın bundan sonra yapılması gerekirken, yazılı gerekçelerle bu talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacının, teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti istemi yönünden davanın kabulüne karar verildiğinden, nisbi karar ve ilam harcı ile davacı vekili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu karar ve ilam harcı ile maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/128745500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz