Şirketin feshi ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/3906 E. 2015/10313 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alternatif çözüm↗ ttk 636/3↗ kâr payı dağıtımı↗ haklı sebep↗ şirketin feshi↗ ikrar↗ fesih↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, bilgi alma ve inceleme haklarının engellendiği yönündeki iddiasına ilişkin olarak öncelikle bu hususta gereken yasal yollara başvurmadığı, bilanço ve muhasebe kayıtlarına göre davalı şirketin ortaklardan alacaklar hesabında bir bakiyenin bulunmadığı, şirket mal varlıklarının şirket dışına aktarıldığı veya tutanaklarda davacı yerine imza atıldığı gibi hususların ispatlanamadığı, ancak davalının kâr elde ettiğini, buna rağmen uzun süre kâr payı dağıtmadığı hususunun ikrar edildiği gibi bilançodan da anlaşıldığı, bu hususun davacı yönünden haklı sebep oluşturmakla birlikte tek başına şirketin feshini gerektirmediği, TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca alternatif olarak davacıya kâr payının dağıtılması yönünde bir çözüme başvurulabileceği gerekçesiyle fesih ve tasfiye talebinin reddine, dava tarihi itibariyle davalının elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül edecek miktarın kâr payı olarak ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, haklı sebeplerin gerçekleştiğini iddia ederek davalı şirketin fesih ve tasfiyesini istemiş, bilirkişi raporunun alınmasının ardından ise fesih ve tasfiye olmazsa bilirkişinin belirlediği kârdan davacının payına düşenin ödenmesini talep etmiştir. Mahkemece, kâr eden şirketin 2000 yılından beri kâr payı dağıtmadığı, bu hususun davacı yönünden haklı sebep teşkil ettiği gerekçesiyle fesih ve tasfiye talebinin reddine, alternatif çözüm olarak davalının dava tarihi itibariyle elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül eden miktarın tahsiline karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca mahkemece, fesih istemi yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilecekse de Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre kâr payının dağıtılmaması TTK'nın 636/3. maddesi kapsamında şirketin feshi için haklı bir sebep olarak kabul edilemez. Mahkemece bu husus nazara alınmaksızın kâr payı dağıtılmamasının davacı yönünden haklı sebep teşkil edeceği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11868 E. 2012/18649 K.
Ortak:kâr payı dağıtımı · kâr dağıtımı · kâr payı
İncelediğiniz kararda… irket dışına aktarıldığı veya tutanaklarda davacı yerine imza atıldığı gibi hususların ispatlanamadığı, ancak davalının kâr elde ettiğini, buna rağmen uzun süre kâr «payı» dağıtmadığı hususunun «ikrar» edildiği gibi bilançodan da anlaşıldığı, bu hususun davacı yönünden «haklı sebep» oluşturmakla birlikte tek başına «şirketin feshini» gerektirmediği, TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca alternatif olarak davacıya kâr «payının dağıtılması» yönünde bir çözüme başvurulabileceği gerekçesiyle «fesih» ve «tasfiye» talebinin reddine, dava tarihi itibariyle davalının elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül edecek miktarın kâr payı olarak ödenmesine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca mahkemece, «fesih» istemi yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilecekse de Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre kâr «payının dağıtılmaması» TTK'nın 636/3. maddesi kapsamında «şirketin feshi» için haklı bir sebep olarak kabul edilemez.
Mahkemece bu husus nazara alınmaksızın kâr «payı dağıtılmamasının» davacı yönünden «haklı sebep» teşkil edeceği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı şirketin diğer ortağının «kar payı dağıtımına» ilişkin karar almak üzere toplanmalarının mümkün bulunmamasına göre davacının bunu mahkemeden istemesinin mümkün bulunduğu gerekçesi ile belirlenen 33,277,19 TL yönünden Ankara 16.
Mahkemece, davacı ile davalı şirketin diğer ortağının «kar payı dağıtımına» ilişkin karar almak üzere toplanmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle kâr payının dava yoluyla istenebileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, kural olarak bir ortağın şirketten hissesine düşen kar payını dava yolu ile isteyebilmesi için öncelikle «kar payının dağıtılması» hususunda «ortaklar kurulu» ya da genel kurul tarafından alınmış bir karar olmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı dağıtımı · kar payı · ortaklar kurulu kararı · geçersizlik
Benzer bu karardaAncak, kural olarak bir ortağın şirketten hissesine düşen kar payını dava yolu ile isteyebilmesi için öncelikle «kar payının dağıtılması» hususunda «ortaklar kurulu» ya da genel kurul tarafından alınmış bir karar olmalıdır.
Anılan kurullar tarafından «kar payı dağıtılmaması» yönünde bir karar alınmış ve bu kararın iptali ya da «geçersizliğinin» tespiti gibi yasal yollara başvurulmamış ise bu karar tüm ortakları ve şirketi bağlayıcı hale geldiğinden böyle bir kararın varlığı halinde mahkemece kâr payının tahsiline karar verilmesi mümkün değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı şirketin diğer ortağının «kar payı dağıtımına» ilişkin karar almak üzere toplanmalarının mümkün bulunmamasına göre davacının bunu mahkemeden istemesinin mümkün bulunduğu gerekçesi ile belirlenen 33,277,19 TL yönünden Ankara 16.
Mahkemece, davacı ile davalı şirketin diğer ortağının «kar payı dağıtımına» ilişkin karar almak üzere toplanmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle kâr payının dava yoluyla istenebileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9649 E. 2016/4853 K.
Ortak:fesih · ek tasfiye
İncelediğiniz kararda… irket dışına aktarıldığı veya tutanaklarda davacı yerine imza atıldığı gibi hususların ispatlanamadığı, ancak davalının kâr elde ettiğini, buna rağmen uzun süre kâr «payı» dağıtmadığı hususunun «ikrar» edildiği gibi bilançodan da anlaşıldığı, bu hususun davacı yönünden «haklı sebep» oluşturmakla birlikte tek başına «şirketin feshini» gerektirmediği, TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca alternatif olarak davacıya kâr «payının dağıtılması» yönünde bir çözüme başvurulabileceği gerekçesiyle «fesih» ve «tasfiye» talebinin reddine, dava tarihi itibariyle davalının elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül edecek miktarın kâr payı olarak ödenmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili, haklı sebeplerin gerçekleştiğini iddia ederek davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesini istemiş, bilirkişi raporunun alınmasının ardından ise fesih ve «tasfiye» olmazsa bilirkişinin belirlediği kârdan davacının payına düşenin ödenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, kâr eden şirketin 2000 yılından beri kâr «payı» dağıtmadığı, bu hususun davacı yönünden «haklı sebep» teşkil ettiği gerekçesiyle «fesih» ve «tasfiye» talebinin reddine, «alternatif çözüm» olarak davalının dava tarihi itibariyle elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül eden miktarın tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Ancak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin tasfiyesi · tasfiye memuru · tüzel kişilik · limited şirket · husumet
Benzer bu karardaAncak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında, davalı ortak ... . hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle ret edilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu davalı hakkında da davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1328 E. 2019/8099 K.
Ortak:alternatif çözüm · şirketin feshi · fesih · kâr dağıtımı · kâr payı
İncelediğiniz kararda… irket dışına aktarıldığı veya tutanaklarda davacı yerine imza atıldığı gibi hususların ispatlanamadığı, ancak davalının kâr elde ettiğini, buna rağmen uzun süre kâr «payı» dağıtmadığı hususunun «ikrar» edildiği gibi bilançodan da anlaşıldığı, bu hususun davacı yönünden «haklı sebep» oluşturmakla birlikte tek başına «şirketin feshini» gerektirmediği, TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca alternatif olarak davacıya kâr «payının dağıtılması» yönünde bir çözüme başvurulabileceği gerekçesiyle «fesih» ve «tasfiye» talebinin reddine, dava tarihi itibariyle davalının elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül edecek miktarın kâr payı olarak ödenmesine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca mahkemece, «fesih» istemi yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilecekse de Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre kâr «payının dağıtılmaması» TTK'nın 636/3. maddesi kapsamında «şirketin feshi» için haklı bir sebep olarak kabul edilemez.
Mahkemece, kâr eden şirketin 2000 yılından beri kâr «payı» dağıtmadığı, bu hususun davacı yönünden «haklı sebep» teşkil ettiği gerekçesiyle «fesih» ve «tasfiye» talebinin reddine, «alternatif çözüm» olarak davalının dava tarihi itibariyle elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül eden miktarın tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… maddesine göre bilgi alma ve inceleme hakkının mahkeme kanalıyla da talep edilmesi mümkün olup bu konuda hukuki yollara başvurmaları mümkün iken bu yol tüketilmeden «şirketin feshini» istemelerinin yerinde olmadığı, alacaklar hesabında herhangi bir bakiyenin bulunmadığı tespit edildiğinden TTK'nın 358. maddesinin de ihlal edilmediği, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı belirlenmiş ise de bu hususun zaten şirketin haklı sebeple feshini gerektirmediği, şirketin mal varlıklarının şirket dışına aktarılarak başka şirketlerin ödemeleri için kullanıldığı ve müdürlerin şirket kaynaklarını kendi şahsi işleri için kullandıklarına dair iddiaların yeterli kayıt ve belgelerle ispatlanamadığı, davacıların genel kurullarda kendileri yerine başkaları tarafından imzalar atıldığına yönelik iddialarının da ispat edilemediği, zira alınan kararların zamanı açısından bakıldığında, davacıların bugüne kadar bir itirazda bulunmamış olması nedeniyle sonradan itirazda bulunmuş olmasının şirketin feshini gerektirmediği, dolayısıyla bu iddialar, TMK'nın 2. maddesindeki «hakkın kötüye kullanılması» mahiyetinde olduğundan, davalı şirketlerin feshi ve tasfiyesine dair talebin yerinde görülmediği, TTK'nın 636/3. maddesine göre «fesih» yerine «alternatif çözüme» mahkemece karar verilebilmesi için öncelikle şirketin feshine dair haklı sebeplerin oluşması gerektiği, aksi halde TTK'nın 636/3. maddesine binaen mahkemece kabul …
Hukuk Dairesince tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davalı şirketlerde geçmiş yıllara ait «dağıtılmamış» karların bulunduğu, gayri resmi işlemler yapılmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, davalı «şirketlerin müdürlerinin» aynı faaliyet konusunda başka bir şirket kurmak suretiyle ortak oldukları davalı şirketler aleyhine iş yapmak istemeleri ve...’ın kurulan şirketlerin de müdürlüğünü yapıyor olması, davalı «şirketlerin müdürleri» ... ve... ile davacı ortaklar arasında kayınpeder ve kayınvalide ilişkisi olmasına rağmen uyuşmazlıkların çıkması ve giderilememesi, dava dışı Fermaş A.Ş.'ye satılan taşınmaz bedelinin davalı şirket hesabı yerine müdür... hesabına yatırılması ve davalı şirketin ihtiyacı olmaksızın alınan taşınmazın müdür ...'a ücretsiz kullandırılmasının her iki davacı yönünden de davalı «şirketlerin feshi» için haklı neden oluşturduğu, ancak TTK 636/3. maddesi kapsamında ortakların denkleştirilmiş menfaati, ortaklığın mali yapısı ve şirketin faaliyetine devam etmesinin 3. kişiler yönünden etkisi değerlendirildiğinde, «alternatif çözüm» olarak davacıların «ortaklıktan çıkarılmalarına» karar verilmesinin yerinde olacağı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, asıl davada; alternatif çözüm yöntemi olarak davacının ortaklıktan çıkarılması ve kâr payına hükmedilerek davanın kabulüne, davacı ...'ün davalı Bedir Uluslararası Limited Şirketi ortaklığından çıkarılmasına, 2.227.331,65 TL «çıkma payının» davalı şirketten tahsili ile davacı ...'e verilmesine, ayrıca 252.426,02 TL kâr payının davalı şirketten tahsili ile davacı ...'e verilmesine, birleşen davada ise; …
2-Asıl ve birleşen dava, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince, davalı şirketlerin fesih ve tasfiyesine yönelik haklı sebeplerin var olmadığı ve bu nedenle alternatif bir çözüme de karar verilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine dair verilen karar, davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmekle, Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar tarafından ileri sürülen hususların, her iki davacı yönünden de davalı «şirketlerin feshi» için haklı neden oluşturduğu, ancak ortakların denkleştirilmiş menfaati, ortaklığın mali yapısı ve şirketin faaliyetine devam etmesinin 3. kişiler yönünden etkisi nazara alındığında, «alternatif çözüm» olarak davacıların «ortaklıktan çıkarılmalarına» karar verilmesinin yerinde olacağı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, asıl ve birleşen davanın kabulüne, alternatif çözüm yöntemi olarak davacıların davalı şirketlerin ortaklığından çıkarılmasına ve davacıların pay bedellerinin yanında, kâr «payı» alacaklarının da davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı alacağı · çıkma payı · kâr payı alacağı · ortaklıktan çıkarılma · şirket müdürlüğü · kar payı · hakkın kötüye kullanılması · şirket müdürü
Benzer bu karardaHukuk Dairesince tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davalı şirketlerde geçmiş yıllara ait «dağıtılmamış» karların bulunduğu, gayri resmi işlemler yapılmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, davalı «şirketlerin müdürlerinin» aynı faaliyet konusunda başka bir şirket kurmak suretiyle ortak oldukları davalı şirketler aleyhine iş yapmak istemeleri ve...’ın kurulan şirketlerin de müdürlüğünü yapıyor olması, davalı «şirketlerin müdürleri» ... ve... ile davacı ortaklar arasında kayınpeder ve kayınvalide ilişkisi olmasına rağmen uyuşmazlıkların çıkması ve giderilememesi, dava dışı Fermaş A.Ş.'ye satılan taşınmaz bedelinin davalı şirket hesabı yerine müdür... hesabına yatırılması ve davalı şirketin ihtiyacı olmaksızın alınan taşınmazın müdür ...'a ücretsiz kullandırılmasının her iki davacı yönünden de davalı «şirketlerin feshi» için haklı neden oluşturduğu, ancak TTK 636/3. maddesi kapsamında ortakların denkleştirilmiş menfaati, ortaklığın mali yapısı ve şirketin faaliyetine devam etmesinin 3. kişiler yönünden etkisi değerlendirildiğinde, «alternatif çözüm» olarak davacıların «ortaklıktan çıkarılmalarına» karar verilmesinin yerinde olacağı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, asıl davada; alternatif çözüm yöntemi olarak davacının ortaklıktan çıkarılması ve kâr payına hükmedilerek davanın kabulüne, davacı ...'ün davalı Bedir Uluslararası Limited Şirketi ortaklığından çıkarılmasına, 2.227.331,65 TL «çıkma payının» davalı şirketten tahsili ile davacı ...'e verilmesine, ayrıca 252.426,02 TL kâr payının davalı şirketten tahsili ile davacı ...'e verilmesine, birleşen davada ise; …
Mahkemece «fesih» yerine çıkma karşılığında pay bedelinin tahsiline karar verilmesi kararı isabetli ise de, 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi uyarınca talepten başkasına veya fazlasına hükmedilemeyeceği ve davacıların dilekçe sonuç ve istem kısmında bir «kar payı alacağına» yönelik herhangi bir talepleri olmadığı halde kâr payı alacağına hükmedilmiş olması doğru olmamıştır.
… maddesine göre bilgi alma ve inceleme hakkının mahkeme kanalıyla da talep edilmesi mümkün olup bu konuda hukuki yollara başvurmaları mümkün iken bu yol tüketilmeden «şirketin feshini» istemelerinin yerinde olmadığı, alacaklar hesabında herhangi bir bakiyenin bulunmadığı tespit edildiğinden TTK'nın 358. maddesinin de ihlal edilmediği, şirketin kâr «dağıtımı» yapmadığı belirlenmiş ise de bu hususun zaten şirketin haklı sebeple feshini gerektirmediği, şirketin mal varlıklarının şirket dışına aktarılarak başka şirketlerin ödemeleri için kullanıldığı ve müdürlerin şirket kaynaklarını kendi şahsi işleri için kullandıklarına dair iddiaların yeterli kayıt ve belgelerle ispatlanamadığı, davacıların genel kurullarda kendileri yerine başkaları tarafından imzalar atıldığına yönelik iddialarının da ispat edilemediği, zira alınan kararların zamanı açısından bakıldığında, davacıların bugüne kadar bir itirazda bulunmamış olması nedeniyle sonradan itirazda bulunmuş olmasının şirketin feshini gerektirmediği, dolayısıyla bu iddialar, TMK'nın 2. maddesindeki «hakkın kötüye kullanılması» mahiyetinde olduğundan, davalı şirketlerin feshi ve tasfiyesine dair talebin yerinde görülmediği, TTK'nın 636/3. maddesine göre «fesih» yerine «alternatif çözüme» mahkemece karar verilebilmesi için öncelikle şirketin feshine dair haklı sebeplerin oluşması gerektiği, aksi halde TTK'nın 636/3. maddesine binaen mahkemece kabul …
2-Asıl ve birleşen dava, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince, davalı şirketlerin fesih ve tasfiyesine yönelik haklı sebeplerin var olmadığı ve bu nedenle alternatif bir çözüme de karar verilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine dair verilen karar, davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmekle, Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar tarafından ileri sürülen hususların, her iki davacı yönünden de davalı «şirketlerin feshi» için haklı neden oluşturduğu, ancak ortakların denkleştirilmiş menfaati, ortaklığın mali yapısı ve şirketin faaliyetine devam etmesinin 3. kişiler yönünden etkisi nazara alındığında, «alternatif çözüm» olarak davacıların «ortaklıktan çıkarılmalarına» karar verilmesinin yerinde olacağı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, asıl ve birleşen davanın kabulüne, alternatif çözüm yöntemi olarak davacıların davalı şirketlerin ortaklığından çıkarılmasına ve davacıların pay bedellerinin yanında, kâr «payı» alacaklarının da davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18022 E. 2015/3494 K.
Ortak:şirketin feshi · fesih · kâr payı · ek tasfiye · Şirketin feshi ve tasfiyesi
İncelediğiniz kararda… irket dışına aktarıldığı veya tutanaklarda davacı yerine imza atıldığı gibi hususların ispatlanamadığı, ancak davalının kâr elde ettiğini, buna rağmen uzun süre kâr «payı» dağıtmadığı hususunun «ikrar» edildiği gibi bilançodan da anlaşıldığı, bu hususun davacı yönünden «haklı sebep» oluşturmakla birlikte tek başına «şirketin feshini» gerektirmediği, TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca alternatif olarak davacıya kâr «payının dağıtılması» yönünde bir çözüme başvurulabileceği gerekçesiyle «fesih» ve «tasfiye» talebinin reddine, dava tarihi itibariyle davalının elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül edecek miktarın kâr payı olarak ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, kâr eden şirketin 2000 yılından beri kâr «payı» dağıtmadığı, bu hususun davacı yönünden «haklı sebep» teşkil ettiği gerekçesiyle «fesih» ve «tasfiye» talebinin reddine, «alternatif çözüm» olarak davalının dava tarihi itibariyle elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül eden miktarın tahsiline karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca mahkemece, «fesih» istemi yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilecekse de Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre kâr «payının dağıtılmaması» TTK'nın 636/3. maddesi kapsamında «şirketin feshi» için haklı bir sebep olarak kabul edilemez.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki şirket ortaklığının çekilmez bir hal aldığı, güven ortamının yok olduğu, «şirketin feshi» için haklı nedenlerin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine, şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesine göre haklı sebeple «limited şirketin feshi» istenildiğinde, mahkemece istem yerine, davacı ortağın «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
Dava, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davanın feshi istenilen şirket «tüzel kişiliğine» yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirketin feshi · limited şirket ortaklığı · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · tüzel kişilik · limited şirket · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki şirket ortaklığının çekilmez bir hal aldığı, güven ortamının yok olduğu, «şirketin feshi» için haklı nedenlerin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine, şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Özellikle, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi iki ortaklı «limited şirketlerde ortakların» davada taraf olması halinde, davanın şirkete karşı açıldığının ve davada şirketin de «temsil» edildiğinin kabulü gerekir.
Dava, «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davanın feshi istenilen şirket «tüzel kişiliğine» yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesine göre haklı sebeple «limited şirketin feshi» istenildiğinde, mahkemece istem yerine, davacı ortağın «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4297 E. 2016/1539 K.
Ortak:alternatif çözüm · şirketin feshi · fesih · kâr payı · ek tasfiye · Şirketin feshi ve tasfiyesi
İncelediğiniz kararda… irket dışına aktarıldığı veya tutanaklarda davacı yerine imza atıldığı gibi hususların ispatlanamadığı, ancak davalının kâr elde ettiğini, buna rağmen uzun süre kâr «payı» dağıtmadığı hususunun «ikrar» edildiği gibi bilançodan da anlaşıldığı, bu hususun davacı yönünden «haklı sebep» oluşturmakla birlikte tek başına «şirketin feshini» gerektirmediği, TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca alternatif olarak davacıya kâr «payının dağıtılması» yönünde bir çözüme başvurulabileceği gerekçesiyle «fesih» ve «tasfiye» talebinin reddine, dava tarihi itibariyle davalının elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül edecek miktarın kâr payı olarak ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, kâr eden şirketin 2000 yılından beri kâr «payı» dağıtmadığı, bu hususun davacı yönünden «haklı sebep» teşkil ettiği gerekçesiyle «fesih» ve «tasfiye» talebinin reddine, «alternatif çözüm» olarak davalının dava tarihi itibariyle elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül eden miktarın tahsiline karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca mahkemece, «fesih» istemi yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilecekse de Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre kâr «payının dağıtılmaması» TTK'nın 636/3. maddesi kapsamında «şirketin feshi» için haklı bir sebep olarak kabul edilemez.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, tarafların ortaklıktan çıkmak istemediklerini ve şirketle devam etmeyeceklerini belirttiği, «fesih» için haklı nedenlerin oluştuğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, «şirketin feshine», «tasfiye memuru atanmasına», diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirketin feshi» istemine ilişkin olup, Dairemizin ilamında karar tarihinden sonra yürürlüğe giren TTK'nın 573/1 maddesi uyarınca limited şirketlerin tek ortaklı olarak «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmelerinin mümkün hale geldiği, aynı Kanun'un 636/3. maddesi hükmüne göre haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece istem yerine davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözüme hükmedebileceğinin düzenlendiği, anı …
Oysa, 6102 Sayılı TTK'nın 636/3 maddesi, haklı sebeplerin varlığı halinde her ortak mahkemeden «şirketin feshini» isteyebilir, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözüme hükmedebilir hükmünü haiz olup, mahk …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirketin feshi · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · tüzel kişilik · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin feshi» istemine ilişkin olup, Dairemizin ilamında karar tarihinden sonra yürürlüğe giren TTK'nın 573/1 maddesi uyarınca limited şirketlerin tek ortaklı olarak «tüzel kişiliğini» ve ticari hayatlarını sürdürmelerinin mümkün hale geldiği, aynı Kanun'un 636/3. maddesi hükmüne göre haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece istem yerine davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözüme hükmedebileceğinin düzenlendiği, anı …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, tarafların ortaklıktan çıkmak istemediklerini ve şirketle devam etmeyeceklerini belirttiği, «fesih» için haklı nedenlerin oluştuğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, «şirketin feshine», «tasfiye memuru atanmasına», diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/3906 E. , 2015/10313 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KAYSERİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 16/01/2015
NUMARASI 2014/733-2015/28
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen16/01/2015 tarih ve 2014/733-2015/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette % 20 oranında pay sahibi olduğunu, şirketin A. K. ve E. Y. tarafından yönetildiğini, müdürlerin şirketi zarara uğratan ve kişisel çıkar sağlayan işlemlerinin bulunduğunu, müvekkilinin kuruluşundan bu yana hiç bir şekilde genel kurula çağrılmadığını, şirket işleriyle ilgili bilgilendirilmediğini, şirketin devamlı kâr ettiğini ama müvekkiline bundan pay verilmediğini, şirketin feshi ve tasfiyesi gündemli genel kurul talep edildiği halde sonuç alınamadığını, müdürlerin şirket hesaplarından kendilerine para çektiklerini, başka şirket çalışanlarının ücretlerini davalının ödediğini, rekabet etmeme yasağına da aykırı davranıldığını, ayrıca müdür A. K.'ın ortağı olduğu BKS […] Gmbh şirketine naylon faturalarla ve gerçeğe aykırı belgelerle para aktarıldığını ileri sürerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, davacının şirkete fiili ve ekonomik bir katkısının bulunmadığını, şirketle ilgili bilgi sahibi olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, şirketin açıklanan kârlarının sermaye artırımında kullanıldığını, bu nedenle davacının bir kaybının olmadığını, müdürlerin kendi menfaatlerine bir parayı şirketten çekmediklerini, gerçek ve adil bir çıkma payı ile davacının şirketten çıkabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, bilgi alma ve inceleme haklarının engellendiği yönündeki iddiasına ilişkin olarak öncelikle bu hususta gereken yasal yollara başvurmadığı, bilanço ve muhasebe kayıtlarına göre davalı şirketin ortaklardan alacaklar hesabında bir bakiyenin bulunmadığı, şirket mal varlıklarının şirket dışına aktarıldığı veya tutanaklarda davacı yerine imza atıldığı gibi hususların ispatlanamadığı, ancak davalının kâr elde ettiğini, buna rağmen uzun süre kâr payı dağıtmadığı hususunun ikrar edildiği gibi bilançodan da anlaşıldığı, bu hususun davacı yönünden haklı sebep oluşturmakla birlikte tek başına şirketin feshini gerektirmediği, TTK'nın 636/3.
maddesi uyarınca alternatif olarak davacıya kâr payının dağıtılması yönünde bir çözüme başvurulabileceği gerekçesiyle fesih ve tasfiye talebinin reddine, dava tarihi itibariyle davalının elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül edecek miktarın kâr payı olarak ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, haklı sebeplerin gerçekleştiğini iddia ederek davalı şirketin fesih ve tasfiyesini istemiş, bilirkişi raporunun alınmasının ardından ise fesih ve tasfiye olmazsa bilirkişinin belirlediği kârdan davacının payına düşenin ödenmesini talep etmiştir. Mahkemece, kâr eden şirketin 2000 yılından beri kâr payı dağıtmadığı, bu hususun davacı yönünden haklı sebep teşkil ettiği gerekçesiyle fesih ve tasfiye talebinin reddine, alternatif çözüm olarak davalının dava tarihi itibariyle elde ettiği kârdan davacının hissesine tekabül eden miktarın tahsiline karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca mahkemece, fesih istemi yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilecekse de Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre kâr payının dağıtılmaması TTK'nın 636/3.
maddesi kapsamında şirketin feshi için haklı bir sebep olarak kabul edilemez. Mahkemece bu husus nazara alınmaksızın kâr payı dağıtılmamasının davacı yönünden haklı sebep teşkil edeceği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/127432900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz