Sözleşme serbestisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6897 E. 2025/4677 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşme serbestisi↗ yetki belgesi↗ tanık beyanı↗ özen yükümlülüğü↗ rekabet yasağı↗ hırsızlık↗ acente↗ sigorta sözleşmesi↗ acentelik↗ ek prim↗ hizmet sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ yetki↗ taahhütname↗ haksız rekabet↗ temsil↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/464 E., 2022/451 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'da yaklaşık 20 yıldan beri sigortacılık faaliyetinde bulunduğunu, davalı ...'ın müvekkili şirkette 13 yıl boyunca satış pazarlama elemanı olarak çalıştığını, 02.07.2019 tarihinde işten ayrıldığını, diğer davalı ...'nun ise yaklaşık 2 yıl boyunca sigorta teknik elemanı olarak çalıştığını, her iki davalının da poliçe satışı yaptığını, müvekkilinin hizmet sözleşmesiyle çalışan her iki davalı ile de iş akdinin başlangıcında yaptığı iş sözleşmesinin yanı sıra gizlilik taahhütnamesi de düzenlemek suretiyle haksız rekabeti engelleyerek şirketin her türlü kişisel verilerini ve ticari sırlarını koruma amacı güttüğünü, davalılardan ...'nun iş akdinin 20.09.2018 tarihinde sona ermesinden sonra davalı şirketin ... acentesinde müdür olarak çalışmaya başladığını, diğer davalı ...'ın iş akdinin 28.06.2019 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin müşteri bilgilerine sahip olan davalıların, işten ayrıldıktan sonra müvekkili şirketin müşterilerini kaydırmak suretiyle portföy hırsızlığı yaptığını ve götürmüş olduğu portföyden yıllar itibariyle elde edilecek primler düşünüldüğünde işvereni önemli ölçüde zarara uğrattığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline ve bu kapsamdaki eylemlerinin menine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, kendisine başvuran şahıslardan yetki belgesi alarak işlem tesis ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, eldeki davada husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılardan ...'ın davalı şirkette çalışmadığı, davacı ile iş akdini haklı nedenle fesh ettiğinin iş mahkemesi kararı ile sabit olduğu, diğer davalı ...'nun davacı şirkette iki yıl süre ile çalıştığı, davalı ...'nun davacının müşteri porföy bilgisine sahip olduğuna dair delil sunulamadığı, her ne kadar davacının portföyünde yer alan müşterisinin, davalı eski çalışanlarının işten ayrıldıktan sonra davalı ...'nun davalı sigorta şirketinde acente müdürü olarak çalışmaya başlamasının akabinde davalı şirketten poliçe almaya başladıkları görülmekte ise de serbest piyasa koşullarında hiç bir müşterinin bir satıcının ya da çalışanın 'tapulu malı' olmadığı, bu noktada sözleşme yapmak istediği şirketi özgür iradesiyle belirlediği, müşterilerin serbest piyasa koşullarında kendisiyle hangi sözleşme şartlarının daha uygun olacağını gözeterek o şirketle sözleşme akdettiği ve akdedeceği, müşteri sadakatinin de yıllar yılı alınacak hizmet ve memnuniyet oranında oluşacağı, dolayısıyla davalı şirketle yapılan sözleşmelerin müşterilerin özgür iradesi ile kendileri için en uygun olan sözleşme şartlarını seçmeleri sonucu sözleşme serbestisi ilkesine göre sigorta şirketi ile sözleşme imzalamalarının rekabet yasağı kapsamında olmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 443 kişilik müşteri porföyünün rakip firmaya haksız rekabet kapsamında kaydırılıp kaydırılmadığının somut olay bazında kesin olarak belirlenmesinin mevcut delil kapsamında mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda, davalılardan ... ve ...'nun iddia konusu olayla illiyet bağını ve maddi menfaatini ispatlar bir delile rastlanmadığı, davalılardan ...'ın davalı şirkette çalışmadığı gibi, davacı ile iş akdini haklı nedenle fesh ettiğinin istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen iş mahkemesi kararı ile sabit olduğu, diğer davalı ...'nun davacı şirkette iki yıl süre ile çalıştığı, davalı ...'nun davacının müşteri porföy bilgisine sahip olduğuna dair delil sunulamadığı, her ne kadar davacının portföyünde yer alan müşterisinin, davalı eski çalışanlarının işten ayrıldıktan sonra davalı ...'nun diğer davalı sigorta şirketinde acente müdürü olarak çalışmaya başlamasının akabinde davalı şirketten poliçe almaya başlamaları görülmekte ise de davalı şirketle yapılan sözleşmelerin, sözleşme serbestisi çerçevesinde imzalanmasının rekabet yasağı kapsamında olmadığı, dinlenen tanık beyanlarına göre de müşterilerin kendi iradeleri ile davalı şirkete sigorta sözleşmeleri yaptırdıklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı nezdinde çalışan ve müşteri bilgisine sahip oldukları ileri sürülen ... ve ...'nun davacı şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirket nezdinde çalışıp çalışmadıkları ile iş birliği içine girip girmedikleri, buradan varılacak sonuca göre davacının 443 müşterisinin poliçesinin davalılardan ... tarafından davalı şirket adına ve hesabına düzenlenip düzenlenmediği ve bunların haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat taleplerine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. maddesi, "Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" düzenlemesini havi olup, bu maddeden sonra gelen 55. maddede ise haksız rekabet halleri örneklenerek sayılmış, 55/1-(a) hükmü uyarınca da dürüstlük kuralına aykırı davranışlar haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir.
Somut olayda, davalıların davacı nezdinde çalışmak iken bu şirketten ayrıldıktan sonra davalı ...'nun davalı şirket nezdinde çalışmaya başladığı, ...'ın ise davacı tarafça dosyaya sunulan tramer sorgu kaydında "Temsilci" şeklindeki ilişkisiyle davalı şirket ve diğer davalı ile işbirliği içinde hareket ettiği, bu şekilde davacının 443 müşterisinin davalı şirkete taşınarak poliçe düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu husus yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri kapsamında dürüstlük kuralına aykırı davranış olduğu gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396. maddesinde düzenlenen işçinin özen yükümlülüğüne de aykırıdır. Bu haller ise haksız rekabet oluşturan davranışlardır.
Hal böyle olunca davalı şirkete taşınan müşteri sayısı da dikkate alındığında, davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu gözetilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5315 E. 2013/4157 K.
Ortak:rekabet yasağı · acente · acentelik · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… sunulamadığı, her ne kadar davacının portföyünde yer alan müşterisinin, davalı eski çalışanlarının işten ayrıldıktan sonra davalı ...'nun davalı sigorta şirketinde «acente» müdürü olarak çalışmaya başlamasının akabinde davalı şirketten poliçe almaya başladıkları görülmekte ise de serbest piyasa koşullarında hiç bir müşterinin bir satıcının ya da çalışanın 'tapulu malı' olmadığı, bu noktada sözleşme yapmak istediği şirketi özgür iradesiyle belirlediği, müşterilerin serbest piyasa koşullarında kendisiyle hangi sözleşme şartlarının daha uygun olacağını gözeterek o şirketle sözleşme akdettiği ve akdedeceği, müşteri sadakatinin de yıllar yılı alınacak hizmet ve memnuniyet oranında oluşacağı, dolayısıyla davalı şirketle yapılan sözleşmelerin müşterilerin özgür iradesi ile kendileri için en uygun olan sözleşme şartlarını seçmeleri sonucu «sözleşme serbestisi» ilkesine göre sigorta şirketi ile sözleşme imzalamalarının «rekabet yasağı» kapsamında olmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 443 kişilik müşteri porföyünün rakip firmaya «haksız rekabet» kapsamında kaydırılıp kaydırılmadığının somut olay bazında «kesin» olarak belirlenmesinin mevcut delil kapsamında mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
… ağını ve maddi menfaatini ispatlar bir delile rastlanmadığı, davalılardan ...'ın davalı şirkette çalışmadığı gibi, davacı ile iş akdini haklı nedenle fesh ettiğinin «istinaf incelemesinden» geçerek kesinleşen iş mahkemesi kararı ile sabit olduğu, diğer davalı ...'nun davacı şirkette iki yıl süre ile çalıştığı, davalı ...'nun davacının müşteri porföy bilgisine sahip olduğuna dair delil sunulamadığı, her ne kadar davacının portföyünde yer alan müşterisinin, davalı eski çalışanlarının işten ayrıldıktan sonra davalı ...'nun diğer davalı sigorta şirketinde «acente» müdürü olarak çalışmaya başlamasının akabinde davalı şirketten poliçe almaya başlamaları görülmekte ise de davalı şirketle yapılan sözleşmelerin, «sözleşme serbestisi» çerçevesinde imzalanmasının «rekabet yasağı» kapsamında olmadığı, dinlenen «tanık beyanlarına» göre de müşterilerin kendi iradeleri ile davalı şirkete «sigorta sözleşmeleri» yaptırdıklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… n ayrıldığını, diğer davalı ...'nun ise yaklaşık 2 yıl boyunca sigorta teknik elemanı olarak çalıştığını, her iki davalının da poliçe satışı yaptığını, müvekkilinin «hizmet sözleşmesiyle» çalışan her iki davalı ile de iş akdinin başlangıcında yaptığı iş sözleşmesinin yanı sıra gizlilik «taahhütnamesi» de düzenlemek suretiyle «haksız rekabeti» engelleyerek şirketin her türlü kişisel verilerini ve ticari sırlarını koruma amacı güttüğünü, davalılardan ...'nun iş akdinin 20.09.2018 tarihinde sona ermesinden sonra davalı şirketin ... «acentesinde» müdür olarak çalışmaya başladığını, diğer davalı ...'ın iş akdinin 28.06.2019 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin müşteri bilgilerine sahip olan davalıların, işten ayrıldıktan sonra müvekkili şirketin müşterilerini kaydırmak suretiyle portföy «hırsızlığı» yaptığını ve götürmüş olduğu portföyden yıllar itibariyle elde edilecek «primler» düşünüldüğünde işvereni önemli ölçüde zarara uğrattığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline ve bu kapsamdaki eylemlerinin menine karar v …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı şirkette 12.01.2005 tarihinde ortak olarak yer aldığı, 11.05.2007 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile müdür olarak atandığı, TTK'nun 547. maddesi anlamında «rekabet yasağına» ilişkin delil bulunmadığı, yine davalı ... bir dönem davacı şirkette işçi olarak çalışmakla birlikte BK'nun 348. maddesi uyarınca rekabet etmeme borcuna ilişkin taraflar arasında bir sözleşmenin «ibraz» edilmediği, ayrıca TTK'un 56. maddesi gereğince «haksız rekabete» ilişkin olarak kanıt olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetten» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf, ...’ın 25 yıldır yanlarında çalıştığını, işten 2008 yılında ayrıldıktan sonra diğer davalı ...’ın «acentesinde» çalışmaya başladığını, bu tarihten sonra ise portföylerinde bulunan 1000‘e yakın müşterinin davalılardan poliçe tanzim ettirdiğini ileri sürmüş, mahkemece haksız rekabete ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece bilirkişilerden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, davacının «ibraz» ettiği poliçeler incelenerek, daha önceden davacı portföyünde bulunup ta davalı ...’ın işten ayrılması sonrası davalı diğer «acente» tarafından tanzim edilen poliçeler belirlenerek, bu durumun 6762 Sayılı TTK’nun 56 vd. maddeleri uyarınca «haksız rekabete» neden olup olmayacağı üzerinde durularak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararı · yenileme · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ...'ın davacı şirkette 12.01.2005 tarihinde ortak olarak yer aldığı, 11.05.2007 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile müdür olarak atandığı, TTK'nun 547. maddesi anlamında «rekabet yasağına» ilişkin delil bulunmadığı, yine davalı ... bir dönem davacı şirkette işçi olarak çalışmakla birlikte BK'nun 348. maddesi uyarınca rekabet etmeme borcuna ilişkin taraflar arasında bir sözleşmenin «ibraz» edilmediği, ayrıca TTK'un 56. maddesi gereğince «haksız rekabete» ilişkin olarak kanıt olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece bilirkişilerden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, davacının «ibraz» ettiği poliçeler incelenerek, daha önceden davacı portföyünde bulunup ta davalı ...’ın işten ayrılması sonrası davalı diğer «acente» tarafından tanzim edilen poliçeler belirlenerek, bu durumun 6762 Sayılı TTK’nun 56 vd. maddeleri uyarınca «haksız rekabete» neden olup olmayacağı üzerinde durularak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Oysa, davacı daha önceden kendisi tarafından tanzim edilipte, davalı ...’ın işten ayrılmasından sonra «acente» ... tarafından «yenilenen» poliçeler bulunduğunu delil listesinde belirtmiş ve buna ilişkin olarak bir klasör halinde kanıtlarını sunduğu, bilirkişi raporlarına itirazında da anılan poliçelerin incelenmesini talep ettiği halde, davacının bu ciddi itirazları üzerinde durulmadan hüküm kurulmuştur.
-
Haksız rekabet | Men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13511 E. 2010/5079 K.
Ortak:rekabet yasağı · acentelik · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… sunulamadığı, her ne kadar davacının portföyünde yer alan müşterisinin, davalı eski çalışanlarının işten ayrıldıktan sonra davalı ...'nun davalı sigorta şirketinde «acente» müdürü olarak çalışmaya başlamasının akabinde davalı şirketten poliçe almaya başladıkları görülmekte ise de serbest piyasa koşullarında hiç bir müşterinin bir satıcının ya da çalışanın 'tapulu malı' olmadığı, bu noktada sözleşme yapmak istediği şirketi özgür iradesiyle belirlediği, müşterilerin serbest piyasa koşullarında kendisiyle hangi sözleşme şartlarının daha uygun olacağını gözeterek o şirketle sözleşme akdettiği ve akdedeceği, müşteri sadakatinin de yıllar yılı alınacak hizmet ve memnuniyet oranında oluşacağı, dolayısıyla davalı şirketle yapılan sözleşmelerin müşterilerin özgür iradesi ile kendileri için en uygun olan sözleşme şartlarını seçmeleri sonucu «sözleşme serbestisi» ilkesine göre sigorta şirketi ile sözleşme imzalamalarının «rekabet yasağı» kapsamında olmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 443 kişilik müşteri porföyünün rakip firmaya «haksız rekabet» kapsamında kaydırılıp kaydırılmadığının somut olay bazında «kesin» olarak belirlenmesinin mevcut delil kapsamında mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
… n ayrıldığını, diğer davalı ...'nun ise yaklaşık 2 yıl boyunca sigorta teknik elemanı olarak çalıştığını, her iki davalının da poliçe satışı yaptığını, müvekkilinin «hizmet sözleşmesiyle» çalışan her iki davalı ile de iş akdinin başlangıcında yaptığı iş sözleşmesinin yanı sıra gizlilik «taahhütnamesi» de düzenlemek suretiyle «haksız rekabeti» engelleyerek şirketin her türlü kişisel verilerini ve ticari sırlarını koruma amacı güttüğünü, davalılardan ...'nun iş akdinin 20.09.2018 tarihinde sona ermesinden sonra davalı şirketin ... «acentesinde» müdür olarak çalışmaya başladığını, diğer davalı ...'ın iş akdinin 28.06.2019 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin müşteri bilgilerine sahip olan davalıların, işten ayrıldıktan sonra müvekkili şirketin müşterilerini kaydırmak suretiyle portföy «hırsızlığı» yaptığını ve götürmüş olduğu portföyden yıllar itibariyle elde edilecek «primler» düşünüldüğünde işvereni önemli ölçüde zarara uğrattığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline ve bu kapsamdaki eylemlerinin menine karar v …
… ağını ve maddi menfaatini ispatlar bir delile rastlanmadığı, davalılardan ...'ın davalı şirkette çalışmadığı gibi, davacı ile iş akdini haklı nedenle fesh ettiğinin «istinaf incelemesinden» geçerek kesinleşen iş mahkemesi kararı ile sabit olduğu, diğer davalı ...'nun davacı şirkette iki yıl süre ile çalıştığı, davalı ...'nun davacının müşteri porföy bilgisine sahip olduğuna dair delil sunulamadığı, her ne kadar davacının portföyünde yer alan müşterisinin, davalı eski çalışanlarının işten ayrıldıktan sonra davalı ...'nun diğer davalı sigorta şirketinde «acente» müdürü olarak çalışmaya başlamasının akabinde davalı şirketten poliçe almaya başlamaları görülmekte ise de davalı şirketle yapılan sözleşmelerin, «sözleşme serbestisi» çerçevesinde imzalanmasının «rekabet yasağı» kapsamında olmadığı, dinlenen «tanık beyanlarına» göre de müşterilerin kendi iradeleri ile davalı şirkete «sigorta sözleşmeleri» yaptırdıklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaDavalı gerçek kişilerin, davacı şirkete çalıştıkları, «rekabet yasağına» ilişkin «ibraz» edilen sözleşmeleri imzaladıkları ve işten ayrıldıktan hemen sonra davalı şirketi kurdukları, bu şirketin de «sigorta acenteliği» yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacı taraf, davalı gerçek kişilerin müvekkili şirkette önceden çalıştıklarını, «rekabet yasağı» ve portföy muhafaza etme sözleşmesini imzaladıklarını, işten hemen ayrılmaları sonrası aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurduklarını, müvekkilinin müşteri çevresinin ele geçirildiğini, ticari sırlarının kullanıldığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların «haksız rekabette» bulunduklarının, maddi ve manevi zarara neden olduklarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acenteliği · sözleşmenin ihlali · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaDavalı gerçek kişilerin, davacı şirkete çalıştıkları, «rekabet yasağına» ilişkin «ibraz» edilen sözleşmeleri imzaladıkları ve işten ayrıldıktan hemen sonra davalı şirketi kurdukları, bu şirketin de «sigorta acenteliği» yaptığı anlaşılmaktadır.
Dosyaya davalı gerçek kişiler ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme örneklerini «ibraz» etmiştir.
Davacı vekili, taraflar arasındaki rekabet yapma «sözleşmesinin ihlal» edilerek davalıların «haksız rekabette» bulunduklarını ileri sürmüştür.
Bu durum karşısında, davacı ile davalı gerçek kişiler arasında yapılan sözleşmeler dikkate alınıp, bu sözleşmelerin BK.nun 48 nci maddesi uyarınca geçerli olup olmadığı değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6897 E. , 2025/4677 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1549 Esas, 2024/1568 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/464 E., 2022/451 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'da yaklaşık 20 yıldan beri sigortacılık faaliyetinde bulunduğunu, davalı ...'ın müvekkili şirkette 13 yıl boyunca satış pazarlama elemanı olarak çalıştığını, 02.07.2019 tarihinde işten ayrıldığını, diğer davalı ...'nun ise yaklaşık 2 yıl boyunca sigorta teknik elemanı olarak çalıştığını, her iki davalının da poliçe satışı yaptığını, müvekkilinin hizmet sözleşmesiyle çalışan her iki davalı ile de iş akdinin başlangıcında yaptığı iş sözleşmesinin yanı sıra gizlilik taahhütnamesi de düzenlemek suretiyle haksız rekabeti engelleyerek şirketin her türlü kişisel verilerini ve ticari sırlarını koruma amacı güttüğünü, davalılardan ...'nun iş akdinin 20.09.2018 tarihinde sona ermesinden sonra davalı şirketin ...
acentesinde müdür olarak çalışmaya başladığını, diğer davalı ...'ın iş akdinin 28.06.2019 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin müşteri bilgilerine sahip olan davalıların, işten ayrıldıktan sonra müvekkili şirketin müşterilerini kaydırmak suretiyle portföy hırsızlığı yaptığını ve götürmüş olduğu portföyden yıllar itibariyle elde edilecek primler düşünüldüğünde işvereni önemli ölçüde zarara uğrattığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline ve bu kapsamdaki eylemlerinin menine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, kendisine başvuran şahıslardan yetki belgesi alarak işlem tesis ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, eldeki davada husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılardan ...'ın davalı şirkette çalışmadığı, davacı ile iş akdini haklı nedenle fesh ettiğinin iş mahkemesi kararı ile sabit olduğu, diğer davalı ...'nun davacı şirkette iki yıl süre ile çalıştığı, davalı ...'nun davacının müşteri porföy bilgisine sahip olduğuna dair delil sunulamadığı, her ne kadar davacının portföyünde yer alan müşterisinin, davalı eski çalışanlarının işten ayrıldıktan sonra davalı ...'nun davalı sigorta şirketinde acente müdürü olarak çalışmaya başlamasının akabinde davalı şirketten poliçe almaya başladıkları görülmekte ise de serbest piyasa koşullarında hiç bir müşterinin bir satıcının ya da çalışanın 'tapulu malı' olmadığı, bu noktada sözleşme yapmak istediği şirketi özgür iradesiyle belirlediği, müşterilerin serbest piyasa koşullarında kendisiyle hangi sözleşme şartlarının daha uygun olacağını gözeterek o şirketle sözleşme akdettiği ve akdedeceği, müşteri sadakatinin de yıllar yılı alınacak hizmet ve memnuniyet oranında oluşacağı, dolayısıyla davalı şirketle yapılan sözleşmelerin müşterilerin özgür iradesi ile kendileri için en uygun olan sözleşme şartlarını seçmeleri sonucu sözleşme serbestisi ilkesine göre sigorta şirketi ile sözleşme imzalamalarının rekabet yasağı kapsamında olmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 443 kişilik müşteri porföyünün rakip firmaya haksız rekabet kapsamında kaydırılıp kaydırılmadığının somut olay bazında kesin olarak belirlenmesinin mevcut delil kapsamında mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda, davalılardan ... ve ...'nun iddia konusu olayla illiyet bağını ve maddi menfaatini ispatlar bir delile rastlanmadığı, davalılardan ...'ın davalı şirkette çalışmadığı gibi, davacı ile iş akdini haklı nedenle fesh ettiğinin istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen iş mahkemesi kararı ile sabit olduğu, diğer davalı ...'nun davacı şirkette iki yıl süre ile çalıştığı, davalı ...'nun davacının müşteri porföy bilgisine sahip olduğuna dair delil sunulamadığı, her ne kadar davacının portföyünde yer alan müşterisinin, davalı eski çalışanlarının işten ayrıldıktan sonra davalı ...'nun diğer davalı sigorta şirketinde acente müdürü olarak çalışmaya başlamasının akabinde davalı şirketten poliçe almaya başlamaları görülmekte ise de davalı şirketle yapılan sözleşmelerin, sözleşme serbestisi çerçevesinde imzalanmasının rekabet yasağı kapsamında olmadığı, dinlenen tanık beyanlarına göre de müşterilerin kendi iradeleri ile davalı şirkete sigorta sözleşmeleri yaptırdıklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı nezdinde çalışan ve müşteri bilgisine sahip oldukları ileri sürülen ... ve ...'nun davacı şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirket nezdinde çalışıp çalışmadıkları ile iş birliği içine girip girmedikleri, buradan varılacak sonuca göre davacının 443 müşterisinin poliçesinin davalılardan ... tarafından davalı şirket adına ve hesabına düzenlenip düzenlenmediği ve bunların haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ve tazminat taleplerine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. maddesi, "Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" düzenlemesini havi olup, bu maddeden sonra gelen 55. maddede ise haksız rekabet halleri örneklenerek sayılmış, 55/1-(a) hükmü uyarınca da dürüstlük kuralına aykırı davranışlar haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir.
Somut olayda, davalıların davacı nezdinde çalışmak iken bu şirketten ayrıldıktan sonra davalı ...'nun davalı şirket nezdinde çalışmaya başladığı, ...'ın ise davacı tarafça dosyaya sunulan tramer sorgu kaydında "Temsilci" şeklindeki ilişkisiyle davalı şirket ve diğer davalı ile işbirliği içinde hareket ettiği, bu şekilde davacının 443 müşterisinin davalı şirkete taşınarak poliçe düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu husus yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri kapsamında dürüstlük kuralına aykırı davranış olduğu gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396. maddesinde düzenlenen işçinin özen yükümlülüğüne de aykırıdır. Bu haller ise haksız rekabet oluşturan davranışlardır.
Hal böyle olunca davalı şirkete taşınan müşteri sayısı da dikkate alındığında, davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu gözetilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1167733200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz