6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yöneticinin azli | Ortaklıktan çıkarma | Zararın tazmini | Temsil yetkisinin kaldırılması | Kayyum tayini

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/909 E. 2025/4537 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 630 temsil yetkisinin kaldırılması ortaklıktan çıkarma sıfat yokluğu azil ortaklıktan çıkarılma imza incelemesi ticaret sicili tescili malvarlığına ilişkin dava sermaye artırımı ortaklar kurulu kararı şirket zararı basiretli tacir usulden reddi limited şirket ticari defter ticaret sicili tacir yetkisizlik kararı dava sebebi cy/cy kaydı temsil e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 630

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve kardeşi olan davalının ... İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin %50'şer oranda hissedarları ve münferiden temsile yetkili olduklarını, davalının, müvekkilinin ısrarlarına rağmen müvekkiline hiçbir dönemde resmi olarak hesap vermediğini, hep şirketin kârda olduğunu, yatırım yapıldığını, şirket sermayesinin artırılması gerektiğini ifade ettiğini, müvekkilinin şirkete 750.000,00 TL civarında, davalının ise bu süreçte sadece 65.000,00 TL sermaye koyduğunu, tesislerin yapılmasında davalının parasal bir katkısı olmadığı gibi şirket öz sermayesinden de bir katkı sağlamadığını, davalının fiilen idaresinde olan şirketin hesap kayıtları ve defterleri ile bilançolarının tamamının sahte, düzmece ve hatalı bilgi ve belgelerle dayalı olarak hileli bir şekilde düzenlendiğini ileri sürerek davalının temsil yetkisinin kaldırılması ile şirkete kayyum tayin edilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; taraflar arasında Gürün Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturma yürütüldüğünü, ayrıca Gürün Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/211 E. ve 2013/210 E. ve 2013/29 D.İş dosyalarında uyuşmazlık bulunduğunu, davalının müdürlük görevini kötüye kullanan ve şirketin içini boşaltarak müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.500.000,00 TL zarardan şimdilik 100.000,00 TL'sinin tazminini, davalının şirkete sermaye olarak koyacağı borç miktarının tespitini, davalının müdürlük görevini kötüye kullanarak yaptığı borçlandırıcı işlemlerin tespitini, şirketin kurulduğu günden bu güne kadar olan faaliyet kârının belirlenmesini, şirketin aktif ve pasifleri ile borç ve borçlanacakları menkul, gayrimenkul malvarlıklarının değeri ile birlikte belirlenmesini, davalının sahte işlemler yaparak müdürlük görevini kötüye kullanmasından dolayı ortaklıktan çıkarılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; şirketin idaresinde davacının aktif olamamasının ana sebebinin ticaret sicilinin karmaşıklığından kaynaklığını, davacının şirkette müvekkili kadar aynı yetkilere sahip olduğunu, şirketin sermaye artırımının davacının kendi baskıları sonucunda gerçekleştiğini, resmi kayıtlarda davacının koyduğu sermayenin 400.000,00 TL, kendisinin koymuş olduğu sermayenin ise 350.000,00 TL olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; işbu davada ortaklıktan çıkarma davası olmasına karşın şirket yetkilisi tarafından açıldığını, bu sebeple davacı sıfatı yokluğu nedeni ile davanın esasına girilmeden usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların davacının ortak sıfatı ile ilgili değil, müdürlük görevi ile ilgili olduğundan ancak müdürlükten azil nedeni olabileceğini, davacı tarafça ayrıca müdürlükten azil davası da açıldığını, müvekkilinin davacı ile ortak olduğu şirkette tüm görevlerini basiretli bir tacir gibi yerine getirdiğini, davacı tarafın iddialarının ispatlar nitelikte hiç bir somut delil sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemece bozma ilamına uyularak davacının iddiaları doğrultusunda imza incelenmesi için rapor alındığı, buna göre imzaların davacının el ürünü olmadığının belirlendiği, davacı adı altında bulunan imzanın davacıya ait olmadığı anlaşılan 4, 5. 7. 8. 9. 10 11, 12, 15, 16, 25 no.lu kararlarla, dava dilekçesi ile karar defterinde yer alan ve içeriğine itiraz edilmeyen diğer kararlar karşılaştırıldığında, söz konusu kararlar ile diğer kararlar arasında içerik açısından çok önemli bir farklılık bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (TTK) 630. maddesi gereğince azil sebeplerinin oluşması için haklı sebebin bulunması gerektiği, davacının imzasını taşımayan kısımların, önceki raporlarda incelenen kararlardan farklı olmadığı, şöz konusu kararların şirket yönetimini doğrudan etkileyebilecek, şirketi zarara uğratacak nitelik taşımadığı, imza örneklerinin davacıya ait olmamasının tek başına müdürlükten azil sonucu doğurmayacağı gerekçesiyle davalının müdürlükten azli talebinin reddine, birleşen davada davacı, sermaye borcu için davalıya gönderilen paranın davalı tarafından kendi yararına kullanıldığı iddia edilerek bu meblağın davalıdan tahsilini talep etmiş ise de; alınan bilirkişi raporlarında davacı tarafından sermaye borcu için gönderildiği iddia edilen paraları kendi şahsi yararına kullandığına dair dava dosyası ve ekleri kapsamında somut bir bulguya rastlanılmadığı, ticari defterler ve diğer delillerin değerlendirilmesi sonucu da davalının iddia edilen parayı kendi yararına kullandığı konusunda bir emarenin olmadığı, davalının şirketi zarara uğrattığı ve bu zararın miktarı hususunda dosyaya davacı tarafça sunulmuş ispata kabil herhangi bir delilin de bulunmadığı gerekçesiyle davacının 100.000,00 TL alacağın iadesi talebinin karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava yöneticinin azli, birleşen dava ortaklıktan çıkarma, şirket ve ortak zararının tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Mahkemece Dairemizin 02.05.2016 tarih, 2015/9695 E. ve 2016/4941 K. sayılı bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen bozma nedenleri gereği gibi yerine getirilmemiştir. Mahkemenin 15.04.2015 tarih, 2013/210 E. ve 2015/43 K. sayılı kararında; asıl davada hükme esas alınan 17.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda, mahkemenin 21.01.2014 ve 02.04.2014 tarihli yazılarına cevaben gönderilen yazılarda Ticaret Siciline tescil edilen şirket kayıtlarının incelendiği, raporun 7. sayfasında davacının davalı hakkında beyanda bulunduğu suçlamaları ispatlaması gerektiği, davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerinin kötüye kullandığı yönünde bir tespitin bulunmadığı kanaatine binaen davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerini kötüye kullandığı yönünde bulguya rastlanmadığı gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce İlk Derece Mahkemesinin bu gerekçesine itibar edilmeyerek 2012 ve 2013 yıllarına ait ticari defterler ve belgeler incelenmek ve ortaklar kurulu kararlarındaki imzaların ve ayrıca davacının hangi imzaların kendisine ait olmadığı konusunda beyanı da alınmak suretiyle bu konuda da gerektiği takdirde inceleme yapılmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmuş olmasına rağmen mahkemece “..Türk Ticaret Kanunu madde 630 gereğince azil sebeplerinin oluşması için haklı sebebin bulunması gerekmekte olup,dosyamız kapsamında elde edilen ticari defterler ve kararlarda ki davacının imzasını taşımayan kısımların, önceki raporlarda incelenen kararlardan farklı olmadığı, söz konusu kararların şirket yönetimini doğrudan etkileyebilecek,şirketi zarara uğratacak nitelikte olmadığının belirtildiği, imza örneklerinin davacıya ait olmamasının tek başına müdürlükten azil sonucu doğurmayacağı” belirtilerek önceki gerekçe gibi karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Diğer taraftan birleşen davaya yönelik olarak Dairemizin bozma ilamında davacının sermaye borcundan dolayı gönderdiğini iddia ettiği para nedeniyle istediği alacak bakımından hiçbir gerekçeye yer verilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmesine rağmen yine Mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur. Oysa ki davacı tarafından banka kanalıyla gönderilen paraların defterlerde sabit olduğu, davalı cevap dilekçesinde de gönderilen bu paraların şirkete gönderildiğinin kabul edildiği ve bu paraların bir kısmının davacıya şirket hesabından verilen borç karşılığı olduğunu ancak davacının dekontun açıklama kısmına sermaye borcu olarak hileli kayıt düştüğü, bir kısım ödemelerin ise esasen şirket ödemeleri için gönderildiği ve şirket menfaatine harcandığını beyanı değerlendirilerek, davacının halen sermaye borcu olup olmadığı ve sermaye borcu kaydı düşülerek gönderilen paraların sermaye borcuna kullanılıp kullanılmadığı hususlarının araştırılması gerektiği halde Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda söz konusu paraların gönderildiğine ve davalının iddia edilen parayı kendi yararına kullandığı konusunda bir bilgi ve belge olmadığı, dosyada mevcut bilanço, gelir tablosu ve mizanlardan bu hususun tespit edilmesinin mümkün olmadığının tespit edilmiş olmasına göre davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yöneticinin azli | Ortaklıktan çıkarma | Zararın tazmini | Temsil yetkisinin kaldırılması | Kayyum tayini | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7534 E. 2023/6776 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirket Müdürünün Azli

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10145 E. 2014/15057 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Azil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/660 E. 2020/4192 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2025/909 E.  ,  2025/4537 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

SAYISI 2024/22 Esas, 2024/212Karar

ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA

HÜKÜM

Ret

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve kardeşi olan davalının ... İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin %50'şer oranda hissedarları ve münferiden temsile yetkili olduklarını, davalının, müvekkilinin ısrarlarına rağmen müvekkiline hiçbir dönemde resmi olarak hesap vermediğini, hep şirketin kârda olduğunu, yatırım yapıldığını, şirket sermayesinin artırılması gerektiğini ifade ettiğini, müvekkilinin şirkete 750.000,00 TL civarında, davalının ise bu süreçte sadece 65.000,00 TL sermaye koyduğunu, tesislerin yapılmasında davalının parasal bir katkısı olmadığı gibi şirket öz sermayesinden de bir katkı sağlamadığını, davalının fiilen idaresinde olan şirketin hesap kayıtları ve defterleri ile bilançolarının tamamının sahte, düzmece ve hatalı bilgi ve belgelerle dayalı olarak hileli bir şekilde düzenlendiğini ileri sürerek davalının temsil yetkisinin kaldırılması ile şirkete kayyum tayin edilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; taraflar arasında Gürün Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturma yürütüldüğünü, ayrıca Gürün Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/211 E. ve 2013/210 E. ve 2013/29 D.İş dosyalarında uyuşmazlık bulunduğunu, davalının müdürlük görevini kötüye kullanan ve şirketin içini boşaltarak müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.500.000,00 TL zarardan şimdilik 100.000,00 TL'sinin tazminini, davalının şirkete sermaye olarak koyacağı borç miktarının tespitini, davalının müdürlük görevini kötüye kullanarak yaptığı borçlandırıcı işlemlerin tespitini, şirketin kurulduğu günden bu güne kadar olan faaliyet kârının belirlenmesini, şirketin aktif ve pasifleri ile borç ve borçlanacakları menkul, gayrimenkul malvarlıklarının değeri ile birlikte belirlenmesini, davalının sahte işlemler yaparak müdürlük görevini kötüye kullanmasından dolayı ortaklıktan çıkarılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; şirketin idaresinde davacının aktif olamamasının ana sebebinin ticaret sicilinin karmaşıklığından kaynaklığını, davacının şirkette müvekkili kadar aynı yetkilere sahip olduğunu, şirketin sermaye artırımının davacının kendi baskıları sonucunda gerçekleştiğini, resmi kayıtlarda davacının koyduğu sermayenin 400.000,00 TL, kendisinin koymuş olduğu sermayenin ise 350.000,00 TL olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; işbu davada ortaklıktan çıkarma davası olmasına karşın şirket yetkilisi tarafından açıldığını, bu sebeple davacı sıfatı yokluğu nedeni ile davanın esasına girilmeden usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların davacının ortak sıfatı ile ilgili değil, müdürlük görevi ile ilgili olduğundan ancak müdürlükten azil nedeni olabileceğini, davacı tarafça ayrıca müdürlükten azil davası da açıldığını, müvekkilinin davacı ile ortak olduğu şirkette tüm görevlerini basiretli bir tacir gibi yerine getirdiğini, davacı tarafın iddialarının ispatlar nitelikte hiç bir somut delil sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemece bozma ilamına uyularak davacının iddiaları doğrultusunda imza incelenmesi için rapor alındığı, buna göre imzaların davacının el ürünü olmadığının belirlendiği, davacı adı altında bulunan imzanın davacıya ait olmadığı anlaşılan 4, 5.

7. 8.

9. 10 11, 12, 15, 16, 25 no.lu kararlarla, dava dilekçesi ile karar defterinde yer alan ve içeriğine itiraz edilmeyen diğer kararlar karşılaştırıldığında, söz konusu kararlar ile diğer kararlar arasında içerik açısından çok önemli bir farklılık bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (TTK) 630. maddesi gereğince azil sebeplerinin oluşması için haklı sebebin bulunması gerektiği, davacının imzasını taşımayan kısımların, önceki raporlarda incelenen kararlardan farklı olmadığı, şöz konusu kararların şirket yönetimini doğrudan etkileyebilecek, şirketi zarara uğratacak nitelik taşımadığı, imza örneklerinin davacıya ait olmamasının tek başına müdürlükten azil sonucu doğurmayacağı gerekçesiyle davalının müdürlükten azli talebinin reddine, birleşen davada davacı, sermaye borcu için davalıya gönderilen paranın davalı tarafından kendi yararına kullanıldığı iddia edilerek bu meblağın davalıdan tahsilini talep etmiş ise de;

alınan bilirkişi raporlarında davacı tarafından sermaye borcu için gönderildiği iddia edilen paraları kendi şahsi yararına kullandığına dair dava dosyası ve ekleri kapsamında somut bir bulguya rastlanılmadığı, ticari defterler ve diğer delillerin değerlendirilmesi sonucu da davalının iddia edilen parayı kendi yararına kullandığı konusunda bir emarenin olmadığı, davalının şirketi zarara uğrattığı ve bu zararın miktarı hususunda dosyaya davacı tarafça sunulmuş ispata kabil herhangi bir delilin de bulunmadığı gerekçesiyle davacının 100.000,00 TL alacağın iadesi talebinin karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava yöneticinin azli, birleşen dava ortaklıktan çıkarma, şirket ve ortak zararının tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Mahkemece Dairemizin 02.05.2016 tarih, 2015/9695 E. ve 2016/4941 K. sayılı bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen bozma nedenleri gereği gibi yerine getirilmemiştir. Mahkemenin 15.04.2015 tarih, 2013/210 E. ve 2015/43 K. sayılı kararında; asıl davada hükme esas alınan 17.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda, mahkemenin 21.01.2014 ve 02.04.2014 tarihli yazılarına cevaben gönderilen yazılarda Ticaret Siciline tescil edilen şirket kayıtlarının incelendiği, raporun 7. sayfasında davacının davalı hakkında beyanda bulunduğu suçlamaları ispatlaması gerektiği, davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerinin kötüye kullandığı yönünde bir tespitin bulunmadığı kanaatine binaen davalı şirket müdürünün müdürlük yetkilerini kötüye kullandığı yönünde bulguya rastlanmadığı gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemizce İlk Derece Mahkemesinin bu gerekçesine itibar edilmeyerek 2012 ve 2013 yıllarına ait ticari defterler ve belgeler incelenmek ve ortaklar kurulu kararlarındaki imzaların ve ayrıca davacının hangi imzaların kendisine ait olmadığı konusunda beyanı da alınmak suretiyle bu konuda da gerektiği takdirde inceleme yapılmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmuş olmasına rağmen mahkemece “..Türk Ticaret Kanunu madde 630 gereğince azil sebeplerinin oluşması için haklı sebebin bulunması gerekmekte olup,dosyamız kapsamında elde edilen ticari defterler ve kararlarda ki davacının imzasını taşımayan kısımların, önceki raporlarda incelenen kararlardan farklı olmadığı, söz konusu kararların şirket yönetimini doğrudan etkileyebilecek,şirketi zarara uğratacak nitelikte olmadığının belirtildiği, imza örneklerinin davacıya ait olmamasının tek başına müdürlükten azil sonucu doğurmayacağı” belirtilerek önceki gerekçe gibi karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Diğer taraftan birleşen davaya yönelik olarak Dairemizin bozma ilamında davacının sermaye borcundan dolayı gönderdiğini iddia ettiği para nedeniyle istediği alacak bakımından hiçbir gerekçeye yer verilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmesine rağmen yine Mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur. Oysa ki davacı tarafından banka kanalıyla gönderilen paraların defterlerde sabit olduğu, davalı cevap dilekçesinde de gönderilen bu paraların şirkete gönderildiğinin kabul edildiği ve bu paraların bir kısmının davacıya şirket hesabından verilen borç karşılığı olduğunu ancak davacının dekontun açıklama kısmına sermaye borcu olarak hileli kayıt düştüğü, bir kısım ödemelerin ise esasen şirket ödemeleri için gönderildiği ve şirket menfaatine harcandığını beyanı değerlendirilerek, davacının halen sermaye borcu olup olmadığı ve sermaye borcu kaydı düşülerek gönderilen paraların sermaye borcuna kullanılıp kullanılmadığı hususlarının araştırılması gerektiği halde Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda söz konusu paraların gönderildiğine ve davalının iddia edilen parayı kendi yararına kullandığı konusunda bir bilgi ve belge olmadığı, dosyada mevcut bilanço, gelir tablosu ve mizanlardan bu hususun tespit edilmesinin mümkün olmadığının tespit edilmiş olmasına göre davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

V.SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

İlk Derece Mahkemesi kararının Dairemiz bozma kararından sonra verdiği kararın somut uyuşmazlık çerçevesinde usul ve yasaya uygun olması nedeniyle onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma kararına muhalif kalmaktayız.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165515500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.